left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow P - Z arrow Süvari arrow CIA KURULUŞLARIYLA OMUZ OMUZA DEVRİMCİ MÜCADELE
Thursday, 24 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
CIA KURULUŞLARIYLA OMUZ OMUZA DEVRİMCİ MÜCADELE Yazdır E-posta
Yazar DERLEMELER   
Monday, 03 October 2011

 "İsmail Beşikçi ve Türkiye'de ifade özgürlüğü" sempozyumu ve CIA kuruluşları -Ahmet Kaplan  19 eylül 2011-sendika.org

12 Eylül için sosyalistler tarafından düzenlenen bir sempozyumda, bir sürü CIA ya da emperyalist vakıf kendilerini insan hakları savunucusu olarak sunuyorlar. Bu bir 12 Eylül hesaplaşması değil, emperyalist sistemin meşrulaştırılmasıdır ki 12 Eylül darbesinin en önemli amaçlarından birisi bu idi

İnternet gazetelerinden öğrendiğime göre, 17 Eylül günü Ankara'da Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezinde Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi tarafından bir sempozyum düzenlenmiş. Adı 'İsmail Beşikçi ve Türkiye'de ifade özgürlüğü' olan sempozyumun amacı 12 Eylül faşist darbesini 31. yıldönümünde lanetlemek.

Sempozyumun açılış konuşması Ankara'ya Düşünceye Özgürlük girişimi adına, kendisi de 12 Eylül darbesinden sonra mesleğinden uzaklaştırılan ve yıllarca içerde yatan Sayın Fikret Başkaya tarafından yapılmış. Toplantıda moderatör, konuşmacı vb olarak katılan diğer sol demokrat aydınların listesi ise bir hayli uzun. Sibel Özbudun, İsmail Beşikçi, Temel Demirer, Şanar Yurdatapan, Onur Hamzaoğlu, Mesut Yeğen, Banu Güven, Kemal Göktaş vb. liste uzayıp gidiyor.

Bir de yabancı katılımcılar var. Mesela Freedom House'dan Eliza Young, İFEX’ten Annie Game, Article 19’dan Barbara Bukovska, Index on Censorship'ten Emily Butselaar, HRW’den Emma Sinclair-Webb de o gün panelist konuşmacı vb. olarak katılan insanlar. Paneli organize edenleri tebrik etmek lazım. Tek eksik Paul Henze, hani 12 Eylül Darbesi için ''bizim çocuklar yaptı'' diyen Amerikalı faşist. Ama n’aparsın adam ölmüş, ölmese belki onu da çağırırlardı.

Paul Henze 12 Eylül darbesinde CIA’nin Türkiye istasyon şefi idi ve doğrudan ulusal güvenlik şefi olan Zbigniew Brzezinski'nin yardımcısı idi. Freedom House, Zbigniew Brzezinski'nin yöneticilik yaptığı vakıflardan birisidir ve ABD’nin psikolojik savaş vakıflarından birisidir.

 Psikolojik savaş konusunda uzman olan Henze, 12 Eylül darbesinin mimarlarından birisidir. ABD yönetimi faşist darbeleri, emperyalist işgalleri savunmak ya da en azından meşrulaştırmak için insan hakları, kalkınma, basın özgürlüğü vb alanlarında faaliyet gösteren birçok vakıf kurmuştur ve bu vakıfların tek amacı emperyalist politikaların, işgallerin, darbelerin meşrulaştırılmasını sağlamak, bu konuda psikolojik bir savaş yürütmektir.

Ne yazık ki Türkiye örneğinde bu konuda oldukça başarılılar. Baksanıza solcu demokrat kişi ve kurumlar, 12 Eylül darbesinin en önemli bileşenlerinden olan ABD emperyalizminin psikolojik savaş için kurulmuş vakıfları ile 12 Eylül anması için çalışıyorlar, onların gönderdiği kişiler bu toplantılarda konuşma yapıyorlar.

Freedom House'ın web sayfasına bile baksanız bu kuruluşun CIA’nın yan kuruluşlarından birisi olduğunu görürdünüz. Hadi oraya bakmadınız bari Sevgili Chomsky'ye sorsaydınız. O daha 1988’de Freedom House'ın CIA’nın ve ABD yönetiminin sağ kanadının (dikkatinizi çekerim Obama, Carter, Clinton vb de sol kanadı oluyor) propaganda aracı olduğunu söylüyordu kitaplarında.

Freedom House bir CIA kuruluşudur, öyle ki CIA eski başkanlarından James Woodley aynı zamanda Freedom House'un da geçmiş başkanlarından biridir. Geçmişte Freedom House’da yöneticilik yapan diğer ABD’li yöneticiler ise; Paul Henze'nin amiri Zbigniew Brzezinski, Samuel Huntington, Donald Rumsfeld (Hani unutuldu ise diye söylüyorum kendisi Irak'ta bir milyondan fazla kişinin katledildiği savaşın mimarlarındandır) Steve Forbes, Jeane Kirkpatrick ve liste uzayıp gidiyor. Yani Freedom House ve CIA arasında sadece bir döner kapı vardır. Bazen orada çalışırlar bazen burada.

Freedom House 'ın şimdiki başkanı eski bir savunma bakanı olan William Taft. Kendisi ayrıca bir zamanlar ABD’nin NATO nezdinde temsilcisi idi. Yardımcısı Ruth Wedgewood ise ABD’nin Guantanamo cezaevi yönetimini ve oradaki askeri yargılamaları savunan hesapta bir İnsan Hakları Uzmanı. Bir diğer yardımcısı Thomas Dine bir CIA kuruluşu olan Radio Free Europe'ın başkanı idi. Zaten Freedom House faaliyeti için gerekli paraların çoğunu (yüzde 70 seksenini) ya NDF’den ya da ABD’nin Dışişleri Bakanlığından alır.

Arkadaşlar Freedom House 12 Eylül darbesinin mimarlarının işlettiği bir psikolojik savaş vakfıdır. Bu kişilerin ne işi var bu sempozyumda? Sempozyuma katılan diğer vakıflar da farklı değil. Human Rights Watch da bir CIA kuruluşudur. Asıl Adı Helsinki Watch idi ve SSCB’ye karşı propaganda aracı olarak kurulmuştu. HRW da aynı Freedom House gibi ABD’li bürokratlarca yönetilir ve CIA’nın bir psikolojik savaş aygıtıdır.

NATO’nun Libya'yı işgali sırasında, işgali meşrulaştırmak için yoğun bir psikolojik savaş yürütüldü. Bu savaşın en önemli unsuru HRW idi. Örneğin Kaddafi'nin daha iyi ırza geçsinler diye askerlerine viagra dağıttığı, Afrikalı paralı askerleri kullandığı, sivil yerleşim yerlerini sırf bunlar muhalif diye bombaladığı haberlerine meşruluk kazandırmak için HRW kullanılıyordu. HRW bazı diğer vakıflarla beraber NATO işgalini meşrulaştırmak için yalan haber yayan psikolojik savaş vakıflarından en önemlilerinden birisidir.

Freedom House ya da HRW gibi örgütlerin başarılı şekilde faaliyet gösterebilmesi için kamuoyu nezdinde meşruiyet kazanması gerekir. Yoksa dediklerine kimse inanmaz. Bu yüzden bu vakıflar meşrulaşmak amacı ile dünyanın her tarafında milyarlarca dolar para harcarlar. 17 Eylül sempozyumu bu savaş örgütlerinin meşrulaştırılması açısından çok önemli bir olaydır, çünkü düzenleyenler solcudur. HRW’nin böyle bir toplantıya çağrılması NATO’nun Libya’nın ırzına geçmesini dolaylı olarak meşrulaştırmaktadır.

Article 19, Ford vakfı vb vakıflar yanında, İngiltere devletinden ve Hollanda ve Norveç Dışişleri bakanlıklarından aldığı paralarla faaliyet yürütür. Doğal olarak parayı veren düdüğü çalar. Article 19 batılı emperyalist devletlerin bir dış politika aracıdır. Örneğin Julian Assange'ın ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerini sızdırdığından dolayı tutuklanması gündeme geldiğinde Article 19 yöneticileri çare olarak kendilerinin kaleme aldığı ve ulusal güvenlik durumunda sansürü kabul eden Johannesburg kriterlerinin uygulanmasını istiyordu.

Index On Censorship diğerlerinden hiç de farklı değildir. Daha Önce CIA ve MI5’ın ortaklaşa çıkardıkları bir psikolojik savaş dergisi olan (dergi solcu olduğunu iddia ediyordu ama tek yaptığı SSCB’yi eleştirmekti) Encounter'ın editörü olan Stephen Spencer tarafından kuruldu. Encounter'ın bir CIA dergisi olduğu açığa çıkınca dergi hızla popülarite kaybetmişti. Kendisi de eski bir solcu Olan Spencer daha sonra Index On Censorship'i kurdu.

Bazen duygularımı ifade etmek için söyleyecek kelime bulamıyorum. 12 Eylül için sosyalistler tarafından düzenlenen bir sempozyumda, bir sürü CIA ya da emperyalist vakıf kendilerini insan hakları savunucusu olarak sunuyorlar. Bu bir 12 Eylül hesaplaşması değil, emperyalist sistemin meşrulaştırılmasıdır ki 12 Eylül darbesinin en önemli amaçlarından birisi bu idi.

 

Devrimci kamuoyuna
Entelektüel vicdanımız ve devrimci direnişin sembolü İsmail Beşikçi adına 19.9.2011 tarihinde düzenlediğimiz "İsmail Beşikçi ve Türkiye’de  İfade Özgürlüğü" başlıklı konferans son yılların en geniş katılımı ve devrimci coşku ile miting  atmosferinde gerçekleştirilmiş, devrimciler 10 saati aşkın İsmail Beşikçi’nin yanında direnmişlerdir.
Ancak bu devrimci eyleme karşı ODA TV kaynaklı ve Ahmet Kaplan imzalı çamur atma  kampanyası başlatılmış SENDİKA.ORG tarafından web sahifesinde de yer verilerek bu kampanyaya  çanak tutulmuştur. Ayrıca fısıltı gazeteleri de işbaşı yapmış dedikodu üretmektedirler.
Sanal ortamda "çamur at izi kalır" kolaycılığı "modern zamanlar"daki  postmodern bir pespayelik olduğunun altını  defalarca çizerek; "solculuk" ve "devrimcilik" bu kadar kolay mı diye sormadan edemiyoruz.Yapılanlar tek kelimeyle: AYIPTIR!
Ahmet Kaplan ve  diğer iddia sahiplerini istedikleri yerde ve zamanda kitleler önünde açık tartışmaya çağırarak iddia sahiplerini iddialarına içkin kanıtları ne ise ortaya koymaya davet ediyoruz. Sorunun muhatapları ve  Ahmet Kaplan davetimize belgeleriyle birlikte icabet etmediği takdirde, attığı çamuruyla başbaşa kalmış olacağını devrimci kamuoyuna saygı ile duyururuz.

Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi Adına
Sait Çetinoğlu


Not:konuya yabancı olanlar için yazının linkini aşağıda veriyoruz
"İsmail Beşikçi ve Türkiye'de ifade özgürlüğü" sempozyumu ve CIA kuruluşları -Ahmet Kaplan
http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=39732&ref=halkevleri

   Arşivle Spam Sil     Taşı
  Etiketler
  Diğer
 11 / 27
      
 
Re: [yolculard​evrimyolun​da] devrimci kamuoyuna yazisi ile ilgili
Gelen KutusuX

 

 Yanıtla |Devrim Yolundaki Yolcu Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır yahoogroups.de üzerinden Kime: yolculardevrim.
ayrıntılar 22:44 (12 saat önce)



Merhaba,
 
Oda TV ile bizim bir iliskimiz yok Ahmet arkadasin yazdigi gibi ama Oda TV,ile hasim olan  bir kesim var bu,da Liberaller  Taraf Gazetesi ve Birikimcilerdir, siyasi arenada AKP, bile bu kadar hasmane yaklasmiyor Oda TV,ye cünki bu ülkede  yillardir gecmiste ve halen kendini Ulusal Solcu diye tanitan Isci partisi ve baskanlari Isbirlikci Dogu Perincek,ki MHP gibi Ülkeyi gecmiste devletin sivil fasist kolluk gücleri görevini üstlenen  ve kana bulayan,Devrimci Demokratlari  katleden Fasistlerle yan yana durmayi  beis görmeyenler.
 
 Bugünde  sözde karsit  ve zitmis gibi gözükselerde ortak calisma alanlarini hemen cok cabuk yaratma yetenegine ve dönekligine sahip bir kesimle ic ice oldugu icin pek fazla sorun yasanmaz su son dönemdeki yasananlar ise aslinda Sosyalist Devimci cenahi  bir yerde kesin kes saf tutmaya yani ya liberallere eklemleyerek zararsiz hale getirmek veya Ulusalcilara eklemleyip Ergenekon yaftasi ile Milliyetci sag kesime  eklemlemek  geldigi gelenegin gözünden düsürerek yine kendisiyle celistirmek karsisinda diz cöktürerek  birlikte calismasi icin zorlamaktadir.
 
Bu konuda Isci partisi bicilmis kaftandir zaten AKP ile ortak calisma zeminlerini milyonlarca dolarlar üzerinden pazarlik yaparak silivriden yoldaslarina mesaj gönderen Dogu perincek ip ucunu veriyor.( Ne diyonuz 5 milyon dolar yetermi diye)
 
Amma Özgür Fikirler Birligimiydi nedir belki bilmeden bir tufaya geldiler herhaldeki bu hiddetlenme ve mevzyu tekrar bir gözden hecirmeden hemen ataga gecip  madara olmayalim diye üstünü  örtmeye calismak gibi bir telasla bu mesaji bize göndermisler.
 
Benim bildigim devrimciler  yaptijklari yanlisin veya hatanin tekrar gözden gecirilerek öz elestiri vermesi gerekir yoksa düstükleri bataga daha fazla gömülecekleri asikardir.
Veya bu isi gercekten bilincli yapiyorlarsaki o zamanda  acikca biz Devrimcüyük demeyecekler saflarini dosdogru ortaya koyacaklar,yaziyi yazani tanimasamda bizimle paylasan araci Temel arkadasi bir parca tanimisligim vardir ve göründügü gibi sandigim ve biraz,da sempati duydugum bu insan buraya nasil bulasmis diye düsünmedende edemedim.
Dersimde bizimkiler geliyor siirini okurken sempatim  dahada  artmisti ama bosunaymis anladigim kadariyla.
 
Liboslar zaten kendi fikirlerini kabul etmeyenleri ya ergenekoncu ilan eder yada ulusalci fasist veya  Oda tv,ci gerci hepside ayni yeri gösteriyor.Oda Tv ile iliskilendirmeleri bu yüzdendir.
 
Grubun bu asagidaki  slogani aslinda  cok sey anlatir bize ,okunmasini öneririm.
 
 
----- Original Message -----
From: dogan subasi
To: Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Sent: Sunday, October 02, 2011 7:29 AM
Subject: Yan: [yolculardevrimyolunda] devrimci kamuoyuna


 
Sempozyum'a katılan ABD kaynaklı vakıflarla ilgili Ahmet'in ilk yazısını okuyunca, oldukça şaşırdım.
Devrimcilerle bu emperyalist vakıfların ne gibi bir ilişkileri olabilirdi? İlk etapta şöyle düşündüm; bu olsa olsa, sempozyumu düzenleyen arkadaşların 'özensizliği' ile açıklanabilirdi. Doğrusu bunu düşündüm ve sempozyum düzenleyicilerinin açıklamalarını beklemeye başladım.

Yanıt geldi. Sait Çetinoğlu imzalı yanıtta, Ahmet'in iddiaları ile ilgili hiçbir somut bir yanıt verilmiyor, ancak Ahmet'in yazısı 'çamur atma kampanyası' olarak tanımlanıyordu. Oda TV kaynaklı olduğu da iddia ediliyordu. (Sait, bu işe Oda Tv'yi nerden karıştırdı anlamadım.) Yanıtın devamında Ahmet'ten belge isteniyordu.

 

Bu son yazı ile Ahmet yanıtını vermiş bulunuyor.


Doğrusu kendi adıma, Ahmet'in yazısından (moda deyimle) tatmin oldum.

Elbette kimse, kimin kimle ne yapacağı hakkında karar  (yada fetva!) veremez. Dileyen emperyalist vakıflarla işbirliği de yapabilir, oralardan maaş da alabilir.

Ama ortalıkta devrimciyim diye dolaşıyorsanız, yaptığınız etkinliği de devrimci bir eylem olarak tanımlıyorsanız, devrimcilerin de yanıt hakkı doğar.

Ben bu sempozyuma katılıp da, kendisine devrimciyim, solcuyum diyen arkadaşlardan, Ahmet'in iddiaları konusunda doğru dürüst bir açıklama bekliyorum.

Selamlar...

 

 

 


Kimden: Ahmet < Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır >
Kime: Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Gönderildiği Tarih: 2 Ekim 2011 6:24 Pazar
Konu: Re: [yolculardevrimyolunda] devrimci kamuoyuna


 
Sayın Çetinoğlu,
Değişik yerlere gönderdiğiniz ve kamuoyuna hitap eden mektubunuzda beni ODA TV kaynaklı bir yazar olarak niteliyor ve size çamur attığımı söylüyorsunuz. Önce bir şeyi düzelteyim, ben ODA TV kaynaklı değilim; Benim bazı yazılarım Turkey ınformatıon, Sendika org gibi bazı diğer sitelerde yayınlanmıştır ama, ODA TV de hiç bir yazım yayınlanmamıştır.Ayrıca ne benim yazdığım yazılardan ODA TV sorumlu tutulabilir, ne de onların yayınladığı yazılardan ben. Son olarak yalancı değilim. Yazdığım herşey bilgilere dayalıdır. Beni oraya buraya davet etmenize gerek yok, istesem de gelemem zaten, ancak bu forumlar ve sitelerde sizle istediğiniz gibi tartışabilirim, tabii eğer heybenizde küfürden başka bir şey varsa!
 
Mektubunuzda size iftira ettiğimi yazıyorsunuz ama ne konuda yalan söylediğimi yazmıyorsunuz. O yüzden ben sırasıyla yazdıklarımı yine tekrarlayacağım. Ben sizin Ankara'da "İsmail Beşikçi ve Türkiye’de İfade Özgürlüğü" adıyla bir sempozyum düzenlediğinizı yazmıştım, yalan dediğiniz bu olamaz, çünki bunu zaten siz de kabul ediyorsunuz mektubunuzda.
Ben sizin 12 Eylül darbesinin yıldönümüne oldukça yakın düzenlenen bu toplantıya Fikret Başkaya ve İsmail beşikçi yanında Sibel Özbudun, Temel Demirer, Şanar Yurdatapan, Onur Hamzaoğlu, Mesut Yeğen, Banu Güven, Kemal Göktaş vb gibi, kendini sosyalist, anti-emperyalist ve demokrat ilan eden bir çok solcu aydının katıldığını yazmıştım. Ben sadece sol aydınların değil, aynı zamanda ABD nin ve diğer emperyalist devletlerin dış politikalarını, işgallerini meşrulaştırmak için kurulmuş bir öeşit psikolojik savaş örgütü olan Freedom House, İFEX, Article 19, Index on Censorship ve HRW gibi CIA kaynaklı psikolojik savaş örgütlerinin temsilcilerinin de katıldığını yazmıştım. Yalan dediğiniz yukarıda saydığım bu insanların katılması da olamaz, çünki bunların katılacakları konferansın afişlerinde ve bir çok dergide yer aldı. Hatta toplantı sırasındaki konuşmalarını bir çok sol demokrat dergi ve gazete yayınladı. Siz bu dergilerin hiç birisine iftiracı demediğinize göre demek ki yalan diye iddia ettiğiniz bu da değil.
Geriye bu yabancı vakıfların emperyalizmin psikolojik savaş aygıtları olduğu tezi kalıyor. Çünkü ne acı ki bu kadar dergi ve gazete arasında bunu benden başka yazan yok(eğer yazan var da farketmedi isem şimdiden özür dilerim) . Bütün bu dergi ve gazeteler hepsi kendini sosyalist addeder, ( bu arada belirteyim bu dergileri çıkaranların büyük çoğunluğunun dürüst solcular olduğuna eminim ama bu var olan durumun vehametini daha da artırıyor, emperyalist kuruluşlar solcuların arasında fink atıyor, bizimkiler de insan hakları savunucusu diye onları alkışlıyor) bir iki dergi dışında bu işleri yazan kimse yok. Üstelik benim makalemi yayınladığı için Sendka Org'a da hakaret etmişsiniz. Sendika Org tüm sol dergilerin yapması gereken şeyi yaptı ve sol aydınların insan hakları üzerine organize ettiği bir toplantıya emperyalist psikolojik savaş vakıflarının çağrılmasını haber yapan bir makaleyi yayımladı. BU durum dünyanın neresinde olursa olsun haberdir. Sendika Org'a niçin hakaret ediyorsunuz?
Sayın Çetinoğlu Freedom House'un bir CİA kuruluşu olduğunu bütün dünya bilir. Ama sen bilmiyorsan mesela niye Chomsky'ye sormuyorsun? Sayın Chomsky o gün sempozyumuza bir kutlama mesajı göndermiş. Freedom House ın marifetlerini bildiğim kadarı ile 30 yıldır yazıyor Sayın Chomsky. Bu konuda 1980lerde yazılan ve Türkçe'ye de çevrilen Manufacturıng Consent adlı kitabına bakabilirsiniz. Ama Freedom House ve HRW den temsilcileri toplantınıza çağırdığınızı söylediğiniz zaman size küfür ederse beni suçlamayın.
Aslında bu konuyu derneğiniz adına konferansın açılış konuşmasını yapan Sayın Fikret Başkaya'ya da sorabilirsiniz. Kendisi emperyalist NGO lar ile ilgili bir kaç makale yazmıştı. Sayın Başkaya ''Emperyalizmin yeni gözdeleri STK'' lar adlı yazısında ''Her gün bir taraftan insan haklarının, sivil hakların daha çok ihlâl edilmesine uygun bir ortam yaratılırken insan haklarından çok söz ediliyor. Bu amaçla STK’lar kurduruluyor, bunlar destekleniyor'' diye yazmıştı. Ona bahsettiği bu STK ların kimler olduklarını sorabilirsiniz. Tabii bu ara benim sormaya fırsatım olmadı, siz benim adıma niçin kendisinin emperyalizmin en gözde STK lari ile aynı platformda yer aldığını da sorarsanız sevinirim. Eminim sol kamuoyu sadece Fikret Başkaya'nın değil mesela sen ve adı geçen diğer sol aydınlardan da niçin bu vakıflarla aynı platformda yer aldığınızı öğrenmek isteyecektir. Umarım o çok övündüğünüz entellektüel vicdanınız bunu açıklamaya engel değildir.
Bu arada belirtmem lazım; Freedom House un ne olduğunu sizin bildiğinizi biliyorum. Sadece siz değil, Temel Demirer başta olmak üzere oradaki katılımcıların büyük çoğunluğu bu vakıfların ne olduğunu biliyordu. Sempozyumdam bir gün önce 78 liler federasyonundan arkadaşlar bu vakıf konusunda sizi uyardıklarını, ama sizin buna rağmen bu toplantıyı yaptığınızı belirttiler. Buradan çıkan sonuç, sizin bu vakıflarla çalışmanız bilgisizlikten değil, bilinçli bir tercih. Bu sadece sizin kişisel tercihiniz değil, görünüşe göre sizle beraber Ankara Düşünceye Özgürlük Girişiminde yer alan diğer '' sol'' cu aydınların da tercihi. Siz grubunuz adına mektup yayınlıyorsunuz, gruptaki diğer insanlar ise mesela Temel Demirer bu mektubu forumlara yayma işini yapıyor. Bu arada ''10 saate yakın İsmail Beşikçi'nin yanında direnen'' hiç bir entellektüel çıkıp bu konuda bir şey söylemiyor.
Bu ise emperyalist vakıflarla çalışmanın bilinçli bir tercih olduğu, ama ortaya çıkıncada utandığınız anlamına gelir. Bana yazdığınız mektubun saldırgan dili utanmanızı gizlemek içindir sadece. Yoksa en azından benim yazdığım konularda, mesela o gün o vakıfların konferansta olmadığı, ya da oldu ise bunların emperyalist vakıf olmadığı yollu bir açıklama gelirdi. Ya da Murat Belge gibi hiç utanıp sıkılmadan bu vakıflarla çalıştığınızı söylerdiniz. Beni düelloya davet etmek ya da o gün 10 saat direndik gibi hamasi sözler etmek, sadece durumu kurtarmaya yönelik manevralardır. Yoksa direnecek adamın emperyalist vakıflarla ne işi var?
Ama ben yine de hem size hem de bizi okuyan arkadaşlara bu vakıfları biraz daha anlatayım. Freedom House bir psikolojik savaş örgütüdür ve NED ve USAID gibi ABD devlet kuruluşları ile ABD dışişleri bakanlığından aldığı para ile faaliyetlerini yürütür. Eski CIA başkanlarından James Woolsey'inn onun eski başkanları arasında olduğunu belirtmiştim. Zaten Freedom House 1941 yılında ABD devlet başkanı Roosvelt'ın karısı ve başkanlık seçimlerindeki rakibi Cumhuriyetçi parti adayı Wendell Wilkie tarafından kurulmuştur(1). Yani başından beri partiler üstü bir devlet projesidir.Şimdiki başkanı William H Taft IV Birinci körfez savaşı sırasında ABD nin NATO daimi temsilcisi idi. Reagan'ın savunma bakanı Caspar Weisbergen'in yardımcısı idi. O zamanlar aynı zamanda savunma bakanlığının baş hukuk danışmanı idi. 1984-89 arası ABD Savunma bakan yardımcısı olarak görev yaptı. I. Bush hükümetinde kısa bir süre Savunma Bakanı olarak görev yaptı. Daha sonra Colın Powell'ın baş hukuk danışmanı olarak çalıştı(2). Bu konuda bilgiler için başka yere bakmana gerek yok, aç Freedom House un kendi internet sayfasını ya da Wikipedia nın freedom House maddesini sana bu bilgileri veriyor zaten.
Bundan bir önceki başkan Peter Ackerman ise aynı zamanda son yüzyıldaki ABD dış politikasının en önemli kurumlarından olan Councıl on Foreıgn Relatıons'un da yönetim kurulundadır. Kendisi ayrıca İngiltere deki IISS vakfınında yönetimindedir.(3) Dönemin Genel kurmay Başkanı Doğan Güreş gazeteci Mehmet Ali Ilıcak'a verdiği demeçte, Düşük Yoğunluklu savaş konseptini öğrenmek için IISS den kurslar aldıklarını söylemişti. Gureş'e göre bu savaş konseptini ilk geliştirenler bunlarmış. Bu kursların sonucunda ne öğrendilerse, binlerce köy yakıldı, binlerce faili meçhul işlendi, ve İsmail Beşikçi ve kürt milletvekilleri de içinde binlerce insan tutuklandı.
Daha devam etmemi ister misin? Mesela şimdiki yönetim kurulu üyelerinden Kenneth Adelman Pentagan'un savunma politikası kurulu üyesidir ve Irak işgalini savunan ve kendini yaşam boyu neocon aktivist olarak tanımlayan birisidir. Irak işgali sonucu şu ana kadar 1.5 milyondan fazla insan öldü. Eski yönetim kurulu üyeleri arasında 12 eylül darbesinin mimarlarından Zbigniew Brzezinski dışında, gerici yazar Samuel Huntington, sağcı bir kübali olan ve 2002 yılında Venezuella Devlet Başkanı Hugo Chavez'e karşı düzenlenen darbenin destekçilerinden eski Venezuela elçisi Otto Reich(4), Hem Başkan Ford'un hem de Başkan Bush II nin savunma bakanlığını yapan ve Irak işgalinin mimarlarından Donald Rumsfeld, Rumsfıeld'in yardımcısı ve bir başka Irak işgali mimarı Paul Wolfowitz de içinde olmak üzere bir çok neo con görürsünüz.
Bakın daha HRW a geçmedim bile. HRW nin tarihi Freedom House kadar eski değildir ama en az onun kadar kötüdür. Ya da İndex on Censorshıp. Tüm bunları teker teker yazsam bir kaç sayfa doldurmam gerekir. Bir makaleye hepsini sığdırmak mümkün değil. Ama ben yine de bir kaç noktayı belirteyim. Mesela 2009 da HRW nin Ortadoğu başkanı olan Sarah Leah Whitson 2009 yılında yazdığı ve Foreign policy dergisinde yayınlanan Tripoli Baharı adlı makalesinde bol bol Kaddafi ailesini övüyor, ülkenin demokratikleşmekte olduğunu iddia ediyor ve halkın hükümeti özgürce eleştirebildiğini iddia ediyordu. Hatta 1998 de cezaevinde katledilen 1200 mahkumun ailelerine devletin tazminat ödemeyi kabul etttiğini söylüyor, bu bahane ile Kaddafi yönetimini övüyordu.. O zamanki ABD dış politikası Kaddafi yi destekliyordu ve Whitson zaten kendisinin o sıralar Kaddafi de dahil arap diktatörleri ve zenginlerinden para almak için bölgeyi turladığı söyleniyordu.(5)Yani makale ABD devletinin çıkarları açısından zamanın ruhuna uygundu.
Libya'ya ilişkin ABD politikası değişip NATO Libya yı işgal etmeye koyulunca, HRW türküyü değiştirdi. Bu sefer aynı Sarah Whitson Kaddafi ailesinin ne kadar vahşi olduğunu yazmaya başladı. Aynı HRW katledilen aynı mahkumlardan dolayı Kaddafi nin Uluslararası savas suçları mahkemesinde yargılanmasını talep etmeye başladı. Bu zigzaglar çok doğal, çünkü HRW ABD politikaları doğrultusunda kurulmuş bir kısım vakfın en önemlilerinden biridir. Ford vakfı, Açık toplum esntitüsü gibi vakıflar tarafından desteklenen HRW nın yönetimine gelmiş kişileri sayarsak, bunlar nitelik olarak Freedom House dan farklı değildir;George Soros, Morton Abromovıtz, bir CIA operasyonu olan Radyo Free'nin direktörlerinden Paul Goble, ABD nin askeri işgallerinin savunmasını yapan teorisyen olan Stanley Hoffmann, Gazetecileri koruma örgütünden Kate Morton ( kendisi C Hollbrooke'un karısı idi ve NATO nun yugoslavyada gazete ve TV binalarını bombalayarak gazetecileri öldürmesini protesto etmeyi reddetmiştir.) işgal sürecinde ABD nin yugoslavya elçisi Warren Zimmerman vb. bu liste böyle uzar gider (6)
Ve siz yöneticileri arasında sadece 12 Eylül darbesinin mimarlari değil ama, Venezuela daki darbenin, Irak işgali vb nin mimarlarinin bulunduğu, başkanlarının ya eski CIA başkanları, savunma bakanları ya da ABD nin Nato temsilcileri olan, ve eğer hesaplanırsa kendi aralarında milyonlarca insanın savaş, bombalama, askeri darbe işkence vb aracılığı ile ölümünden sorumlu olan bu kişileri ve onların vakıflarını insan hakları savunucusu olarak ilan edeceksiniz, bir sürü iyi niyetli insana bu örgütlerin ne kadar iyi örgütler oldukları propagandasını yapacaksınız, emperyalist işgallerin psikolojik savaş aracı olan bu vakıfları sol, demokrat, iyi niyetli insanların gözünde meşrulaştıracaksınız, bu vakıfları tüm halkın gözünde meşrulaştırmaya çalışacaksınız, ben bunları yazınca da bana yalancı diyeceksiniz. Hadi ordan densiz!
 
 
 
 
(1)http://en.wikipedia.org/wiki/Freedom_House
(2)http://en.wikipedia.org/wiki/William_Howard_Taft_IV
(3)http://www.cfr.org/experts/world/peter-ackerman/b6045
(4)http://www.guardian.co.uk/world/2002/apr/21/usa.venezuela
(5)http://www.hrw.org/news/2009/05/28/tripoli-spring, http://archive.arabnews.com/?page=1&section=0&article=122880&d=26&m=5&y=2009
(6)http://www.antiwar.com/rep/treanor1.html

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: CIA KURULUŞLARIYLA OMUZ OMUZA DEVRİ... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right