left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Perşembe, 11 Mart 2010
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Gençlik Meclisi
Bize Ulaşın
Paşalar Sofrasında Genç Beden Erdal Eren Yazdır E-posta
Yazar Ömer Gürcan   
Pazartesi, 14 Aralık 2009

"27 Mayıs 1960 arkası yükselen devrimci gençlik dalgasını kırmak ve halkla buluşmasını önlemek için hakim sınıflar ve dış güçler Paşalarını bulmuşlardı. 21 MAYIS 1963 Ordu Gençliğinin isyanı arkasından Albay Talat Aydemir�i ve Binbaşı Fethi Gürcan�ı asan , 1568 Harbiyeliyi kurşunlatan ve yüzlerce genç subayı hapseden ve ordudan atan Sunay ,Tural,Tağmaç;Batur;Gürler paşalar olayları bitirme sevinçleri kursağında kalıyordu. Daha 5 sene geçmeden bu sefer daha güçlü olarak 1968 dalgası yükseldi.Sunay,Tağmaç,Gürler,Türün ,Batur Paşalar üç genci astılar yüzlercesini sokak aralarında dağlarda öldürdüler.Yine sevinemediler. 1978 Dalgası halkıyla daha bütünleşmiş olarak geldi.Paşalar yaşlanmıştı.Yerlerini yenileri aldı. Görevli Paşaların sadece ismi değişmişti. Kurtuluş Savaşına 300 Osmanlı paşasından sadece 6 Genç general katılmıştı.Halbuki Genç Subayların yüzde doksandokuzu halkının yanında almıştı.. İşte bu paşalar o soydan geliyorlardı. İşbirlikçi ve halkına düşman. 12 Eylül öncesi binleri bulan ve 12 Eylül sonrası onbinleri bulan öldürmeler bunlar bilinmeden anlaşılamaz inancındayım. Hakim sınıfların bekçisi Paşalar Gençliğin kanına doymuyorlardı. Genç kanı o köhnemiş bedenlerini diriltiyordu.Ana koynundaki kuzuyu yiyerek gençleşeceğini düşünen zengin takımının maşalarıydılar.. İşte aşağıdaki yazı Paşaların �Erdal EREN� adlı 17 yaşındaki gencin kanını içme törenini anlatmaktadır.Bu Törenin konukları "çağdaş ve demokrasi aşığı" siyasetçilerimiz,işveren kuruluşları , çağdaş gazetecilerimiz,yargı mensuplarımız ve çağdaş dünya ileri gelenleridir. Oturdukları yerden bu töreni izlemişlerdir.Paşalarca bu törenlerle konuklara Demokrasi armağan edilmiştir.Utanmazlıkları ,arsızlıklarıyla Evren Paşa'nın resepsiyonlarında yer alarak "demokrasi" geyik muabbeti yapmışlardır. �O SAFAĞIN ATLILARI, 12 Eylül İdamları� adlı çalışmasıyla Hayri ARGAV bu töreni tarihe geçirmiştir.Kendisine yürek dolusu sevgilerimi sunuyorum


M.G.K'NlN ERDAL ERENLE İLGİLİ OTURUMU

BAŞKAN: Orgeneral Kenan EVREN (Devlet Başkanı,

Genelkurmay ve Milli Güvenlik Konseyi Başkanı)

SEKRETER :Orgeneral Haydar SALTIK

ÜYELER:

Orgeneral Nurettin ERSİN (K.K.K. ve Milli Güvenlik Konseyi Üyesi)

Orgeneral Tahsin ŞAHİNKAYA (Hv.K.K ve Milli Güvenlik Konseyi Üyesi)

Orgeneral Sedat CELASUN (J.Gn. K. ve Milli Güvenlik Konseyi Üyesi)

Oramiral Nejat TÜMER (Dnz.K.K ve Milli Güvenlik Konseyi Üyesi)

- Erdal Eren hakkındaki ölüm cezasının yerine getirilmesine dair başkanlık tezkeresi ve


Adalet Komisyonu Raporu (3/25)

BAŞKAN- Gündemimizin 5 nci sırasındaki, Erdal Eren hakkındaki ölüm cezasının yerine getirilmesine dair Başbakanlık Tezkeresi ve Adalet Komisyonu raporu 79 sıra sayısı ile basılıp dağıtılmıştır.

Bu kanundaki Komisyon ve Bakanlık temsilcileri yerlerini aldılar.

Komisyonun hazırladığı bu tasarının tümü üzerinde görüşme açıyorum.

Söz isteyen sayın üye var mı?... Yok

Adalet Komisyonunun bir izahatı var mı efendim?

HAVA HAKİM KIDEMLİ ALBAY ZEKİ GÜNGÖR (Adalet Komisyonu Başkanı) - Sayın Başkanım, sayın üyeler; Başkanlıktan gelen 9 Aralık 1980 tarihli yazı ile ölüm cezasına hükümlü Erdal Eren'in bu ölüm cezasının yerine getirilmesi talep edilmiştir.

Komisyonumuz toplanmış, dava dosyasını celbetmiş, dava dosyası incelenmiş ve biraz sonra okunacak olan kanun metni hazırlanmıştır.

Eğer müsaade ederseniz kanun metni okunmadan önce, olay hakkında kısaca malumat arz etmek istiyorum.

30 Ocak 1980 günü saat 22.00 sıralarında Yukarı Ayrancı'nın Hoş-dere Caddesinde, Orta-Doğu öğrencilerinden Mehmet Sinan Soner isimli kişi, duvarlara sıkıyönetimi yeren sol içerikli yazılar yazdığı sırada, polis memuru tarafından görülmüş ve aralarında bir çatışma olmuştur. Bu çatışma sırasında Mehmet Sinan Soner yaralanmış, kaldırıldığı hastanede vefat etmiştir.

Halkın Kurtuluşu fraksiyonuna mensup olduğu anlaşılan bu öğrencinin ölümü üzerine, bu örgüt tarafından 2 Şubat 1980 günü aynı mevkide, olayın cereyan ettiği yerde, bir korsan miting düzenlenmesine karar verilmiştir. Aynı yerde korsan miting düzenlenmiş ve olaya yakınlığı itibariyle Çankaya inzibat Komutanlığı derhal bir timle, başlarında bir asteğmen olduğu halde olay mahalline gelmiştir. Kalabalık, slogan atmaya devam etmektedir. Bunu gören asteğmen araçtan inzibat erlerini indirmiş, kalabalığı dağıtmak ve bazı elebaşlarını da yakalamak istemiştir.

Elebaşlarından bir kısmı Reşat Nuri Sokağa doğru kaçmaya başlamıştır. Bunun Üzerine inzibat erleri bu koşanların peşine takılmıştır. Bunlar arasından Erdal Eren 8 numaralı apartmanın bahçesine girmiş ve tabancasını çıkararak 3-4 el ateş etmiştir. Bu ateş sırasında Zekeriye Önge isimli erimiz yaralanmış, kaldırıldığı hastanede maalesef ameliyata dahi almamadan vefat etmiştir.

Durumu gören tim komutanı ve inzibat erleri kesinlikle Erdal Eren'in ateş ettiği gördükleri cihetle, etrafına sarmışlar ve Erdal Eren bahçede bulunan kalasların arkasına gizlenmiştir. Yapılan ikaz üzerine ellerini havaya kaldırmış, teslim olmuştur. Üzerinde yapılan arama sonucunda, hiçbir silah bulunamamış ise de,inzibat erlerinin kesin ifadeler nedeniyle kalaslar arasında arama yapılmış ve kalaslar içinden 7.65 çapında Coska marka bir tabanca ele geçirilmiştir.Tabancanın yapılan kontrolünde namluda bir mermi, şarjörde de 2 mermi görülmüş ve yine yerde 7 adet mermi bulunan bir şarjör ele geçirilmiştir.Maktulun yapılan otopsisi sonunda vücudundan çıkarılan mermi ile bu tabancanın mermisi, sanığın kullandığı tabancanın mermisi, karşılaştırılmış, aynı olduğu tespit edilmiştir.

Sanık gerek soruşturma sırasındaki sorgusunda ve gerekse duruşma sırasındaki savunma ve müdafaasında suçunu itiraf etmiş; eri öldürmek kastı olmadığını, ancak paniğe kapılma sonucu ateş ettiğini bildirmiştir, ve kendi Halkın Kurtuluşu fraksiyonuna mensup olmakla beraber, örgüt içinde bulunmadığını bildirmiş, evinde yapılan aramada da sol içerikli bir hayli yayın ele geçirilmiştir.

Ankara Sıkıyönetim l Numaralı Askeri Mahkemesinde yargılanması yapılmış, ölüm cezasına mahkûm edilmiştir.

Askeri Yargıtay Daireler Kurulu takdiri tahfif sebebinin uygulamaması noktasından bozulması gerektiğinde ısrar etmişse de, Başsavcılık itiraz etmiş, Daireler Kurulu ise mahkemenin kararını yerinde bulmuş, ölüm cezasını onaylamıştır.

Buna dayanarak da dosya infaz için Konseye -gelmiştir. Bu nedenle kanun metni hazırlanmıştır.

Arz ederim.


BAŞKAN-Teşekkür ederim.

Bakanlık Temsilcisinin bir diyeceği var mı efendim?

N.YÜKSEL TALAYMAN (Adalet Bakanlığı Temsilcisi) -Yok efendim.

BAŞKAN - Tümü üzerinde başka söz almak isteyen sayın üye?. Yoktur.

Tümü üzerindeki görüşmeler bitmiştir.

Maddelere geçilmesini oylarınıza sunuyorum Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

EERDAL EREN Hakkındaki Ölüm Cezasının Yerine Getirilmesine Dair Kanun

MADDE 1. - Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 20 Kasım 1980 tarih ve 1980/11 Esas, 1980/111 Karar sayılı ilamıyla kesinleşen, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı l Numaralı Askeri Mahkemesinin, 19.3.1980 tarih, 1980/1292 Esas, 1980/83 Karar sayılı hükmü ile Türk Ceza Kanunun 450/9 maddesi uyarınca ölüm cezasına mahkûm edilmiş bulunan sicili, nüfusta Giresun İli, Şebinkarahisar Taş mahallesine 182, Cilt 4/B. Sayfa 10'da kayıtlı Ahmet oğlu, Benire Yadan'dan olma 25.9.1961 Şebinkarahisar doğumlu Erdal Eren hakkındaki ölüm cezası yerine getirilir.

BAŞKAN - l nci madde üzerinde söz almak isteyen var mı efendim?.

Yok

1nci madde üzerinde Komisyonun ve Hükümet temsilcisinin bir diyeceği var mı efendim? ..

Yok

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler.. Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okuyunuz.

MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - 2 nci madde üzerinde söz almak isteyen üye var mı efendim?..

Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir

3 ncü maddeyi okuyunuz.

MADDE 3. - Bu Kanunu Adalet Bakanı yürütür.

BAŞKAN - 3 ncü madde üzerinde söz almak isteyen üye?..

Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kanunun tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler.. Kabul edilmiştir.

Allah taksiratını affetsin.


ERDAL'IN SON MEKTUPLARI

"Sevgili annem, babam ve kardeşlerim;

Sizlere bugüne kadar pek sağlıklı mektup yazamadım. Ayrıca konuşma olanağımız ve görüşmemiz .de olmadı.- "Zaten dışarıdayken de birbirimizi anlayabilecek şekilde konuşmadık. (Bu konuda sizlere karşı büyük oranda hatalı davrandım. Ancak bunu size saygı duymadığım, bu nedenle böyle davrandığım şeklinde yorumlamamanızı .dilerim.) Bu nedenle sizlere anlatacağım, konuşacağım çok şeyler var. Ancak olanak yok. Düşüncelerimi bu mektupla anlatmaya çalışacağım. Şu anda ne durumda olacağınızı tahmin ediyorum. Ama çok açıklıkla söylüyorum ki benim moralim çok iyi ve ölümden de korkum yok. Çok büyük bir ihtimalle bu işin ölümle sonuçlanacağını çok iyi biliyorum. Buna rağmen korkuya, yılgınlığa, karamsarlığa kapılmıyorum ve devrimci olduğum, mücadeleye katıldığım için onur duyuyorum. Böyle düşünmem, böyle davranmam, halka ve devrime olan inancımdan gelmektedir, ölümden korkmadığımı söylemem, yaşamak istemediğim, yaşamaktan bıktığım şeklinde anlaşılmamalı Elbette ki hayatta olmayı .ve mücadele etmeyi arzularım. Ancak karşıma ölüm çıkmışsa, bundan korkmamam, cesaretle karşılamam gerekir.

Biliyorsunuz ki bu ceza işlediğim iddia edilen suçtan verilmedi, Asıl amaçlanan böyle bir olayla gözdağı vermek ve mücadeleyi engellemek hedefine dayalıdır. Bu nedenle sizin de bildiğiniz gibi, . kendi hukuk kurallarını çiğneyerek bu cezayı verdiler.

Cezaevinde yapılan (Neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı zulüm altında inletildik. O kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki,, bu günlerde yaşamak bir işkence hâline geldi, işte bu durumda ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bîr kurtuluş haline, geldi. Böyle bir durumda insanın intihar, ederek yaşamına son vermesi içten bile değildir. Ancak ben bu durumda irademi kutlanarak ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. Hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile. Sizlere bunları anlatmamın nedeni yaşamaktan bıktığım ya da meselenin önemini, ciddiyetini kavramadığım gibi yanlış bir düşünceye kapılmamanız içindir. Bütün bu yapılanlar, başımdan geçenler, kinimi binlerce kez artırdı ve mücadele azmimi körükledi. Halka ve devrime olan inancımı yok edemedi. Mücadeleyi sonuna kadar, en iyi bir şekilde yürütmek ve yükseltmekten başka bir amacım yoktur.


Mesele benim açımdan kısaca böyle. Ancak sizin açınızdan daha farklı, daha zor olduğunu biliyorum.

Anne, baba ve evlat arasındaki sevgi çok güçlüdür, kolay kolay kaybolmaz. Ve evlat acısının da sizin için ne derece etkili olacağını biliyorum. Ama ne kadar zor da olsa bu tür duygusal yönleri bir tarafa bırakmanızı istiyorum. Şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki, sizin binlerce evladınız var. Bunlardan daha niceleri katledilecek, yaşamlarını yitirecek ama yok olmayacaklar.Mücadele devam edecek ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar. Sizlerden istediğim bunu böyle bilmeniz, daha iyi kavramaya çaba göstermenizdir. Zavallı ve çaresiz biriymişim gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. Bu konuda ne kadar güçlü, ne kadar cesur olursanız, beni o kadar mutlu edersiniz. :

Hepinize özgür ve mutlu yaşam dilerim.

Devrimci Selamlar. Oğlunuz ERDAL


 

Sevgili Babam,

Bu mektubu senin mektubun elime geçmeden önce yazmıştım, ama göndermeye fırsat bulamadım. Ek olarak da bunları yazma ihtiyacı duydum.

Zannederim önce yazdığım kısımda mektubuna cevap bulacaksın.

Baba bu mektubu sizi teselli etmek için yazmadım. Yani sizi teselli için yalana başvurmadım, gerçekleri, düşüncelerimi yansıtmaya çalıştım, çünkü, böylesinin doğru olacağına inanıyorum.

Mektubunda bu acıya dayanamayacağını söylüyorsun. Ben nice dayanılmayacak acılara dayandığına tanık oldum. Kaldı ki sen güçlü, bir insansın. Kendini kapıp koy vermediğin sürece ve biraz da benim bakış açımla bakmaya çalışırsan böyle bir şey olmaz inancındaydım.

Bildiğiniz gibi benim değerli arkadaşım Necdet ve daha önce de Deniz'ler aynı şekilde katledildiler. Ama korkusuzca, cesurca, yaraşır ,bir şekilde ölmesini bildiler. Elbette ki böyle bir durum gene de kolay yenilmeyen acılar verir. Ancak bert böyle bir duruma üzülüp ağlamadım. Çünkü bu onların anısına saygısızlık olurdu. Yapılması gereken tek ve doğru şey, acımızı öfkeye dönüştürerek onların bıraktığı yerden yürütmektir. Siz de böyle davranırsanız benim gücüme güç katarsınız.

Babacığım, şunu da belirtmek isterim ki, sana ve inançlarına büyük saygı duyuyorum ve bu konudaki isteğinle yalnız ve yalnız benîm iyiliğimi istediğini biliyorum. Fakat benden böyle bir şey istemekle beni zor duruma sokuyorsun. Çünkü böyle bir inanca sahip değilim. Anlamaya çalışacağını ümit ediyorum. Durumun böyle olması, bizim çok farklı nitelikte insanlar olduğumuz anlamına gelmez. Çünkü biz birbirimize çok güçlü bağlarla bağlıyız. Birbirimizin parçası, "baba, oğul"uz.

Ellerinizden öper, hasretle kucaklarım.
Oğlun Erdal Eren

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar
Sn Omer Faruk Bey, 16 Aralik tarihli yorumunuzu bugun(04.02.2010) gordum ve hemen yanitliyorum.
Degerlendirmelerinize aynen katiliyorum. Canim Erdal Eren`le ilgili olarak yazdigim yorumdaki eksigimi kabul ediyor ve ozur diliyorum.
Kahraman Mehmetcigimiz Canim Zekeriya`yi da ayni sevgi,saygi ve yasla bagrima basiyor ve her ikisi icin de yaniyorum. O korkunc sahnede Zekeriya da gorevini yapiyordu, canla basla, olumune..Dogallikla sehidimizdir. Anisini hep yasatmaliyiz. Ama kaybettigimiz bu iki genc canin aci verici yitirilisi Turk vatanseverini dusundurmeli:
Azap verici bu her iki olumden,cinayetten, Turk toplumunu, ozellikle 1950`lerden bu yana bu duruma dusuren bizler sorumlu degil miyiz? Bizleri temsilen devlet kademelerine getirdigimiz o siyasiler, sozde devlet adamlari degil mi?
Bu iki Turk gencini biribirine ates edecek zemine kimler cekmis, kimler itmistir? Kardesi kardese kirdiracak ortami bize kimler bicmis, zemini kimlere hazirlattirmislardir?
Bunlari dusunmeliyiz.
Bizleri, simdi de birbirimize kirdiriyorlar, kirdiracaklar. Iran`la Irak`i kapistirdiklari ve aslinda kardes iki ulkenin yuzbinlerce insanini biribirlerine oldurttukleri, zenginliklerini yagmaladiklari,sonucta semayelerine sermayeler kattiklari gibi.
Bunu onleyebilmek icin SOZ`u ne zaman BIZLER, bizim genclerimiz alacak ve kurtulusu baska, yabanci ruzgarlarda degil,sadece Ataturk`te, sadece O`nun humanizmaci, aydinlanmaci devrimlerinde gorecekler?
Aslinda pek yakin iki arkadas, kardes olabilecek ve yasamin guzelliklerini mutluluklar icinde paylasabilecek Erdal ve Zekeriya biribirine nicin, neye hizmet ates edip, hic tanismadiklari, gorusmedikleri halde, yekdigerini oldurebilecek toplumsal, siyasal kosullarda canavarlastiriliyorlar? Bizler, kendi ellerimizle yarattigimiz anlamsizliklarla, haksizliklarla perisan ettigimiz bu acimasiz toplumsal yapimizi ne zaman degistirecegiz?
Erdallar`in Zekeriya`lara, Zekeriya`larin Erdal`lara kiymadigi, aksine biribirlerini sevgi ve kardeslikle kucakladigi paylasim toplumunu ne zaman yaratabilecegiz?
Gelin hep birlikte Zekeriya-Erdal Birliktekligi, kardesligi icin din, dinsiz, cins, irk farki gozetmeden toplum ve insan sevgilerinde birleserek girisimler, calismalar baslatalim; ozverilerimizle dernekler, vakiflar(Zekeriya-Erdal Vakfi?) kuralim. Turkiyemize, Cumhuriyet`imizin ilk ceyrek yili yasamindaki orneginde, gelecek umutlari kazandiralim.
Ulku Bassoy
Gönderen ULKU BASSOY on Perşembe, 04 Şubat 2010 at 8:32

Sayın Yorumcu Ülkü Başsoy,
Ömer Gürcan'ın yazısı için yaptığınız yorumu dikkatlice okudum. Sizinle aynı görüşteyim.Keşke inzibat eri Zekeriya Önge için öldürüldü yerine şehit oldu diyebilseydiniz.Keşke kaybının acılara neden olduğunu yazarken rahmetli Erdal Eren gibi onun da 19 veya 20 yaşlarında olabileceğini unutmasaydınız, anasına ve babasına mektup yazabilecek fırsatı dahi bulamadığından söz etseydiniz, yorumunuzun altına imzamı atabilirdim. Eksiğinizi tamamlamak için ben de Şehit Zekeriya'nın ailesini öyle bir oğula sahip oldukları için kutluyor ve acılarını paylaşıyorum. Genç yaşlarında kaybettiğimiz vatanımızın evladı her iki gencin ve isimlerini burada saymadığımız yüzlercesinin perde arkası gerçek katillerinin yazıda bahsedilenlerden farklı olduğuna inancım ülkemizin başına örülen çorapları izledikçe her geçen gün daha da çok pekişiyor.
Ömer Faruk
Gönderen Ömer Faruk on Çarşamba, 16 Aralık 2009 at 1:40

19 Yasindaki Erdal Eren'in yasam oykusunden bir bolumunu uzuntu ve utanc icinde okudum.
İnsanligimdan, Erdal Eren'den, ailesinden Turklugumden utandim.Yuregim daglandi.Nasil bu denli mantiksiz, bu denli zalim ve acimasiz olabiliyoruz? Annesine, babasina ve kardeslerine yazdigi mektuplar, Erdal Eren'in, kendisini idama goturenlerin tumunden daha insan, daha olgun,daha ilkeli,daha asil, vatansever, daha durust ve aydin oldugunu gostermiyor mu? Boyle bir ogula sahip oldugu icin ailesi ve biz vatansever Turkler onur duymaliyiz.
Erdal Eren bir asker oldurerek agir bir suc islemis, acilara sebep olmustur.Tamam.
Ancak, yargimiz, burokrasimiz ve karari onaylayan MGK uyeleri konuya boyle mi yaklasmalilardi? Turklugumuze, insanligimiza, asker ulus olusumuza, humanizmaya, evrensel insani degerlere bu mu yakisirdi? Bu karari verenlerin, ona istirak edenlerin hic 19 yasinda ogullari, kizlari olmadi mi?
Erdal Eren'in oykusu beni, ulkemizi ve toplumsal yapi ve dengelerimizi bozarak, curuterek bizi 12 Eylul'e tasiyan, Turk Ulusu ve bagimsiz Ataturk Cumhuriyeti'ne dusman bir ulke zemininin olusturulmasina neden olan, vatanimiz ve ulusumuzun icerdeki ve disardaki dusmanlarinin, ihanetcilerinin ve isbirlikcilerinin 1950'li yillardan 27 Mayis 1960 Devrimi'ne Devrim sonrasindaki yillarda is basina gelen hukumetlerin vatana ihanet politikalarini animsamama neden oldu.
19 yasindaki Erdal Eren'i asabilen sapik degerler sistemi ve bu sistemin surup gitmesinden yana olanlar ulkemizi once icerden curutup sonra dis destekle 'bir fiskede yikma' plan ve girisimlerini, bunun hergun gelisen uygulamalarini hepimizin gozleri onunde bugun de surdurmektedirler.
Erdal Eren vicdan sahibi Tuk vatanseverlerince daima, uzuntuyle, sevgiyle animsanacaktir.
Gönderen ülkü başsoy on Perşembe, 01 Ocak 2009 at 5:17


 1  2  Sonraki Sayfa >
Sayfa 1 / 2 ( 4 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Paşalar Sofrasında Genç Beden Erdal... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1488
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 1707490
Syndicate
 
left
Top! Top!
right