left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Monday, 06 February 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Bir Daha, Öcalan Nedir? Yazdır E-posta
Yazar Dr. Ali Kemal Özcan   
Monday, 19 September 2005

 İş İşten Geçmiş Olmadan 


Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve nüfusunun, hatta Ortadoğu’nun geleceği açısından Abdullah Öcalan’ın sosyolojik ifadesine girilmek istenmiyor. Ama istenmese de buraya gelinecektir. Mesele; Türkiye açısından, iş işten geçmiş olmadan gelmektir.

Bundan birkaç ay önce (13 Mayıs) bu sitede de yayınlanan bir “Herkese Açık Mektup”a şöyle başlamış;

“Amerika PKK yönetimine, Avrupa DEHAP’a, Türkiye Kürt’lere ‘Öcalan’dan uzak durun’ diyor. Hadi PKK yasadışı, DEHAP da yasadışının türevi örgüttür, sormak zordur. Peki Kürtlere sorulamaz mı ‘siz ne düşünüyorsunuz bu konuda’ diye?”


şöyle devam etmişik:

“Öcalan’ın ‘bölücü’ olarak, ‘terörist’ olarak, ‘katil’ olarak mevcut ve potansiyel ‘değer’inin ne olduğu etrafında, çatışmalarda evlatlarını yitiren ana-babaların, yitirilenlerin eş-çocuklarının oynanamayacak acılarına da elatılarak – vahşice kullanılarak – galiz küfürler eşliğinde tartışılıyor. Ama ‘bu ismin Türkiye Kürtleri içindeki sosyolojik değeri nedir’ diye sormaya girişilmiyor. Hele bu ‘tartışma’nın genel ahlak ölçülerinin dışına taşırılmasnda mahsur görülmeden yapılmakta olamasının Türkiye Kürtleri arasında ne kadar etnik bileme yaptığının merak edilmemesi, yaklaşan tehlikenin boyutunu daha içinden çıkılmaz hale getiriyor.”

Ve, “Türkiye’nin bölünmesinden çıkarı olmayan, bundan gerçekten korkan herkese” şöyle bir öneride bulunmuştuk:

“Antep, Adana, Mersin, Maraş, Sivas, Elazığ, Erzincan, Erzurum gibi nispeten ‘ara’ ileri ve diğer metropol kentleri bir kenara bırakarak; Urfa, Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Şırnak, Hakkari, Tunceli, Bingöl, Bitlis, Muş,Van, Ağrı, Kars gibi Kürt nüfusunun ezici ağırlıkta olduğu ilerde (ilçelerine de tasnif edilerek), her ilde bin olmak üzere 15 bin kişiyi kapsayan yalın bir anket düzenleyin. Sade, basit iki soru ile.

Birincisi: ‘sayın’ını bir tarafa bırakın, sorun:

• Abdullah Öcalan bir terörist-katil midir? Evet  Hayır 

İkincisi: herhangi bir isim anmayın, sorun:

• Sizce en büyük Kürt siyasi lider kimdir? ........................................................

Sorunun ilki şaşırtmayan, dolandırmasız bir kapalı-uçlu sorudur. Bir yalın referandum sorusudur, içinde Öcalan’ı ‘masum’ ima eden bir kelime yoktur. İkincisine ise, içinde hiç isim olmayan bir acık-uç sorusu deniyor sosyolojide. Cevaplara, İbrahim peygamberden Selahattin Eyyubi’ye, Ziya Gökalp’tan Mustafa Kemal’e kadar şans verir.”

Tehlike büyüyerek geliyor. Ve Öcalan üzerinden geliyor. Nedendir, söyleyelim:

Öcalan ve PKK’nin doğuşunu-gelişmesini konu alan doktora çalışmamın alan araştırmasının “alan”larını Diyarbakır, Mersin ve Ankara olarak seçtim. Deneklerimin yüzde doksanını da Diyarbakır’dan oldu. Veri taramasının temel sonuçlarından Öcalan’ı ilgilendireni şudur: Türkiye Kürtlerinin etnik mobilizasyonunda Öcalan karizmasının payı farkla öndedir. Bütün direkt, dolaylı sorularda bu sonuç kapanmaz bir farkla ilk sıradadır.

Sadece bu veri mi? Genelkurmay ve Emniyet istihbarat raporlarının “PKK’nın paravan örgütleri” dediği HEP’ten DEHAP’a yasal partileri Kürt coğrafyasının yüzde 7080’inde 1990 başlarından bu yana birinci partidir.

Peki, Mustafa Kemal, İzmit konuşmasında, “aydınlarımızın ve bilhassa bilim adamlarımızın en büyük günahı, namuslu olmamaktır. Milletin karşısında namuslu olmak, namuslu davranmak gerekir. Milleti aldatmayacağız!” demesinin anlamı nedir?. Peki, nerede hergün M. Kemal’le yatıp Atatürk’le kalkan “aydınlarımız ve bilhassa bilim adamlarımız”? Ey namuslu bilim adamları? Siz tümden yok musunuz?

Öcalan karizmasının etkisinin sebepleri nedir, nasıl böyle oldu? Elbette ayrı bir konu, iyice incelenmelidir. Ama ilk anda ve acil olarak, Öcalan’ın Türkiye Kürtleri arasındaki sosyolojik dinamik gücünü  yani mevcut durumu  tespit etmeye girişmeyen “aydın ve bilim adamlarımız”ın sorunu sadece namussuz olmak değil aynı zamanda vatan haini de olmalarıdır. Çünkü ortakvatanlaşmış Türkiye’yi tam bir kaosa ve tam bir paramparçaya götürecek gaflet ve delalet, ve hiyanet, Türkiye Kürtleri arasındaki, Öcalan ve örgütünün sosyolojik dinamik boyutunu bilimsel olarak tespit etmeye girişmeden karavanaya konuşmak, karavanadan Öcalan ve Örgütünün “bertaraf”ını istemektir. Gaflet, delalet ve hiyanet; karavanadan, Kürdistan coğrafyasının halka açık mekânlarında yemek yiyecek lokanta bulamayacak Elçi-Fırat-Burkay gibi “alternatif”ler arayarak Kürtlerin etnik onurlarını rencide emek, etnik kinlerini bilemektir. Çünkü Türkiye’yi herkesin altında kalacağı bir bölünmeye götürecek olan budur.

Ey Türkiye’nin okumuş-yazmış-çizmişleri! Ey “müneverlerimiz ve bilhassa alimlerimiz”! Neden en fazla birkaç haftayı alacak bir bilimsel araştırmayı yapmıyorsunuz? Neden ezbere atıp tutuyorsunuz? Neden milleti aldatıyorsunuz? Bu memleketle, bu toplumla oynamaktan korkmuyor musunuz? Dolarlı maaşlarınızın sefası sizin vicdanınızı, namusunuzu, izanınızı bukadar mı “keçe”leçtiriyor?

Bırakın bir gerçek bilgiye ulaşma namusunu, katliam ve işkence öneren bir profesöre bile ses çıkarmıyorsunuz. Ümit Özdağ adında bir “profesör” Mustafa Kemal’in ta 1923’te “Kürt Meselesi” diye adlandırdığı, çözümü için de “mahalli muhtariyet” (yerel özerklik) önerdiği soruna (İzmit Kasrı Mülâkatı) şöyle “çözüm” öneriyor:

Bu kapsamda Öcalan''ın idamı tekrar mümkün hale gelmeli. Örgüt üyeliği 20 sene hapis cezası ile cezalandırılmalı. Hapisten çıkan örgüt üyesi biyolojik olarak tükenmeli. Teröristlerin ölüleri devlet tarafından yok edilmeli, cenaze törenlerine kamu güvenliği gerekçesi ile izin verilmemeli. (italikler bize aittir)

(http://www.aktueldergi.com/index.php/modules.php?name=Kose_Yazilari&file=yazi_oku&sid=129)

Ey Türkiye insanları! Bu “çözüm”ün yanında “Kürt kebabı, lahmacunu yemeyin” diyenler çok masum kalmıyor mu? Nasıl profesör olduğunu hayret ötesinden seyrettiğim bu kişi, “Öcalan’ı idam edelim, örgütünün üyelerini de 20 sene hapisle biyolojik olarak  yani işkence ile  tüketelim, yani öldürmekten beter edelim. Bu arada, veya vurduğumuzda ölenleri de yok edelim, yani ya yakalım, ya parçalayıp et hammaddesi ihtiyacı olan fabrikalara verelim” diyor. Ürpermiyor musunuz? Bunun Türkiye’yi nereye götüreceğini bilmeyecek kadar aklınızı, izanınızı, vicdanınızı, herşeyinizi yitirdiniz mi?

Ümit Özdağ’ın devletin istihbarat birimlerinden aşırdığı bilgilerin istiflenmesiyle profesör olduğu biliniyor. Peki bu kişi, istihbarat birimlerinden, bunlar yapıldığında Türkiye’deki Kürt nüfusunu nasıl etkileyeceği, zaten sosyal patlama eşiğine gelmiş Kürt kitleleri üzerinde nasıl bir sosyo-psikolojik etki yapacağını da öğrenemez mi?

Peki ey namuslu “Cumhuriyet Savcıları”! Bu, Cumhuriyet’in temellerine tam bir kibrit suyu ile Türkiye’yi paramparça etme önerisi değil midir? Yani kelimenin tam anlamıyla bir Cumhuriyet düşmanlığı, tam bir gözükara bölücülük değil midir? Peki bu memlekette, cumhuriyeti korumakla görevli ve tam da Mustafa Kemal’in dediği anlamda bir namuslu Cumhuriyet Savcısı yok mu?

Ve peki bu bölücü ve katliam/işkence heveslisi “profesör doktor”un, Öcalan’ın İmralı’dan bağırarak-çağırarak yaptığı aşağıdaki tür uyarılarla dolu yüzlerce paragrafından haberi yok mu? Üstelik ününü “PKK terörü uzmanı”lığına borçlu biri:

“ABD, PKK’nin barışını değil kavgasını istiyor. ABD, PKK kartını elinden bırakmak istemez. PKK’nin sırtından Türkiye’yi, Suriye’yi, İran’ı tehdit ediyor. PKK’yi destekleyebilirim diyor. Ama ABD’nin PKK’ye bir desteği yok. Irak’la oynadı. Kimse ordusuna güvenmesin, Saddam’ın ordusu da dünyanın dördüncü ordusuydu. Diğerlerini de böyle bağlıyor. Bize de desteği yok. Bunlar PKK üzerinde kesin oynuyorlar, ben bu oyunları bitirelim diyorum. (...) ABD’nin beni buraya getirdigi açik. “PKK kalsin” diyorlar, üzerinden hesap yapiyorlar. Kritik zamani bekliyorlar. Halkayi yavaş yavaş sıkıştıracaklar. Türkiye ordusuna da çok fazla güvenmesin. Bu orduyu neye dönüştürecek, ABD bunu iyi bilir. PKK’yi destekleme degil, silah gibi tutacaklar. Türkiye’dekiler ne yapiyor, bilemiyorum. Bunu göremiyorlar mi? Kendileri de ABD’ye bu kadar mi bagli? Bunu göremiyorlarsa ikinci Sevr’i bekliyorlar demektir. Turkiye bunları benimle konusmuyor, ben mektuplar da gonderdim. Bizi çatıştıracaklar, ondan sonra katliam ilan edecekler. Aslında Türkiye’nin içine girdiği rota budur. Ya doğru anlayacaklar ya da hepsi bu oyuna alet olacaklar. Hepsi Kemalist’im diyor, Mustafa Kemal zeki ve onuruna düşkündü, bu oyunlara gelmezdi. Bunlar sahte Kemalist.” (Avukatlarla Götüşme Notları, 4 Mayıs 2005)

“Stratejik dost”umuz Amerika, silah ve ekonomok gücü ile dünyayı adeta kuçağında tutarken, istihbarat gücü ile de  merkezde Türkiye olmak üzere  Ortadoğu ile bu aralar özellikle oynamaktadır. Ama bütün bu güçlerinin altında bilimsel bilgi gücü vardır. Sadece silah ve ekonominin altında değil, istihbarat gücünün de altında bu var. CIA’da çalışan sadece sosyal ve doğa bilimcilerini biraraya getirseniz 10 adet ODTÜ veya Boğaziçi Üniversitesi açarsınız. Güneri cıvaoğlu gibi biri çıkıp 3 Ekim’i “PKK nin sonu” olarak ilan edebiliyor. Kimse “nasıl olacak bu beyim?” demiyor. Öteki ve benzerlerinin “PKK’nin desteği % 3 cıvarındadır” üzerine oturtulan “analiz”lerinden geçilmiyorken, kimse “PKK Marmarisi, Sinop’u, Canakkale’yi Türkiye’den koparacağından korkmadığına göre, peki PKK ve Öcalan’ın etkisi Kürt coğrafyasında % 3 mü” diye sormuyor. Bu tür karavana “bilgi”ler yeteri kadar anamızı ağlatmadı mı?


Ey köşe-tutmuşlar! Ey dolarlı maaşlarını çok sevenler! Milleti aldatmaktan vazgeçin ve bu hiyanetten dönün. Ve ey memleketini,vatanını, milletine sevenler! Siz de bu gaflet ve delaletten dönün. İş işten geçmiş olmadan..

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar
Bugün günümüz kosulunda mevcut sistemler bazi gercekleri kabul etmesede,kürt halkinin nezdinde kanitlanmistir.Fakat önemli olan bundan sonraki sürecte kürt halki önderlik ve mücadelesine hangi tarzda sahip cikacaktir.mevcut durumda gelecek fazla parlak görünmüyor.Asil bunun temel nedenleri sorgulanmalidir.Selamlar?
Gönderen ibrahim kaya on Tuesday, 12 September 2006 at 3:04


 1 
Sayfa 1 / 1 ( 1 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Bir Daha, Öcalan Nedir? ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1909
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 4790051
Syndicate
 
left
Top! Top!
right