left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Çarşamba, 22 Kasım 2017
 
 
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
KAN DEĞİL BAHARLAR YAKIŞIR ANKARA’YA Yazdır E-posta
Yazar Can ŞENSES   
Pazartesi, 14 Mart 2016
       
 
Kahrımı   çok çekmiştir Ankara sokakları.Bazen onun sıkıcı,gri,kuralcı ve bürokrat suratlı haline ben tahammül ediyordum. Bazen  benim depresif adımlarımla arşınladığım cadde ve sokakları vasıtasıyla  isyanlarıma ses çıkarmayarak o.Kardeş kardeş geçiniyorduk.


Canım sıkkın olduğunda , kendimi çıkmazda hissettiğimde vururdum kendimi yola.Atatürk Bulvarı,Yüksel Caddesi,Sakarya.Hızlı adımlarımla,derin düşüncelere dalar, hayattan adeta intikam alırcasına caddelerden,sokaklardan tekrar tekrar geçerdim.Çocukluğumuzdaki kadar güzel gelmiyordu Kızılay.Malum rant ve çarpık kentleşme her şeyi kirletiyor ve sevimsizleştiriyordu.Ne bozulmadan kalıyordu ki.Yine buna rağmen sel gibi akan Kızılay kalabalığına karışmak bir terapidir söyleyeyim.İşsiz kaldığım zamanlar oldu,yaşamımın en sıkıntılı anlarını da yaşadım.Böyle anlarda otururdum banklara.Bakardım gökyüzüne,çevremde kalmış birkaç ağaca,hızla koşuşturan kalabalıklara.Çocukluğumu düşünürdüm,geleceğimi,ülkemi,kalbimi viran edenleri.Oturduğum yerlerden birisi de Güvenpark’tı.Dolmuş bekleyen,otobüs bekleyen Başkent halkı yoğun olurdu.Başka şehirde pek göremezsiniz.Ankaralı otobüs ve dolmuş kuyruğu beklerken sıraya girmesini bilir.Pek çok konuda eleştirin ama bu konuda çok başarılıdır. İşte Güvenpark’ta oturduğumda ağaçlara, gökyüzüne, kuşlara birde her biri farklı ama aslında aynı hayatı yaşayan ,  evine gitmek için şehir içi ulaşım araçlarında sırasını bekleyen insanları izlerdim. Dün bombalar patladığında bunları düşündüm.Ciğerime kadar yandım.Yakışmıyordu hiçbir kente kan ve gözyaşı.Ankara’ya hele hiç.

Artık benim gibi başka şehirlerde yaşayıp çocukluğu ve gençliği Ankara’da geçmiş kim varsa beni daha iyi anlar. Dün yakın zamandaki 3.büyük terör eylemini yaşadı başkent.Abd, Bop  kapsamında Ortadoğu’yu çıkarları  doğrultusunda dizayn etmeye çalışıp, Irak’ı parçaladığından beri bölgede sular durulmadı.İktidar partisi ve onu yöneten liderleri o zamandan itibaren bölgede dengeli sayılabilecek, Türkiye’yi ateş çemberine sokmadan en az hasarla çıkabileceğimiz bir dış politika izleyemedi.Irak’a asker gönderme kararını ve buna bağlı Başbakanlık tezkeresinin 1 Mart 2003 ‘de reddedilmesi dahi bölgedeki karışıklardan nemalanma isteklerini yok etmedi.O zaman Türk televizyonları,asker gönderme yanlısı kalemşörler gözlerimize baka baka, Abd bayrakları sallayarak saflarını çoktan belli etmişlerdi bile.Aslında uzun uzun anlatmaya gerek yok.Sonraki yaşananları daha net biliyoruz.Ülkemiz çözüm süreci adıyla girdiği dehlizden kanlı bir şekilde çıktı. O zamanlardan da barış ve demokrasinin bu şekilde gelmeyeceğini savunmuş ve Kürt siyasal hareketi,PKK ve AKP arasındaki karşılıklı top çevirme veya güreşteki el ense çekmeye benzer hareketlerle sonucun hüsran olacağını belirtmiştik.Keza gerçek demokrasiyi,insan haklarını,kardeşliği,eşitliği getirmek kapalı kapılar ardında değil gönülden isteyerek ve de dev bir irade göstererek olurdu.Sonra Suriye ‘de Irak ile benzer bir oyun oynandı.Suriye harap oldu.Hükümet Esad’ın devrilmesinden yana saf tuttu.Mülteci sorununu  en ağır biçimde yaşamaya başladık.Sınırlarımız kevgire döndü.Neo Osmanlıcılık hayaliyle gidilebilecek yol ileriye değil, geriye doğruydu.İŞİD gibi cani bir örgüt ortaya çıktı.Suriye Kürtleri silahlandı,güçlendi.PKK  savaş baltalarını yeniden çıkardı.Ortadoğu bataklığına doğru sürüklendiğimize dair iyi niyetli uyarılar dahi AKP yönetimi tarafından hiç umursanmadı.İç politik çıkarlar,güvenlik zafiyeti,komşularımızın her biriyle kavgalı bir tutum,terör örgütünün  birisine‘ ‘ Öfkeli bir grup genç  ‘ ‘diyebilme vurdumduymazlığı, bitmeyen Başkanlık tartışmaları Türkiye’yi freni boşalmış bir kamyon gibi bir çıkmaza doğru sürükledi.Güneydoğu’dan her gün asker cenazeleri gelmeye başladı.Sokağa çıkma yasakları,sivillerin de çatışmalarda ölmesi.Sur,Cizre,Silopi gibi yerlerin harabeye dönmesi acı bir bilanço ortaya çıkardı.Terör ülkemize ne yazık ki yine kötü  bir biçimde bulaşmıştı.Memleket Sur’dan,Silopi’den Ankara Kızılay’a kadar kan gölüne döndü.Terörün, savaşın her türlüsü ayrımsız reddedilmeliydi.Ama biz bunu dahi yapamıyorduk.Bazı saldırılara üzülüyor,bazılarına amalar,fakatlar buluyorduk.Ankara Tren Garı katliamında ölenlerle ilgili Ulusal maçta yapılan  saygı duruşu esnasında seyircilerin büyük çoğunluğu saygısızca yuhalıyor.Güneydoğu’da olan çatışmalarda neler olduğuyla ilgili üç maymunu oynuyor.Bölgeden gelen asker, polis cenazelerini kanıksıyorduk.Geldiğimiz nokta dışarıda Avrupa Birliği ile mültecilerle ve vizeyle ilgili Kayseri Pazarlığı;İçerde  terör,gözyaşı, acı  umutsuz ve tedirgin milyonlar.

Çok üzgünüz.  Örselenmiş bir halkız. ‘ ‘ Yurtta barış,Dünyada barış’’ lafı ne kadar anlamlı artık.Küreselleşen terörle mücadele bellidir.Alçak ve haysiyetsiz bir zamanda yaşıyoruz.Gözlerimize baka baka acıların üzerini örtüp yeni acılar ekliyorlar.Elbet bu kahpeliklerin hesabı bir gün sorulacaktır.Umut dolu cümleler kurmak çok ama çok zor.Ekmek kavgası  adalet ve insanlık kavgasıyla bir arada verildiğinde makbuldür.Hesaplar bu dünyada kapanmalıdır.

Kan yakışmıyor Ankara’ya.Memleketimin diğer topraklarına da.Ortak bir türkü tutturmayı becerdiğimizde yeniden.Omuz omuza olabildiğimizde,çoğalabildiğimizde  tek yürek.Bu alçakça saldırıları yapanlar,yaptıranlar kaçacak delik arayacaktır.Baharlar yakışır Ankara’ya.Kaç genç,kaç kadın,kaç adam,kaç güvercin öldü dün Güvenpark’ta? Yetmedi mi? Bitmedi mi? Eski bir Bulutsuzluk Özlemi şarkısı Pazar günkü katliam için yazılmış sanki.

                 Yürüyordum./Yürüyordum ay ışığında.Beynimde düşünceler/
                 Belki bir ezgi./Yarım kalır şarkı,bitmez bazen/Unutmadım./
                 Zaten unutmam ki./Çünkü hayat hafife alınamaz ki Ankara Sokaklarında.

                  Şarkısı ve ezgisi yarım kalan, hayatını yitirmiş tüm canlara.Kardeşliğe ve barışa.

                                                                      CAN ŞENSES



 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: KAN DEĞİL BAHARLAR YAKIŞIR ANK... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
Makaleler: 2757
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 31405805
Syndicate
 
left
Top! Top!
right