|
Öncelikle sitenize merhaba demek istiyorum. Merhaba kelimesini çok severim , evrensel anlamda da samimiyeti içinde barındırdığından. Bugüne dek hiçbir yerde yazı yazmışlığım yok. Sadece mesleğim gereği birtakım yerlerde konuşmacı olarak bulundum. 26 yıl önce sinemada oyunculuk yapmaya başladığımda işkolumuzun , anne , baba ve yetiştirme yurtlarının ( yani devletin ) kabul etmediği gayri meşru bir çocuk muamelesine maruz bırakıldığını gördüm. Altı -yedi yıldır Beyoğlu Belediyesinin katkıları ile sürdürülen bir kutlama yapılıyor. Adı ," Türk Sinemasının Kuruluşu ". 14 Kasım 1914 , Fuat Uzkınay" Ayastefanos Abidesinin Yıkılışı" adlı belgesel tarih olarak düşürülmüş . Ben bu tarihin siyasetçiler tarafından konulduğunu düşünüyorum. Çünkü , hiçbir sanat insanı bir sanat yapıtının yıkılışını aynı anda başka bir sanatın başlangıç tarihi olarak alamaz. Bunun adı olsa olsa Vandalizm olur. Bugüne kadar bir takım insanların , meslekleri ile alay ediliyor düşüncesi ile sinemacıları defalarca mahkemeye verdiğine tanık olduk. Aslında bunun tam tersi yaşanmalıydı. Çünkü sinemacılık , en rahat alaya alınan meslek olmuştur. ("Başımıza artist kesildin "," artistlik yapma "," tiyatromu yapıyoruz "," senaryo yazma " soytarı , ne filmler çeviriyorsun " vb. ) Son olarak CHP kurultayına yakın , Ertuğrul Günay' ın söylediği" CHP'nin son durumu , Yeşilçam' da iş bekleyen figüranlara benzedi" cümlesi bu yazıyı yazmama neden oldu. Bütün bir gün TV ' den izlediğim Kurultay ' da gördüm ki, CHP ' nin delegeleri ile birlikte başını çekenler, sadece kahvede iş beklemekle kalmamış , bir zamanlar Türk sinemasında yapılmış olan sanatın bütün inceliklerinden yoksun , içeriği sıfır, hikayesi cehaletle örülmüş yüzlerce kavgacı filmlerinden birinde kavgacıları oynadılar. Bence dün oynanan filmin baş rol oyuncusu AKP idi. AKP , seçimlerde tek basma iktidar olduğunda bir sonraki herhangi bir seçimde başına dert olmaması için ciddi rakip gördüğü Genç Parti' yi ve dolayısıyla Uzan ailesinin sonunu hazırladı. Halbuki bu çok önceleri koalisyon hükümetleri tarafından yapılmalıydı. Şimdi sırada CHP vardı. Koskoca ülkenin küçücük bir ilçe Belediye Başkanını kullanarak egosu şişik Deniz Saykal1 ı ve CHP 'yi toptan işsiz Yeşilçam kahvelerine yollamak . Arkasında bunca söylentinin olduğu bir Belediye Başkanını hiç düşünmeden partiye alacaksın , sonra siyasi rakip olarak karşına çıktığında rahatsız olacaksın. Ben bunda ev sahibinin suçlu olduğunu düşünüyorum. Belediye seçimlerinde alınan % 70 ' lik oy oranını M.Sarıgül, " CHP ' nin başına geç" komutu gibi algılarken , AKP 'de " ileride bundan bir şey çıkabilir şimdiden önlemimi alayım " düşüncesiyle ardı ardına Şişli Belediyesi 'ne soruşturmalar açtırarak bu çıkışı durdurmuş ve " lütfen bütün baş roller benim " demiştir Bugüne kadar hiçbir partiye yakınlık duymadım ama seçimleri izlerim. Partilerin programlarına şöyle bir bakarım. Satır aralarında hep sanatla İlgili bir cümle ararım. Hiç bulamamışındır. Bütün Cumhuriyet hükümetlerinin böyle bir derdi olmamıştır. Sadece birbirlerine sataşmak istedikleri zaman bizimle ilgili terimleri kullanmışlardır. Galiba bizlerde siyasetçileri pek hazmedemedik. ( Devlet sanatçılarını dışında tutuyorum ) Milyonlarca aç , yoksul, ikinci iş yapan eğitimcinin , etnik sorunların , hukukun var olduğu ama adalet kavramının kimilerine göre olduğu , dalgasız tsunami olan hortumcunun bolluğu , her türlü skandalın prim yaptığı bir ülkede , yapılacak binlerce iyilik varken , yukarıdaki bu tepişmenin Türkiye halkına kazandırdığı sıradan bir aksiyon filminden başka bir şey değil. Siyasetçileri bilmiyorum . Ama biz bu ülkenin iyi çocuklarıyız. |