|
AKP’DEN DARBEZEDE ASKERE: ŞERİATIN KESTİĞİ PARMAK ACIMAZ
ÖZET: 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri döneminde mahkeme kararı olmadan ordudan çıkartılan sol görüşlü askerlerin darbezede asker yasasından yararlanmak için yaptıkları başvurular Milli Savunma Bakanlığı’nca reddediliyor. Başvurusu reddedilen subaylar arasında 1983 yılında Cizre’de vurulunca ilk sınır ötesi harekât yapılan Gazi Üsteğmen Ahmet Şener de bulunuyor. Yeni MSB İsmet Yılmaz, ayrımcılıktan şikâyet eden darbezede askerlere “Şeriatın kestiği parmak acımaz.” diye yanıt verdi. ADAM Platformu yayımladığı bildiride, “Hükümeti cuntacıların zulmünü sahiplenip kendince meşrulaştırmaktan ve ayrımcılıktan vazgeçmeye, yasanın eksikliklerini gidermeye çağırıyoruz. Kimsenin parmağı kesilmemeli, kimsenin yarası kanatılmamalıdır.” çağrısında bulundu. Bildirinin tam metni şöyle: DARBE’ZEDELİKTEN AKP’ZEDELİĞE Darbe dönemlerinde haklarında hiçbir mahkeme kararı olmadan, salt görüş ve inançlarından dolayı Türk Silahlı Kuvvetleri’nden çıkartılan askerlere haklarının iadesini düzenleyen 6191 sayılı yasanın uygulamasında sergilenen ayrımcılık kıyıma dönüşmüştür.
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), 28 Şubat sürecinde Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararıyla ilişiği kesilen askerlerin başvurularını bir süre önce sonuçlandırdı. Bakanlık, başvurularını beklettiği 12 Eylülzede askerlerin başvurularını da Temmuz ayı başında yanıtlamaya başladı. 28 Şubat sürecinde irtica suçlamasıyla ilişiği kesilmiş askerlere olumlu yanıt veren MSB, başvurularını incelediği 12 Eylülzede askerlerden 3’üne kabul, 12’sine ise ret yanıtı verdi. MSB’nin 5 Temmuz 2011 tarihli ret yazılarında standart bir ifadeyle şöyle denilmektedir: "İnceleme neticesinde Milli Savunma Bakanı tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48'inci, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 50'nci, Subay Sicil Yönetmeliğinin 91'inci maddesi gereği ve hakkınızda tesis edilen idari işlemin dayanağı fiillerin vasıf ve mahiyeti dikkate alınarak, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde yargı yolu açık olmak üzere başvurunuzun REDDİNE karar verilmiştir." MSB’nin “idari işlemin dayanağı fiillerin vasıf ve mahiyeti” diye gerekçe üretmesi ve 657 sayılı yasanın 48’inci maddesine gönderme yapması apaçık bir hukuksuzluktur, 6191 sayılı yasanın vermediği bir yetkinin gaspıdır. Bu atıf, ret yanıtı verilenleri (verilecekleri), yüz kızartıcı adli suçlar dışında devletin şahsiyetine ve anayasal düzene karşı 38 ayrı suçun da zanlısı ya da hükümlüsü durumuna düşürmektedir. Vurgulanmalıdır ki, başvuruları reddedilen 12 Eylülzede askerlerin hiçbiri hakkında hiçbir mahkûmiyet hükmü yoktur. Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılananlar hakkında ise beraat kararı verilmiştir. Bugün MSB, ret kararı vermekle, sıkıyönetim mahkemelerinin bile mahkûm edemediği askerleri kendince mahkûm etmektedir. Oysa 6191 sayılı yasa, mahkeme kararı olmadan görüş ve inançlarından dolayı ilişiği kesilmiş askerlere özlük haklarının iadesi amacıyla çıkartılmıştır. Gazi Üsteğmene de Ret Yanıtı MSB’nin “idari işlemin dayanağı fiillerin vasıf ve mahiyeti” gerekçesiyle başvurusunu reddederek kendince mahkûm ettiği 12 Eylülzede askerler arasında Re’sen Emekli Jandarma Üsteğmen Ahmet Şener de bulunmaktadır. Ahmet Şener, 1983 yılı Mayıs ayında Cizre’de Hudut Bölük Komutanı iken sınırda çıkan silahlı çatışmada yaralandı. Bu olay üzerine 25 Mayıs 1983’te 7 bin askerin katılımıyla Kuzey Irak’ta ilk sınır ötesi harekât düzenlendi. Gazi Üsteğmen Ahmet Şener, GATA’da tedavi altındayken en üst düzeyde ziyaret ve geçmiş olsun dileklerine mazhar oldu. Ancak hava değişimindeyken, cuntacılarla aynı siyasi düşüncede olmadığı gerekçesiyle TSK’dan çıkartılıp işsizler ordusunun saflarına atıldı. Ve ne yazıktır ki, sınırı korurken kurşunlanan, cuntacılar tarafından işkenceden geçirilen Gazi Üsteğmen Ahmet Şener, bu kez, sözüm ona darbelerin açtığı yaraları sarma sözü vermiş “sivil” hükümet tarafından hukuksuzluğa ve işsizlik işkencesine mahkûm edilmekte, yarası acımasızca kanatılmaktadır. 12 Mart ve 12 Eylül cuntacıları, “yasadışı görüşleri benimsediği anlaşılanlar” diyerek ilişik kesiyorlardı. AKP iktidarı, “657 sayılı yasanın 48’inci maddesi gereği ve idari işlemin dayanağı fiillerin vasıf ve mahiyeti” gerekçesiyle yeniden ilişik keserek, 12 Eylül darbesinin mirasını açıkça sahiplenmekte ve sadece 28 Şubat sürecini darbe saydığını tekrar tekrar kanıtlamaktadır. Sözde sivil ve demokrat hükümet, cuntacıların kıydığı 12 Martzede askerleri ve öğrenci askerleri ise yasa kapsamında bile görmemektedir. 12 Martzede askerlerin başvuruları “yargı denetimine açık idari işlem” gerekçesiyle, öğrenci askerlerin başvuruları ise “yasa kapsamında olmadığı” iddiasıyla geri çevrilmektedir. Cuntacıların emirleriyle ordudan yargısız atılmış, işkenceden geçirilmiş, hayatıyla oynanmış, haysiyeti çiğnenmiş askerlerin hakları bu kez “sivil” hükümet tarafından çalınmaktadır. Hükümetten Darbezede Askerlere Yanıt: “Şeriatın Kestiği Parmak Acımaz” Ve ne yazık ki, Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yeni kurulan hükümet ve yeni MSB İsmet Yılmaz da, 6191 sayılı yasanın uygulamasında ayrımcılıktan vazgeçileceği yolunda bir umut vermemiştir. Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, tüm çağrılara karşın, 6191 sayılı yasanın yol açtığı ayrımcılığı ve eşitsizliği giderme yolunda bir adım atmaya yanaşmamıştır. MSB İsmet Yılmaz ise, kendisini ziyaret eden 12 Martzede askerlere, 6191 sayılı yasanın 12 Martzedelere uygulanamayacağını, haklarını mahkemede aramaları gerektiğini söyleyerek, “Kanunlar bazen böyle haksızlığa da sebep olabilir, ne yapalım, şeriatın kestiği parmak acımaz.” diye yanıt vermiştir. 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleri döneminde, hiçbir hizmet kusuru işlemedikleri halde, mahkeme kararı da olmadan salt görüşlerinden dolayı Türk Silahlı Kuvvetleri’nden çıkartılmış askerler olarak, Sayın Erdoğan ve Sayın Yılmaz’a hatırlatmak ve çağrıda bulunmak isteriz: 2002 seçimleri öncesinde Yüksek Seçim Kurulu AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili seçilemeyeceğine karar verdiğinde dönemin üniformalıları “Şeriatın kestiği parmak acımaz” diye görüş belirtmişlerdi. Sayın Erdoğan ise “Sağlam parmak acır, hele hele bir de haksızsa, çok daha fazlasıyla acır. Acımaz diyenler onu önce kendi şahıslarında bir deneyiversinler.” diye karşılık vermişti. Kendilerine yönelik haksızlığın “Şeriatın kestiği parmak acımaz” diye gerekçelendirilmesine dün isyan edenlerin bugün tüm yasama ve yürütme gücü ellerindeyken, üstelik darbelerin açtığı yaraları sarma sözünü de unutarak, darbezede askerlere haksızlık etmeleri, kendi eserleri yasanın haksızlığını “Şeriatın kestiği parmak acımaz” diye gerekçelendirmeleri benzerine kolay rastlanmayacak bir acımasızlık ve çifte standart örneğidir. Hükümeti cuntacıların zulmünü sahiplenip kendince meşrulaştırmaktan, 6191 sayılı yasanın ayrımcı uygulamasında ısrardan vazgeçmeye, yasanın eksikliklerini gidermeye çağırıyoruz. Kimsenin parmağı kesilmemeli, kimsenin yarası kanatılmamalıdır. Kanatılan insanlık vicdanı, zulmün hesabını Ulu Divan’a bırakmadan sormasını da bilir elbet! 17 Temmuz 2011 ADAM PLATFORMU (Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri) |