|
KENDİMCE… Ne sıraları ne günleri sezinlemez” batıp çıkmalar. 1928 yılı yeniden “Düyun’u Umumiye” borçları. “Gitsinler sultanlarından alsınlar. Demokraside mebus tayin edilmez.” İzmir’de, “Ameleden adamları iktidara getirmek” suçu. 4 yıl 6 ay 15 gün. Siverek yerine Afyon-Konya-Adana-Müslimiye-Mardin-Diyarbakır yoluyla: “Elaziz Kürdistan’ın Payitahtıdır” ve “Alfabesinden cebr’i alasına değin sosyalizm”.Doktorun yol hikâyesi 22 yıllık mahpusluk, tutsaklıkta Sosyalist olmak, iki yoldaş, iki mahpusluk, Sincan, yaşamını Sosyalizme adamış Sarp Kuray, Anadolu iki yoldaşın kesiştiği coğrafya, yorumlama, bakış, akılcılık, gerçekçilik, yokçuluklar, gerçekten demokratik Türkiye sevdası, umut ve iki adam, yalnız, kararlı, sert iki adam, özgürülüksüz, tefeci-bezirgâna kafa tutan iki yaşam. Karadeniz günlerdir ağlıyor, ıslaklık topraktan ayrılmıyor, Türkiye ateşten çember, dört bir tarafı sarılmış, öksüz kalmış güzel ülkem, sabahın sahipleri sessiz, günler baskı, zülüm ve kan getiriyor ve benim ülkem yarım yüzyıldır ağlıyor, Anadolu ne acılara göğüs gerdi, Kalender Sultan, inanmışlığın direnişi, kudretli efendilerin acımasızlığı, kutsallık savaşlarının, binlerce yılık Mezopotamya kültürünü yok edişi, Finans-Kapitalin, atlı süvarilerinin toraklarımıza kan, gözyaşı getirişinin hikâyesi, yazmak kolay değil, ağlayan bir ülkeyi anlatmak kolay değil, savaşıyoruz, doğayla, kendimizle bitmek bilmeyen bir çatışmanın ortasındayız, çocuklar şeker yesinlerin, aydınlık yarınların yorgun savaşçıları sağa savrulurken taşradan yazmak kolay değil. İki onurlu yaşam, iki tutsaklık, iki özgürlük mücadelesi, milyonlarca devrimcinin güvercin yaşamında ki tedirginliği, baskı, zülüm, kanın Halklara sıçrayışı, karanlıktan aydınlığa, Dr. Kıvılcımlılara, Denizlere, İbolara, Mahirlere, Sarplara tam bağımsız Türkiye sevdalılarının yokçuluklarına selam olsun. Ahmet Kayanın dediği gibi, sırat köprüsünden geçtik, zehir gibi sular içtik, Mügelere, Mehmet Alilere, ırkçılıkları, karanlığın efendilerine teslimiyetçilere tarih, hesap sormaya devam edecek.
Sarp Kurayın dediği gibi, ‘Baba İlyaslar, Baba İshaklar, Hacı Bektaşlar, Şeyh Edebaliler, Ahi Evrenler, Şeyh Bedrettinler, Kalender Sultanlar, Pir Sultanlar, hepsi toplumsal gelişim ve değişime damgasını vurmuş, göçebe demokrasisi geleneğinin temsilcisi insanlarımızdır ve bizim tarihi köklerimizdir.’ Ne de güzel söylemiş üstat, tarihi köklerimiz evet Kürt-Türk çatışmasının, iç savaşın çözümü işte buradadır, köklerde, Halkların binlerce yıllık tarihi bağlarında öylece çözümlenmeyi beklemekte, barışı Emperyalizmin kokuşmuş, sömürü üzerine kurgulanmış kurumlarında değil, Anadolu’nun özünde aramanın akılcılığını kavramalıyız, gerici, düzen siyasetini benimsemişlerin, Halkı anlamasını bekleyemeyiz, yatalak, felç olmuş demokrasimizi ayağa kaldırmak, ona can suyu vermek, Devrimci görev olarak önümüzde durmaktadır, durmak yok yola devam diyenlerin, yolları açık olsun, bizlerin yolu aydınlık, gerçekten, demokratik, tam bağımsız Türkiye olacaktır. Sosyalistler, Komünistler, ilericiler toplumsal sevinçlerini ya da acılarını örtmeyi gizlemeye özen gösterirler, Milli maçlarda, ulusal başarılarda iki yüzlülüğü tercih ederler, dış görüntüde önemsizce bir ifade yansıması olurken, iç dünyada korkunç bir sevinç hakim olur. Coğrafyamızda Dünya’ya karşı kurulan en ufak bir üstünlük bizleri delice mutlu eder ama bunu toplumla paylaşmaktan kaçınırız, Edirne’den Hakkâri’ye kadar tek yürek oluruz da bunu belli etmeyiz, acılarımızı, sevinçlerimiz birlikte yaşamaktan korkar hale geldik. Depremlerin yaşam biçimimize dönüştüğü memleketimizde tek yürek olduk, tüm ırkçılara, Emperyalizmin beslemelerine karşın, toplumun tüm katmanları Van’a kitlendi, bakmayın siz görsel, yazılı medyada ki soytarılıklara, Anadolu zor gün yoldaşlığını bir kez daha yaşamakta, Devletten önce Halklar yaralarını sarmaya başladılar, acıların ortak gözyaşına dönüşmesi, kinin, nefretin yerini dayanışmanın alması, kirli savaş beslemelerinin planlarını alt üst etti, Mügeler işte bu noktada şuursuzlaştılar, medya silahı ile provokasyonları ellerinde patladı, ortak acılarımız üzerinden düşmanlık tohumları atmalarına halk izin vermedi, vermeyecekte, yaşasın Halkların kardeşliği Van’da en kaz altında, evsizlerle birlikte tüm Dünyanın gözü önünde hayata geçmiştir. Unutulmasın, bu Memleket bizim, hepimizin, inadına kardeşçe, barışa susayan yüreklere selam olsun… |