left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow Diğer arrow SIRRI ÖZTÜRK'DEN DEVRİMCİ HALK PARTİSİNE
Thursday, 24 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
SIRRI ÖZTÜRK'DEN DEVRİMCİ HALK PARTİSİNE Yazdır E-posta
Yazar SIRRI ÖZTÜRK-Sorun Yayınları Kolektifi Çalışanları Adına   
Saturday, 03 September 2011

Değerli Kardeşim Ömer Gürcan,                               29 Ağustos 2011
 
Sorun Yayınları Kolektifimiz’e de incelik göstererek gönderdiğiniz Devrimci Halk Partisi’nin program ve tüzüğünü okuyup inceledik. Ambleminize baktık.
 
Günümüze kadar yeni kurulan hiç bir siyasî sol örgüt sizin gösterdiğiniz bu inceliği göstermedi. Bu açıdan gözettiğiniz duyarlılığı ve inceliğinizi takdir ediyoruz.
 
Kendiliğinden ve “Dar grup kültü” ya da “Dar grup tapınımı” yöntemiyle kurulan örgütlerin “legal” faaliyet alanındaki teori ve pratiklerini görüyoruz. Yaşadığımız coğrafyada şu an sol eğilimli 31 adet örgüt var. “İllegal” faaliyet yürüttüğünü iddia eden 61 adet de devrimci, sosyalist, komünist hatta bolşevik iddialı örgüt var. İnternetin keyif getirici sanal ortamında konuşlanmış “komünist” iddialı 170’i aşkın örgüt var. Her geçen gün yeni yeni “Nur topu” gibi örgütler kuruluyor ve bu tabloya ekleniyor…
100 yıllık sınıf mücadelesi tarihimizde Tarihî TKP’miz dışında Marksist-Leninist ilke, kural ve yöntemleri gözeterek, parti normlarını sürekli işleterek oluşturulmuş, inşa edilmiş Devrimci ve Marksist bir örgütlenme geleneğimiz yoktur. Kendiliğinden kurulan örgütlerimiz ideolojik, teorik, politik ve örgütsel deneyimleriyle yeterince sınanıp denenmiştir. Bu türden örgüt/partilerin bütün program ve projelerini hayat ve mücadele asla doğrulamamıştır.
150 yıllık sosyalizm tarihimiz ile 100 yıllık sınıf mücadelesi tarihimizin uzantısında bu türden örgütlerin kurulmuş olmasının bir zenginlik olduğunu düşünmüyoruz.


 
 
Kendiliğinden kurulan bu türden örgütler ne kendi gruplarına ne de dışındaki kadrolara “Örgütlerinin hangi ihtiyaçtan doğduğunu ve hangi ihtiyacı karşılayacağının?” hesabını bir türlü veremiyor.
 
Diğer yandan ideolojik, teorik, politik ve örgütsel duruşları sosyal pratiğin mihenk taşında yüzlerce kez reddedilen ve kendiliğinden kurulan bu türden örgütler, Kıvılcımlı Yoldaş’ın ironik deyişiyle: “Kumarbaz kafasıyla şansını bir kez daha denemeyi” yeğliyor!.. Kimileri de sosyal pratikteki yenilgi ve bozgunlarına doymamış olmalılar ki PKK+BDP’ye faydacı niyetlerle tutunarak grupsal/örgütsel varlığını bir süre daha sürdüreceğini umuyor. Boş bir çaba... Kılıktan kılığa giriyorlar. “Çatı, Seçim, Geçim Partisi” uvertürleriyle tarz-ı siyaset yapıyorlar. Devrimcilerin, Komünistlerin Marksizm-Leninizm ve Proletarya Enternasyonalizmine sıkıca bağlı kadroların eleştirileriyle karşılaşınca da kıvırmaya başlıyorlar… Şimdi de “Blok Partisi” terennüm ediyorlar. Henüz siyasî akıl-baliğ olmamış insanlarımızı bir kere daha yanıltacaklarını umuyorlar.
 
1989 yılında “Kuruçeşme Toplantıları”nda, tabandaki bizim insanlarımızın “Sosyalist Solun Birliği” özlemlerini burjuva ve küçükburjuva solcu konumlarıyla kurutmayı becermiştiler. Gene Lenin’in ve Kıvılcımlı Yoldaşın deyimiyle “Örgütler Anarşisi” hastalığımızı yeniden depreştirmeyi denemektedirler.
 
Böyleleri: İşçi sınıfı hareketi, sosyalist hareket, emekçi kadın hareketi, ilerici-devrimci gençlik hareketi, Kızılbaş-Alevi hareketi, Kürt ulusal hareketi, fukara Müslüman ve milliyet farkı gözetmeden Türk-Kürt yoksul köylülüğü gibi sosyal muhalefet dinamiklerinin konumunu her açıdan ne tanıdılar ne de politika üretebildiler. İşçi-Kitle, Köylü-Kitle, Gençlik-Kitle ve hatta Asker-Kitle çalışmalarının önemini kavramış devrimci nüvelerimizin çok yönlü çabalarını da ha keza ne anladılar ne de politika üretebildiler.
 
Tarihimizi, coğrafyamızı, insanımızı, sosyal sınıf ve sosyolojik emekçi halklar gerçekliğini, orijinal sınıf ilişki ve çelişkilerimizi, dil, din, inanç, kültür ve geleneklerimizi doğru tahlil edemeyenlerin politikada hiçbir başarı kazanamayacağını, aksine burjuvazinin kırım ve kıyımlarından kurtulamayacağını biliyoruz. Yaşadık, gördük… Şimdi de görüyoruz…
 
İşçi sınıfını politika dışında tutma, işçi ve emekçi halklarımızı politikasızlaştırma gibi sistemin uğursuz projelerine katkı üstüne katkı sundular. Tutulacak Ana Halka Proletarya yerine sınıf dışı ara katmanları ileri sürdüler. “Öncü parti, önder parti, ideolojik öncülük, kır-kent, silahlı propaganda, kitlesini arayan parti!..” tekerlemeleriyle ilerici gençliğimizi “Ateş Hattına” sürdüler…
 
“Sol Cenah” örgütleri tarihselden güncele ne hesaplaşarak ayrışmayı ne de yeniden harmanlanıp buluşup bütünleşmeyi başardı. Tarihî TKP deneyimimizin devrimci geleneklerini, isim, sıfat ve simgelerini kendiliğinden, alan kapatma(!) yöntemleriyle sömürdükçe sömürdüler. Kıvılcımlı Yoldaş zamanında böylelerini hem “Avantürye takımı” diyerek şiddetle eleştirip karşıya aldı; hem de “Vahiy mi geldi?” diye teşhir ederek uyardı. Kolektifimiz Çalışanları da Kıvılcımlı’nın bu güzel ve anlamlı literatürünü sıkça telaffuz etmektedir.
 
Kendiliğinden kurulan örgütlerin tamamı, son derece ucuz ve kolay yöntemlerle örgüt kurdu, fakat asla parti olamadı. Yalnızca “dar grup kültünü” parti olarak ilan etti/edebildi. Böyleleri hiç utanıp sıkılmadı. Niçin utansınlar ki? Çünkü onları, özellikle de tabanlarındaki bizim insanlarımızı eleştirip uyaracak, yol yöntem gösterecek birleşik, ciddî, güçlü, güvenilir ve donanımlı bir Sınıf Partisi/Partimiz yok.
 
Tarihî TKP geleneğine olan bağlılığım ve yaşım gereği sizlerin de büyük ölçülerde yararlandığınızı gördüğüm Kıvılcımlı Yoldaşı yakından tanıdığım gibi değerli babanız Devrimci Fethi Gürcan Arkadaşı da 1956 yılında tanıma imkân ve fırsatını yakalamıştım. Böylesine anlamlı bir sürece ve geleneğe bağlı, ayrıca saygılı olan sizlerden de “örgüt kurma” meselesinde (farklı söylemlerinize rağmen) mevcut “Sol Cenah” örgütlerine bir yenisini katarken iyice düşünmenizi umuyor ve bunu sizden bekliyoruz.
 
Kıvılcımlı Yoldaşın düşünce/davranış çizgisini, anlamayan, küçükburjuva ataklarıyla ondan öğreneceklerimizin önünü kesmeye çalışan, kabaca sömürüp tahrif eden ve “nasyonal solcu” bir çizgide karar kılanların durumuna düşülmesini asla istemeyiz.
 
Kıvılcımlı ve değerli babanız hayatta olmuş olsaydı, “örgüt kurma” yerine Sınıf Partisi’nin oluşturulması, inşası ve Komünistlerin Birliği’nin gerçekleştirilmesi yolunda etkinliklerde bulunmanızı önerirdi, demekten kendimizi alamıyoruz. Çünkü politika sahnesindeki eksiklik “Sol Cenah” örgütlerine bir yenisini katmak değildir. Hayat ve mücadelede eksikliği hissedilen örgüt kurup parti çağrışımı yapmak da değildir. Sınıf mücadelesindeki talep ve ihtiyaçlarımızı karşılayacak Sınıf Partisi’ aleyhimizdeki pek çok faktöre ve her şeye rağmen, Komünistlerin kolektif çabalarıyla bir gün mutlaka yerini alacaktır. Böylelikle tarihselden güncele eksik olan köprüyü kuracaktır.
 
Devrimci Selam, Sevgi ve Dostluk dileklerimizle…
 
 
Sorun Yayınları Kolektifi Çalışanları Adına
Sırrı Öztürk

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar
Devrimden, sosyalizmden hiç umudunu kesmeyen biri olarak Sırrı Öztürk Abime burdan selamlarımı, saygılarımı gönderiyorum... Görüşlerine katılıyorum...
Gönderen Hüseyin İLBEY on Saturday, 03 September 2011 at 3:22


 1 
Sayfa 1 / 1 ( 1 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: SIRRI ÖZTÜRK'DEN DEVRİMCİ HALK PART... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right