|
HAMAMDA KADINLAR NASIL BAYILIR?
Ayılar çok güçlü ve akıllı hayvanlardır. Çocukken bir işe çok şaşardım. Eskiden ayı oynatanlar olurdu. Ufak tefek, çelimsiz bir adam, elindeki defe vurdukça, kocaman bir ayıya oyun oynatırdı. Her ayıcının önde gelen oyunu, bayılmaydı. “Hadi oğlum, göster bakayım, hamamda kadınlar nasıl bayılır” dediğinde, o koskocaman ayı yere yatar, gözlerini kapatırdı. Çok şaşardım. Sonra öğrendim. Ayıcı, ayının burun deliklerine bir halka takarmış. Halkanın ucundaki zincir de elinde olurdu. Ayının burun delikleri çok hassasmış. Ayıcı zinciri çekerse, ayının canı çok acırmış. O çelimsiz ayıcı, ayının burun deliklerine geçirilmiş halka sayesinde, o kocaman ayıya hükmeder, ona oyunlar oynatırmış. Türkiye’de bazı önemli sendikacıların durumu bu eski olayı aklıma getirdi. Düşünün, onbinleri ve hatta yüzbinleri aşan bir örgütün başındasınız. Çok güçlüsünüz. Üyelerinize, sendikanıza, üst örgütünüze, işçi sınıfına ve ülkenize yönelik çok ciddi saldırılar var. Ama susuyorsunuz. Susmanın da ötesinde saldıranlara yaranmak için olmadık numaralar yapıyorsunuz. Niçin? Çünkü burun deliklerinize birileri bir halka takmış. Onun bağlı olduğu zincirin diğer ucu da birilerinin elinde.
Yolsuzluğu tespit edilmiş sendikacı, burun deliklerine halka takılmış ayıya döner. Bu benzetmeyi yaparken, ayılara hakaret etme gibi bir niyetim yok. Ayılar dürüst ve iyi hayvanlardır; ancak karınları acıkınca ve başka çareleri kalmayınca, yalnızca karınlarını doyuracak kadar bal çalarlar; daha ötesine gitmezler. Yolsuzluk yapanlar ise doymak bilmezler, burun deliklerine yeni yeni halkalar taktırırlar. Bir sendika genel başkanı yolsuzluk iddiaları gündeme geldiğinde, “biz ilkelerle uğraşıyoruz, kişilerle değil,” diye yanıt verdi. Yanılmıyorsam Koç Holding’in kurucusu Vehbi Koç’a atfedilen bir öykü vardır. Vehbi Koç tahtaya önce bir “1” çizermiş. Sonra da bu “1”in yanına, kişinin zekası için bir “0”, çalışkanlığı için bir başka “0”, dürüstlüğü için yeni bir “0” diye devam edermiş. Ortaya diyelim 100000 gibi büyük bir rakam çıktı. Sonra da dermiş ki, “bu rakam büyük, ancak onun büyüklüğü baştaki ‘1’ rakamına dayanıyor; onu kaldırırsanız, ortada yalnızca ‘0’lar kalır. O ‘1’ rakamı, sizin sağlığınızdır; sağlığınıza dikkat edin.” Sendikacılıkta da benzer bir durum var. Sendikacının çalışkanlığı için bir “0”, iş bitiriciliği için bir başka “0”, örgütlemedeki başarısı için yeni bir “0” koyabilirsiniz. Ancak bir kişinin sendikacılığını değerlendirirken, en baştaki “1” en önemlisidir. O “1” de dürüstlüktür. Bir sendikacı dürüst ve temiz değilse, burun deliklerine halka takılmış ayıya döndürülür. Bu nedenle, sendikacılık ilkelerinin en önemlisi, dürüstlüktür, temizliktir, yolsuzluklara bulaşmamaktır, bilerek ve isteyerek usulsüzlük yapmamak, görevi kötüye kullanmamaktır. İşçi günümüzde sendikacılığı zayıflatan en önemli neden, bazı sendikacıların kişilik zaafları ve yolsuzluklarıdır. Öncelikle yapılması gereken, bunların üstünün örtülmesi değil, bunların üstüne üstüne gidilmesidir. Eskiden ayıları sokaklarda oynatırlardı; sokakta ayı oynatmak yasaklandı. Şimdi çok lüks binalarda, holding patronlarında bile olmayan lüks odalarda yolsuzluk yapan sendikacıları oynatıyorlar. Biri telefonla emrediyor: “Hadi oğlum, göster bakalım, hamamda kadınlar nasıl bayılır.” NOT: Yeni yayımlanan Çalışanların Ortak Sesi Demokrasi Platformu Tarihi kitabımın tamamına www.yildirimkoc.com.tr. adresinden erişebilirsiniz. |