left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow P - Z arrow Selim Renkliyıldırım arrow Avrupa Anayasası (Neo-Liberalizm) Sınıfta Kaldı
Thursday, 24 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Avrupa Anayasası (Neo-Liberalizm) Sınıfta Kaldı Yazdır E-posta
Yazar Selim Renkliyıldırım   
Wednesday, 08 June 2005

Fransa’da Avrupa anayasasının tabuta konmasından sonra Hollanda da yapılan referandum sonuçlarının açık farkla hayır çıkması, adeta Avrupa anayasasının cenaze merasimi oldu. Aslında her iki ülke açık farkla AB anayasasını reddettiyse de, Hollanda da ekonomik çöküntü, ve radikal İslam fobisinin öne çıktığı korkusu toplumu hayır oyu vermeye yöneltti. Fransa ve Hollanda da radikal uçları ‘Hayır’ oylarında buluşturan faktör tabii ki farklıydı.

AB komisyon başkanı Barroso, Dönem Başkanı Lüksemburg Başbakanı Juncker ortak yaptıkları basın açıklamasında, ‘AB artık insanların hayallerini süslemiyor, insanlar bugünkü haliyle Avrupa Birliğini sevmiyor.’ değerlendirmesini yaptılar. Hollanda’daki referandumda seçmenlerin Avrupa anayasasına verdikleri ‘hayır’ yanıtını manşetine taşıyan İngiliz Guardian gazetesi, başyazısında Avrupa anayasası için öldü ve gömüldü ifadesini kullandı.

Bizim boyalı basının gedikli ağaları Hasan Cemal ve Ertuğrul Özkök’ ün iki yazısı da dikkatimizi çekti. Her ikisi de Fransa solunu eleştiriyor sonrada Türk Solu arasında benzerlik kuruyor. Fransız solunun da ‘kızıl elmacı’ olduğu tezini ortaya atıp, bunların da Türk solu gibi ‘devletçi-milliyetçi’ eksenlerde hareket edip, maksatlarının sadece herhangi bir şeylere muhalif olmak olduğunu savunuyorlar. Oysa Avrupa Anti-Kapitalist Partiler Platformu’nun yapmış oldukları tartışma ve Avrupa anayasası hakkındaki eleştirilerini okusalar boş konuştuklarını anlayacaklar.

Evet, Avrupa solu olan bitenin farkında, İkinci Dünya savaşından bu yana ekonomik ve sosyal eşitsizliğin, hiç bu günkü boyutlardaki kadar büyümediğinin farkındalar. Daha fazla sosyal ve demokrat, barışçıl ve dayanışmacı bir Avrupa istiyorlar. Ama Ertuğrul Özkök ve Hasan Cemal niye bundan rahatsızlık duyuyor anlamak güç.

Bilindiği gibi Fransa’da hayırcı cephe, Jean-Marie Le Pen’in ırkçı-faşist partisi FN (Front National), Fransız Komünist Partisi ve Arlette Laguye’nin İşçi Partisi ve diğer Troçkist Partiler tarafından desteklendi. Bu extrem barikatların oluşması elbette ayrı ayrı nedenler taşıyor, ama referandumdan zaferle çıkılınca her kesim olayı kendi tarafına yontmaya başladı. Fransa da Faşist Le Pen cephesi olsun, Hollanda da Popülist politikalarıyla ünlü Sağcı partiler olsun hayır oylarının altyapılarını yabancı korkusuyla döşemişlerdi. Evet derlerse yabancıların özellikle de Türklere kapıların açılacağından korkuyorlardı.


‘Hayır’cı Sol partilerin ortak propagandası ise ‘AB’nin serbest Pazar ekonomisine hayır, özelleştirmelere geçit yok’ idi.

Biz sağ partilerin yabancı düşmanı hayırcı oylarını bir kenara bırakalım, çünkü bu ucuz yapay politikalar konuyu açığa çıkarmaz daha da derine iter ki, onların esas isteği zenginliklerini ve elit yapılarını paylaşmak istememeklerinden kaynaklanmaktadır.

Üstünde durulması gereken konu, Neo-Liberalizm’e hayır denmiş olmasıdır, Amerikan dayatması Pop kültüre hayır denmesidir, özellikle Fransa’da De-Gaulle’den beri gelen Amerikan karşıtı Milliyetçi tavrın hakim olmasıdır. Nasıl mı; Avrupa anayasasının dayattığı üniter yapılanmaya, biz ‘ulus devletiyiz’ denmiş olmasıdır.

Çünkü halkoylamasına sunulan Avrupa anayasası, vahşi kapitalizmin rekabet temeli üzerine oturtulmuştu. Yıllarca mücadelesi verilen kazanımlar, bir anda elden avuçtan uçup gidebilecekti. Sosyal devletin belkemiğini oluşturan Sosyal sigorta ve güvenlik sistemi, demir yolları veya posta gibi pek kar getirmeyen ama en ücra yerlere kadar hizmet götüren kamu kuruluşları, rekabetçi kapitalizme kurban edilebilecekti.

Daha da ilginci, bu anayasada, herkesin geldiği ülkede geçerli olan mevcut iş yasalarına göre çalıştırılması önerilmiş olması. Örneğin Romanya’dan gelen bir işçinin Almanya’da, Almanya yasalarına bağlı olarak değil de, kendi ülkesindeki şartlar altında çalıştırılacak olması gibi. Yani siz buna açıkçası, sömürünün yaygınlaştırılması da diyebilirsiniz.

Sağ parti yasaları veya daha genel anlamıyla, kapitalist düzen bu tür kuşatma ve saldırılarına devam ediyor elbette ama bu sırada gözden kaçmayan ilginç bir noktada, Evet’i savunmak için toplantılara katılan ‘Kızıl Danny’ nin artık solcular tarafından ‘Sarı Danny’ diye yuhalanması.

 

Sonuç olarak Avrupa’da yapılan referandum süreçleri ve sonuçları göstermiştir ki,

Avrupa işçi sınıfı, çok uzun yıllar boyu elde ettiği hakları bırakmak niyetinde değildir, özellikle Fransa işçi sınıfı, Paris komünü ve Bastille ayaklanmalarından gelen, bizdeki gibi tepeden inme olmayan, kendi alın teri ve ayaklanmaları sonucu kurduğu Burjuva demokrasisi ve onun sonucunda elde ettiği sosyal hakları teslim etme niyetinde değildir. Çünkü bu hak ve özgürlükler, siyasi ayaklanmalar sonucu kanla elde edilmiştir, bizdeki gibi orta çağ artığı – yarı feodal toprak ağalarından sanayiciler yaratılmamış, tıkanıklıklar politik arenada mücadeleyle aşılmıştır. Bu mücadeleler sonucu hakkedilen kazanımlar, Küresel kapitalizm’e geçit vermemiştir. Bize de düşen kısadan hisse çıkartmak olmalı, Amerikan icazetli gerici AKP hükümeti’nin peşine takılıp, Avrupa kapılarında dilenmek ve onun içinde Amerikan karakolu (istihbarat dairesi) olmak yerine, kendi ayaklarımız üzerinde durmayı, direnmeyi öğrenmek zorundayız ki bu konuda daha önce AB’de işsizlik adı altında bundan daha 5-6 ay önce bugünkü durumu gören bir makale yayınlamıştık. Zira son referandum sonuçlarına Amerikan hükümeti ellerini ovuşturmuştur çünkü kendisi karşısındaki en büyük karşıt güç dağılma sürecine girmiştir ve Avrupa Birliği içindeki hakim ülkeler mutlaka yeni bir kamplaşma arayışına doğru gideceklerdir.

Unutulmamalıdır ki, Avrupa’da fabrikalar kapanıp işsizlik rekor boyutlara erişmişken, Asya’da düşük ücretlerle de olsa özellikle Malezya, Çin, Hindistan gibi ülkelerde üretim süreçleri dinamizm kazanmaktadır.

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Avrupa Anayasası (Neo-Liberalizm) S... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right