left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow Süvari arrow NELER OLUYOR? PKK OLANLARI NASIL DEĞERLENDİRiYOR?
Thursday, 24 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
NELER OLUYOR? PKK OLANLARI NASIL DEĞERLENDİRiYOR? Yazdır E-posta
Yazar BİLGİLENDİRME   
Sunday, 06 November 2011

'TSK tankları sınırı geçti' iddiası

Son güncelleme: 25 EKİM 2011 - TSİ 13:00

Reuters ve AFP ajansları Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı tankların PKK'ya yönelik operasyon kapsamında sınırı geçerek Kuzey Irak'taki Haftanin Kampı'na doğru ilerlediklerini duyurdu.

 

Duran Kalkan yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Dorukta bir ideolojik, siyasi, askeri çatışma içerisindeyiz. Herkes bu çatışmayı değerlendirmeye, anlamaya çalışıyor. Bu çatışmanın nerden gündeme geldiğini, neyi amaçladığını, nasıl sonuçlanacağını anlamaya ve kestirmeye çaba harcıyor. Çünkü bazı bilgiler belgeler çıktı ortaya, işte devlet-PKK görüşmeleri oluyor, Kürt sorununa demokratik ve siyasi çözümler aranıyor diye umut yaratıcı, toplumu etkileyici bir süreç yaşanmış.

SÜREÇ NEDEN İLERLEMEDİ?

Peki, böyle bir durum ortaya çıkmışken neden ilerlemedi? Tersine böyle ağır çok daha kanlı çatışmalı bir süreç ortaya çıktı. Bunun sorumluluğu kimde, suçu kimde? Herkes bir süredir kendi penceresinde bu durumu sorguluyor. Bu tartışmalar, sorgulamalar devam ediyor. Biz de değerlendiriyoruz. Bu konuda gerekli izahları, açıklamaları yaptık. Bu konuda en küçük bir tereddüt yoktur. Çünkü herkes tanıktır, biz elli şehit verme pahasına sürecin bu biçimde gelişmesini önlemeye, varsa demokratik siyasi çözüm yönünde iğne ucu kadar imkan ve fırsat onu değerlendirmeye çalıştık. Bunun bedeli olarak da Şubat’tan Haziran’a kadar elli şehit verdik. Dile kolay bunlar da candılar. Özellikle bazı çevreler bu inkar ve imhayı yürüten, soykırım rejimine dayanan faşist-milliyetçi çevreler gerçekleri görmemeye dahası aslında görüp de ters yüz etmeye çalışıyorlar. Oysa bizden yana hiçbir şey yoktur.

TEK TARAFLI EYLEMSİZLİKTE ISRARLI OLDUK

Önder Apo’nun devletten ne istediği açıkça kamuoyuyla paylaştı. Yiğitse AKP hükümeti de kamuoyuna açıklasın. Dikkat edilirse çatışmasız bir çözüm yaratma konusunda biz tek yanlı eylemsizlik konumunda sonuna kadar ısrarlı olduk, çaba harcadık, fedakarlık gösterdik. Bunun karşılığında elli can vermişiz. Yine de ısrar ettik fakat sonuç geçen gün Tayip Erdoğan ‘yalan söylüyorlar, yoktur böyle bir çalışma’ diyordu. Bu yaklaşım nedeniyle bu çatışmalar gelişti. Demokratik kamuoyunun hiçbir tereddüdü kuşkusu yok.

Fakat yine bazı sözde liberal, gerçekte bozguncu çevreler ‘ işte PKK uyduruyor bunları aslında, PKK’yle Apo arasında farklılıklar var’ diye gerçekleri bilemeyen yeterince haberi olmayan insanların kafasını karıştırmaya çalışıyorlar” dedi.

Doksan gündür Önder Apo’yla görüşme olmuyor. Avukat görüşmesini de engellediler. Arada bir defa kardeşiyle görüştü. O da Tayip Erdoğan’ı yalancı çıkarmamak için. Önder Apo görüşmede bu oyunları bozdu. Gerçekleri net ortaya koydu. Şimdi o sesler de kesilmiş durumda. Gerçekleri anlamak isteyen herkes için açık. Bu bakımdan sadece hareketimiz düzeyinden değil, bütün halk son derece ikna olmuş, netleşmiş durumda. Tüm demokratik çevreler, Türkiye’nin demokratik çevreleri bu süreç içinde bu açıklamalarla gerçekleri netçe görmüş durumdalar. Bu bakımdan o faşist-şöven çevreler ne söylerlerse söylesinler saldırgan, dayatıcı, kan döken imha ve tasfiyeyi dayatan AKP hükümetinin kendisidir. Bunu yardakçıları tersine göstermeye çalışıyorlar ama aslında Cumhurbaşkanı, Başbakan AKP sözcüleri çok inkar etmiyorlar.

TOPYEKUN SALDIRI YÜRÜTÜYORLAR

Saldırıyoruz diyorlar, intikam alacağız diyorlar, ağır acı çektireceğiz diyorlar, yok edeceğiz diyorlar, tasfiye edeceğiz diyorlar. Bu konuda nettirler. O bazı çevreler bunları maskelemeye, örtmeye çalışsa da saldıran taraf alenidir, açıktır. Bu çerçevede topyekun saldırı yürütüyor. Nasıl Kenan Evren cuntası bütün Türkiye toplumuna, devrimci-demokratlarına karşı gerçekten hala aydınlatılmaktan korkulan, kan kusturan bir saldırı yürüttüyse, nasıl Demirel, Çiller, Ağar, Güreş çetesi yine başta Kürt toplumu olmak üzere Türkiye’nin devrimci-demokrat çevrelerine ağır baskı, katliam uygulayan, hala geri dönüp bakılmaktan yüzleşilmekten korkulan bir faşist saldırganlık dayattıysa şimdi Tayip Erdoğan hükümeti de, AKP yönetimi de özelde özgürlük hareketimize ve onunla ittifak halinde olan devrimci-demokratik güçlere, geneldeyse Kürt halkına ve tüm Türkiye toplumuna benzer bir topyekun bir faşist saldırı yürütüyor. Fazlası var Kenan Evren ve Tansu Çiller yönetimlerinin yaptıklarından, azı yoktur. Fazlası da yalanlarıdır. Onlar bu hükümet kadar yalan söylemiyorlardı. Hiç olmasa biz yapıyoruz, diyorlardı. Yaptıklarına uygun söylüyorlardı. Kenan Evren çıkıyor meydana “doğru budur” diyor, dediğini de yapıyordu. Bunlar gibi yaptıklarını inkar eden ya da gizleyen, maskeleyen bir pozisyonda değildi. Tansu Çiller de öyle, Güreş Ağar ekibi de öyleydi.

SAVAŞIN YÜZDE DOKSAN BEŞİ PSİKOLOJİK

Tabi kont-gerillanın özelliklerine, psikolojik savaşın gerekliliklerine göre onlar da ikiyüzlülük, yalancılık yaptılar ama kesinlikle bunu AKP yönetimi kadar yapmadılar. Şimdi bunların yaptıklarının fazlası var azı yoktur. Bunu bilelim. Fazlası belirttiğim gibi yalancılıklarıdır. Psikolojik savaşı ayuka çıkarmalarıdır. Savaş bütün cephelerde sürüyor. Aslında yüzde doksan beşi propaganda savaşı, psikolojik savaş. Aslında baştan itibaren böyle oldu. Özelikle bu güneye dönük saldırı yapacağız söylemi tümüyle psikolojik atmosfer yaratmaya dönüktü. Bizi Güneyde sınırlamak, savunma içine sokmak amaçlıydı. Şimdi geriye dönüp baktığımızda bunu çok daha iyi anlıyoruz. Buna rağmen önemli bir süreci de geliştirdik. AKP faşizminin Önderliğimize, gerillaya, halkımıza, demokratik siyasete, tüm Türkiye demokrasi hareketine dönük imha ve tasfiye amaçlı saldırılarına karşı bunu ABD-Avrupa ittifakıyla, yine bölgesel ittifaklarla yürütme çabalarına karşı biz de önemli bir direniş yürüttük. Şimdi bu direniş mücadelemiz doruğa ulaşmış durumdadır.”

Hiçbir şey garanti değil, Kürdistan’da, Ortadoğu’da, Türkiye’de bunu herkes böyle bilsin. Hiçbir gücün yarınının ne olacağı net değildir. O bakımdan da bir gelişmeyi, başarıyı uzun vadeli saymak bu koşullar açısından yanlıştır. Günlük, anlık, saatlik başarılar büyük başarı olarak görülmek durumundadır. AKP hükümetinin saldırıların karşı kuzey Kürdistan ve Türkiye genelinde silahlı bir direniş yürütüyoruz. Bu mücadelenin başarıları var, başarısızlıkları var. Doğruları var, yanlışlıkları var. Kesinlikle serinkanlılıkla ele almayı, iyi anlamayı, derinliğine irdeleyip ders çıkartmayı gerektiriyor.

AKP hükümeti bütün gücüyle sorgusuz sualsiz bu alanı tasfiye etmek için bir tutuklama operasyonu yürütüyor. Bu operasyon da 14 Nisan 2009’dan beri yürütülüyor. Dikkat edin, dünyada demokratım, şu kadar özgürlükçüyüm, insan hakları temsilcisiyim diyen devletlerden veya onların benzer kurum-kuruluşlarından bir tane kınama, AKP hükümetine ne yapıyorsun deme durumu gelişti mi? İki buçuk senedir beş bin insan tutuklanmış. Sadece Kürt sorununun siyasi çözümünü istemek üzere örgütleniyor, PKK’ye terör örgütü demiyor diye hapse konuyor.

AKP SİYASETİ SUÇ SAYIYOR

Kürdistan’daki belediyler Van’da yardım dağıtıyorlar, AKP hükümeti sözcüleri çıkmış ‘teröristler engelliyorlar’ diyor. Bütün BDP, bütün demokratik Kürt siyaseti terörist sayılıyor. Eskiden PKK terörist sayılıyordu şimdi demokratik siyaseti tümden terör sayıyorlar. Siyaseti toplum yaptığına göre o zaman terörist sayılan Kürt toplumunun kendisi oluyor. Dikkat edelim dünyadan çıt çıkmıyor. Böyle ağır bir baskı ortamı yaşanıyor.

AKP’ye göre Kürt siyasetçisiyim demek suçtur. Hem de onlarca yıl zindanda kalmak için gerekçedir. Bunun önceden bilinmesi gerekiyordu. Tecrübesi vardı. DEP milletvekilleri Hatip Dicle, Leyla Zana onları on yıl niçin hapiste yatırdılar. Mecliste Kürtçe bir cümle söylediği için dışarıda Kürt sorununun çözümü için meydanlarda birkaç konuşma yaptıkları için, başka ne yapmışlardı. Bunun karşılığı olarak on yıl hapis yatırdılar. Bu anlamda aslında bu kadar tavır tutum geliştirmedeki zayıflık, anlayış yetersizliğinden kaynaklandı. Biraz ‘bu kadar yapamaz, AKP bunu yapmamalı, dünya buna izin vermez’ anlayışı bizim tavır geliştirmemizi engelledi. Hataları düzeltmemiz gerekiyor. Eksikliklerimiz oldu, gerçekten de biz bu eksiklikleri gösterdikçe AKP bundan güven aldı, umut bağladı bu duruma, saldırdıkça saldırdı, tutukladıkça tutukladı. Şimdi bütün bunların hepsini bilince çıkardık.

Bazı provakatif, o özel savaş medyasının ve AKP’nin kışkırtmalarına, Kürtleri geri, barbar, vahşi gösteriyorlar. Bilinçli bir şekilde provoke ediyorlar, küçük bir kesimi alıyor ve Van budur diye gösteriyorlar, yüzde doksanını gizliyorlar. Yüzde doksanı örgütlüdür, disiplinlidir. Bütün Kürdistan’da ve Türkiye’nin bütün demokratik güçlerinde Van’a gerçekten de büyük bir yardım ve destek yağdı. Devleti bir tarafa iterek halk, toplum kendi acılarını kendisi giderecek, kendi sorunlarını kendisi çözecek güçte olduğunu gösterdi. Bu anlamda Kürdistan’daki gelişmeler önemlidir.”

ANF NEWS AGENCY

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: NELER OLUYOR? PKK OLANLARI NASIL DE... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right