left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow Mustafa İnç arrow DİSK Genel Başkanı Sayın Süleyman Çelebi'ye Açık Mektup
Thursday, 24 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
DİSK Genel Başkanı Sayın Süleyman Çelebi'ye Açık Mektup Yazdır E-posta
Yazar Mustafa İnç   
Sunday, 19 February 2006

(Bu mektup, DİSK Genel Başkanı şahsında DİSK’e bağlı sendikaların genel başkanlarına ve şube başkanlarına hitaben yazılmıştır.)


Sayın Genel Başkan;

1972 yılında başlayan sendikal mücadele ve işçilik sürecim sosyalizme inancımla pekişerek Seydişehir Alüminyum Tesisleri’nde mücadeleye atılmamla başlamıştır. 12 Eylül 1980 yılına kadar da çeşitli aşamalardan geçerek kesintisiz olarak devam etmiştir. 12 Eylül askeri darbesi her alanda olduğu gibi benim de sendikal mücadele ve devrimci çalışma sürecimi kesintiye uğratmıştır. 12 Eylül 1980’den 1991 yılının Nisan sonuna kadar Türkiye’nin çeşitli cezaevlerinde 10 yılı aşkın bir süre kalmam sebebiyle konfederasyonumuzun çalışmalarından ayrı kalmış oldum. Zaten konfederasyonumuz DİSK’ te bu süre içinde 12 Eylül yönetimince kayyumlara devredildiğinden bu sürede sendikal çalışmalar akamete uğramıştır. Her ne olursa olsun bizler kendimizi DİSK’li DİSK’i de kendimizin bildiğimiz için konfederasyonumuzu her zaman sahiplendik. Başarılarında şahsi başarımız gibi sevindik, olumsuzluklarında da evladımızın canı yanmış gibi üzüldük. Bu ruh haliyle ve bu hukukla eski bir sendikacı ve mücadele arkadaşınız olarak bu mektubu size yazıyorum.

Sayın Çelebi, sizin de çok iyi bildiğiniz gibi bugünü kavramak için dünümüzü net bir şekilde anlamak ve çevremizin anlamasını sağlamak zorundayız. Ancak, o zaman bugüne ve yarına dair, anlamlı ve gündemi belirleyecek politikalar üretip gündemi gündemin bizi takip etmesini sağlayabiliriz. Aksi takdirde, bizler kişi olarak, örgüt olarak yaratılmış gündemlerin peşi sıra sürüklenmeye mahkum oluruz.

Ne yazık ki, konfederasyonumuz DİSK bugün gündem yaratan bir örgüt değil, yaratılmış gündemleri takip eden bir örgüt konumuna getirilmiştir. DİSK’ in var oluş ve kuruluş süreci Kavel Direnişi ile başlamış, 40 yılı aşkın bir süredir DİSK işçi sınıfımızın mücadelesinde öncü bir sendika olarak Türkiye’nin orijinal devrimci dinamikleri ile beraber 15-16 Haziran gibi, Tariş olayları gibi birçok işçi direnişine ve siyasal nitelikli sendikal mücadelesine imzasını atmıştır. Bu bakımdan konfederasyonumuz devrimci mücadele tarihinde onurlu bir yere sahiptir. DİSK’in sendikal mücadele süreci, sadece ücret ve sosyal hakların sağlanmasına yönelik bir mücadele ile sınırlı kalmamıştır. Tarihsel nedenleri ile beraber siyasi ve sosyal hayatımızın dayatmasıyla konfederasyonumuz DİSK, sanki bir sınıf partisiymiş gibi kendi örgütsel yapısına ağır gelen yükler omuzlamıştır. Devrimci ortamımızın dağınıklığı sol siyasi partilerimizin yetersizliği, küçük gruplara bölünmüşlük,- sağlıklı bir siyasi otoritenin bulunamayışı, solda var olan kaos ortamında konfederasyonumuzu ciddi bir sosyal ve siyasal ağırlık merkezi olarak ortaya çıkarmıştır.

12 Eylül 1980 öncesinde 1 Mayıs alanlarında ve belli başlı demokratik mücadele konaklarında devrimci ortamımızı belli bir disiplin altına geçici de olsa toplayıp tanzim ve tertip etme beceresi gösterilebilmiştir. Birbirine tahammülsüz ve birbiri ile anlaşamayan bir çok sol grup ve parti DİSK’in bayrağı altında toplanmış 1 Mayıs alanlarında demokratik işbirliği içinde yürütülebilmiştir. Çeşitli mücadele satıhlarında geçici demokratik platformlar yaratılması mümkün olabilmiştir.

Ama bugün, Türkiye işçilerinin ve emekçilerinin göz bebeği olması gereken konfederasyonumuz, 12 Eylül öncesine oranla birçok değerini yitirmiştir. Düne kıyasla bugün, hem kadro bakımından, hem üye sayısı bakımından,- hem de önderlik etmek durumunda olduğu ekonomik sosyal ve demokratik haklarının savunmasıyla ilgili kurum ve kuruluşlarla ilişkileri bakımından ciddi irtifa kayıplarına uğramış görünmektedir.

Konfederasyonumuzun, emek eksenli sosyal ve ekonomik mücadele hattında eski dinamizmini yeniden yakalaması ve bugünün problemlerine sahip çıkabilmesi için, DİSK’ in ekonomik ve sosyal politikaların üretim merkezi ve bu mücadelenin taktik üssü haline getirilmesi ve bu alanda ciddi çalışmaların yapılması gerekmektedir. Sağlam ve anlaşılır bir mücadele stratejisi oluşturularak mücadelenin yeni bir ruhla ele alınma zamanı gelmiş ve geçmektedir. Emperyalizm, her alanda olduğu gibi ülkemizi ağır plan ve projelerle sarıp boğuntuya getirmek için saldırıya geçmiş durumdadır. Bu saldırılarla karşı karşıya kalan halkımız içinde en mağdur olan kesimler işçilerimizdir, işsizlerimizdir, köylülerimiz ve çiftçilerimizdir. Esnaflarımız ve ulusal çapta iş yapan Anadolu’daki iş adamlarımız da bu saldırıdan kendilerine düşen payı almaktadırlar. Bu alanda oluşan ulusal tepkilerin ve itirazların daha bilinçli, sağlıklı platformlarda örgütlenerek belli bir mücadele stratejisine kavuşturulup süratle sosyal mücadele alanlarının koordine edilmesi bir zaruret haline gelmiştir. Halkımız örgütsüz bırakılmadan güçlü bir fikri tahkimatın hep birlikte oluşturulması büyük zaruret arz etmektedir.

Sayın başkan; sakın ola ki bu eleştirilerimizi hariçten gazel okumak olarak algılamayınız. Bu tarz bir yanlış algılamayı bertaraf etmek için YENİYOL DERGİSİ’ ni ve ona emek verenleri sizlere tanıtmak ve kendimizi konfederasyonumuza yeniden hatırlatmakta yarar görüyorum. YENİYOL DERGİSİ ile DİSK’ in hukuku sağlam temellere ve güvenilir referanslara dayanmaktadır. DİSK’ LE YENİYOL DERGİSİ SANKİ BİRBİRLERİNİN TÜREVİ GİBİDİRLER. İşte bu hukukla size bu satırları yazıyorum.

YENİYOL DERGİSİ’nde yazan arkadaşlarımızın bazıları, 12 Eylül öncesi yayınlanan YOL DERGİSİ’ni çıkaran arkadaşlarımızla aynı çevrenin insanlarıdır. YENİYOL DERGİSİ’ne emek veren birtakım insanlar 1980 12 Eylül sürecine gidilirken derginin kapatılmasıyla bir siyasi oluşum içine girmişlerdir. Partizan Yolu adlı bu siyasi oluşum; Bir yanıyla Talat Aydemir ve Fethi Gürcan’ın sosyalizmle buluşan bayrağını teslim almış arkadaşlardır. 12 Mart öncesi mücadelesinin devrimci gençlik önderlerinden Sarp Kuray ve DEV-GENÇ geleneğinden gelen arkadaşlarımızdır. Diğer yanıyla, 80 yıllık Türkiye sosyalist hareketinin kanallarından biri olan Dr. Hikmet Kıvılcımlı’ nın düşüncelerine inanmış arkadaşlarımızın Sarp Kuray önderliğinde üretilmiş devrimci bir metot ve mantık ile bir araya gelişlerinden doğan hareketlenmesidir.

YOL DERGİSİ çevresi, işçi sınıfımızın mücadele dinamiğine ve devrimci potansiyeline inanıyordu, bunun gereği olarak da sendikal ve siyasal mücadelede YOL DERGİSİ çevresi her zaman kendisini DİSK’ li bildi. DİSK’ i de kendilerinin örgütü saydı. Basın-İş’te, Devrimci Yapı-İş’te, Tekstil sendikasında, Deri-İş’te, Maden-İş’te, Hür Cam-İş’te birçok arkadaşımız hem yetkili hem de sendika üyesi olarak etkin bir sendikal mücadele vermişlerdir.

YOL DERGİSİ ve PARTİZAN YOLU siyasi hareketinin önderi Sarp Kuray’ ın tabiri ile “Türkiye tarihinin en çirkin yüzü Kenan Evren” ve onun yandaşlarınca 12 Eylül’ de getirilen Amerikan yanlısı askeri cunta, ülkemizin her türlü ulusal değerine ve birikimine evrensel gelişme kapasitesine fütursuzca saldırmıştır. Bu saldırıdan konfederasyonumuz DİSK’ te nasibini almıştır.

DİSK yönetimi 12 Eylül askeri cezaevlerinde insanlık onuru ile uyuşmayacak her türlü çirkin muamele ile karşı karşıya bırakılmıştır. DİSK’in Genel Başkanı “Çeşmeci Abdullah”; Sayın Abdullah Baştürk baskılara karşı her türlü provokatif oynamalara ve kışkırtmalara karşı dimdik ayakta durmasını bilmiştir. Bazı sendika genel başkanlarımızın aynı metaneti gösterememesine rağmen genel başkanımız Abdullah Baştürk’ ün onurlu duruşu, DİSK’ in bayrağını yere düşürmemiştir. 12 Eylül sıkıyönetim mahkemelerinde Albay Süleyman Takkeci’nin hazırladığı iddianamelerle, konfederasyonumuz ve bağlı sendikalar hiçbir hukuki mesnede dayanmayan, uydurma ithamlarla mahkum edilmeye çalışılmıştır. DİSK yönetimi ve DİSK’i savunan değerli hukukçularımız bu iddianameleri paçavraya çevirerek konfederasyonumuzu sıkıyönetim mahkemeleri karşısında beraat ettirmiş, haklılığımızı ve mücadelemizin meşruluğunu dosta düşmana göstermiştir.

DİSK yöneticileri, cezaevlerinde ve sıkıyönetim mahkemelerinde bu onurlu mücadeleyi verirken onları yalnız bırakmayan, her türlü maddi manevi desteği veren tek çevre YOL DERGİSİ çevresi ve onun önderi Sarp Kuray’ ın talimatı ile kurulmuş olan Ankara Sanat Evi A.Ş.’dir. Bu şirketin yarattığı maddi olanaklar DİSK yönetiminin emrine sunulmuştur. Bu sürecin ve bu olayın tarihi tanıkları henüz ölmedi. DİSK başkanlarından Sayın İsmail Hakkı Önal cezaevinden tahliye olduğu gün Ankara Gençlik Parkı’nda Ankara Sanat Evi yöneticilerine “DİSK Sanat Evi’ ni ve onu yaratan insanları asla unutmayacak. Bu Türkiye işçi sınıfı tarihine muhakkak yazılacaktır. 12 Eylül mahkemelerinde verdiğimiz mücadele sizlerin maddi ve manevi destekleri ile sağlanmıştır. O moralle ayakta durduk:” diyerek bizleri onurlandırmıştır. Bugün, bazı gerçeklerin bilinme zamanı gelmiştir. Çapsız dedikoduların ve mıymıntılıkların kol gezdiği ortamda bu gerçeklerin kamuoyu tarafından bilinmesi ve muhatapları tarafından ifade edilmesi zamanı gelmiştir.

Ankara Sanat Evi’nde çalışan arkadaşlar dün YOL DERGİS, bugün de YENİYOL DERGİSİ çevresinde yer alan arkadaşlardır. Sadece bu dayanışma ve devrimci beraberlik ruhu bile, DİSK’le YENİYOL’un geçmişine yönelik sağlam bir hukuk ve iyi bir referans olmaya yeterlidir.


Özetle:

Hariçten gazel okumuyoruz, bizim olanın daha güzel, daha etkili olması için konfederasyonumuza sahip çıkıyoruz.

DİSK mücadele tarihinde kimlerin ne emekleri oldu, kimler nerede takıldı, kimler mücadele seviyesini ve coşkusunu büyüttü ve geliştirdi? Bunlar bilinmeden, bugün yol alınabilmesi mümkün değildir. DİSK’ in mücadele tarihi ortaklaşa yeniden yazılmalıdır. Konfederasyonumuzun gönüllerimizdeki yeri sönmüş ve küllenmiş bir ateş gibi her gün daha da küçülme tehlikesi ile karşı karşıyadır. DİSK’ in mücadele tarihine emek vermiş birçok arkadaşımız ebediyete intikal etti. Onların anılarını, onurlarını bayraklaştırmadan, geçmişimizi sağlıklı bir biçimde kayıt altına almadan, her direnişi, her grevi, her demokratik eylemi objektif bir biçimde sebep ve sonuçlarıyla birlikte ortaya koymadan daha da önemlisi tarihin tanıklarını konuşturmadan DİSK’ in küllenmeye yüz tutan ateşi yeniden alevlenmez, DİSK’ i DİSK yapan devrimci ruh ayağa kalkamaz.


Sayın başkanım, önerim şudur;

DİSK’ in 40 yıllık mücadele tarihi, DİSK bünyesinde oluşturulacak bir kurulla, diğer demokratik kurum ve kuruluşlar davet edilerek DİSK tarihine tanıklık etmiş arkadaşlarımızın katkıları alınarak detaylı bir şekilde derlenmeli, DİSK tarihi yeniden yazılmalıdır. Bu çalışma, başta üye sendikalarımız ve şubeleri olmak üzere, tüm DİSK örgütüne aktarılmalı ve DİSK’ in mücadele ruhu yeniden canlandırılmalıdır.

DİSK tarihinin yeniden ve kolektifçe yazılmasının sağlayacağı sübjektif ve pratik faydalara en önemli örnek Tariş Olayları’ dır: İçinde bizzat sizinle birlikte yaşadığım ve bugün devrimci kamuoyunda bile eksik ve yanlış algılanan Tariş Olayları’nın tarihe objektif şekilde not edilmesi bugünkü sorunlarımıza çözümler üretebileceğimiz önemli dersleri içinde barındırmaktadır. Toplumun Tariş Olayları’na bakışı, ya medyanın sığ yaklaşımı ile sınırlı ya da işçileri ve sendikaları tek taraflı olarak suçlayan, onları üretim araçlarına düşman, gözü dönmüş insanlar gibi gösteren yanlı yayınların ve haberlerin etkisi ile oluşmuştur. Tariş olayları TRT arşivinden yansıyan birkaç balya pamuğun yanması, kara dumanların her tarafı kapladığı İzmir’ in yangın yerine çevrilmesi gibi gösterilmiştir. Birkaç iplik masurasının yerlere saçılmış resmi abartılarak fabrikaların tahrip edildiği, işçilerin ve sendikacıların anarşistçe işyerlerini kırıp döktükleri, kendiliğinden bir patlama gibi, (spontane) bir işçi eylemi gibi gösterilmiştir. Siz de biliyorsunuz ki gerçekler hiç de böyle değildir. Tariş olaylarında farklı iki cephe karşı karşıya gelmiştir. Her anının bir durum değerlendirilmesine tabi tutulduğu, sanki ateş hattında bir cephe karargahı gibi durum değerlendirmeleri yapılarak emperyalist kapitalist sisteme karşı kazandığımız bir meydan savaşıdır. Ege’nin kalbi, dolaşım sistemi, Ege’nin can evi olan Tariş kooperatifinin birikimlerini yağmalamaya azmetmiş yerli ve yabancı domuz topu olmuş sermaye çevreleri ve onların uşaklığına soyunan bir kısım kemik yalayıcı siyaset esnafı bir taraf olmuş, diğer tarafta ise bilinçli devrimci irade Tariş fabrikalarında yetkili sendikalar (Maden-İş, Tekstil-İş, Basın,-İş, Gıda-İş sendikaları ile, ona destek veren Genel-İş, Devrimci Yapı-İş, Lastik-İş, Yer altı Maden-İş gibi kardeş sendikalar) DİSK 3. Bölge Temsilciliği’ ni mücadele karargahı haline getirmiş bu karargaha destek veren İzmir’ in varoşları (Gültepe, Çiğli, Çamdibi, Maraş Mahallesi ve bazı kenar semtler), İzmir Barosu, İzmir’ in meslek odaları ve demokratik kurum ve kuruluşları bu mücadelenin ikinci tarafı olmuştur.

Bugün özelleştirme ve güzelleştirme diyenlere ders olsun; Tariş bugün özelleştirilemediyse, yağma ve talana kurban gitmediyse, bunu DİSK’ in şanlı tarihine ve ona emek veren demokratik dayanışma ruhuyla ayağa kalkmış devrimci gençlerine ve yürekli aydınlarına borçludur.

Pamuk Birliği’nin merhum Genel Başkanı Ali Sarıyörük’ ün anıları ve verdiği mücadele bilinmeden Tariş olaylarının arka planı okunamaz, Amerikan pamuk borsasının, Dünya pamuk borsasını Hacivat-Karagöz oyunu gibi oynattığı dönemde, Tariş Pamuk Birliği ile girdiği ekonomik savaşta Amerikalıların tepe taklak gitmesi üzerine Tariş olayları patlak vermiştir. Tariş olaylarında kazanılan başarı üzerine bugünün Tariş fabrikaları ayaktadır, Tariş’ e bağlı Aydın Tekstil ayaktadır, YEMTA ayaktadır. O gün görev yapan Tariş genel müdürünün anıları derlenmelidir. Çiğli İplik Fabrikası Müdürü Sayın Metin Dikenelli, Zeytinyağ’ dan Avni Tekin, diğer fabrika yöneticileri ve birlik yöneticileri, Tariş tarihi yazılırken muhakkak tarihe tanıklık etmelidirler. Tariş direnişinde yer alan bu onurlu insanlar unutulmamalıdırlar.

DİSK 3. Bölge’ den Saim Akbulut, Tekstil sendikasından 3. Bölge Temsilcisi İsmail Şentürk, Avukat Süreyya, Tarhan Ölmez, Çiğli Tekstil Şube Başkanı Osman Menemencioğlu, o günün Tekstil Genel Başkanı Rıdvan Budak, Maden-İş’ ten Sedat Özgüven, Yer altı Maden-İş’ ten Azmi, Lastik-İş ten Cemal Kral, Mehmet Çavuş, Devrimci Yapı-İş’ ten Mahmut Demirci, Nejat Sözen, Genel-İş’ ten Zeki ağbi, Mehmet Dinç ve ismini bir çırpıda sayamadığım birçok devrimci demokrat sendikacının tarihe tanıklığı olmadan Tariş direnişi objektif bir biçimde yazılıp tarihe mal edilemez.

Sadece Tariş olaylarını değil, 15-16 Haziran olaylarını, DGM direnişini, MES grevlerini, görkemli 1 Mayıs’larımızı, şanlı grevlerimizi titizlikle ele alıp tarihi tanıklarını bulup, arşivleri tarayıp, tüm belge ve bilgileri toplayarak 40 yıllık tarihimiz artıları ve eksileriyle yeniden yazılmalıdır.

Sendikalarımızda, şubelerimizle, üyelerimizle ve üye olmayan işçilerimizle ve tüm emekçi halkımızla bu birikim paylaşılmalıdır. Bunu bir kampanyaya, bir bilinçlenme programına ve örgütlenme projesi haline getirmek elzem hale gelmiştir. Konfederasyonumuz yönetimi vakit geçirmeden bu görevi yerine getirecek somut adımları atmalıdır.

Biz YENİYOL DERGİSİ’ ne emek veren insanlar olarak bugün yurtsever devrimci, demokrat insanlarımızın emek hattında yeniden örgütlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Kanaatim odur ki; DİSK’ in omuzlarında onurlu bir tarihi görevin sorumluluğu bulunmaktadır. Devrimci ortamımız bölük pörçüktür, moralsizdir ve örgütsel olarak ağır zafiyetler içerisinde bulunmaktadır. Bugün DİSK’ in anlamlı bir çıkış yapması bugünün devrimci demokrat görevlerinin kolektifçe belirlenmesine sosyal bir direniş hattının örgütlenmesine öncülük etmesi gerekli hale gelmiştir. Emperyalist, kapitalist, tek merkezli Amerikan mihrakının büyük Ortadoğu projesi, Avrupa uyum programları, globalleşme ve modernleşme mavalları, ülkemizin değerlerine karşı haçlı seferine çıkmış batılı sermayedarların heveslerini kursağında bırakmak istiyorsak önemli bir tahkimat ve tadat alanını süratle kurmak zorundayız.

Sayın Genel Başkanımız; Bu onurlu görev sizi beklemektedir. Bizler dün Devrimci Yapı-İş’te, Basın-İş’te, Tekstil Sendikası’nda, Alibeyköy, Sungurlular, Kazan’da, Zeytinburnu deri fabrikalarında, Paşabahçe, Şişecam’da, konfederasyonumuzun bizden beklentilerini dün eksiksiz yerine getirdik. Bugün, dünkü yaşanmışlıklarımızın referanslarıyla YENİYOL çevresi olarak yeni mücadele hattında birlikte omuz omuza olmayı düşlüyoruz. Bilgimizi, birikimimizi, enerjimizi konfederasyonumuzla, dolayısıyla işçi sınıfımızla devrimci dayanışma ruhu içerisinde paylaşmak istiyoruz.

Konfederasyonumuz DİSK, ciddi bir kararlılıkla, bugünün görevleri üzerine yürümek sorumluluğundadır. Aksi takdirde, devrimci ortamımız, tarihsel reflekslerinin çıkmaz sokaklarında, ya çeteci eğilimlere ya da tarikatlaşarak fraksiyonel bölünmelere uğrayacak her türlü provokasyon kol gezecektir. Devrimcilerin, tarikatlaşmanın çürümüşlüğüne savrulmasını istemiyorsak, işçi sınıfımızın ve devrimci tecrübelerin nitelikli birikimleri ve sayısal ağırlığı ile devrimci ortama müdahalesi olmaksızın bu olumsuzlukların aşılması mümkün görünmemektedir. Tarihi ve onurlu sorumluluk sizin şahsınızda sizlerin omuzlarındadır.

Anti-Kapitalist, Anti-Emperyalist devrimci demokrat mücadelenizde başarılar dileriz.


(Eski Basın-İş Genel Yönetim Kurulu Üyesi, Basın-İş 3. Bölge Temsilcisi)
Mustafa İNÇ

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: DİSK Genel Başkanı Sayın Süleyman Ç... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right