|
YERSEN DEMOKRASİSİ! Yazıya, Nesrin Turhan’ın “İhtilalin Süvarisi” isimli kitabından üç kısa bölümle başlayalım.. Doğan Kitap’ın yayınladığı bu kitap, artık piyasada yok.. Belki sahaftan bulursunuz..…………..
Sigarası bitince, “Hadi artık bu işi bitirelim” diye ayağa kalktı… İdam gömleğini giydi, elleri bağlandı… …………... Avluya çıkmışlardı… Araçları kaldırmada kullanılan aracın zincirine takılan halatın ucundaki ilmek sallanıyordu… İlmeğin altında bir sandalye vardı. Başını gökyüzüne kaldırdı… ………… Hızlı ve sert adımlarla yürüyerek sandalyeye çıktı. İlmek boynuna geçtikten sonra, yanı başında bulunan cellada, “Defol” dedi, “Kendi işimi kendim görürüm…” Sonra duruşma hâkimine dönerek, “Verdiğimiz kararlardan kalben müsterih misiniz?” diye sordu… “Ben vazifemi yaptım…” “Hayır vazifenizi yapmadınız! Bu ihtilal başarılı olsaydı, orduya binbaşı rütbemle dönmekten başka bir isteğim yoktu… Cumhurbaşkanı, başbakan olacaklar nerede? Onları üçer dörder yılla kurtardınız… Bizleri bu yollara sürükleyenler en yüksek makamlarda oturuyorlar! Onları davaya bulaştırmamak için elinizden geleni yaptınız.” Hâkim, heyecanlandı: “Ama Fethi… Mahkemede, ‘Ben ihtilalciyim, bugün serbest kalırsam, girdiğim garnizonu ele geçirir yine ihtilal yaparım’ demedin mi?” “Evet, dedim. Doğruları söyledim. Siz de doğru söyleyenleri idam ediyorsunuz. Yan çizenleri, kıvıranları kurtarıyorsunuz…” İnfaz yerinde bulunanlarda bir panik yaşandı… “Eğer mesele bir Fethi Gürcan’ın öldürülmesiyle hallolacaksa, bin Fethi Gürcan feda olsun! Ölüme seve seve gidiyorum” diye haykırdı, “korkmuyorum da… Ama sizin adaletinize de inanmıyorum! Siz ancak aldığınız emirleri uygularsınız… Günü geldiğinde hepiniz belanızı bulacaksınız!”
Sandalyeye hızlı bir tekme savurdu… Şiddetli bir acıyla titredi… …………… Yukarıda, Nesrin Turhan’ın kitabından alıntı yaparak yazdığım idam sahnesinin kahramanı, Binbaşı Fethi Gürcan! Türkiye’nin 60’lardaki artık unutulan darbe girişimi 21 Şubat ve 21 Mayıs hadiselerinin idam edilen iki subayından biri! Diğeri de, Albay Talat Aydemir! Ne bileyim.. Dün, Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Bilgin Balanlı da, içeri tıkılınca, idam sehpasının altındaki sandalyeye tekmeyi vurmadan önce Fethi Gürcan’ın söylediği o son sözler aklıma geldi: “Günü geldiğinde hepiniz belanızı bulacaksınız!” Talat Aydemir ve Fethi Gürcan ikilisi, ordunun tepesindekileri takmayarak bu iki darbe girişiminde bulunmuş ve neticede ipte can vermişlerdi! Çok dramatik bir olaydır! İlk darbe girişiminde, İsmet İnönü’nün devreye girmesiyle, yakayı kurtarmışlardı ama ikincisinde idam edildiler! Günü geldiğinde belasını bulacaklar kimlerdi? O da, boynunda ip varken söylediklerinden anlaşılıyor gibi.. Kim bilir? Belki de, tesiri bugüne kadar uzanan bir bedduadır! Bilemeyiz.. Neyse.. Dün iki önemli hadise yaşandı.. Birincisi, 12 Eylül’ün Lideri Kenan Paşa ile dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya’nın, savcılığa çağrılmaları idi.. İkincisi, ilk defa görev başındaki bir orgeneralin, yani Bilgin Balanlı’nın, içeri atılmasıydı.. Nedense, seçimler yaklaşırken Türkiye, darbelerle ve girişimleriyle hesaplaşma dönemine girdi.. 50 kişinin asılması, binlerce gencin işkenceden geçirilmesi kararını onaylayan iki ihtiyar, hesap sorulmak amacıyla savcılığa çağrıldı! Hayırlı uğurlu olsun! Olsun da, 12 Eylül’ün tek suçluları bu iki ihtiyar mıydı? Onların alt kadrolarında bulunanlar, işkenceleri yapanlar, kemik testiyle 17 yaşındaki Erdal Eren’e 18 yaş raporu vererek idamına izin veren doktorlar, Diyarbakır Cezaevi’nde olmadık kepazelikleri yapanlar, en alttan en yukarıya kadar, ne olacak? Ya 12 Eylül’e zemin hazırlayan siyasiler? Ya 12 Eylül’e alkış tutan vatandaşlar, gazeteciler, sağdan ve soldan “Oh faşistler ya da komünistler tarafından vurulmaktan kurtulduk” diye zil takıp oynayıp şimdi demokrat kesilenler? Ya 12 Eylül’ü yapmaları için, Evren Paşa’ya gidip ricacı olan siyasiler? Ya anlı şanlı işadamlarımız? Ya 1998’de, Mehmet Ağar’ın oğlunun düğününde, Evren’e “Paşam, sizin döneminizde başkan olsaydım, İstanbul’u uçururdum” diyen şimdiki ileri demokrasi kahramanımız Başbakan Recep Tayyip Erdoğan? Ya 2003’te, Evren’i Kalender Orduevi’nde ziyaret edip, kendisine “Paşam, bu ülkenin sizin gibilere ihtiyacı var” diyen aynı Recep Tayyip Erdoğan? Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili iki olayda da, Sözcü gazetesinin yalancısıyım! Yalancısıyım diyorum ama bildiğim kadarıyla, bu iki övgü dolu hadise de yalanlanmadı! Eeeeee? Şimdi iki ihtiyarı savcılığa çağırınca, Türkiye’ye demokrasi mi gelecek? 12 Eylül’den, hepimiz sorumlu değil miyiz? Hadi o zaman, hep beraber savcılığa! Gelelim Orgeneral Balanlı meselesine! Eğer, iddia edildiği gibi, Sivrihisar’daki Nakşibendi kampını, uçaklara bombalatmaya kalktıysa, ölene kadar hapiste kalsın! İster Nakşi kampını, ister ateist kampını bombalatmaya kalkmış olsun, yatsın içeride! Emrindeki uçakları, kendi ülkesinin insanlarını bombalatmak için kullanmaya kalktıysa, yazıklar olsun bu ülkenin o orgeneraline! Ama acaba iddialar kesin mi, bilemiyoruz? Pek çok şeyi bilemediğimiz gibi! Ya teğmen hadisesindeki gibi “sehven” ise? Adam kuvvet komutanlığını kaybedip, yattığıyla mı kalacak? Peki şimdi, Balanlı’nın içeri tıkılmasıyla, demokrasi hazretleri şimdiye kadar hiç uğramadığı ülkemize, nihayet gelmiş mi bulunuyor? Biri çıkıp bana, antidemokratik 12 Eylül ile “ileri demokrasiye” ulaşmış olan günümüz Türkiye’si arasındaki farkı anlatsın da, öğreneyim! 12 Eylül’de kitaplar, filmler yakılıyordu, şimdi daha basılmamış kitaplar yasaklanıyor! 12 Eylül’de, Barış Davası’ndan insanlar üç yıl içeride yatıp sonuçta beraat etti, şimdi de üç yıldır hâlâ içeride niye yattığını bilmeyen insanlar var! 12 Eylül’de öğrenciler gık çıkartamıyordu, şimdi Başbakan’ın Dolmabahçe’deki Çingene açılımında, pankart açıp parasız eğitim isteyen öğrenciler, 14 aydır içeride! 27 Mayıs darbesinden önceki Demokrat Parti iktidarında, gazeteler sansür nedeniyle beyaz çıkıyor, gazeteciler ANKARA Cezaevi’nin “Hilton” adını veren koğuşunda kalıyordu, şimdi Balbay, Nedim Şener, Ahmet Şık ve diğerleri, Silivri’de! Türkiye’de her konu olduğu gibi, demokrasi de göstermelik! Yersen! Yesen de, yemesen de, afiyet şeker olsun! Yine çok uzattık tıraşı yav! Sıkıldınız mı? İnşallah yarın kısa yazarız! http://www.gazeteport.com.tr/yazar/11/cevher_kantarci/931 NOT: PİYASADA YOK EDİLEN "İHTİLALİN SÜVARİSİNİ" ÖNER GÜRCAN KÜTÜPHANESİNDEN OKUYUP İNDİREBİLİRSİNİZ http://www.onergurcan.org/Fethi%20GURCAN/index.htm |