|
Yazar GÜRKAN HACIR-AKŞAM
|
|
Tuesday, 18 October 2011 |
Salondan Sinop Zindanı'na Kadına şiddet her zaman vardı. Ama son dönemde algımız mı değişti ne? Her taraftan bir kadın ve şiddet öyküsü fışkırıyor. Peki bu bitmeyen şiddet dalgası nasıl sona erecek? Elbette direnerek...Yoksa bu vandalizmi alt etmemiz mümkün değil. Üstelik tarihimizde direnişi yaşam biçimi haline getirmiş isimler varken... Örnek mi istiyorsunuz? Buyurun o halde Fatma Nudiye Yalçı'nın yaşamı...
FATMA Nudiye Hanım, 1904'te İstanbul'da doğdu. İstanbullu bir ailenin kızıydı. Babası bir gemi subayıydı. Varlıklı sayılabilecek bir yaşamları vardı. O dönem İstanbul'un en zenginlerinin oturduğu Talimhane'deki Bursa Apartmanı'nda oturuyorlardı. İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne gitti. Edebiyata ilgisi de o yıllarda başladı. Tam bir kitap kurduydu. Fatma Nudiye okuldan mezun olur olmaz dönemin en gözde gazetecilerinden Nizamettin Nazif Tepedelenli ile evlendi. Nudiye Nizamettin adını aldı. Nizamettin Nazif Bey Marksist'ti. Fatma Nudiye Hanım Marksizm'in temel ilkelerini ondan öğrendi. Ama evlilikleri uzun sürmedi, 1928'de ayrıldılar. DOKTOR'LA KARŞILAŞIYOR Fatma Nudiye bu evlilikten sonra politik olarak daha da bileylenmişti. Dönemin muhalif dergilerinden olan Resimli Ay'a gidip gelmeye başladı. Serteller'in bu ünlü dergisinin müdavimleri arasında kimler yoktu ki? Nazım Hikmet'ten Doktor Hikmet Kıvılcımlı'ya kadar. Ülkenin bütün şöhretli 'komünist'lerinin ikinci adresi olan Resimli Ay, Kıvılcımlı'nın de uğrak yeriydi. Doktor, Fatma Nudiye Hanım'ın güzelliğinden etkilendi. Yakınlaştılar. 1932'den itibaren artık karı koca hayatı yaşamaya başlamışlardı. Ancak evlenmediler. Doktor, Türkiye'de komünist olmanın bedelini biliyordu bunun üzerine bir de 'evlilik' taşınamazdı. DEVAMI http://www.kadinhareketi.org/content/view/1144/1/
. |