left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Monday, 06 February 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Ne Kadar Çok Parti, O Kadar Az Çözüm ! Yazdır E-posta
Yazar Selim Renkliyıldırım   
Tuesday, 27 September 2005

Türkiye, istikrarlı iktidarlara sahip olamadığı için çağdaşlaşmayı ve özgürleşmeyi yıllardır başaramadı. Siyasi partiler var olan sorunları alt yapılarının baz alınması ve siyasi gerekçelere dayandırılarak çözümlenmesi yerine, yurtaşların hoşuna gidebilecek kalıcı değil, popülist yöntemlerle çözmeye çalışınca, sorunlar aşılması mümkün olmayan noktalara sıçramakla kalmayıp, üstüne yeni problemler eklemiştir.

Esasında eğitim seviyesinin yükseltilmesi, sınıf bilincinin de yükselmesine neden olur, ancak bu, çıkar ve sömürü kesimlerinin işine gelmez. Oligarşi, kadim dostu emperyelist efendilerinin sözünü dinler ve içten içe bir depolizitasyon süreci başlatır. Birde muhalefetin etkili toplumsal dinamikleri, Alevi-Kürt etnikleştirme defterlerini yeniden açarsa deymeyin keyiflerine olur.

İşte bu konaklardan biri ve en önemlisi olan 12 Eylül dönemi, Türkiye de uygulanan depolitizasyon ve neo-liberalizm taktikleri, zaten sahip olamadığımız, kavgayla-döğüşle kısmen kazanılmış demokratik hakları elimizden almakla kalmamış, toplumsal muhalefet önderlerini de birer-birer ayıklamıştır. Düzene uygun suya sabuna dokunmayan siyasi partiler sahiplarinin sesi olarak iktidarı ele geçirebilmişler, ‘finans-kapital’ in provakasyon partileri de yedekte tutulmuşlardır.

Günümüz Türkiyesi’nde ABD desteği ile işbaşında bulunan AKP bir kara bulut gibi üstümüze çökmekle kalmayıp, elde ve avuçta ne varsa haraç-mezat yabancı ortaklı vatan haini sermaye sahiplerine satmayı sürdürüyor ki, bu konu daha geniş ve önemle ele alınması gereken bir konudur. Vaziyetin sosyal yönüne bakıldığında ise, Derin devletle işbirliğine giren çeteler, mahalle-mahalle örgütlenmiş durumdalar. Aylak takımı dizilerinden veya gazete-televizyon soytarılarından vakit bulursa başını kaldırabilen ‘necip milletimiz’, Özel Harp Dairesi’nin tahriklerine kapılıp, linç provaları yapmaktadır. Ama kendi malı-kanı-canı olan kamu teşekkülleri satılırken oralı bile olmayıp, milliyetçiliği bayrak asmaktan ibaret sanmaktadırlar.

Durum böyleyken, son günlerde basından takip edebildiğimiz kadarıyla, Sol’da yeni oluşumlar aranmakta. Bunlardan birisi Celal Doğan’ın katılımıyla hareket decek bir DTH (Demokratik Toplum Hareketi) benzeri bir yapılanma, diğeri de, DİSK odaklanmalı bir diğer oluşum. Bunun ilk sinyallerini, geçtiğimiz günlerde 12 Eylül’ün yıldönümü dolayısıyla yapılması planlanan gösteriye katılmama gerekçelerini açıkladıkları bir deklarasyonla yapmışlardı. Hatırlarsak ne demişlerdi; ‘Kürt gruplarının içinde yer aldığı ortamlarda işbirlikçi pozisyonunda kalmak istemiyoruz.’ Buradan anlaşılan Cumhuriyet gazetesi markajlı, içinde ‘Türk Solu’ denen, provakasyon tayfasının bile içinde bulunabileceği bir yapılanma içinde olacakları. Yani sınıfsal açılımları yok.

Diğer yapılanma ise, şimdiden çok açık, Kemal Derviş destekçisi, Celal Doğan kliğini içine alacak, AB’ci, liberal,riyakar ‘kürt cenahı’. Bunlarında sınıfsal açılımları yok.

Söylemekten dilimizde tüy bitti, yol bitti, iz bitti. Hiç bir ideoloji, altı-üstü sınıfsala dayandırılmadıktan sonra boş kalır, bir-iki tekrar dan sonra söyleyecek söz kalmaz, işin içinden çıkılmaz, sorunlar aşılamaz, muhalefet örgütlenemez. Örgütlendiklerini zannetikleri yarını olmayan yavan kalabalıklardır.

Toplumsal barışın olmadığı yerde, toplumsal barış oluşturmak elbette zordur. Ancak amaç insanca yaşam koşullarını oluşturmaksa, barışın karşısında olanlara karşı birleşmek gerekir ve zorunludur. Bunu yaparken de, tek silahımız konuyu, sınıfsal iradeleri ortaya doğru koyarak yani ‘EMEK EKSENLİ BİR PROGRAM’ çerçevesinde ele alarak yola çıkmak olmalıdır.

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Ne Kadar Çok Parti, O Kadar Az Çözü... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1909
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 4790208
Syndicate
 
left
Top! Top!
right