|
"27 Mayıs 1960 arkası yükselen devrimci gençlik dalgasını kırmak ve halkla buluşmasını önlemek için hakim sınıflar ve dış güçler Paşalarını bulmuşlardı. 21 MAYIS 1963 Ordu Gençliğinin isyanı arkasından Albay Talat Aydemir�i ve Binbaşı Fethi Gürcan�ı asan , 1568 Harbiyeliyi kurşunlatan ve yüzlerce genç subayı hapseden ve ordudan atan Sunay ,Tural,Tağmaç;Batur;Gürler paşalar olayları bitirme sevinçleri kursağında kalıyordu. Daha 5 sene geçmeden bu sefer daha güçlü olarak 1968 dalgası yükseldi.Sunay,Tağmaç,Gürler,Türün ,Batur Paşalar üç genci astılar yüzlercesini sokak aralarında dağlarda öldürdüler.Yine sevinemediler. 1978 Dalgası halkıyla daha bütünleşmiş olarak geldi.Paşalar yaşlanmıştı.Yerlerini yenileri aldı. Görevli Paşaların sadece ismi değişmişti. Kurtuluş Savaşına 300 Osmanlı paşasından sadece 6 Genç general katılmıştı.Halbuki Genç Subayların yüzde doksandokuzu halkının yanında almıştı.. İşte bu paşalar o soydan geliyorlardı. İşbirlikçi ve halkına düşman. 12 Eylül öncesi binleri bulan ve 12 Eylül sonrası onbinleri bulan öldürmeler bunlar bilinmeden anlaşılamaz inancındayım. Hakim sınıfların bekçisi Paşalar Gençliğin kanına doymuyorlardı. Genç kanı o köhnemiş bedenlerini diriltiyordu.Ana koynundaki kuzuyu yiyerek gençleşeceğini düşünen zengin takımının maşalarıydılar.. İşte aşağıdaki yazı Paşaların �Erdal EREN� adlı 17 yaşındaki gencin kanını içme törenini anlatmaktadır.Bu Törenin konukları "çağdaş ve demokrasi aşığı" siyasetçilerimiz,işveren kuruluşları , çağdaş gazetecilerimiz,yargı mensuplarımız ve çağdaş dünya ileri gelenleridir. Oturdukları yerden bu töreni izlemişlerdir.Paşalarca bu törenlerle konuklara Demokrasi armağan edilmiştir.Utanmazlıkları ,arsızlıklarıyla Evren Paşa'nın resepsiyonlarında yer alarak "demokrasi" geyik muabbeti yapmışlardır. �O SAFAĞIN ATLILARI, 12 Eylül İdamları� adlı çalışmasıyla Hayri ARGAV bu töreni tarihe geçirmiştir.Kendisine yürek dolusu sevgilerimi sunuyorum M.G.K'NlN ERDAL ERENLE İLGİLİ OTURUMU
BAŞKAN: Orgeneral Kenan EVREN (Devlet Başkanı, Genelkurmay ve Milli Güvenlik Konseyi Başkanı) SEKRETER :Orgeneral Haydar SALTIK ÜYELER: Orgeneral Nurettin ERSİN (K.K.K. ve Milli Güvenlik Konseyi Üyesi) Orgeneral Tahsin ŞAHİNKAYA (Hv.K.K ve Milli Güvenlik Konseyi Üyesi) Orgeneral Sedat CELASUN (J.Gn. K. ve Milli Güvenlik Konseyi Üyesi) Oramiral Nejat TÜMER (Dnz.K.K ve Milli Güvenlik Konseyi Üyesi) - Erdal Eren hakkındaki ölüm cezasının yerine getirilmesine dair başkanlık tezkeresi ve Adalet Komisyonu Raporu (3/25)
BAŞKAN- Gündemimizin 5 nci sırasındaki, Erdal Eren hakkındaki ölüm cezasının yerine getirilmesine dair Başbakanlık Tezkeresi ve Adalet Komisyonu raporu 79 sıra sayısı ile basılıp dağıtılmıştır. Bu kanundaki Komisyon ve Bakanlık temsilcileri yerlerini aldılar. Komisyonun hazırladığı bu tasarının tümü üzerinde görüşme açıyorum. Söz isteyen sayın üye var mı?... Yok Adalet Komisyonunun bir izahatı var mı efendim? HAVA HAKİM KIDEMLİ ALBAY ZEKİ GÜNGÖR (Adalet Komisyonu Başkanı) - Sayın Başkanım, sayın üyeler; Başkanlıktan gelen 9 Aralık 1980 tarihli yazı ile ölüm cezasına hükümlü Erdal Eren'in bu ölüm cezasının yerine getirilmesi talep edilmiştir. Komisyonumuz toplanmış, dava dosyasını celbetmiş, dava dosyası incelenmiş ve biraz sonra okunacak olan kanun metni hazırlanmıştır. Eğer müsaade ederseniz kanun metni okunmadan önce, olay hakkında kısaca malumat arz etmek istiyorum. 30 Ocak 1980 günü saat 22.00 sıralarında Yukarı Ayrancı'nın Hoş-dere Caddesinde, Orta-Doğu öğrencilerinden Mehmet Sinan Soner isimli kişi, duvarlara sıkıyönetimi yeren sol içerikli yazılar yazdığı sırada, polis memuru tarafından görülmüş ve aralarında bir çatışma olmuştur. Bu çatışma sırasında Mehmet Sinan Soner yaralanmış, kaldırıldığı hastanede vefat etmiştir. Halkın Kurtuluşu fraksiyonuna mensup olduğu anlaşılan bu öğrencinin ölümü üzerine, bu örgüt tarafından 2 Şubat 1980 günü aynı mevkide, olayın cereyan ettiği yerde, bir korsan miting düzenlenmesine karar verilmiştir. Aynı yerde korsan miting düzenlenmiş ve olaya yakınlığı itibariyle Çankaya inzibat Komutanlığı derhal bir timle, başlarında bir asteğmen olduğu halde olay mahalline gelmiştir. Kalabalık, slogan atmaya devam etmektedir. Bunu gören asteğmen araçtan inzibat erlerini indirmiş, kalabalığı dağıtmak ve bazı elebaşlarını da yakalamak istemiştir. Elebaşlarından bir kısmı Reşat Nuri Sokağa doğru kaçmaya başlamıştır. Bunun Üzerine inzibat erleri bu koşanların peşine takılmıştır. Bunlar arasından Erdal Eren 8 numaralı apartmanın bahçesine girmiş ve tabancasını çıkararak 3-4 el ateş etmiştir. Bu ateş sırasında Zekeriye Önge isimli erimiz yaralanmış, kaldırıldığı hastanede maalesef ameliyata dahi almamadan vefat etmiştir. Durumu gören tim komutanı ve inzibat erleri kesinlikle Erdal Eren'in ateş ettiği gördükleri cihetle, etrafına sarmışlar ve Erdal Eren bahçede bulunan kalasların arkasına gizlenmiştir. Yapılan ikaz üzerine ellerini havaya kaldırmış, teslim olmuştur. Üzerinde yapılan arama sonucunda, hiçbir silah bulunamamış ise de,inzibat erlerinin kesin ifadeler nedeniyle kalaslar arasında arama yapılmış ve kalaslar içinden 7.65 çapında Coska marka bir tabanca ele geçirilmiştir.Tabancanın yapılan kontrolünde namluda bir mermi, şarjörde de 2 mermi görülmüş ve yine yerde 7 adet mermi bulunan bir şarjör ele geçirilmiştir.Maktulun yapılan otopsisi sonunda vücudundan çıkarılan mermi ile bu tabancanın mermisi, sanığın kullandığı tabancanın mermisi, karşılaştırılmış, aynı olduğu tespit edilmiştir. Sanık gerek soruşturma sırasındaki sorgusunda ve gerekse duruşma sırasındaki savunma ve müdafaasında suçunu itiraf etmiş; eri öldürmek kastı olmadığını, ancak paniğe kapılma sonucu ateş ettiğini bildirmiştir, ve kendi Halkın Kurtuluşu fraksiyonuna mensup olmakla beraber, örgüt içinde bulunmadığını bildirmiş, evinde yapılan aramada da sol içerikli bir hayli yayın ele geçirilmiştir. Ankara Sıkıyönetim l Numaralı Askeri Mahkemesinde yargılanması yapılmış, ölüm cezasına mahkûm edilmiştir. Askeri Yargıtay Daireler Kurulu takdiri tahfif sebebinin uygulamaması noktasından bozulması gerektiğinde ısrar etmişse de, Başsavcılık itiraz etmiş, Daireler Kurulu ise mahkemenin kararını yerinde bulmuş, ölüm cezasını onaylamıştır. Buna dayanarak da dosya infaz için Konseye -gelmiştir. Bu nedenle kanun metni hazırlanmıştır. Arz ederim. BAŞKAN-Teşekkür ederim.
Bakanlık Temsilcisinin bir diyeceği var mı efendim? N.YÜKSEL TALAYMAN (Adalet Bakanlığı Temsilcisi) -Yok efendim. BAŞKAN - Tümü üzerinde başka söz almak isteyen sayın üye?. Yoktur. Tümü üzerindeki görüşmeler bitmiştir. Maddelere geçilmesini oylarınıza sunuyorum Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir. EERDAL EREN Hakkındaki Ölüm Cezasının Yerine Getirilmesine Dair Kanun MADDE 1. - Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 20 Kasım 1980 tarih ve 1980/11 Esas, 1980/111 Karar sayılı ilamıyla kesinleşen, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı l Numaralı Askeri Mahkemesinin, 19.3.1980 tarih, 1980/1292 Esas, 1980/83 Karar sayılı hükmü ile Türk Ceza Kanunun 450/9 maddesi uyarınca ölüm cezasına mahkûm edilmiş bulunan sicili, nüfusta Giresun İli, Şebinkarahisar Taş mahallesine 182, Cilt 4/B. Sayfa 10'da kayıtlı Ahmet oğlu, Benire Yadan'dan olma 25.9.1961 Şebinkarahisar doğumlu Erdal Eren hakkındaki ölüm cezası yerine getirilir. BAŞKAN - l nci madde üzerinde söz almak isteyen var mı efendim?. Yok 1nci madde üzerinde Komisyonun ve Hükümet temsilcisinin bir diyeceği var mı efendim? .. Yok Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler.. Kabul edilmiştir. 2 nci maddeyi okuyunuz. MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. BAŞKAN - 2 nci madde üzerinde söz almak isteyen üye var mı efendim?.. Yok. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir 3 ncü maddeyi okuyunuz. MADDE 3. - Bu Kanunu Adalet Bakanı yürütür. BAŞKAN - 3 ncü madde üzerinde söz almak isteyen üye?.. Yok. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. Kanunun tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler.. Kabul edilmiştir. Allah taksiratını affetsin. ERDAL'IN SON MEKTUPLARI
"Sevgili annem, babam ve kardeşlerim; Sizlere bugüne kadar pek sağlıklı mektup yazamadım. Ayrıca konuşma olanağımız ve görüşmemiz .de olmadı.- "Zaten dışarıdayken de birbirimizi anlayabilecek şekilde konuşmadık. (Bu konuda sizlere karşı büyük oranda hatalı davrandım. Ancak bunu size saygı duymadığım, bu nedenle böyle davrandığım şeklinde yorumlamamanızı .dilerim.) Bu nedenle sizlere anlatacağım, konuşacağım çok şeyler var. Ancak olanak yok. Düşüncelerimi bu mektupla anlatmaya çalışacağım. Şu anda ne durumda olacağınızı tahmin ediyorum. Ama çok açıklıkla söylüyorum ki benim moralim çok iyi ve ölümden de korkum yok. Çok büyük bir ihtimalle bu işin ölümle sonuçlanacağını çok iyi biliyorum. Buna rağmen korkuya, yılgınlığa, karamsarlığa kapılmıyorum ve devrimci olduğum, mücadeleye katıldığım için onur duyuyorum. Böyle düşünmem, böyle davranmam, halka ve devrime olan inancımdan gelmektedir, ölümden korkmadığımı söylemem, yaşamak istemediğim, yaşamaktan bıktığım şeklinde anlaşılmamalı Elbette ki hayatta olmayı .ve mücadele etmeyi arzularım. Ancak karşıma ölüm çıkmışsa, bundan korkmamam, cesaretle karşılamam gerekir. Biliyorsunuz ki bu ceza işlediğim iddia edilen suçtan verilmedi, Asıl amaçlanan böyle bir olayla gözdağı vermek ve mücadeleyi engellemek hedefine dayalıdır. Bu nedenle sizin de bildiğiniz gibi, . kendi hukuk kurallarını çiğneyerek bu cezayı verdiler. Cezaevinde yapılan (Neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı zulüm altında inletildik. O kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki,, bu günlerde yaşamak bir işkence hâline geldi, işte bu durumda ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bîr kurtuluş haline, geldi. Böyle bir durumda insanın intihar, ederek yaşamına son vermesi içten bile değildir. Ancak ben bu durumda irademi kutlanarak ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. Hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile. Sizlere bunları anlatmamın nedeni yaşamaktan bıktığım ya da meselenin önemini, ciddiyetini kavramadığım gibi yanlış bir düşünceye kapılmamanız içindir. Bütün bu yapılanlar, başımdan geçenler, kinimi binlerce kez artırdı ve mücadele azmimi körükledi. Halka ve devrime olan inancımı yok edemedi. Mücadeleyi sonuna kadar, en iyi bir şekilde yürütmek ve yükseltmekten başka bir amacım yoktur. Mesele benim açımdan kısaca böyle. Ancak sizin açınızdan daha farklı, daha zor olduğunu biliyorum.
Anne, baba ve evlat arasındaki sevgi çok güçlüdür, kolay kolay kaybolmaz. Ve evlat acısının da sizin için ne derece etkili olacağını biliyorum. Ama ne kadar zor da olsa bu tür duygusal yönleri bir tarafa bırakmanızı istiyorum. Şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki, sizin binlerce evladınız var. Bunlardan daha niceleri katledilecek, yaşamlarını yitirecek ama yok olmayacaklar.Mücadele devam edecek ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar. Sizlerden istediğim bunu böyle bilmeniz, daha iyi kavramaya çaba göstermenizdir. Zavallı ve çaresiz biriymişim gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. Bu konuda ne kadar güçlü, ne kadar cesur olursanız, beni o kadar mutlu edersiniz. : Hepinize özgür ve mutlu yaşam dilerim. Devrimci Selamlar. Oğlunuz ERDAL
Sevgili Babam, Bu mektubu senin mektubun elime geçmeden önce yazmıştım, ama göndermeye fırsat bulamadım. Ek olarak da bunları yazma ihtiyacı duydum. Zannederim önce yazdığım kısımda mektubuna cevap bulacaksın. Baba bu mektubu sizi teselli etmek için yazmadım. Yani sizi teselli için yalana başvurmadım, gerçekleri, düşüncelerimi yansıtmaya çalıştım, çünkü, böylesinin doğru olacağına inanıyorum. Mektubunda bu acıya dayanamayacağını söylüyorsun. Ben nice dayanılmayacak acılara dayandığına tanık oldum. Kaldı ki sen güçlü, bir insansın. Kendini kapıp koy vermediğin sürece ve biraz da benim bakış açımla bakmaya çalışırsan böyle bir şey olmaz inancındaydım. Bildiğiniz gibi benim değerli arkadaşım Necdet ve daha önce de Deniz'ler aynı şekilde katledildiler. Ama korkusuzca, cesurca, yaraşır ,bir şekilde ölmesini bildiler. Elbette ki böyle bir durum gene de kolay yenilmeyen acılar verir. Ancak bert böyle bir duruma üzülüp ağlamadım. Çünkü bu onların anısına saygısızlık olurdu. Yapılması gereken tek ve doğru şey, acımızı öfkeye dönüştürerek onların bıraktığı yerden yürütmektir. Siz de böyle davranırsanız benim gücüme güç katarsınız. Babacığım, şunu da belirtmek isterim ki, sana ve inançlarına büyük saygı duyuyorum ve bu konudaki isteğinle yalnız ve yalnız benîm iyiliğimi istediğini biliyorum. Fakat benden böyle bir şey istemekle beni zor duruma sokuyorsun. Çünkü böyle bir inanca sahip değilim. Anlamaya çalışacağını ümit ediyorum. Durumun böyle olması, bizim çok farklı nitelikte insanlar olduğumuz anlamına gelmez. Çünkü biz birbirimize çok güçlü bağlarla bağlıyız. Birbirimizin parçası, "baba, oğul"uz. Ellerinizden öper, hasretle kucaklarım. Oğlun Erdal Eren |