left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Thursday, 24 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
"DEMOKRASİ"YE YUMUŞAK GEÇİŞ Yazdır E-posta
Yazar DR. HİKMET KIVILCIMLI   
Thursday, 27 October 2011

Menderes, çoğunluğun diktatörü olarak, Millet Meclisinde bir gün parmağı ile İsmet Paşayı göstererek: "Bu adam!" diye bağırmıştı, "Bu adam eğer 1945 yılı DP merkezine 2 görevli jandarma ile bir polis göndermiş olsaydı, şimdi iktidarda olan Demokrat Parti'nin bugün yerinde yeller eser, namı nişanı, kalmazdı!"
         Söylenen doğruydu. Tam o sıra ülkeye "Paşa Demirkıratı istememiş" diye yayılan bir haber üzerine, bütün kurulmuş DP ocak, bucak, ilçe, il örgütlerinin astıkları tabelalar yerlerinden sökülerek Ankara'ya gönderilmiş ve DP'den "toplu istifaların" başladığı görülmüştü.
         Paşa'nın yakınları daha ilginç bir olayı belirttiler. DP örgütünün paniğini gören Bayar-Menderes ekibi Paşa'nın huzuruna koşarlar. "Anan yahşi, baban yahşi" taktiğiyle Paşa'nın büyük ocağına sığındıklarını belirtirler.
         Herhalde "ecanibe karşı" demokrasi oyuncuğunun bozguna uğramasının çok "ayıp" düşeceğini de belirtmişler, Bunun üzerine Paşa gevşemiş. Karşısında "Nuh deyip peygamber demez" durumda dikilen, o bütün kapıkulları gibi "kraldan ziyade kralcı taraftarı" Recep Peker'e "Ne dersin Recep, bırakalım şunlan baksana, onlar da belki iyi bir idare ederler!" Onun üzerine Demokrat Parti üzerindeki ipotek kaldınlmış. Menderesler seçimi kazanıp iktidara gelmişler.

         En bilgiç ve bilinçli iyiniyette Yöncülerin böyle davrandıklarını kabul edelim. Paşanın izni olmadan hiçbir şey olmaz, hâttâ en zararsız yanından "nötralize" edilmiş demokrasi bile olmaz. Sosyalizm nasıl olur? Biz olduracağız mı diyorlar Yöncüler ve benzerleri?
         O zaman değer ölçüleri yanlış. Bir kez Paşa'nın yalnızca isteyişiyle herşeyin olduğuna inanmak için, insan, en azından, şöhretin doruğuna çıkmış bir kapıkulu kadar ayakları yerden kesilmiş bulunmalıdır.
        Paşayı Aşan Olaylar
         Unutmamış olanlar çok iyi hatırlarlar. İkinci Dünya Savaşı'nın son yılıydı. Bilinmez hangi ağızdan kimin kulağına tek parti yerine, biraz daha esnekçe bir "demokrasi" denenemez mi gibilerden bir fısıltı kaçmış. Kulağını sağır sanan gafillere, Paşa ansızın top gibi gürledi: "Savaş bitince, gidişimizde yumuşayacağımızı mırıldananları işittim. Şunu iyi bilsinler ki, savaş sonrası tutumumuz şimdikinden çok daha sıkı olur!" Cümle aynen böyle değildi. Çok daha sertti. Hatırlayanlar bilir. .
         Gazetelerin bütün ilk sayfalarını kaplayan bu keskin ihtarın üzerinden yanılmıyorsak 6 ay geçti, geçmedi. Savaş bitti, Thornburg Türkiye'ye geldi, gitti: Büyük Arnerikan basınında okuduk. O "son baharda" Paşa, Türkiye Büyük Meclisi'nde çifte partili bir parlamento kuracağına söz vermişti. Amerikan uzmanı kulaklarına inanmak gerekirse, Türkiye "demokratik" hayatın ilk adımı atacağını ve Amerikan yardımının düşünülebileceğini müjdeliyordu.
         Türkiye, Amerikalının müjdeleyişinden çok daha yaygın birçok partili buzların çözümüne ve "eşsiz örneksiz" bir demokrasi panayırına alan oldu.
         Bu kıssadan hangi hisse çıkar? En "kaadir'i mutlak" geçinen tarihsel Paşa bile bir yıl içinde, söylediğinin tam tersini yapmak zorunda kalmıştır. En "mangal kadar yürekli" solcuların dört elle yapıştıklan paşakişilerin hali budur.
         Kişi, bağlandığı sosyal sınıfın ve eğilimin yönünde tıpış tıpış yürüdükçe "harikalar" yaratır. Sosyal sınıfının tarihsel eğiliminden kıl kadar ayrılmaya görsün, gümbür gümbür yıkılır.
         Hâttâ, 500 yıllık gelenekleriyle talim görmüş, tıkır tıkır maaşını almış terbiyeli maymun kapıkullarını toptan peşinde örgütlemiş bulunduğu zaman bile, az önce "değişmez şef" ilan ettiği kişiyi, kendi CHP'si "değişirleştirir".
         Kılına dokunulmaz iktidar partisi, batan geminin farelerine dönmüş sadık üyelerince terkedilir ve arkadan hançerlenir. Bu çok basit politika alfabesini ciddiye almayanın siyaset sahnesinde at koşturması, düşünce ve davranışta değil, bizde en kolay gelen edebiyat göklerinde yüceltilebilir: Donkişot!

DAHA DETAYLI BİLGİ İÇİN OKUNACAK KİTAP

http://www.onergurcan.org/hikmet%20kivilcimli/yon.html

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: "DEMOKRASİ"YE YUMUŞAK GEÇİŞ ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1994
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 5467952
Syndicate
 
left
Top! Top!
right