|
AHMET AYTAÇ 01/09/2005 -- 13:17 Sayın Gürcan, İnternet aracılığıyla da olsa birkaç yazışmamız ve benim
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
u yönettiğim 12 Eylül 1980 Zindan hatıratlarım ve diğer e-mail gruplarından takip ettiğiniz bazı kırık dökük bölüm bölüm yayınladığım yazılar ile sizin yazdıklarınız birçok yerde kesişmekteler. Ayda yılda kullandığım bir e-mail ime gelen ulkuocaklı
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
da sitenizden alıntı yapılarak yayınlanan yazınızı okuyunca yorumlarınıza bakınca ideailst bir babanın idealist evlatları olarak Türkiyemizde yaşanan ve kamplaştırılan gençliğimizdeki oyunları objektif olarak yorumlamanızı can-ı gönülden kutlarım. Diğer yazılarınızı ve özel olarak yazıştığımız e-mektupları da grubumda yayınlamıştım. Şimdi gözüm yaşlı olarak, duygulanarak, içimde fırtınalar eserek sitenizi takip ettim ve dünkü bizim grupta yayınladığım 33 er in şehit olmaları ve kurtulanların hatıratları beni ne yalan söyleyim 12 Eylül Öncesindeki mücadele heyecanına itti. Yaşım 46 oldu ve sizin bahsettiğiniz liboşlaşan birçok eski Dev-Sol cu yazar çizer fikir üreten ve geçmişiyle hesaplaşanlar ile de tanıştım ve çok muhabbetlerimiz oldu. Ne yazık ki, bu vatanın yiğit samimi evlatlarının fikir bazında bazı ayrılıkları olsada kaderleri aynı ve sevdaları aynı. Kalıplaşmış dış kaynaklı üretilen ideolojileri bir kenara itersek fikir olarak Ülkücüler ile Devrimciler arasında ayrılık diye birşey kalmaz. O zamanlar Marksistler KAHROLSUN AMERİKA derken bizlerde diyorduk. Neden KAHROLSUN ÇİN KAHROLSUN RUSYA demedikleri için düşmanımın düşmanı dostumdur söylemlerine uymuş olmuştuk. Neredeyse Marksistlerin bizleri de kasıtlı olarak AMERİKAN UŞAĞI PİS FAŞİSTLER diye suçlamalarına isyan eder olduk ve bunlar papağan gibi aynı şeyi söylüyorlar biz Amerikaya karşıyız hala bunlar nakaratlarla devam ediyorlar diyor, neredeyse Amerika ya sempatik bakmaya başlamıştık. Bu karşı fikirlerin sabitleşmiş ve araştırmadan bizleri öyle göstermeleri neticesinde hasıl olmuştu. Zinadn da geçen yaklaşık on YILIM ve sürgünde geçen onBİR YILIM ve neticede hala kendimi 18 yaşındaki vefa duygusuyla avuturken fazla değil iki sene öncesine kadar biten cezam ve vatanıma dönmem ve orada gördüklerim ve altı hafta olan iznimi bitirmeden birden içimde hasıl olan bir duyguyla üç hafta içinde cezası kalmamış bir eski idealist olarak vatandan kaçarcasına yurdumdan uzaklaşmam...... Bunları anlatacak cesareti hala kendimde göremiyorum.... Geçmişi sorgulamadan geleceğe bakmak ahmaklıktan başka birşey değildir. Maalesef bazı kesimler geçmişi hala sorgulamaktan kaçmaktalar kimileri de geçmişi aman karıştırmayın diye, yeni senaryoların peşindeler. 12 Eylül öncesinde birbirimizi görsek elimizde ne silah varsa birbirimizi yok etmeye çalıştığımız fikir düşmanımız olarak görülen Avrupa da hala bazı kalıntılarının can çekişme gibi mücadelelerine şahit oldum ve bir gün Avrupa çapındaki yapmış oldukları bir toplantıya davet edildim. Gittim ve sıram gelince de konuştum... konuşmam gerekeni. Kendi Ülküdaşlarımdan görmediğim: Gardaş aç mısın, paran var mı? işin varmı? bir isteğin eksiğin varmı sorularını o toplantıda fikri düşmanımız olsa da : Gardaş biz anadolu insanıyız seninle Çanakkale E Tipi cezaevinde aynı karavanalardan yedik aynı kurnalardan su içtik aynı hamamda yıkandık aynı duvarlara şarkı söyledik aynı gökyüzüne Ahhh! çekerek baktık ve aynı kaderi paylaştık biz Anadolu insanıyız ve birbirimizin derdinden anlarız. İşin varmı, Paran var mı bunu zindanların verdiği çile dostluğuna say ve lütfen yardımcı olalım. sözleri beni derinden etkilemişti. Şükür mesleğim vardı ve kendime de yardım edeceğim yerlere verecek kadar üç kuruş ta artmaktaydı. Samimi olarak aynı kaderi paylaşmış aynı havaları teneffüs etmiş Anadolu insanı değil TÜRK İNSANI olarak birbirimize kenetlenmeli ve içimize ekilen kin tohumlarını kurutup, bizi bölmeye çalışan ister resmi ister eşkıya olsun TÜRK GİBİ onlara hadlerini bildirmemiz gerekiyor diyorum. Sizi kutluyorum mücadelenize devam ettiğinizden dolayı. Sevgiyle kalın. Ahmet AYTAÇ BELÇİKA |