left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow Mecit Öztekin arrow Türkiye Kürtlerini "Ceviz Kabuğuna" Sığdırma Çabaları
Thursday, 24 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Türkiye Kürtlerini "Ceviz Kabuğuna" Sığdırma Çabaları Yazdır E-posta
Yazar Mecit Öztekin   
Wednesday, 23 November 2005

Başbakan Erdoğan önce görmezden gelmek istedi, sonra aydın grupları ile civarında dolaştı. Baş örtüsü dedi, AB dedi, IMF’nin niyet mektupları dedi olmadı. Gündem belli idi ve sıcaklığını kaybetmiyordu. Gündem son yirmi yıla damgasını vuran Kürt sorunu idi.

Başbakan Erdoğan Doğu ve Güneydoğudan oldukça iyi denebilecek oy almıştı. Bazı çevreler bunu bölgede DEHAP alternatifi bile algıladılar, ama nafile. AKP’nin bölgeden aldığı oylar sonuçta Kürt oyları idi. Bu oyların AKP’ye verilmesinin iki temel nedeni vardı: Birincisi; Kürt sorununa çözüm olacak şekilde radikal göründüğünden( Ordu ile olan çatışmasından). İkincisi; Aşiretlere hakim olan dinsel bakış açısı ve tarikat teşkilatlanmaları nedeni ile.

Özellikle Cumhuriyet sonrası dönemde bölge halkı iki siyasi görüşe ağırlık verdi: Birincisi; Sosyalist düşünce. İkincisi de islami düşünce. Her ikisinde de olan ortak özellik, Türk kimliğine entegrasyon korkusu idi. Sosyalist düşünce o günkü yapısı itibarı ile ulusal değerlere önem vermediğinden, İslami düşünce de ümmet mantığı ile sadece dini ayrım yaptığından Kürt halkı bu düşüncelere dört elle sarıldı. Ama ortak payda kendi kimliği ile Türkiye’ye entegrasyondu. Belki bunu farklı dile getirdiler ama sonuç budur. İşte bu yüzden AKP aldığı oylara güvenmemelidir. DEHAP’ın da aldığı oy oranı asla aşağılanmamalıdır. Bu gün çok iyi görülmektedir ki PKK’nin kavgası bir kimlik kavgasıdır, bir ayrışma kavgası değildir. Ama topluma “önemli olduğu” veya “vazgeçilmez olduğu” olgusunu vermeye çalışan rant düşkünleri bu kavgayı çarpıtarak bir ayrışma kavgası gibi empoze ettiler ve etmeye de devam ediyorlar. Bu ayırımı hep sıcak tutarak ve kimlik reddi ile Kürtleri kışkırtarak bu günlere gelindi.

Bu gün en sağduyulu olması gerekenler medya mensuplarıdır. Ama görüyoruz ki – son İsviçre milli maçı bunun en bariz örneğidir- bu çevreler Türkiye’nin çıkarlarını zedelemeyi kendilerine kar sayıp, hiç utanmadan ,sorumsuzca kışkırtmaya devam etmektedirler.

Bundan yaklaşık dört ay önce benim de aralarında bulunduğum inisiyatif grubu ile birlikte Kürt sorununun çözümü için bir çok sağ görüşlü gazeteci ve akademisyen ile görüşmeye gittik. Bu görüşmelerimizden bazıları basına yansıdı. Görüşmelerdeki amaç; yeni bir “Kızıl Elma” veya taban arayışı değildi. Zaten bunu da görüştüğümüz kişilere açıkça söyledik. Bu ziyaretler bir ittifak arayışı değil kavgalı iki taraf arasında ortamdaki gerginliği kısmen giderip, gerçekleri tartışıp ve aktarıp, çözüme katkı sunmak içindi. Özellikle yeniçağ gazetesi yazarı Aslan Bulut’la ve Turhan Yazgan hoca ile yapılan görüşmelerde olumlu bir ortam sağlandı. En azından taraflar saygın bir biçimde birbirlerinin ne dediğini dinlediler ve bunu doğru bir şekilde yazıları ile kendi kamuoylarına aktardılar. Hatta sayın Yazgan yaratılan bu düşmanlığı –televizyonu göstererek- sanal bir düşmanlık olarak gösterdi ve karşı bir çabanın gösterilmesinin gerekli olduğunu belirtti. Bu arada yine bu görüşmede Aslan Bulut’tan bu görüşlerimizi halka anlatma açısından Hulki Cevizoğlu’ndan bir program istediğimizi ve bu programa Dr Ali Kemal Özcan’ın konuşmacı olarak katılması konusunda girişim yapmasını rica ettik. Oda bunu Hulki Cevizoğluna ileteceğini söyledi. Bir müddet sonra Aslan Bulut ilke yaptığımız ikinci görüşmede kendisi Hulki Cevizoğlunun önerimize sıcak bakmadığını söyledi. Gazetecilerin popülist eğilimli olmaları gayet doğaldır. Am öyle olmadıklarını söyleyip popülizm yapmaları da ayıptır. Hulki Cevizoğlu bunun en iyi örneğidir. Son günlerde iyice ısınan Kürt sorununu hiçte dürüst olmayan bir tavırla programına koymuştur. Bu programa dikkat edilecek olursa katılımcılardan İbrahim Güçlü için söylenecek birkaç söz vardır. Hulki Cevizoğlu bu şahsı özellikle programına çıkartmıştır. İbrahim Güçlü asla Kürt halkının genel temsilcisi değildir. İbrahim Güçlü Türkiye Kürtlerinin siyasi çizgisinde değildir. Türkiye Kürtlerinin bir çoğu Barzaniyi Kürt olduğu için olumluya bilir ama kendilerinin lideri olarak asla görmezler. Yine Türkiye Kürtlerinin büyük çoğunluğu federasyon taraftarı değildir. Bunlar İbrahim Güçlü’nün şahsi fikridir ve Kürtleri asla bağlamaz. Hulki Cevizoğlu bu programı provake ederek İbrahim Güçlü’nün fikirlerini Kürt halkına yıkmaya ve daha acısı bu şekilde suçlamaya kalkışmıştır. Bu davranış biçimi Şemdinli’deki atılan bombanın uzantısı niteliğindedir. Türkiye Kürtlerini ayrılık fikrine doğru itme çabalarıdır.

Defalarca söyledik, sırf bu programlar için temsil hakkı olan, olaylara vakıf, İmralı savunmalarını bilimsel açıdan incelemiş, birikimli bir veya birkaç sözcü belirlenmeli ve açıkça deklere edilmelidir. Televizyon sanal bir ortamdır ve işin tepesini kapanlar üzüm yeme değil bağcıyı dövme sevdasında ve karalılığındadırlar. Sağcıları seçerken ve telefonlarla generalleri bağlarken gösterdikleri hassasiyetin binde birini bile Kürt halkına göstermezler. Gidiş istikameti baştan belli olan ortamlarda neden Kürtler bu silahı hep şakaklarına dayıyorlar, anlayamıyorum.

 
Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Türkiye Kürtlerini "Ceviz Kabuğuna"... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right