left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Wednesday, 17 September 2014
 
 
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
UĞUR MUMCU'NUN YAZILARI'NDAN DERLEMELER Yazdır E-posta
Yazar CAN ŞENSES   
Tuesday, 24 January 2012

 Henüz üniversiteye başlamış gencecik ve heyecanlı bir öğrenci olarak merakla,soluk soluğa, hayranlıkla okuduğum bir yazardı Uğur Mumcu.Katledildiğini televizyondaki haber bülteninde dinlemiş,donmuş kalmıştım. 1993'ün karlı bir Ankara sabahı, patlatılan bomba,parçalanan beden ,türküdeki gibi bir kırık gözlük... Sonrasında... Katillerin yakalanacağına söz verip çoktan terk-i diyar eylemiş Başbakan Yardımcısı ve''Altından bir tuğla çekersiniz hepsi yıkılır'' diyen bir emniyet müdürünün sesi suya yazılmış yazıdan farksız bir hal aldı.Acı,gözyaşı,öfke tedirginlik ve fail-i meçhul günahlarla başbaşa kaldık. Araştırmacı Gazeteci denildiğinde akla gelen ilk isimdi.Neden onu aradığımızı neden boşluğunun dolmadığını yaşadığımız şu günlerde daha iyi anlıyoruz.Oğlu Özgür Mumcu'' Ergenekon davasında doğruyu yanlışı yaşasa babam ayıklardı '' dedi.Hakkaten yılmadan,eline gelen belgelerinin doğruluğunu araştırarak,en tehlikeli gerçeklerin bile üzerine giderek çalışırdı.Tehditler alırdı ama yılmadı.Ve karlı bir pazar sabahında çok sevdiği başkentte,çok sevdiği Ankara'nın taşlarına düştü bedeninden kopan parçalar.Sakıncalı Piyade'yi o Kalpaksız Kuvvacıyı,büyük gazeteci yazarı adalet ve demokrasi aradığımız şu günlerde bir kez daha saygıyla anıyor ve sözü onun yazılarına bırakıyorum.Kendini fikirleriyle anlatsın.Derlediğim yazıları bizleri yine aydınlatsın.

CAN ŞENSES

          TÜRBAN
Hiçbir sorun yasakla çözülmez. Türban konusunun da yasakla çözüleceğine inanmıyoruz.
12 Eylül ile birlikte örgütlü biçimde gelişen "irtica"nın devlet kaynaklı olduğu artık gözden uzak tutulmamalıdır.
Rabıta olayı, bu "kuşatma harekatı"nın çok açık bir örneğidir. Gülsuyu, after shave.. yeşil bere.. Rolex saat.. çember sakal ... cübbe ve Davidoff purolar... Ve türban...
Bir yanda düşünce ve örgütlenme yasakları sürüyor, öte yanda türban yasakları kalkıyor. Bir yanda, cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülere devlet zoru ile tek tip elbise giydiriliyor, öte yanda İslamcı genç kızların başına yasalarla türbanlar sarılıyor!..
Tabii bütün bunlar "12 Eylül ruh ve felsefesi" ile "Atatürk ilke ve inkılaplarına" uyularak yapılıyor.
(Cumhuriyet, 20 Kasım 1988, Pazarlık)
Paşa Tasarrufları (Ocak-Haziran 1988)
SBN No: 978-975-8084-61-6

12 Eylül hukuku "paşa tasarrufları" olarak adlandırılabilecek bir antidemokratik işlem çeşidi yaratmıştır. "1402'likler" diye bilinen kamu görevlileri, sorgusuz sualsiz görevlerinden alınmışlardır. Bunların bir kısmı, üniversite öğretim üyesidir.
Hükümet ve YÖK eğer istemiş olsalardı, bu "paşa tasarrufları" bir saat içinde kaldırırlır, bir saat içinde 1402'lik öğretim üyeleri görevlerine dönerler.
Bırakınız bu "paşa tasarruflarını" kaldırmayı, sivil demokrasi döneminde bazı kafalar hâlâ o "kışla hukuku"nu vicdanlarında ve bilinçaltlarında yaşatıyorlar. Askeri dönemin "paşa tasarrufları"na sivil demokrasi döneminde de esir olduktan sonra ne demokrasisi, ne liberalizmi beyim!
Ne özerkliği hocam ne özerkliği!..
Dikkaat!..
Esaas duruş!...
Rahat...
"Rahat" artık beyler, rahat! Rahat hocalar rahat...
 
(Cumhuriyet, 31 Mayıs 1988, Paşa Tasarrufu...)
 

Kuvvayı Ticariye Ruhu (Ocak-Haziran 1985)
SBN No: 975-8084-54-8
Son yıllarda azgelişmiş demokrasimizin demirbaşları tarafından sık sık kullanılan bir kalıp var:
- Milli ve manevi değerlere bağlıyız...
Bunlar, çoğunlukla "milli değerler" yerine, ümmet düşüncesine ağırlık veren ve uluslararası kapitalizmin görünür ve görünmez ellerine açıkça teslim olmuş insanlardır. Bunlar, soylu şair Mehmet Akif'in emperyalizme kafa tutan yiğitliğinden de hiç paylarını almamışlardır. Başkaldıran milliyetçiliğin adı "antiemperyalizm"dir; nerede bizim "muhafazakar"larda Mehmet Akif inancı!  Bunlar "manevi değerler"e değil, "maddi değerler"e bağlıdırlar. Şu kapkaç düzeninin menkul değerleri gibi, insan kişiliğini elden ele dolaştırıp yozlaştıranların bağlı oldukları hangi "manevi değer" olur ki bunlar bu değerlere bağlı sayılsınlar! "Kuvvayı Milliye ruhu" ile yücelen "milli ve manevi değerler", şimdi "kuvvayı ticariye ruhu" ile açık artımaya çıkıyor. Soygunun, rüşvetin kol gezdiği ortamlarda, arabesk ümmetçilik ile faşizan ırkçılığın adı ne zamandan beri "milli ve manevi değerlere bağlılık" olmuştur? Geçin efendim, geçin!..
(Cumhuriyet, 31 Mart 1985, Milli ve Manevi...) Uğur MUMCU
 
 
 

Sahte Atatürkçülük (Haziran-Aralık 1985)
SBN No: 978-975-8084-55-5
Resmi ideoloji" yapılan, Atatürkçülüğün kendisi midir, yoksa onun, özünden soyutlanmış, saptırılmış, iktidarda olanların kendi ideolojilerine göre biçimlendirilmiş yapay görüntüleri mi? Ne acı ki ikincisi... Atatürkçülük, hem iktidarda olanların tek boyutlu ve kısır düşüncelerine göre biçimlendirilmiş, hem de bu haliyle "resmi ideoloji" yapılmak istenmiştir.
 
Atatürkçülüğü, Ulusal Kurtuluş Devrimciliği olarak anlamak ve yorumlamak gerekir. Bu anlamda bir "Atatürkçülük", anlayışını okullarımıza sokmuş değiliz. Bugün de "devrim" sözcüğünü kaldırıp, yerine "inkılap" sözcüğünü yerleştirerek Atatürkçülüğü benimseteceğimizi hiç sanmıyoruz. Atatürkçülük, ancak çoğulcu bir demokraside, özgürlükçü bir düzende benimsetilirse, bu eğitim biçimi daha sağlıklı olur. Atatürkçülüğü bir siyasal iktidarın "resmi ideolojisi" yaptınız mı, Atatürkçülük yerine sahtesi egemen olur.
Cumhuriyet, 12 Kasım 1985, Devrim Tarihi...)


Örs ve Çekiç (Şubat-Temmuz 1992) (kürt sorunu)
SBN No: 978-975-8084-69-2
Kürt sorunu, Türkler'le Kürtler arasında bir sorun değildir. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile PKK arasında bir sorun da değildir.
(Cumhuriyet, 24 Haziran 1992, Seçenek Nedir?..)
 
Kürt sorunu Bekaa Vadisi'nde çözülmez. Şırnak, Cizre, Silopi'de de çözülmez. Bu sorunun çözüm yeri, dün olduğu gibi bugün de "Kürt Mandacılığını" üstlenen Batı başkentleridir.
(Milliyet, 28 Mart 1992, Yeni Değil...)
 
Bu gerçeğin Kürtler tarafından kabul edilmesi gereken özellikleri vardır. Gerçeklerden biri, PKK Terörüdür. Kürt aydınları PKK terörünü açıkça kınamazlarsa nasıl inandırıcı olurlar? Bir başka yüzü de, tarihteki birçok olayda Kürt aydınları ve aşiretleri ile Batı hükumetleri ve gizli servislerinin kurdukları ilişkilerdir.
Türk'ü Kürd'e, Kürd'ü Türk'e kırdırmak isteyenler kim?
Dün kim kırdırdıysa, bugün de onlar!
(Milliyet, 10 Nisan 1992, Kürt Gerçeği...)
 
 
Kuzey Irak'taki Kürtler geleceklerini kendileri belirlemiyor. Belirleyenlerin başında ABD ve Çekiç Güç geliyor.
Çekiç güç, ABD için çekiç. Türkiye ise bu çekicin örsü oluyor.
(Milliyet, 23 Haziran 1992, Çekiç Güç ve Amacı...)
 
 
Asıl büyük yanlış, Kürtler'in kültürel kimlikleri ile PKK terörünün birbirine karıştırlmasıdır.
(Milliyet, 21 Mart 1992, Yanlışlar...)
 
"Kürt realitesi"nin ilk yönü, Kürtler'in ayrı bir etnik kimliğe sahip olduklarını kabul etmektir. Yasakların bir anlamı olmadığı, tersine sonuçlar verdiği kanıtlanmıştır. Bir başka yönünde de, Kürt ayaklanmalarının amaçları, dış destekleri, Kürt feodalitesi vardır. PKK terörü, bu gerçeğin kanlı yüzüdür.
(Milliyet, 23 Nisan 1992, Kürtçe TV...)

Bağımsızlık Gülü (Ocak-Haziran 1980)
SBN No: 978-975-8084-44-9
"1854’ten sonra, 1980 OECD toplantısına kadar uzanan tarih diliminde en onurlu sayfalar, Mustafa Kemal döneminin ulusal bilinci ile yazılmıştır. 1920’lerde emperyalist ordulara diz çöktüren Mustafa Kemal’in uyandırdığı Kuvay-ı Milliye ruhu , bugün yerini uyduluğa, teslimiyetçiliğe ve dilenci ekonomisine bırakmış ise, acı acı ve derin derin düşünmemiz gerekir.
 
Batı sermayesi, bugün 1920’lerin Mustafa Kemal Türkiye’sinden öç alıyor. Haçlı seferleri, OECD ile, NATO ile, silah ambargosu ile, savunma işbirliği anlaşmaları ile, IMF ile, dış borç ile her gün yeni baştan düzenleniyor. Ve Kurtuluş Savaşı öncesi ulusal kongrelerde reddedilen Amerikan mandası , bugün başka başka yollarla, cebren ve hile ile içimizde yandaş bulup egemenlik kuruyor."
(Cumhuriyet, 1 Nisan 1980, Batı Acısı...)
>
Kontrgerilla Öğretileri (Ocak-Haziran 1977)
SBN No: 975-8084-32-6
"... vurulup vurulup öldürülen yurttaşlarımız, bir profesyonel katil çetesinin kurbanlarıdır. ... Bir ülkede her eylemi CIA örgütlemez, CIA planlamaz. Fakat oluşan olaylara CIA yön verir. Biçim verir. Bir yerde sıkılan kurşun, bir yerde patlayan bomba, öyle koşullar olur ki, CIA planlarına uygun düşer. Doğrudur; herkesi CIA yönetmez. Fakat birçok kişi, bilerek ya da bilmeyerek CIA planlarına araç olur.
(Cumhuriyet, 29 Nisan 1977, Korku...)
 
... Her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de CIA vardır ve bazı devlet kurumlarıyla iç içedir. CIA belli olaylara karışır, belli olayları saptırır, yozlaştırır. Amacı, hangi ülkede olursa olsun, solun, geniş bir birlik yaratarak iktidara gelmesini önlemektir.
(Cumhuriyet, 7 Mayıs 1977, Yılgınlık...)
 
... Kontrgerilla, devletin yasal yetkililerince denetlenemeyen bir CIA kuruluşudur.
(Cumhuriyet, 1 Haziran 1977, Acaba...)
 
... CIA ile Kontrgerilla arasındaki ilişkileri bilmeden, araştırmadan, şematik yorumlarla CIA olgusunu unutturmaya çalışmak, bilmem, kime hizmet olur!.."
(Cumhuriyet, 8 Mayıs 1977, Oyuna Gelmemek...)
 
Uğur MUMCU

24 Ocak Anayasası (Temmuz-Aralık 1982)
SBN No: 975-8084-49-4
"Bir Anayasa ki basına güvenmez; yüksek yargıçlara, yargı kuruluşlarına güvenmez; bir anayasa ki işçilerine, memurlarına, köylülerine güvenmez; bir anayasa ki avukatlarına, mühendislerine, doktorlarına güvenmez; bunların yasal örgütlerini birer suç odağı gibi görür.
Bütün hak ve özgürlüklere karşı devletin sınırlama yetkisini getiren anayasa, sıra özel sektöre gelince yumuşar.
Toprak reformu ve kamulaştırma söz konusu olunca devletten kuşkulanmaya başlar.
Toplumun büyük kesimlerine karşı kuşku, özel sektöre ve Cumhurbaşkanı’na duyulan güven, Aldıkaçtı Anayasası’nın temel ideolojisini oluşturmaktadır.
(Cumhuriyet, 15 Ağustos 1982, Güvensizlik Belgesi)
 
Aldıkaçtı Anayasası, bir huzur anayasası olmaktan çok uzaktır. Tersine, çeşitli toplum kesimleri arasında uyuşmazlık tohumları atan bir anayasadır. Bu tohumların yeşermesi, yarın toplumu büyük bir kargaşanın içine sürükleyebilir. Türk halkı böyle bir anayasaya mahkum edilmemelidir.
(Cumhuriyet, 1 Ağustos 1982, 24 Ocak Anayasası)
 
KAYNAK:www.umag.org.tr
 

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: UĞUR MUMCU'NUN YAZILARI'NDAN DERLEM... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
Makaleler: 2501
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 16834928
Syndicate
 
left
Top! Top!
right