left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow Süvari arrow DEVRİMCİ HALK PARTİSİ PROGRAM ve TÜZÜK
Thursday, 24 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
DEVRİMCİ HALK PARTİSİ PROGRAM ve TÜZÜK Yazdır E-posta
Yazar DEVRİMCİ HALK PARTİSİ   
Tuesday, 27 September 2011


DEVRİMCİ HALK PARTİSİ

PROGRAM VE TÜZÜK 

                                                                                                            DÜNYA SOLU
1989 yılında Berlin Duvarı’nın çökmesiyle başlayan ve günümüze dek süren dönemde, bu duvarın enkazından çıkan toz duman, tüm dünyada ideolojik, politik görüş mesafesini, yön bulmayı imkansız kılacak denli düşürmüştür ve bu durum dünya solunu ciddi bir bunalımın kucağına itmiştir.

Türkiye Solu’nun bunalımı ise daha katmerlidir. Çünkü, dünya solunun bunalıma girdiği bu dönemde, 12 Mart ve ardından gelen 12 Eylül’ün neden olduğu ideolojik dağınıklık, psikolojik ve örgütsel çöküntüye neden olmuştur. Bu durum, Türkiye Solu’nun bunalımına özgün bir nitelik kazandırmaktadır.

Dünya solu dediğimiz gerçeklik, her biri dünyanın farklı koordinatlardaki kaynaklarından doğarak yola çıkan irili ufaklı sol birikimlerin, kendi yolu üzerindeki binbir engeli aşarak aynı havzada buluşması ve kaynaşmasıyla oluşturduğu bir deneyim denizinin adıdır.

Bu demektir ki, sağlıklı ve güçlü evrensel mesajlar verebilecek bir dünya solunun vücuda getirilebilmesi için, farklı milli sınırlar içindeki sol hareketlerin, kendi özel tarihsel köklerini doğru kavraması ve sırtını oraya dayayarak elde ettiği güçleri enternasyonal bir dayanışma havuzunda paylaşıma açması gereklidir.

TÜRKİYE SOLU
Kendi özelimize döndüğümüzde, Türkiye Solu’nun, dünya solunun güçlü bir paydaşı ve dayanağı haline gelebilmesi için; kendisini doğuran tarihsel kökleri doğru bir şekilde algılaması gerekir.

Öncelikle de 1980’lerden bu yana devlet terörü altında planlı bir biçimde içleri boşaltılan bir takım temel kavramların ve süreçlerin yeniden ele alınması, ifadelendirilmesi ve bilince çıkarılması gerekmektedir. Tüm bu açılımlar ışığında sağlıklı bir düşünce ve davranış bütünlüğünün yaşama geçirilebilmesi mümkün olabilir.

 

DOĞU BATI FARKLILIĞI
Tarihsel Maddeciliğin kurucu ustaları Marks-Engels’in Batı’daki tarihsel gelişimden farklı bir süreç izlediğini gördükleri ve özellikle mülkiyet ilişkilerinin farklılığı düzeyinde derinlemesine incelenmesini öğütledikleri Doğu ülkelerinin izlediği toplumsal gelişim ve ortaya çıkan sosyo-ekonomik yapılanma, önümüze iki ana orijinalite koymaktadır:

1- Bu ülkeler, kapitalizme Batı’da olduğu gibi önceki üretim tarzını kökünden kazıyan sosyal devrimlerle sıçrayamamış ve bu nedenle Doğu’nun Batı’ya, yani kapitalizme en çok bulaşmış ülkelerinde bile (örneğin Türkiye’de) tarih öncesinin ve antika tarihin en soysuzlaşmış ekonomik ve sosyal yapısı, modern çağ ile yanyana, iç içe, deyim yerindeyse üst üste katlanarak varlıklarını sürdürmüşlerdir. Bu anlamda tarihin müzelerde değil, toplumsal doku içinde yaşadığı doğu ülkelerinin bu orijinal durumu, örneğin “Türkiye’nin hem kapitalizm hem de prekapitalizm kırması ve karması melez bir toplum” oluşu gerçekliğinin atlanması; bir yandan konuya yönelik araştırmaların zaman zaman iç dinamikler sorununu bir yana itip, her değerlendirme ve açıklamayı dış etkilerle gerekçelendirme yanlışına savrulmaları sonucunu yarattığı gibi, diğer yandan bu melez sosyal yapının tüm orijinal sınıf ilişkilerini en somut biçimiyle ele alan bir strateji ve taktiğe göre doğru mevzilenmeler de gerçekleştirilememiştir.

2- Batı anlamı ile sosyal devrime kapalı ve çok çeşitli düzeylerde tekrarlara açık bu yapı, Marx’ın “en büyük üretici güç” olarak tanımladığı devrimci sınıf kollektif aksiyonu işlevinin modern sınıflar tarafından değil, kökleri sınıfsız topluma uzanan tarih ve insan üretici güçleri tarafından üstlenilmesine yol açmıştır.

ORTADOĞU’DA SOSYAL GERÇEKLİK
Ortadoğu güncelliği içinde, yakın tarihte her somut örnekte kendini hissettiren bu sosyal gerçekliğin varlığını ilk kez Marx ve Engels belirtmişlerdir. Marx-Engels, modern tarihin, yani kapitalizmin ayırdedici, temel özelliklerini araştırırlarken; kapitalist değişim değeri üretiminin toplumun her düzeyine ve her ölçekte egemen olduğunu gördü ve gösterdiler. Diğer yanda; kapitalizm öncesi antik tarihin tümünde, ortak mülkiyetin ve kandaş toplum yapısının asıl ve temel ekonomik ve sosyal özellik olduğunu ve diğer tüm toplumsal olay, ilişki ve gelişmelerin bu temel üzerine oturduğu gerçeğini de gözler önüne serdiler. Dolayısıyla bize; dar yeniden üretim temelini kırıp, kapitalizmin geniş ölçekli üretimine geçemeyen ya da klasik geçişten farklı bir tarzda, eski üretim ilişkilerini de bağrında sürdüren toplumlardaki “tekerrür” kurgusuna ilişkin sağlam ipuçları bıraktılar.“Bütün bu biçimlerde (Asyatik, Antik, Cermenik sınıflaması söz konusu) birey ile topluluk arasında veri olarak kabul edilen -az çok doğal, az çok tarihsel ama gelenekleşmiş- ilişkilerin ve hem işgücünün (çalışma) koşullarıyla ilişkisi bakımından hem de birlikte çalıştığı kişilerle, aynı kabileden öteki kişilerle vb. olan illişkisi bakımından, kişi için önceden saptanmış belirli, nesnel bir varlığın yeniden-üretimi, evrimin temelidir. Bu yüzden bu evrim daha baştan sınırlıdır, ama bu sınırlar bir kez aşıldı mı, çürüme ve çözülme başlar. Romalılarda görüldüğü gibi, köleliğin gelişmesi, toprak mülkiyetinde yoğunlaşma, değişim, para ekonomisi vb. Ama yine de bütün bunlar temelle bağdaşabilir bir noktaya kadar yer alıyorlardı ve bu temelin yalnızca masum uzantıları oluyorlar ya da onun ortaya çıkardığı kötüye kullanmalardan ibaret kalıyorlardı” (K. Marx-F. Engels/ Kapitalizm Öncesi Üretim Biçimleri / Sol yay. 1977. S. 31)

Dr. HİKMET KIVILCIMLI’NIN TEORİK AÇIKLAMASI
Bu alıntıdan çıkartılabilecek en basit sonuç, kapitalizme geçişin ön koşullarının Batılı ülkelerdeki biçimde oluşmadığı yerlerde Marx-Engels’in “temel” olarak koyduğu kandaş topluluk kurum ve ilişkilerinin -kalıntı düzeyinde de olsa- gücünü ve etkisini toplumsal doku içinde sürdürebileceğidir. Dr. H. Kıvılcımlı, geniş tarih ve toplum olanakları çerçevesinde, Marx-Engels’in vasiyetleri doğrultusunda bu gerçekliğin bilimsel teorik açıklamasını yaptı. Onun Tarihsel Devrimcilik adını verdiği, toplumsal sıçrama momentlerinde açıcı güç işlevi yüklenen bu tarihsel dinamikler ancak böyle bir zemin üzerinde yaşam bulabildiler.

AYDIN EYLEMCİLİĞİ
Bu güçlerin yakın tarihimizdeki ifadesi; Genç Osman’dan bu yana III. Selim, II. Mahmut, Islahat ve Tanzimat Fermanlarından, 1908 Meşrutiyet devrimine kadar uzanan en özlü biçimde “Jön Türkler” diye tanımlanan, yukarıdan etkili müdahalecilik olgusudur. Yalnızca bizde değil, Deli Petro tipiyle göreceli de olsa Çarlık Rusyası’nda da gözlemlenen bu gerçeklik, Cumhuriyet’e geçişin tarihsel ve toplumsal koşullarında, taşıdığı melez karakter nedeniyle, çağdaş toplum yapımıza da aktarılmış, 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül askeri müdahaleleri bu sürecin bizim kuşağımıza taşıdığı somut örnekler olmuştur. Bu karakteristiği yeni yeni farkeden ve dikkate almaya başlayan araştırmacılar, yakın tarihte de bu aydın eylemciliğinin, yükselen burjuvazinin özlemleri doğrultusunda yol açmasından hareketle genel kurguyu ve neden-sonuç bağlantılarını gözden kaçırmakta; “silahlı ve silahsız aydın eylemciliği”ni ortak özellikleri ve sosyal sınıflarla ilişki mekanizmaları boyutunda ele alacaklarına, her dönemin “aydın eylemciliğini” ayrı bir sınıflamaya tabi tutma tutarsızlığına düşmektedirler.

Özellikle Ortadoğu ülkelerinde somutça gözlemlenen bu orijinal yapı, sosyalist sistem yıkılıncaya kadar, gerek sosyalist sistemin gerekse emperyalizmin bölgeye yönelik politikalarına da yön vermekte, bir yandan meşhur “kapitalist olmayan kalkınma yolu” teorisi ve BAAS iktidarları ile Suriye, Mısır, Yemen, Irak vb. yaşanmış pratikler diğer yandan aşiret ve diğer geleneksel halk muhalefetlerine yapılan yatırımlar aynı yönlendirmeye açık gerçeklik üzerinde yükseltilmişti.

ŞÖVEN ULUSALCILIK
Ülkemizde 27 Mayıs 1960 baskını ve 21 Mayıs 1963’te bastırılan ordu gençliği ayaklanma girişimlerinden sonra, bu gerçeklik karşısında gözü açılan egemen güçler; 1971’de 9 Mart’la simgelenen, etine göre budu halkçı, sömürüye ve emperyalizme karşı tutum almış devrimci potansiyeli, binbir ayak oyunu ve nihayet 12 Mart karşı-devrimi ile boğduktan sonra, 12 Eylül 1980’de de müdahale geleneğini doğrudan doğruya yönlendirmeyi başarmışlardır. Bütün bu süreçlere karşın, yani “silahlı-silahsız aydın eylemciliği” hiyerarşik düzeyde doğrudan egemen sınıf yönlendirmesi altına sokulabildiği şartlar yaşanmış olmasına rağmen, devlet sınıfları gerçekliğinden kaynaklanan kendine has karakteri nedeniyle, 1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren tırmanan, 1998’de kırılmalar yaşayarak süren, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve 22 Temmuz genel seçimleri süreçlerinden beri yeniden alevlenen “asker-sivil” çatışmasında kendini göstermektedir. Bu çatışmanın önümüzdeki günlerde devam edeceği artık herkes tarafından kabul görmektedir. Halk-sınıf pusulasını yitirmiş, eski “kadrocu” - “yöncü” zihniyetin bir devamı olan şoven “ulusalcılık” da bu sosyal gerçeklik ile oynaşarak kendisine güç ve meşruiyet arama peşindedir.

DEĞİRMENE SU TAŞIMAK
 İşçi, işsiz, köylü üreticilerimizin, kamu çalışanı, küçük sanayici ve esnafımızın; yani yoksul ve dar gelirli halk kesimlerimizin çıkarlarını korumak ve geliştirmek üzere güçlü bir halk dayanışması hareketi yaratılmadan ve geleneksel aydın eylemciliğinin son 40 yıldır yönlendirmeler sonucunda geldiği sosyal konum iyi değerlendirilmeden atılacak tüm adımlar ve kontrolsüz girişimler büyük bir tasfiyeye yol açacak tehlikeyi içinde barındırmaktadır. Unutmamak gerekir ki son 40 yıldır bu türden hareketler hep finans-kapital değirmenine su taşımaktan öte bir işlev görmemiştir.

DEVLETİN MALI DENİZ YEMEYEN DOMUZ
Milli Mücadele’nin ve Cumhuriyet Devrimi’nin zaferle sonuçlanmasından bu yana tepelenmeye çalışılan bu “geleneksel aydın eylemciliği”nin yol açıcılığı ve koruması dışında, Türkiye burjuvazisi ne toplumsal, ne politik, ne ekonomik anlamda geniş bir örgütlenme ve olanak-kaynak yaratma misyonlarını Batı’daki anlamıyla hiç bir zaman üstlenmemiştir. İşveren sınıfının iç dinamiğiyle bir sanayi devrimini de beraberinde getirecek serbest rekabetçilik dönemini hiç yaşamadan, “devletin malı deniz, yemeyen domuz” parolası ile, millet olanakları, “çağdaşlaşma”, “batılılaşma” ve sermaye birikimi adı altında tekelleşmenin hizmetine sunulmuştur. Yerli parababaları, yeterince palazlanıp güçlendiklerini hissettikleri andan itibaren, bu çizgide kendilerine çokça hizmet veren “devletçi” anlayışı, sadece sistem sıkıştığında kullanmak ve krizlerin faturasını devletçiliğe ödetmek üzere ikincil bir konumda ellerinin altında tutmuşlardır. Böylesi ikili ve her yolun “Roma”ya çıktığı, sosyal boşluk bırakan bir zeminde ekonomi-politik iktidarı elinde bulunduran, 1940’lardan itibaren artık finans-kapitalistleşmiş diyebileceğimiz egemen güçlerin, göreceli de olsa, burjuva demokrasisi çerçevesinde bile tutarlı politikalar üretebileceğini sanmak, bu cepheden “sivil toplum” adına bir şeyler beklemek, ya da onun temsilcilerini ve politik hareketlerini “elitlere”, “statükoculara”, “despotlara” darbe indiren ve “demokrasiyi-liberalizmi” geliştiren hareketler olarak görmek, gerici finans-kapital + tefeci-bezirgan ittifakını dolaylı dolaysız desteklemekten başka bir anlam taşımaz.

“SİVİL TOPLUM”
Büyük birikimlere sahip devrimci ortamımızda, “sivil toplum” konusunda, iki temel gerçekliğin altını yeniden çizmek, sonraki kavram kargaşalıklarına ve bilinçli-bilinçsiz sapıtmalara engel olabilir düşüncesindeyiz:

1- III. Selim’den bu yana, etine göre budu burjuva anlamda girişken sanayiciliğin ve nispi özgürlük alanlarının gelişimi; her türlü ilericiliğin düşmanı antika tefeci-bezirgân sermayeye ve derebeyliğe karşı “yukardan” eylemlerle devlet sınıflarından, özellikle ilmiye ve seyfiyeden gelen müdahalelerle olmuştur. Bugün “sivil toplum” adına savunulan pek çok şey, beğenilmeyen “tepeden inmecilerin” eylemleri sonucunda toplumsal kazanımlar arasına girmiştir. Beğenelim, beğenmeyelim, Türkiye’nin kendi özgün toplumsal gelişim sürecinin karşımıza çıkardığı objektif durum budur.

2- Batı’daki “sivil toplum” gelişimi ve tarihsel sürecin analizi konularında, Marx’ın yaklaşımının; sivil toplumu kapitalist ilişkiler bütünü içinde açıklayan eleştirel ve olumsuzlayıcı yönünü unutmamak gerekir. Çünkü, özellikle “Doğulu” ülkelerin toplumsal mücadelesi içinde kimi aydınların ileri sürdükleri, ilk hedef olarak “Batı’nın sivil toplumuna” ulaşabilmek önerisinin tutarlılığı ancak böyle bir zeminde sınanabilir.

Bize göre Marx “sivil toplum”u burjuvazi ile işçi sınıfı arasında var olan “consensus”un sonucunda ortaya çıkmış bir “tarafsız bölge” olarak değil, burjuvazinin ekonomi temelindeki üstünlüğüne koşut olarak ele geçirdiği ekonomi-politik hegemonyanın ve kapitalist sömürünün meşrulaştırılması olarak koymaktadır.

MEZBAHALAR
Emperyalizm çağında bu “meşrulaştırma” ayrı ve katmerli bir anlam kazanır: Kapitalist sömürünün hemen yanıbaşında, onunla iç içe geçmiş emperyalist saldırganlığın da en “demokratik” yollardan üstünün örtülmesi gerekir. Sivil toplumun eşitlik-özgürlük alanının maddi zeminini oluşturan refahın; Doğulu “geri” ulusların milyonlarca yurttaşının kurbanlık koyunlar gibi emperyalist savaş mezbahalarında kıyılması pahasına sağlandığı gerçeğini hangi “ekonomist” ya da “sosyolog” veya “bilimci” gizleyebilir? O çok uygar zeminde modern binalara yerleştirilmiş uluslar üstü finans-kapital holdinglerinin, özellikle silah sanayi patronlarının, dünyanın mahşere dönüştürdükleri dört bucağına yaptıkları resmi/gayri resmi satışlardan ve uyguladıkları sömürüden gelen kârlar olmasa bu maddi “sivil toplum” refah zemininin yeniden üretiminin duracağı bir gerçektir. “Sivil Toplumculuk” işte tüm bu gerçekleri gözden kaçırmaya yarar. Bu olguya karşı durmaya kalkan kişi başbakan bile olsa tekerlenir gider. Gidişi sağlamada “demokratik” kurallar yetersiz kalırsa, suikastlarla işi çözüverirler. Dünyanın büyük bir kısmını kapitalist-emperyalist sistem içinde sömüren, sömürge ya da yarı sömürge kılan uluslararası tekelci kapitalizmin, silah tekelleri ve savaş tüccarlarının Türkiye gibi geri “Doğulu” ülkelerdeki en sadık ortakları, yerli finans-kapital holdingleri ve tefeci-bezirgan hacıağa gericiliğidir. Perde arkasından bu güçlerin bulup yetiştirdiği siyaset bezirgânları yerli ve uluslararası “sivil toplumculuk” tarafından demokrasi şampiyonu olarak dünya kamuoyuna lanse edilir. Kısa bir zamanda benimsenerek, ilgili ülkeye başbakan ve cumhurbaşkanı “seçtirdiklerine” şahit oluruz.

“DEMOKRASİ” ŞAMPİYONLARI, SEÇKİN ELİTLER’E KARŞI
Böylesi bir “sivil toplumcu” yaklaşımı Türkiye’ye, hele 12 Eylül sonrasına uyarlamaya kalkan kafalar, 12 Eylül’ün kanlı, karanlık, işkenceli baskısını “seçkinci elitler” teorisiyle açıklayıp, arkadaki sosyal sınıf güdümünü, 24 Ocak kararlarını ve son müdahelenin bu sınıf güdümüne baştan bağlı ayırt edici niteliğini örtmeye çalışırlarken; Celal Bayar, Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Turgut Özal, Recep Tayyip Erdoğan vb gibilerini de hep farklı düşünen ama “sivil” olduğu için bu düşüncelerini gerçekleştiremeyen, elinde güç olsa başka şeyler yapacak bir “demokrasi” ve “liberalizm” şampiyonu olarak sunmaya çalışmışlar, bu tekerlemeler sonucu Türkiye kapitalizminin tüm perspektiflerinin henüz tükenmediği, demokrasiyi sürekli kılmak için düzende bir istikrar unsuru olmak gerektiğini ileri süren politikalara kadar “ilerlemiş”lerdir. “Özgürlük”, “barış”, “insan hakları”, “etnik ve dinsel kimlik arayışları”, “temiz toplum”, “çetelere son”, “derin devlete hayır” gibi haklı ve masum maskelerle ortalığı kaplayıp halkın ekonomik, demokratik, sosyal ve politik hak ve özgürlüklerini yine kendisinin koruyup geliştirmesini sağlayacak örgütlenmelerin gündemden düşürülmesine ve engellenmesine aktif katkı sunmuşlardır.

DEĞERLERİ ALTÜST ETME
Cumhuriyet mitingleri ve Cumhurbaşkanı seçimlerinde yaşanılan siyasal gerginlikler sürerken yapılan “Dolmabahçe Buluşması” ile yeniden ayar edilen süreçte, Cumhuriyet kazanımlarını ve Devrimini, M.Kemal Paşa’yı ve Kuvayi Milliyeci olarak görmek istediği Ordu’yu savunan milyonlarca yurttaşımızın önüne, o güne kadar himaye edilmiş bombalı-suikastlı ordu orijinli bir illegal “ulusalcı” grup tutuklanarak atılıp; “alın, işte sizin ‘ulusalcılığınız’, ‘kuvayı milliyeciliğiniz’ bu kadar!” denilmiş ve yaratılan bu siyasi ortamda “mağdur” AKP de güle oynaya sonuca gidivermiştir.

EGEMEN GÜÇLER İTTİFAKI
Süreçle ilgili bütün bu tespitlerimizden, bugün ülkemizde, Cumhuriyet Devrimine ve onun kazanımlarına yönelik bir tehlikenin olmadığı sonucunu çıkartmamak gerekiyor. AKP, 1950’de iktidara egemen güçler ittifakının en gerici kanalından gelen bir hareketin devamcısıdır. Metropollerde üstlenmiş modern finans-kapitalin mal-para-hizmet akışını sağlayarak tüm Anadolu’yu örümcek ağı gibi saran, geçmiş toplum kalıntısı tefeci-bezirgan hacıağaları, antik tarih boyunca yerleşip kök saldığı kasabalardan taşarak, özellikle 12 Eylül sonrası, şehirleri de kuşatmış, elinde bulundurduğu güçlü spekülatif sermayesini üretim alanlarına doğru çevirmiş, fabrikalar ve modern finans şirketleri kurmaya yönelmiştir.

50 yıl önce, dönemin başbakanı Adnan Menderes’e “siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz” söylemini yaptıran ekonomi-politik güç; aynı tefeci-tüccar-hacıağa sınıfıdır. Büyük sermaye grupları ile bayilik temelinde gelişen ekonomik ve siyasal fonksiyonları, 1970’li ve 80’li yıllardan itibaren, göreceli de olsa rekabet koşullarını da yaratmış ve bu zemin üzerinde yeni bir siyasal tartışma başlamıştır. Düne kadar “Hıristiyan Kulübü” dedikleri ve girmemekte kararlı gözüktükleri AB’nin bugün en baş savunuculuğunu yapmaktadırlar. Hareketin tartışmasız lideri Erbakan’dan kopuşarak AKP’yi kurmuşlardır. Bu sürecin en dikkat çekici yanı; bu tefeci hacıağalar zümresinin içindeki bütün gelişmeler, Amerikan emperyalizminin bölgede uygulamaya soktuğu “ılımlı İslam” projesiyle son derece uyumlu olmasıdır. Türkiye’nin tarihindeki en köklü gerçeklerden biri, bu tefeci hacıağa zümrelerinin yabancı sermayeye deli gibi âşık olmaları ve onun ülkemize girişinin bütün zeminini hazırlamalarıdır. AKP bugün yıllarca sınanmış bu ortaklığın son temsilcisi olarak, ülkemizin emperyalizm ve yerli ortakları tarafından yüzde yüz işgal edilmesi için görev başındadır. Asıl farkında olunması gereken tehlike budur.

BATI GERİCİLİĞİ-DOĞU GERİCİLİĞİ
Cumhuriyet Devrimi; Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde emperyalizm denilen Batı gericiliğine (yabancı finas-kapital) ve ortaçağ karanlığını temsil eden Doğu gericiliğine (yerli tefeci-bezirgân hacıağalığına) karşı kazanılmış bir bağımsızlık savaşının sonunda hayata geçirilmiş bir ileri atılım projesidir. Bundan 85 yıl önce Kuvayi Milliye denen Anadolu halk ordusunun savaş açtığı bu her iki gericilik, ülkemizin üzerine ABD’si, AB’si, NATO’su vb. ile yeniden çöreklenmiştir. Her iki gericiliğe karşı başlatılması gereken II. Kuvayı Milliye seferberliği, Türkiye halkının bağrından çıkacak, ekonomik ve sosyal adalet temelinde yükselecek bir halk hareketi sonucu geri dönüşsüz Demokratik Cumhuriyet ile taçlanabilir. Aksi halde çocuklarımızı ve torunlarımızı “yeniden Kuvayi Milliye” tekerrürüne mahkum ederiz. Bu anlamı ile Kuvayı Milliyeciliğin devrimci, Gazi Mustafa Kemal gelenekli Cumhuriyet’in kutsal bayrağı başımızdadır.

DEVRİMCİ KÖKLERİMİZ
Türkiye’de devrimci, ilerici, yurtsever güçlerin kökleri çok geniş tarih ve toplum geleneklerine dayanır. Tarihsel Maddeciliğin kurucu ustaları Marx-Engels’in Doğu toplumlarını incelerken görüp gösterdikleri “toprak mülkiyetinin yokluğu” olgusu, bizim gibi halkların sosyal gerçeklik köklerimizi oluşturur. Osmanlı’nın kuruluşuna katılan ve toprak düzeninde uyguladığı kamusal mülkiyete damgasını vuran ilkel komüna yapılı, göçebe faziletinin temsilcileri, Gaziler, İlbler ve Ahmet Yesevi’nin yol verdiği Horasan erenleri köklerimizdir. Sonraki tarihsel süreçlerde toprak düzenindeki derebeyleşme ve tefeci-bezirgân hâkimiyeti ile kurulan zalim ve despot düzene karşı da, yoksul köylü yığınları ve manifaktür çatılarında toparlanmış zanaatçı kesimleri yanlarına alarak ayaklanan, hep bu göçebe demokrasisinden geçen insanlarımız olmuştur.

Baba İlyaslar, Baba İshaklar, Hacı Bektaşlar, Şeyh Edibaliler, Ahi Evrenler, Şeyh Bedrettinler, Kalender Sultanlar, Pir Sultanlar, hepsi toplumsal gelişim ve değişime damgasını vurmuş, göçebe demokrasisi geleneğinin temsilcisi insanlarımızdır ve bizim tarihi köklerimizdir.

KÖK HÜCRELERİMİZ
Sonraki tarihsel dönemlerde, serbest rekabetçi bir yapıya asla ulaşamamış, kişiliksiz, pısırık, acentacı “burjuva” sınıfının bıraktığı sosyal boşluğu dolduran, modernleşme ve özgürlük hareketimize öncülük yapan yine bu gelenekten gelen insanlarımız olmuştur. Bu bakımdan Resneli Niyazi Beyler, Eyüp Sabriler, Mülazım Atıflar, ulusal kurtuluş ruhunu temsil eden Mustafa Kemal Paşa ve Kuvayı Milliyeciler, 27 Mayıs politik devrimini gerçekleştiren ordu gençliği ve onun sembolü Fethi Gürcanlar bu gelenek zincirinin çok yakın tarihimize kadar devam eden halkalarıdır. Ve hepsi devrimci, ilerici, yurtsever güçlerin kök hücreleridir. Venezüella’da Chavez’in sahip çıktığı Bolivar ve Bolivarcılık’tan çok daha güçlü, güncel, etkin ve devrimci geleneklere sahibiz.

Bu geleneğin tarihi aynı zamanda Anadolu halkının ve alt sınıfların tarihidir. Egemen güçler tarafından şişirilmiş “kukla”larla, kontrol altına alınmış hiyerarşik eğilimler ve “devlet bürokrasisi” ile bu geleneğin ilişkilendirilmeye kalkılması zorlamaları, sivil toplumcu zihniyet tarafından; kendi küçük-burjuva kaypaklıklarının ve ağa babaları burjuvazinin sınıf sorumluluklarının gizlenmesi ve bıraktıkları sosyal boşluğun örtülmesi için, bilinçli bir biçimde yapılmaktadır. Biz, gelenek derken tarih ve insan üretici güçlerinin altını çiziyor, insan kollektif aksiyonundan söz ediyoruz.

1968 KUŞAĞI
1960’lardaki toplumsal uyanış sonucunda ortaya çıkan devrimci gençlik mücadelesi, bu gelenek içinden gelmiştir, kökleri buradadır. “1968 kuşağı” diye isimlendirilen devrimci gençlik gerçekliği; Ortadoğu toplumlarında var olan geleneksel aydın eylemciliğinden, 27 Mayıs’ın sağladığı özgürlükler ortamında, geleneksel kalıpları ile, yani devleti koruma ve kurtarma karakteri ile çatışarak, sosyalizmden ve çalışan insanlarımızdan yana tercihini koymasının adıdır. Devrimci gençliğin başlattığı mücadele biçimleri kısa zamanda işçi-köylü halk yığınları tarafından benimsenmiş ve ülkemizde işçi sınıfı ve halka dayalı, ezilen ve sömürülen yığınların çıkarlarını savunan bir sivil toplum alanı gelişmiş, yurttaşlık bilinci, kişi ve insan hakları tartışmaları yaygınlaşmıştır. Bu devrimci dalganın önünün nasıl kesildiği, silahlı meşru müdafaa zeminine nasıl itildiği, ordu fosilleri, hiyerarşisi ve bir takım taşeronlar tarafından nasıl oyuna getirildiği, eski kuşak sosyalistleriyle ilişkileri de değerlendirilerek bütün boyutları ile ele alınıp kavranmalı, bilince çıkarılmalıdır. Bu sürecin kavranması; 78 kuşağının mücadelesine ve aynı kurgular içinde nasıl yok edildiğinin anlaşılmasına da ışık tutacaktır. Çıkarılacak dersler sonucunda bu büyük birikim, kendi varlığını yeniden sahiplenerek “demokratik halk devrimi” ilkeleri ışığında toplumsal muhalefetin içinde hak ettiği yeri alacak, demokratik halk iktidarına yönelik ciddi bir örgütlenmeyi yaşama geçirebilecek güçleri derleyebilecektir.

 

KARDEŞ KAVGALARI
Anadolu coğrafyasında yüzyıllardır iç içe barış içinde birlikte yaşamış halklar kanlı maceralara doğru sürüklenmiş, sonuçta boğazlaştırılmışlarsa ve bu süreçte yüzbinlerce Türk- Kürt- Ermeni- Süryani hayatını kaybetmişse; bu geçmişin hesaplaşması mutlaka yapılacak ve bundan dersler çıkarılacaktır.

Son duruşmada politik hayatı belirleyen güç, ekonomik güçtür. Bu olayların yaşandığı tarihsel dönemde, ekonomik gücü elinde bulunduran sınıf ‘’meşrutiyet burjuvazisi’’dir. Acenteciliğini yaptığı Avrupalı emperyalist devletlere göre Almancı- İngilizci diye ikiye ayrılan ve politik hayatta İttihat- Terakki, Hürriyet ve İtilaf Partilerinde mevzilenen bu meşrutiyet burjuvaları kimlerdir? Dönemin ve olayların açığa çıkması için, önce bu sorunun açıkça yanıtını vermek gerekir.  
MEŞRUTİYET BURJUVULARI
   Avrupa’nın 16.ncı yüzyıldan başlayan Doğu ticareti, Avrupa mallarını Osmanlı ülkesine yığmaya başlayınca bir taraftan: içeride henüz basit dükkancık veya tek tük el imalathaneleri düzeyine kavuşmuş olan yerli sanayi, önce gerilemiş, süreç içinde de rekabete dayanamayarak çökmüştür. Diğer yandan: Avrupa mallarını pazarlayacak acenteci bir zümre, Avrupa’dan ülkeye sokulan şirketler, yardımlar ve bankalarla güçlendirilerek ülke ekonomisine ve siyasetine el koymuşlardır.

Osmanlı’da var olan pre-kapitalist, tefeci- bezirgan sermaye de doğuştan yatalak ve hazır yiyici yapısıyla hemen bu zümrelerle etle tırnak gibi olmuştur. İşte bu komprador zümreler, meşrutiyet burjuvalarıdır. Bunların en belirgin özelliği, üretim yapan fabrikalar kurmadan, Batı mallarının acenteciliğini yapmalarıdır. Bu zümreler ezici çoğunlukla gayri Müslimlerden oluşmaktadır. İngiltere- Fransa ve Almanya ekseninde teşkilatlanan bu zümreler vasıtasıyla bu iki emperyalist güç odağının bütün kavgaları, siyasetleri ülke içine kolaylıkla taşınmıştır.

Karl Marx, ‘’Doğu Sorunu’’ adlı makalesinde, Türkiye ev sanayinin köküne kibrit suyu eken bu sınıf için şu notu düşüyordu:’’Bu iki şehirde yerleşmiş olan Rum ve Ermeni (iki önemli şehir, İstanbul ve Trabzondur) tüccarları, ucuzluklarıyla Asya hareminin ev sanayini az zamanda ortaya çıkaran ve yok eden İngiliz malı ürünlerini büyük miktarda ithal ederler.’’  

   Emperyalist haydutların, onların acentecisi Meşrutiyet burjuvazisinin ve yedeğindeki derebeylilerin: Anadolu coğrafyasında yüzyıllardır kardeşçe yaşayan yoksul halklara yükledikleri ağır fatura yalnızca boğazlaşmalar değildir.

 


PAN-İSLAMİZM..   PAN-TURANİZM..
Alman haydutunun emperyalist politikası doğrultusunda padişaha oynattırılan ‘’Pan- İslamizm’’ ve paşalara oynattırılan ‘’Pan- Turanizm’’ politik oyunları, yüzbinlerce insanımızın kör cephelerde, Sarıkamış’ta, Yemen’de, Orta- Doğu çöllerinde yok olmasına ve sakat kalmasına neden olmuştur.

SUÇLU ARAMA
 Şimdi bu tarihsel döneme dönülüp, emperyalist ülkelerin kanlı ve kirli pazar kavgalarının bir bilançosu yapılacak ve suçlu aranacaksa, önce bu yıkıma neden olan Avrupa’lı emperyalist ülkelerden işe başlamak gerekir. Fransa- İngiltere ve Almanya’ya bunun hesabı sorulur. Egemen çevrelerin kapısına yattığı ve göbeğinden bağlı olduğu bu ülkelere bu hesabı soramayacağı, ancak suçunu örtmek için günah keçisi arayacağı da iyi bilinmelidir. Sonra hesap verme sırası, Meşrutiyet burjuvazisi ve onların yedeğindeki derebeyiler, tefeci- bezirgânlar; yani Doğu gericiliğinin sınıfsal olarak devamcılarına gelmektedir. Vasiliki Beylerin, Abdülrezzak Efendilerin, Hüdaverdi Efendilerin, Yanko Beylerin, Manok Efendilerin, Yenişehirlizade Ahmet Efendilerin ve isimli- isimsiz zadelerin, efendilerin, beylerin devamcıları, Kurtuluş Savaşındaki sinsi oyunları ve günümüz politikalarına kadar uzanan faaliyetleriyle birlikte ve ayrıntılı bir biçimde irdelenmelidir. Bu egemen sınıfın 6-7 Eylül’deki sorumlulukları, 24 Ocak politikaları, İMF politikalarıyla birlikte açıkça tartışılarak ülkeye yükledikleri ağır faturalar gün yüzüne çıkarılmalıdır. Dün olduğu gibi bugün de yıkımların, yoksullukların, ülkenin emperyalizme bir cariye gibi sunulmasının müsebbipleri bunlardır.

İNSANIM, İNSANCIL OLAN HİÇ BİRŞEY BANA YABANCI KALAMAZ
Dr. Hikmet KIVILCIMLI'NIN  Mezarında şöyle yazar: "İnsanım, İnsancıl olan hiçbir şey bana yabancı kalamaz"

 Ve Marks da örnek yarısı Engels de, yaşamları boyunca bu sözün en derin anlamlarını içlerinde duyarak yaşayıp çiçeklendirmekten geri duramayacak teorik - pratik mücadeleler sunmuşlardır.     

Peygamberler, Antik Tarih'te kent kurucu; cahiliyetteki barbarlığı medeniyete geçirmeye çalışan önderlerdir. Ve dolayısıyla bu yüce tarihsel determinizmin, az rastlanır (yüzlerce yılda bir çıkabilen) birer yansımasıdırlar. Başka bir anlatımla her peygamber, kendi çağının ve toplumunun lideri olsa bile bu yüce tarihsel akışın özelliklerinin kendisinde yansımış bulduğu için, bu yüce diyalektiğin sözcüsü - yansıtıcısıdırlar.

        Hemen herkesin anlayıp kabul edeceği gibi her önder veya peygamber kendi çağının en otantik (gerçek) yaratığıdır ve ibret alınacak bir örneğidir.

BİLİNCE ÇIKARMAK
Antik çağda iktidar dinde idi, bilinç yerine geçerek bilimi bilinçaltına bastırdı. Modern çağda iktidar bilime geçti dini bilinçaltına bastırdı. Bunu ancak, tarihi işleten kanunlar bilindikçe kesin egemen bir çözüme kavuşturabiliriz; denenmesi gereken budur. Nasıl nakli bilimler akli bilimleri şuuraltına itmişlerse öylece modern çağda da akli bilimler veya daha doğrusu bilimsel birikiş, din bilimlerini (teolojiyi) şuuraltına bastırmıştır.   

     Dinin altında işleyen evrimsel kanunları ortaya koyabilirsek, modern insanın da dinsel şuuraltını bilince çıkarmaya yardım etmiş oluruz. Bunu vahşi çağlara (mitolojilere) dek götürürsek aklı zincire vuran sayısız din ve kültür kalıntılarından arınmış ve tarihin kanunlarına uyumu geliştirmiş oluruz.

İbni Haldun, Muhammed'den 700 yıl sonra, iliklerine dek Müslüman olduğu halde, aklı ve tarihsel gidiş kanunlarını, nakli bilimlerden (geleneksel teoloji bilimlerinden- Fıkıh-hadis-tefsir vb.'den) kurtarmaya, laik olmaya çalışarak Tarih Bilimi'ni kurmaya kalkışır.  

      Biz tarihsel maddeciler 650 yıl sonra, İbn-i Haldun'u bir adım öteye götüremez miyiz?

ORTAK VATAN
Milli mücadelenin temel taşlarını oluşturan Erzurum ve Sivas Kongrelerinde ilkeleştirilen “ Türk- Kürt kardeşliğinden “ ve “ biri diğerinin hakkına tecavüz edemez” ilkesinden, Mustafa Kemal Paşa’nın hazırladığı ilk Misakı Milli taslağında kendi el yazısı ile var olan “ kavimlerin ortak vatanı ve halkları” tespitinden yola çıkıyoruz. Yine Mustafa Kemal Paşa’nın 1923’deki ( Eskişehir- İzmit konuşmaları) “ Türkiye halkı mevzu bahis olurken onları da beraber ifade lazımdır. İfade olmadıkları zaman bundan kendilerine ait mesele ihdas etmeleri daima varittir. Şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi, hem Kürtlerin hem de Türklerin sahib-i salahiyet vekillerinden mürekkeptir ve bu iki unsur bütün menfaatlerini ve mukadderatlarını tevdih etmiştir. Yani onlar bilirler ki bu müşterek bir şeydir. Ayrı bir hudut çizmek doğru olmaz “ tespiti bizim için temel teşkil ediyor.

1920’lerede ilkeleştirilmiş eşit ve özgür yurttaşlık temelinde ortak vatan birlikteliği bugün için de bir çözüm olma niteliği taşımaktadır. Bu bakımdan gerek silahlı ve silahsız aydın gençliğimizi, gerek muzaffer Kurtuluş Savaşı gibi özel olaylarımızı sonradan yürürlüğe giren “ devletçilik” ve “ finans kapital egemenliği” gibi ikiyüzlü ve kabuklaşmış kavramlara sığdıramayız.

KUŞATMA
1924-30 seneleri arası, genç Cumhuriyet için, hem modernleşme projesinin hayata geçirilmesi hem de dış destekli bir sıkıştırmanın ve hesaplaşmanın sürecidir. Bu süreç aynı zamanda Mustafa Kemal Paşa’nın “ tanrılaştırılarak” etrafının iyice kuşatılmaya başlandığı ve yalnızlaştığı bir döneme de tekabül etmektedir.

Genelde tüm doğu ülkelerinde özelde ülkemizde, devrim orijinalitesinin, tarihsel devrimlerle sosyal devrimlerin birbirine girmesi olduğu ve tarihsel devrimci unsurların zaman içinde kuşatılarak yok edilmesi teorik gerçeklerinin tarihsel arka planları ile birlikte iyi kavranması gerekmektedir. Bu kavranmadıkça Türkiye’nin ne tarihsel, ne ekonomik, ne sınıfsal, ne politik, ne kültürel vb. hiçbir olayı aydınlığa kavuşturulamaz.

Dış destekli finans kapital- tefeci bezirgân cephenin genç Cumhuriyet’e ve Mustafa Kemal Paşa’ya yönelik başlattıkları bu planlı saldırılar ve oynaşmalar sonucunda Türkiye’de yeni bir dönem başlamış ve sonraki seksen seneye damgasını vuran politikalar oluşturulmuştur. Kurtuluş Savaşı’nın en amansız günlerinde “ kavimlerin ortak vatanı ve halkı” olarak kabul bulan Anadolu coğrafyası ve burada yaşayan Kürt gerçekliği, Şeyh Sait ayaklanması sonrasında yok sayılacak ve Kürt inkarcılığı resmi siyaset literatürüne tam koyuluğu ile yerleşecektir. Hatta bununla da kalınmayıp, Kürt varlığının yokluğu “ kart- kurt” edebiyatlarıyla “ bilimsel” bir zemine oturtulma gayretkeşliği içine girilecektir. Bu bir imha ve inkâr politikasıdır.

BÜTÜNLEŞTİRMEK
“Türk-Kürt tarihinin iç içeliği çok iyi göz önüne getirilerek, çağdaş normlarda demokratik uzlaşmayla yeniden düzenlenerek stratejik dayanışma yaratılabilir. Kürt- Türk ilişkileri ancak bu temelde birbirlerinin güçlerini eritme ve tüketme yerine besleyebilirler. Her birinin güçlenmesi diğerinin gücü sayılacaktır. İdeal olan budur. Halkları bölüp yönetmek emperyalizmin özelliğidir. Kardeş halkları bütünleştirmek temel politika olmalıdır.

Olayları her kes kendine göre yorumlayabilir, ama değiştirmeye kimsenin gücü yetmez, yetmemelidir. Türkiye Kürtleri ortak vatanda bölünmeden eşit ve özgür yurttaşlık temelinde birlikte yaşamak istemektedirler. Asıl bölünmeye hizmet edenler bu seli görmeyenler veya görmek istemeyenlerdir.

1920’lerdeki Türk Kürt kardeşliği Kurtuluş Ordusunu yaratmış ve onu zafere taşımıştır. Yine 1968’lerdeki Dev-Genç saflarındaki Türk- Kürt kardeşliği devrimci bir seli yaratmıştır.

Bugün ülkemiz yeniden yaratılacak bir ilkeli birlikteliğin eşiğine gelmiştir. Bunu hiçbir kuvvet durduramayacaktır.

PARTİLEŞİYORUZ.
Devrimci güçler: 1960-71 ve 1971-80 arası dönemleri büyük bedeller ödeyerek yaşamışlardır.1980 sonrasını da yaşamaya devam ediyoruz. Dış merkezli, yukarıdan dayatılan ‘’konsept’’ ayarlamalarının hem halkımıza, hem de kendilerine ne gibi faturalar çıkardığını çok iyi biliyoruz.

Sınıf pusulasını yitirmiş, ne olduğu belli olmayan şoven ulusalcılıkla, egemen çevrelerin makyajladığı sivil toplumculuk ikilemine mahkum olmak, bunların arasında zikzaklar çizmek, yahut yandaş toparlayacağım diyerek teslimiyetçi ve oportünist yaklaşımlar oluşturmak, devrimcilerin tavrı olamaz.

Çünkü; Türkiye devrimci hareketinin bütün engellemelere rağmen kuşaktan kuşağa aktarılmış müstakil bir devrimci hattı ve birikimleri vardır.

Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın yıllar önce altını çizdiği gibi;“Türkiye halkı horoz dövüşünü tutmuyor. Milli mücadelenin çete harbinden geçip ordularla kazanıldığını biliyor. Devrimciler ordulaşın. Milli birlikten korkmayın. Bütün Türkiye’nin gerçek halkçıları birleşin.” 

PARTİMİZİN DÜŞÜNCE TEMEL TAŞLARI


• Partimiz; Türkiye’de emeği, insanın çalışmasını temsil eden tüm çalışkan zümrelerin hakkını aramak için kurulmuştur.
• Partimiz;  halkın kendi kendini yönetimi demek olan demokratik halk iktidarını hedefler
• Partimiz;  HALK VE HAK kaygısını her şeyin üstünde tutar.• Partimiz, HAK ve ÇALIŞMAK prensibi üzerine kurulmuştur.
• "Değer, insanın emeğinden doğar"  Partimiz, memleket siyasetinin de üzerinde kurulması gereken temelin EMEK olması gerektiğini kabul eder.
• Partimiz ; “Tarihsel Maddeci” düşünce metodunu benimser. Bu bilimsel metod gereği;  olayları önce, (kişisel düşüncemize göre bozmaksızın) oldukları gibi ele alır. Sebep netice bağlarıyla aydınlatır, açıklar. Tarihsel maddeciliğin bulduğu gerçek kanunlara uygun davranışlarla insan yararı ve düşüncesi yönünde olayları değiştirir.
• Temel taşımız insandır. İnsana ait her şey partimizin ilgi alanındadır. İnsancıl olan hiç bir şey bize yabancı kalamaz.
• Gerçek insan: Hem TOPLUM YARATIĞIDIR, hem TOPLUM YARATICISI'dır. Tarih, o gerçek insanın: Belirli geçmişinden kalma gelenek, göreneklerle, içinde yaşadığı belirli coğrafya ve iklim şartlarına göre, belirli bir tekniğe ve metoda dayanarak yaptığı yaşama güreşinde, gene belirli bir seviyeye ulaşmış Kolektif aksiyonundan doğar ve gelişir. Tarihte herşeye can veren bu kollektif aksiyondur. İnsan: 1- Kendinden önce gelmiş, geçmiş kuşaklardan arta kalan gelenek-göreneklere göre, 2-İçinde bulunduğu coğrafya ortamına göre, 3 - Elinde tuttuğu Tekniğe göre bir kollektif aksiyon başarır.
• Üretici güçlerden ikisi (Teknik-Coğrafya) MADDEye, ikisi (Tarih-Kollektif Aksiyon) İNSAN’a dayanır.• Demokrasi: Halkın, halk ile birlikte, halk için ve halk tarafından idare edilmesidir.
 • “EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ ÖRGÜTLENMİŞ HALKINDIR “ düşüncesi temel DEMOKRASİ anlayışımızdır. DEMOKRASİ İSTİYORSAK ÖRGÜTLENMİŞ HALK  İSTİYORUZ DEMEKTİR..Örgütlü halkın olmadığı yerde demokrasi yoktur.İnsanın insanı ezip sömürebilmesi, ÖRGÜTSÜZ bırakabilmesi sayesinde olur. Örgütlenmemiş insanın: İnsanlıkla ilgisi kopmuştur.
 • Partimiz; halkın sömürü ve zulümden kurtuluşunu halkın bir derleniş içinde örgütlenmesinde görür.• Halkın örgütlenmesi: 1) Halk ile birlikte örgütlenmek, 2) Halk için örgütlenmek, 3) Halk tarafından örgütlenmektir• .Halkın mutluluğu ve refah düzeyini yükseltmeyi gerçekleştirme ülküsü partimizin baş hedefidir.
 
Partimiz İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin temel prensiplerini ve haklarını hayata geçirmeyi benimser;

BU EVRENSEL TEMEL PRENSİPLERİ TEKRARLAMAKTA FAYDA OLDUĞU İNANCINDAYIZ.

• Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar.
• Akıl ve vicdanla donatılmışlardır, birbirlerine kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar
• Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka türden kanaat, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuş veya başka türden statü gibi herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, bütün hak ve özgürlüklere sahiptir.
• Herkesin yaşama hakkı ile kişi özgürlüğü ve güvenliğine hakkı vardır.
• Hiç kimse, kölelik ya da kulluk altında tutulamaz.
• Hiç kimseye işkence ya da zalimce, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele ya da ceza uygulanamaz.
• Herkesin, nerede olursa olsun, yasa önünde bir kişi olarak tanınma hakkı vardır.
• Herkes yasa önünde eşittir ve ayrım gözetilmeksizin yasa tarafından eşit korunmaya hakkı vardır.
• Herkesin anayasa ya da yasayla tanınmış temel haklarını ihlal eden eylemlere karşı yetkili ulusal mahkemeler eliyle etkin bir yargı yolundan yararlanma hakkı vardır.
• Hiç kimse, işlendiği sırada ulusal ya da uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan herhangi bir fiil yapmak ya da yapmamaktan dolayı suçlu sayılamaz. Kimseye, suçun işlendiği sırada yasalarda öngörülen cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
• Hiç kimsenin özel yaşamına, ailesine, evine ya da yazışmasına keyfi olarak karışılamaz, onuruna ve adına saldırılamaz. Herkesin, bu gibi müdahale ya da saldırılara karşı yasa tarafından korunma hakkı vardır.
• Herkesin, her Devletin sınırları içinde seyahat ve oturma özgürlüğüne hakkı vardır. Herkes, kendi ülkesi de dâhil, herhangi bir ülkeden ayrılma ve o ülkeye dönme hakkına sahiptir.
• Yetişkin erkeklerle kadınların, ırk, uyrukluk ya da din bakımından herhangi bir sınırlama yapılmaksızın, evlenmeye ve bir aile kurmaya hakkı vardır. Evlenmede, evlilikte ve evliliğin bozulmasında hakları eşittir. Evlilik, ancak evlenmeye niyetlenen eşlerin özgür ve tam oluruyla yapılır. Aile, toplumun doğal ve temel birimidir; toplum ve Devlet tarafından korunur.
• Herkesin, tek başına ya da başkalarıyla ortaklık içinde, mülkiyet hakkı vardır. Kimse mülkiyetinden keyfi olarak yoksun bırakılamaz.
• Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak, din veya inancını değiştirme özgürlüğünü ve din veya inancını, tek başına veya topluca ve kamuya açık veya özel olarak öğretme, uygulama, ibadet ve uyma yoluyla açıklama serbestliğini de kapsar.
• Herkesin kanaat ve ifade özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak, müdahale olmaksızın kanaat taşıma ve herhangi bir yoldan ve ülke sınırlarını gözetmeksizin bilgi ve fikirlere ulaşmaya çalışma, onları edinme ve yayma serbestliğini de kapsar.
• Herkes, barış içinde toplanma ve örgütlenme hakkına sahiptir. Hiç kimse, bir örgüte üye olmaya zorlanamaz.
•Herkes, doğrudan ya da serbestçe seçilmiş temsilcileri aracılığıyla ülkesinin yönetimine katılma hakkına sahiptir.
•Herkesin, ülkesinde kamu hizmetlerinden eşit yararlanma hakkı vardır.
•  Halk iradesi, hükümet otoritesinin temelini oluşturmalıdır; bu irade, genel ve eşit oy hakkı ile gizli ve serbest oylama yoluyla, belirli aralıklarla yapılan dürüst seçimlerle belirtilir.
• Herkesin, toplumun bir üyesi olarak, toplumsal güvenliğe hakkı vardır; ulusal çabalarla, uluslararası işbirliği yoluyla ve her devletin örgütlenme ve kaynaklarına göre herkes insan onuru ve kişiliğin özgür gelişmesi bakımından vazgeçilmez olan ekonomik, toplumsal ve kültürel haklarının gerçekleştirilmesi hakkına sahiptir.
•Herkesin çalışma, işini özgürce seçme, adil ve elverişli koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı vardır.
•  Herkesin, herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, eşit iş için eşit ücrete hakkı vardır.
•Çalışan herkesin, kendisi ve ailesi için insan onuruna yaraşır bir yaşam sağlayacak düzeyde, adil ve elverişli ücretlendirilmeye hakkı vardır; bu, gerekirse, başka toplumsal korunma yollarıyla desteklenmelidir.
•Herkesin, çıkarını korumak için sendika kurma ya da sendikaya üye olma hakkı vardır.
• Herkesin, dinlenme ve boş zamana hakkı vardır; bu, iş saatlerinin makul ölçüde sınırlandırılması ve belirli aralıklarla ücretli tatil yapma hakkını da kapsar.
• Herkesin, kendisinin ve ailesinin sağlığı ve iyi yaşaması için yeterli yaşama standartlarına hakkı vardır; bu hak, beslenme, giyim, konut, tıbbi bakım ile gerekli toplumsal hizmetleri ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ya da kendi denetiminin dışındaki koşullardan kaynaklanan başka geçimini sağlayamama durumlarında güvenlik hakkını da kapsar.
• Anne ve çocukların özel bakım ve yardıma hakları vardır. Tüm çocuklar, evlilik içi ya da dışı doğmuş olmalarına bakılmaksızın, aynı toplumsal korumadan yararlanır.
•Herkes, eğitim hakkına sahiptir. Eğitim, en azından ilk ve temel öğrenim aşamalarında parasızdır. İlköğretim zorunludur. Teknik ve mesleki eğitim herkese açıktır. Yüksek öğrenim, yeteneğe göre herkese eşit olarak sağlanır.
•Eğitim, insan kişiliğinin tam geliştirilmesine, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yönelik olmalıdır. Eğitim, bütün uluslar, ırklar ve dinsel gruplar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu yerleştirmeli ve halkların barışı koruma yolundaki etkinliklerini güçlendirmelidir.
•Ana-babalar, çocuklarına verilecek eğitimi seçmede öncelikli hak sahibidir.
 •Herkes, topluluğun kültürel yaşamına özgürce katılma, sanattan yararlanma ve bilimsel gelişmeye katılarak onun yararlarını paylaşma hakkına sahiptir.
•Herkesin kendi yaratısı olan bilim, yazın ve sanat ürünlerinden doğan manevi ve maddi çıkarlarının korunmasına hakkı vardır.
•Herkesin, kişiliğinin özgürce ve tam gelişmesine olanak sağlayan tek ortam olan topluluğuna karşı ödevleri vardır.
•Herkes, hak ve özgürlüklerini kullanırken, ancak başkalarının hak ve özgürlüklerinin gereğince tanınması ve bunlara saygı gösterilmesinin sağlanması ile demokratik bir toplumdaki ahlak, kamu düzeni ve genel refahın adil gereklerinin karşılanması amacıyla, yasayla belirlenmiş sınırlamalara bağlı olabilir.
• Kölelik: Ekonomik, politik veya moral bakımdan bir insanın öteki insanı sömürmesidir.

SONSÖZ
“İşçi sınıfının bilinci konusuna gelince, burada tamamen yanıltıcı bir nokta var… İşçi sınıfı, hatta şu küçük burjuva kökenli dediğimiz aydınlarımız kadar dahi, boş vakti olan bir sınıf değildir. Yani işçi sınıfımız, günde on saat çalıştıktan sonra kolay kolay bu salonlara gelip te, burada gene saatlerce vaktini harcayacak durumda değildir. Dolayısıyla onun bilinci “yalnız sokaklarda veya meydanlarda veyahut şuradaki, buradaki gösterilerle ölçülemez.”

“İşçi sınıfı: bir nevi şu gördüğümüz yerin toprak tabakası altındaki maden cevherine benzer. O toprak tabakası aşağı yukarı kimi yerde bir karıştır, kimi yerde iki karış falan… Fakat asıl maddesi alttadır. Bir volkan patladı mı, o üstündeki ümüsün tozunu bile göremezsiniz. Fakat bütün maden cevheri bir anda yüzeye çıkar."

 

DEVRİMCİ HALK PARTİSİ
TÜZÜK

BİRİNCİ BÖLÜM

GENEL ESASLAR

Partinin Adı:
Madde 1  Partinin adı DEVRİMCİ HALK PARTİSİ’dir. Kısa yazılışı DEV- PARTİ….’dir. Genel Merkezi Ankara’dadır.  Amblemi TOPLANTI MASASI ÜZERİNDE KIRMIZI SORU İŞARETİ’dir.

Partinin Tanımı:
Madde 2 Partimiz, Türkiye’de emeği, insanın çalışmasını temsil eden tüm çalışkan zümrelerin hakkını aramak için kurulmuştur. Tüm Halkımızı kucaklar. HALK ve HAK kaygısını her şeyin üstünde tutar.
 
Partinin Amacı:
Madde 3 Partimiz, Halk’ın kendi kendini yönetimi demek olan DEMOKRATİK HALK İKTİDARINI hedefler. Tüm düşünce ve davranışlarında EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ ÖRGÜTLÜ HALKIN olduğu inancını temel alır.

Partinin İşleyiş İlkeleri 
Madde 4
a) Parti, amaçlarını gerçekleştirmek üzere, gücünü halkın yaygın örgütlenmesiyle, değişim yenilenme ve mücadelesinden alır. Çalışmalarını halkın bütün yaşam alanlarını esas alarak sürdürür.    b) Parti, taban demokrasisi ilkesini titizlikle gözeteceğinden, bütün karar süreçlerinde en geniş katılımı sağlamak için yaygın meclis tarzı örgütlenmeyi esas alır.  Demokratik katılım ve işleyişin en üst düzeyde sağlanması için meclis ve/veya yeni örgütlenme modelleriyle ilgili arayış ve tartışmaları özendirir.  Meclislerin kuruluş, işleyiş, görev ve sorumlulukları, çıkarılacak ilgili yönetmelikte düzenlenir.    c) Partinin tüm görevleri; demokrasi ilkeleri, hukuk ve tüzük ölçüleri çerçevesinde herkese açıktır. Üye, parti organlarında verimli biçimde yer almanın kişisel yetenek, kültür birikimi ve bilginin sürekli geliştirilmesinden geçtiğini bilerek kendini eğitir ve bu yeteneklere sahip üyelerin sorumluluk almaları için çaba harcar.  Partinin iç işleyişinde esas alınacak güç üyedir. Parti üyeleri serbest, demokratik tartışma ve eleştiri hakkına sahip olup; görüş, düşünce ve önerilerini parti içinde meşru zeminlerde savunma hakkına sahiptirler. d) Demokrasi inancı parti içi demokrasiye inançla ölçülür. Bu bakımdan halkın ve partililerin siyasete sürekli ve etkin katılımını sağlamak üzere, iç işleyiş ve yaşamda çoğulculuğu ve her üyenin aday olabilmesini güvence altına alan, üyelerin iradesinin açığa çıkmasını sağlayan ve karar sahibi kılan bir seçim sistemi uygulanır. Seçim sisteminin demokrasinin özüne ve hukukun genel ilkelerine uygun olması, vazgeçilmez bir ilkedir. Seçenler, parti organlarına seçtiklerini gerek gördüklerinde denetleme ve geri çağırma hakkına sahiptirler.   e) Parti çalışmalarında ortak yönetim ve kişisel sorumluluk esastır. Genel Başkan ve il, ilçe ve belde başkanları iki dönemden fazla başkanlık görevi ifa edemezler. Aynı görevde yer alabilmek aradan bir olağan kongre döneminin geçmesine bağlıdır. f) Partinin her türlü organ seçimi ile genel ve yerel seçimleri aday belirlemelerinde kadını ön planda görür. g) Partinin organ ve kurulları dâhil olmak üzere kadınlara parti yaşamının her alan ve düzeyinde pozitif ayırımcılık uygulanır. Eşit oy alan adaylardan biri kadın ise kadın aday seçilmiş sayılır. Pozitif ayırımcılık, herhangi bir organ ya da kişinin inisiyatifine bırakılamaz. h) Partide kararlar ikna temelinde uzlaşma aranarak alınır. Uzlaşma sağlanamadığı hallerde kararlar oy çokluğu ile alınır. Ancak her durumda davranış ve tutum birliği esastır. Karara katılmayanlar da alınan kararın uygulanmasına katılırlar. i) Partide, karar ve yönetim organları dahil olmak üzere tüm çalışmalar ve tartışmalar tam bir açıklık içerisinde yürütülür. Tüm parti üye ve örgütlerinin parti çalışmaları ile ilgili olarak zamanında, sürekli ve yeterli bir biçimde bilgilendirilme, bilgiye engelsiz ulaşabilme ve denetleyebilme hakkı vardır. Üyelerin ilgili organdan talep edeceği bilgiye makul sürede yazılı olarak cevap verilir. Süresinde cevap alınmaması halinde bir üst organa müracaat edilebilir. j) Siyasetin tüm ülkede gençleştirilmesinin, partide siyasetin gençleştirilmesinden geçtiğinden hareketle, karar ve yönetim organlarında gençliğin aktif olarak yer almasını sağlamak, partide gözetilen temel bir ilkedir. Tüm karar ve yönetim organları, yönetici ve üyeler bu ilkenin yaşam bulması için çaba sarf eder.

İKİNCİ BÖLÜM
 ÜYELİK

Üyelik Şartları
Madde 5
 Parti tüzük ve programında düzenlenen ilkelerin gereğini ve bu doğrultuda partinin her kademesinde üzerine düşen görevi yerine getirerek ÖRGÜTLÜ bir Halk için mücadeleyi, üyelik ödentisini ödemeyi ve parti çalışmalarına katılmayı kabul eden ve yasalar gereği siyasi partilere girmelerine engeli bulunmayan her yurttaş partiye üye olabilir. .

Üyelik Başvurusu ve Karara Bağlanması
Madde 6
Partiye üyelik için başvuru, isteklinin sürekli oturduğu, okuduğu ya da sürekli işyerinin bulunduğu yerin ilçe başkanlığına kimlik belgesine göre doldurulacak başvuru formu ile yapılır. Başvurucuya referans olmak üzere iki partili üye başvuru formunu imzalar. Başvuruya nüfus cüzdanı fotokopisi ve bir fotoğraf eklenir. Başvurana bir alındı belgesi verilir. Başvuranın oturduğu, okuduğu veya çalıştığı yerde ilçe örgütü kurulmamışsa, üyelik başvurusu kendisine en yakın ilçe örgütlerinden birine, bunlardan birinde de kurulmamışsa il örgütüne; il örgütü de kurulmamışsa Genel Merkeze yapılır. İl örgütüne yapılan başvurularda üyeler o ilin merkez veya merkeze en yakın ilçesine kaydedilir. Genel Merkeze yapılan başvurularda üye kaydının Ankara ilçelerinden birine yapılması sağlanır. Üyelik başvuruları ilçe yönetim kurulunca incelenerek 15 gün içinde karara bağlanır. Karar, ilçe karar defterine yazılarak imzalanır. Toplantı tarihi ve karar numarası formun ilgili bölümüne de işlenir. Bu süre içinde başvuru hakkında bir karar alınmaması halinde başvuru kabul edilmiş sayılır. Başvurunun reddi halinde karar 15 gün içinde ilgiliye tebliğ edilir. Üyelik başvurusu ilçe yönetim kurullarınca reddedilenler, kararın kendilerine tebliğinden itibaren 15 gün içinde il yönetim kuruluna itiraz edebilirler. İtiraz üzerine ilgili parti organı 30 gün içerisinde karar verir. Bu süre içerisinde karar verilmemesi halinde itiraz kabul edilmiş sayılır. İtiraz üzerine ilgili parti organları tarafından verilen kararlar kesindir Üyeliğe kabul edilen kişinin, üye kayıt formu ile ilgili bilgi örgütlenmeden sorumlu başkan yardımcılığına ve  il başkanlığına on beş gün içinde gönderilir. Başvuru formu, ilçe başkanlığındaki dosyada saklanır.

Merkez Yürütme Kurulu Kararı İle Üye Yazımı
Madde 7
Partinin gelişimi açısından çalışmalarından yarar umulan kişiler, talepleri halinde Merkez Yürütme Kurulu kararı ile üye yazılabilirler. Bu kişiler hakkında tüzüğün 6/1.fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu durumda üye kayıt formlarından birer nüsha ilgilinin istediği il ve ilçesine gönderilmek koşuluyla veya 6/2.fıkrası hükümlerince kayıt yaptırılır. Merkez Yürütme Kurulu kararı ile partiye alınan kimselerin üyeliği hakkında, ilgili il ve ilçe yönetim kurulları makul sürede varsa itirazlarını, görüş ve düşüncelerini belgelerini de ekleyerek Merkez Yürütme Kuruluna bildirebilirler. Merkez Yürütme Kurulunun kararı kesindir.

Parti Kimlik Belgesi
Madde 8
Üyeliği kesinleşenlere kimlik verilir. Kimlik belgesi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı tarafından tek tip olarak hazırlanır ve ilgili ilçelere verilmek üzere il başkanlıklarına gönderilir. Kimlikler ilçe başkanlıkları tarafından doldurularak ve mühürlenerek üyeye verilir. Yer değiştiren üye, yazımını aktardığı ilçe başkanlığından yeni kimlik belgesini eski kimliğini teslim karşılığında alır.

Yer Değiştirme
Madde 9
Aynı anda partinin, birden çok örgüt birimine üye olunamaz. Böyle bir durumda, son yazılma tarihinden önceki yazımlar geçersizdir. Yazılı olduğu ilçeden ayrılan üye, en geç bir ay içinde ayrıldığını ve taşındığı yeni adresi yazılı olduğu ilçe başkanlığına bildirir. İlçe başkanlığı üyenin yazımını gittiği yer ilçe başkanlığına derhal aktarmakla görevlidir. İlçe örgütlerinin de yer değişikliklerini öğrenmeleri halinde üyeliğin, üyenin taşındığı ilçeye nakli için kendiliklerinden gerekli işlemleri yapabilirler. Nakil işlemleri üye ile irtibatlı şekilde gerçekleştirilir. Merkez organları, TBMM üyeleri ile birden çok ilçeyi kapsayan büyük şehir sınırları içinde oturan üyeler ile Merkez Yürütme Kurulunca görevlendirilenler haricinde, üyeler yazılı oldukları ilçe ve il dışında görev alamazlar. Üyeler yazılı oldukları ilçe dışında il kongresine ve yazılı oldukları ilçenin bağlı olduğu il dışından büyük kongreye temsilci (delege) seçilemezler.

Fahri Üyelik
Madde 10
Partinin gelişmesi ve büyümesi bakımından özel katkısı olabilecek kişilerin çalışmalara katkısının sağlanması için, parti örgütleri, herhangi bir partiye üye olmayan ve isteyen kişiler arasından fahri üyeler kayıt edebilir. Partinin tüm örgüt, organ ve kademelerinde fahri üyelerden etkin ve verimli biçimde yararlanılabilmesi için Parti Meclisi gerekli yönetmeliği çıkarır.

Üye Kayıt Defteri
Madde 11
İlçe yönetim kurulu, genel merkezce hazırlanıp gönderilen ve İlçe Seçim Kurlu Başkanlığına onaylatılmış Üye Kayıt Defteri tutar. Parti üyeliğine kabul edilenler, bu deftere kaydedilirler.

Partiden Ayrılma
Madde 12
Her üye dilediğinde herhangi bir gerekçe bildirme zorunluluğu olmadan üyelikten ayrılabilir. Partiden ayrılmak isteyen üye dilekçe, taahhütlü mektup ya da noter vasıtasıyla üyelikten ayrıldığını yazılı olduğu ilçe başkanlığına bildirir. Başvuru üzerine ilçe başkanlığı ayrılmak isteyenin adını üye defterinden siler ve durumu on gün içerisinde il başkanlığına, il başkanlığı da aynı süre içerisinde örgütlenmeden sorumlu genel başkan yardımcılığına bildirir ve ayrılan kişinin parti kimliği geri alınır.

Üyeliğin Düşmesi
Madde 13
 A) Kendiliğinden Düşme
a)Üyenin ölümü, b)Disiplin suçları nedeniyle yetkili kurulların verdiği karar hallerinde ilçe yönetimi, üyenin üyeliğini resen düşürür, üye kayıt defterinden siler ve il yönetim kurulu üzerinden örgütlenmeden sorumlu genel başkan yardımcılığına bildirilir.
B) Üyeliğin Düşürülmesi
a)Üyenin, üye yazım sırasında yasaların ve tüzüğün aradığı nitelikleri taşımadığı, b)Üye olabilmek için aranılan niteliklerin üyelik sonrasında yitirildiği anlaşılırsa, ilçe yönetim kurulu durumu il yönetim kuruluna 10 gün içerisinde bildirir. İl yönetim kurulu üyeden en geç 10 gün içerisinde açıklama yapmasını ister. Bu süre içerisinde yanıt vermeyen ya da açıklaması inandırıcı gözükmeyen üyenin adının üye defterinden silinmesine il yönetim kurulunca karar verilir. Karar, ilgiliye, ilçesine ve örgütlenmeden sorumlu genel başkan yardımcılığına 10 gün içinde yazı ile bildirilir. İlgili, kendisine yapılan bildirim gününden başlayarak 10 gün içinde Merkez Yürütme Kuruluna itirazda bulunabilir. Kurulun vereceği karar kesindir. 30 gün içinde karara bağlanmayan itirazlar kabul edilmiş sayılır. Kararın kesinleşmesinden sonra ilçe yönetim kurulu, üyeliği düşürülen kişinin kaydını siler ve durumu il yönetim kuruluna, il yönetimi de örgütlenmeden sorumlu genel başkan yardımcılığına bildirir.
C) Resmi Mercilerin Kararı Üzerine
Yetkili resmi mercilerin Siyasi Partiler Kanununa göre vereceği karar üzerine MYK, üyenin kaydının silinmesini isteyebilir. Üyenin kaydı ilçe yönetim kurulu tarafından silinir ve durum üyeye bildirilir. Üye bu durumda Partinin organlarına itiraz edemez. Ancak genel yasa yolları açıktır.

 

 

Üyelerin Hak ve Görevleri
Madde 14
A-Haklar
a)Partinin programını, tüzüğünü, amaç ve ilkelerini, karar ve bildirgelerini, çalışmalarını, girişimlerini; bölge, ülke ve dünya sorunlarıyla ilgili görüşlerini öğrenmek için her fırsattan yararlanabilme, b)Partinin tüm organlarında göreve talip olma ve görev alabilme, c)Yerel ve genel seçimlerde yasa ve tüzük kuralları gereği aday yoklamalarına katılma ve seçildikleri takdirde partiden aday olabilme,   d)Katılmaları tüzükle öngörülen kurul ve toplantılarda görüş, eleştiri ve düşüncelerini özgürce ifade etme ve isterlerse bu düşüncelerini parti organlarına yazılı olarak sunabilme ,e)Partiden eğitim ve etkinlik düzenlenmesini talep edebilme ve eğitim ve etkinliklere katılabilme, f)Seçmen üye olarak seçtiğini geri çağırmayı talep edebilme ve parti ilkeleri çerçevesinde oylamaya katılma, g)Parti ilkelerinin ihlali durumunda disiplin soruşturması talep etme, h)Disiplin soruşturmaları kapsamında savunma yapma
B-Görevler
a)Partinin programını, tüzüğünü, amaç ve ilkelerini, kararlar ve bildirgelerini, çalışmalarını, girişimlerini; bölge, ülke ve dünya sorunlarıyla ilgili görüşlerini öğrenmek, geniş kitlelere anlatmak ve benimsetmek için her fırsattan yararlanma, b)Tüzük ve program gereğince ya da yetkili organların kararları doğrultusunda seçildikleri ya da görevlendirildikleri parti kurullarının toplantılarına ve yürütme işlemlerine düzenli katılarak görevlerini eksiksiz yerine getirmeye çalışırlar. Olanakları ölçüsünde üstesinden gelebilecekleri her göreve çağrı beklemeksizin kendiliğinden istekli olurlar. c)Bağlı oldukları organ ya da kademelerde parti sorunlarını en geniş özgürlük, nesnel ve yapıcı eleştiri havası içinde tartışır ve görüşlerini sunarlar. Yetkili organca sonuca ve karara bağlanmış konu hakkında, karşı görüşte olsalar da karara uygun davranırlar ve yaşama geçmesi için tüm olanakları ile çaba sarf ederler. d)Seçimlerde partili adayların kazanmasını ve partinin başarısını sağlamak için tüm çalışmalara katılırlar. e)Partinin önemli gelir kaynaklarından olan üye ödentisinin aynı zamanda üye-parti ilişkisinde bir siyasal bağı da ifade ettiğini bilerek hareket ederler, ödentilerini zamanında ve maksimum düzeyde ödeyebilmek ödeyebilmek ve diğer üyelerin de vermelerini sağlamak için çaba içinde olurlar. f)Üye kimlik belgesinin, kendilerini partinin varlığıyla bütünleştiren ilk nesnel kanıt olduğunu, kimlik belgesini göstermeksizin parti çalışmalarına katılmada güçlük çekeceklerini bilir; sürekli yanlarında taşır ve süresinde yenilerler.
g)Partide ya da kamu kuruluşlarında üstlendikleri görevleri ve devir işlemlerinin gereklerini eksiksiz yerine getirmekle sorumludurlar.
h)Siyasal çalışmalara olduğu kadar sosyal çalışmalara da katılarak toplumsal örgütlenmenin gelişmesine etkin katkıda bulunurlar. Birey ve halkın özgürleşmesi, demokratik ve yaşanabilir bir ülkenin tesisinin, halkın en küçük hücresine varana dek demokratik örgütlenmesinden geçtiği bilincinden hareketle sivil toplum örgütlenmesinin gelişmesi, kökleşmesi ve etkinleşmesi için çalışırlar; bu örgütlere üye olurlar, üyeliği teşvik ederler, etkinliklerine katılırlar ve buralarda ortaya çıkan görüş ve önerileri parti organlarına aktarırlar.
i)Parti içinde; parti hukuku, ortak düşünce ve insanlık tarihinin ortaya çıkardığı evrensel değerler ışığında hareket etme ve bu değerlerin ortak ifadesi olan bir yaşamın tesisi, tüm üyelerin gerçekleşmesi için öncelikle çabası içinde olacakları olgulardır. Yerel ve geleneksel geri yapı ve tutumlar, tümden inkâr ve katı retçiliğin tahripkârlığına düşmeden, çağdaş, ilerici ve demokratik ölçüler üyelerimiz tarafından esas alınarak aşılır.
j)Bir hak olan eğitim, üyelerin parti içindeki en önemli görevlerinden biridir. Bu çerçevede üyeler, eğitim programlarını eksiksiz takip etmeyi, kendi çevrelerinde sürekli bireysel eğitim çalışmalarını sürdürmeyi en önemli sorumlulukları olarak algılarlar.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
ÖRGÜT YAPISI

BİRİNCİ KISIM:  PARTİ ORGANLARI

Parti Organ ve Kurulları
Madde 15
Partinin organ ve kurulları şunlardır:
I - Yerel Örgütler
A) Belde Örgütü
a) Belde Başkanı
b) Belde Yönetim Kurulu
c) Belde Danışma Meclisi
B) İlçe Örgütü
a) İlçe Kongresi
b) İlçe Başkanı
c) İlçe Yönetim Kurulu
d) Mahalle Danışma Meclisi
e) İlçe Danışma Meclisi
 C) İl Örgütü
a) İl Kongresi
b) İl Başkanı
c) İl Yönetim Kurulu
d) İl Disiplin Kurulu
e) İl Danışma Meclisi
D) Parti Temsilciliği ve Lokalleri
a) Parti temsilciliği
b) Parti lokalleri
II - Merkezi Örgütler
a) Büyük Kongre
b) Genel başkanlık
c) Parti Meclisi (PM)
d) Merkez Yürütme Kurulu (MYK)
e) Başkanlık Kurulu
f) Merkez Disiplin Kurulu (MDK)
III- Parti Grupları
a) TBMM Grubu
b) TBMM Grubu Yönetim Kurulu
c) TBMM Grubu Disiplin Kurulu
d) İl Genel Meclisleri Parti Grupları
e) Belediye Meclisleri Parti Grupları
IV) MERKEZİ DANIŞMA BÜROLARI
a)Yasama-Yürütme-Yargı ve Siyasi İşler Bürosu
b)Belediyeler ve yerel yönetimler Bürosu
c) Uluslar arası Politika İzleme Bürosu
d) İş ve Çalışma Yaşam-Örgütler Bürosu
 e) Tarımsal Politikalar ve Tarım Üreticilerinin Sorunları Bürosu
 f) Ekonomi ve Ekonomik Politikalar Bürosu
g)Kadın Politikaları Bürosu
h)Gençlik Politikaları Bürosu
i)Çevre Politikaları Bürosu
j)Hayvan Politikaları Bürosu

V) PARTİ EĞİTİM OKULLARI VE AKADEMİLERİ
VI) YURT DIŞI TEMSİLCİLİKLERİ

İKİNCİ KISIM; YEREL ÖRGÜTLER

Belde Örgütü
Madde 16
Belde yönetim kurulu il ve ilçe merkezleri dışında belediye teşkilatı bulunan yerlerde biri başkan olmak üzere 3 kişiden oluşur. Ancak kayıtlı üye sayısı 100’den fazla olan beldelerde yönetim kurulu biri başkan olmak üzere 5 kişiden oluşur.
Belde yönetim kurulunun ilk kuruluşu, ilçe yönetim kurulunun görüşü alınarak, il yönetim kurulu tarafından önerilecek listenin Merkez Yürütme Kurulu tarafından onaylanması ile gerçekleşir.

Belde Danışma Meclisi  
Madde 17
Beldede partiye kayıtlı tüm üyeler, fahri üyeler, partili, partili belediye başkan ve meclis üyeleri, İl Genel Meclisi üyeleri ve partili olmayan yurttaşların katılımıyla oluşur. Başta beldenin özgün sorunları olmak üzere, genel siyasal sorunlar hakkında belde yönetimine tavsiye kararlarında bulunur. Kendi içinden seçeceği temsilciler aracılığıyla, bağlı bulunduğu ilçe meclisi toplantılarına katılır.

İlçe Kongresi
Madde 18
İlçe kongresi, o ilçeye bağlı köy, belde ve mahallelerin kayıtlı üyelerinden seçilen en çok 400 üyeden oluşur.  İlçe kongresi temsilcilerinin köy, mahalle ve beldelere göre dağılımı partinin son genel seçimlerde o ilçede aldığı oy sayısı esas alınarak saptanır. Parti seçime katılmamış ise bu oranlama üye sayısına göre yapılır. Bir ilçedeki kayıtlı üye sayısı 400 veya daha az ise, ilçe kongresi üyelerinin tümünün katılımı ile yapılır.
Bir önceki kongrede seçilmiş ilçe başkanı ve ilçe yönetim kurulu üyeleri, beldelerin ve ilçelerin partili belediye başkanları ilçe kongrelerinin doğal üyeleridir. Geçici ilçe yönetim kurulu başkan ve üyeleri de kongreye katılma hakkına sahiptirler. Ancak geçici ilçe yönetim kurulu başkanı ve üyelerinden delege sıfatı olmayanlar kongrede oy kullanamazlar.
İlçe kongrelerinde ilçe başkanı, ilçe yönetim kurulu asil ve yedek üyeleri ve o ilçeye düşen il kongresi temsilcileri seçilir.  Aynı zamanda ilçe yönetim kurulu çalışma raporu, mali rapor ve kesin hesap konusunda karar verir ve aklar.
İlçe kongrelerinde belirlenen sorunlar, görüşler ve alınan kararlar, gereğinde il kongresinde de tartışılmak üzere il yönetimlerine yazılı olarak iletilir.

İl Kongresi
Madde 19
İl kongresi, ilçe kongrelerinden seçilen en çok 600 kongre temsilcisinden oluşur. Üye sayısı 600’ü geçmeyen illerde bütün üyeler kongre delegesidir. Üye sayısı 600’ü geçmeyen illerde, İlçe kongreleri yapılmadan da il kongreleri yapılabilir. İl kongre temsilcilerinin ilçelere göre dağılımı; partinin son seçimlerde o ilçede aldığı oy sayısı göz önünde tutularak saptanır. Parti seçime katılmamışsa bu oranlama üye sayısına göre yapılır.
O ilin partili milletvekilleri ile yönetim ve disiplin kurullarının başkan ve üyeleri ile il belediye başkanı il kongresinin doğal üyeleridir.
Geçici il yönetim kurulu başkan ve üyeleri de kongreye katılma hakkına sahiptirler. Ancak geçici il yönetim kurulu başkanı ve üyelerinden delege sıfatı olmayanlar kongrede oy kullanmazlar.
İl Kongresi;
a) İl başkanını, il yönetim kurulu asıl ve yedek üyelerini, il disiplin kurulu asıl ve yedek üyelerini ve Büyük Kongre temsilcilerini seçer.
b) İlçe ve il, yurt ve dünya sorunlarını; tüzük, program, büyük kongre, Parti Meclisi kararları çerçevesinde tartışıp değerlendirerek politika oluşturur.
c) İl Yönetim kururlunun çalışma raporu, mali rapor ve kesin hesap konusunda karar verir ve aklar.
d) Tahmini bütçeyi onaylar.

İl ve İlçe Kongreleri İçin Ortak Kurallar
Madde 20
İl ve ilçe kongreleri, üç yılda bir toplanır.
İlçe kongrelerinin tarihi, ilçe yönetim kurulunun görüşü alınarak il yönetim kurulunca; il kongrelerinin tarihi ise, il yönetim kurulunun görüşü alınarak MYK tarafından belirlenir. Kongrenin gündemi il yönetim kurulunca hazırlanır.
Toplantının gün, yer ve saatiyle kongreye katılacakların listesi en az 15 gün önce, ilgili seçim kurul başkanlığına bildirilir. Ayrıca çoğunluk sağlanamadığı takdirde yapılacak ikinci toplantıya ilişkin bilgiler de bu duyuruya eklenir. İkinci toplantıda çoğunluk aranmaz.
Seçim kurulu başkanı tarafından onaylanan listeler ile toplantıya ilişkin diğer hususlar, toplantı tarihinden 7 gün önce il veya ilçe binasına asılmak üzere ve 3 gün süreyle ilan edilir. Süresinde yapılan itirazlar, hâkim tarafından incelenerek karara bağlandıktan sonra listeler kesinleşir. Kesinleşen listeler ile toplantıya ilişkin diğer hususlar kongrede esas alınır.
Kongrenin toplanacağı gün, saat ve yer ile gündemi, kongre gününden en az 10 gün önce o yerdeki alışılmış duyuru araçları ile duyurulur. Gazete ile duyurmaya gerek olup olmadığına ilgili yönetim kurulunca karar verilir.
İl ve ilçe yönetim kurullarının, kongrelerine sunacakları raporlar, en az 15 gün öncesinden, il ve ilçe binalarında kongre temsilcilerinin incelemelerine sunulur.
Olağanüstü kongreler, yönetim kurulunun gerekli gördüğü hallerde veya kongre temsilcilerinin (delegelerin) 1/5’inin yazılı başvurusu üzerine, yönetim kurulunca olağanüstü toplantıya çağrılır. Olağanüstü kongre, çağrıldığı gündemle sınırlıdır.
Her kademe kongresi, başkan ya da yönetim kurulunun görevlendireceği bir üye tarafından açılır. Bir başkan ve yeteri kadar üyeden oluşan divan seçilir. Divan kararlarını çoğunlukla verir. Oyların eşitliği durumunda başkanın oyu sonucu belirler.
Divan başkanı toplantıyı yönetir, gündemi uygular ve kongre düzenini sağlar. Divan, demokratik işleyişi zedelemeyecek bütün tedbirleri alır, çalışmalarına ara verebilir ve kongre düzeni ile ilgili kararlar alabilir.
Kongre temsilcileri,  bir konunun gündeme eklenmesini yazılı olarak isteyebilir. Öneri lehte ve aleyhte yapılacak birer konuşmadan sonra oylanır.
Kongreler, çalışmalarını hızlandırmak üzere yeteri kadar komisyon kurabilirler.
İlçe ve il kongrelerine katılacak temsilcilerin seçimi, kongrelerin toplanması ve çalışma düzenleri ile seçim yöntemi konusundaki ayrıntılar “ Kongre Temsilcisi Seçimleri ile İl ve İlçe Kongreleri’’ yönetmeliğinde gösterilir.

İlçe Yönetim Kurulu
Madde 21
İlçe yönetim kurulu, ilçe kongresince seçilen bir başkan, 5 üyeden oluşur. 3yedek üye seçilir. Boşalan üyelerin yerleri aldıkları oy sayısına göre yedeklerle doldurulur. 
Merkez ilçelerde örgütlenme, ilçe kuruluşları için belirlenen esaslara göre yapılır.
Ancak üye sayısı, üye tam sayısının yarısının altına düşerse il yönetim kurulu Merkez Yürütme Kurulunun onayını almak koşuluyla yenisinin seçilmesi için olağanüstü kongre yapılmasını isteyebilir ve bu amaçla yapılacak kongreye kadar, gereğinde geçici bir ilçe yönetim kurulu atayabilir. 

Mahalle Danışma Meclisi
Madde 22
Mahallede bulunan parti üyelerinin katılımıyla oluşur. Kendi içinden temsilciler aracılığıyla, İlçe danışma meclisine katılır. Mahalledeki sorunların tespiti ile çözümünde İlçe yönetimiyle koordineli çalışır.  

İlçe Danışma Meclisi
Madde 23
Mahallelerde seçilecek temsilcilerle ilçe kadın, ilçe gençlik ve ilçeye bağlı belde danışma meclislerinin temsilcileri, fahri üyeler, partili belediye başkan ve meclis üyeleri, İl Genel Meclis üyeleri, partili olmayan yurttaşların katılımıyla oluşur. İlçenin sorunları başta olmak üzere, genel siyasal sorunlar hakkında ilçe yönetim kuruluna tavsiyelerde bulunur.


İl Yönetim Kurulu
Madde 24
İl yönetim kurulu, bir başkan, 7üyeden oluşur..
4 yedek üye seçilir.
Boşalan üyelerin yerleri oy sırasına göre yedeklerle doldurulur. Ancak boşalmalar nedeniyle üye sayısı, üye tam sayısının yarısının altına düşen il yönetim kurulları için Merkez Yürütme Kurulu yeni il yönetim kurulunun seçimini sağlamak için olağanüstü kongrenin yapılmasını sağlar.
Bu amaçla yapılacak kongreye kadar geçici bir il yönetim kurulunu atar.

Belde, İlçe ve İl Başkanları
Madde 25
Belde, ilçe ve il başkanları kongrelerce seçilir; ertesi kongreye kadar görev yaparlar. Aynı kişi aynı yerde üst üste 2 dönemden fazla seçilemez. Yeniden seçilebilmek için aradan en az bir olağan kongre döneminin geçmesi zorunludur.
Belde, ilçe ve il başkanlıkları görev üstlendikleri yönetim birimlerinde partiyi temsil ederler. Başkanı oldukları yönetim kurullarının tüzük ve diğer yönetmeliklere uygun çalışmalarını sağlamak amacıyla; yönetim kurulu üyelerini veya parti üyelerini görevlendirebilirler.
Yönetim adına; parti örgütü, kamu kuruluşları, özel ve tüzel kişilerle ilişki kurarlar. Yönetim birimi çevresindeki kamu çalışmalarını izler ve gerekli girişimlerde bulunur.
İl ve ilçe başkanları gerekli görmeleri halinde alt yönetimlerin toplantılarına katılabilir ve bu toplantılara başkanlık edebilirler.

İl, İlçe ve Belde Yönetim Kurulları İçin Ortak Kurallar
Madde 26
Belde, ilçe ve il yönetim kurulları kongrelerinden sonraki ilk toplantılarında üye tam sayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla bir sayman seçerler. İlk atamalarda da aynı usul uygulanır.
İl, ilçe ve belde yönetim kurullarında ihtiyaca göre yeteri kadar başkan yardımcısı seçilir. Başkan yardımcıları yönetim kurulu üyeleri tarafından üye tam sayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla seçilir. Başkan Yardımcıları aynı yöntemle görevden alınır.
İl başkan yardımcılarının sayısı; 2’denfazla olamaz.
İlçe başkan yardımcılarının sayısı 2’den fazla olamaz.
İl ve ilçe başkan yardımcıları arasından birer kişi örgütlenmeden, diğeri de ihtiyaca göre belirlenecek alanlardan sorumlu olmak üzere görevlendirilirler.
İl ve ilçe yönetimlerinde örgütlenmeden sorumlu başkan yardımcıları ihtiyaç halinde, kendilerine yardımcı olmak üzere, yönetim kurulu üyelerinden birini görevlendirebilirler.
Örgütlenmeden sorumlu başkan yardımcıları yazışmaların yürütülmesi, defterlerin tutulması ve toplantıların düzenlenmesini sağlar. Parti çalışmalarının izlenmesinde ve denetlenmesinde, başkanın yardımcısıdır. Bağlı birim örgütlerinin kurulması ve yenilenmesi için çalışma yürütür, birim ve kurullar arasında eş güdüm sağlar. Örgütlenme ile ilgili olarak partinin diğer organlarının sorumluluğunda olmayan bütün çalışmaları yürütür ve gereken önlemleri alır.
İl, ilçe ve belde saymanları kendi yönetim biriminin hesap işlerinden, gelir ve gider işlemlerinin süresinde ve düzenli yapılmasından ve hesapların kurallara uygun biçimde tutulmasından sorumludur. Partiye düzenli ve yeterli gelir sağlanmasına çalışır, bununla ilgili çalışmaları düzenlerler. Bağlı yönetim biriminin ya da mali işler üstlenen üyelerin hesaplarını illere, illerin genel merkeze göndermeleri gereken bütçe ve diğer hesapların süresinde tamamlanıp eksiksiz ulaştırılmasını ve denetimi sağlarlar. Üye ödentilerini toplar, bunun için gerekli girişimleri yaparlar. Partinin taşınır ve taşınmaz mallarının korunması için gerekli tedbirleri alırlar.
Başkan yardımcıları ile saymanlar görevleri ile ilgili çalışmalarından dolayı başkana ve ait oldukları yönetim kuruluna karşı sorumludurlar. Yönetim kurulu üye sayısının salt çoğunluğu ile görevden alınabilir.
Bir üye birden çok yönetime başkan, başkan yardımcısı ya da kurul üyesi olamaz. Kurulca alınan kararlar, karar defterine yazılır, katılan üyelerce imzalanır.
İl, ilçe ve belde yönetimlerinde başkan, sayman ve örgütlenmeden sorumlu başkan yardımcısı il, ilçe ve belde yürütmelerini oluşturur.

Yönetim Kurullarının Görevleri
Madde 27
Belde, ilçe ve il yönetim kurulları;
a)Tüzüğe, yönetmeliklere ve yetkili organların karar ve genelgelerine uygun olarak kendi görev bölgelerindeki parti çalışmalarını verimli ve uyumlu bir biçimde yürütmek; kendi kademe kongresinin kararlarını uygulamak, bağlı birimleri denetlemek, aralarında uyum ve koordinasyonu sağlamakla,
b)Yurttaşlarla parti arasında, üyelerle örgüt ve genel merkez arasında verimli dayanışmayı ve işbirliğini, üyelerin sürekli eğitime katılımını sağlamak ve üye sayısını çağdaş ve demokratik bir denge içerisinde çoğaltmakla, bu amaçla belde, ilçe ve il meclisleriyle etkili bir işbirliği içinde olmakla,
c)Partinin görüşleri ile toplumsal sorunların çözümüne ilişkin politikalarını çevrelerinde anlatmak ve yaymak, partinin propagandasını yapmak, bu temelde partinin kitleler içerisinde sürekli etkin olmasını ve halkın partiye oy verme eğilimini artırmayı sağlamakla,
d)Partiyi seçimlere sürekli hazır bulundurmak ve partinin seçimlerde kazanmasını sağlamaya çalışmakla,
e)Yörelerine özgü ekonomik ve sosyal sorunlar ile ilgili araştırmalar yapıp tartışmak, kararlar almak ve sonuçlarını üst yönetim birimlerine iletmekle,
f)Üst yönetimi bilgilendirerek ve koordinasyon içinde kamuoyuna dönük siyasal, toplumsal, kültürel etkinlikler düzenlemekle,
g)Parti gelirlerinin en elverişli şekilde toplanmasına, kanuna uygun yeni gelir kaynakları bulunmasına çalışmak, gerekli harcamaları usulüne uygun şekilde yapmakla,
h)Çevresindeki partililer ve bütün yurttaşlar arasında dostluk ve kardeşlik bağlarını yaymaya; ortaya çıkan sorunları çözmeye çalışmakla,
i)Bu görevleri yerine getirebilmek amacıyla partili üyelerden araştırma kurulları, çalışma komisyonları kurmak ve komisyonlar arsındaki eş güdümü sağlamakla,
j)Köy ve mahallelerde komisyon kurulmuş değilse, iletişimi sağlamak üzere öncelikle o köy veya mahalleden seçilmiş delegelerden birisine, yoksa bir partili üyeyi köy ve mahalle temsilcisi olarak görevlendirmekle görevlidirler.

Yönetim Kurulu Toplantıları
Madde 28
Yönetim kurulları üye tam sayılarının yarıdan fazlası ile ve en geç 10 günde bir toplanır. Gerek görülmesi halinde daha sık toplanabilecekleri gibi, başkan ya da üyelerin 1/3 ünün istemi üzerine olağanüstü olmak üzere de toplanabilirler. Toplantının günü ve saati önceden belirlenerek üyelere duyurulur ve sayısı ile birlikte karar defterine işlenir. Toplantıdan sonra bütün üyelere imza ettirilir. Karar toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla alınır.
Haklı bir özrü olmaksızın üst üste üç veya zamanı ayrıca kararlaştırılarak imza karşılığı bildirilen ya da bir yıl içerisinde ayrı tarihlerde de olsa beş toplantıya katılmayan üye görevinden çekilmiş sayılır. Görevinden çekilmiş üyenin bir üst yönetim kuruluna itiraz hakkı vardır. Üst yönetim kurulunun kararı kesindir.

Hiyerarşik Yapı ve Sorumluluk
Madde 29
Belde örgütü bağlı olduğu ilçe yönetimine; ilçe örgütü, il yönetim kuruluna, il yönetim kurulu Merkez Yürütme Kuruluna; Merkez Yürütme Kurulu, Parti Meclisine, Parti Meclisi de Büyük Kongreye bu sıralama içerisinde bağlı ve sorumludur.

Görevden Alma
Madde 30
Partide seçimle gelinen görevden seçimle ayrılma esastır. Ancak aşağıda yazılı hükümler saklıdır.
A) Yönetim kurullarının başkan ve üyelerinin kusurlu davranışları:
a)Yasalar ile parti tüzüğü, programı ve ilkelerine uymayan; üst yönetim birimlerinin verdiği görevleri yapmayan ya da savsaklayan; bu birimler ile disiplin kurullarının ya da Parti zararına yol açacak biçimde yargı mercilerinin ya da idari mercilerin süreli yazılarını zamanında yanıtlamayan,
b)Parti çıkarlarını açık ve ağır bir şekilde zedeleyecek veya sarsacak davranışlarda bulunan,
c)Yasalar ve tüzük gereğince tutulması gereken defter ve kayıtları usulüne uygun tutmayan veya muhafaza etmeyen belde, ilçe ve il başkanlarıyla yönetim kurulu üyelerinin bir kısmı ya da tamamı yapılan uyarılara rağmen, uyarının gereğini yerine getirmemişse; belde başkanı, belde yönetim kurulu veya üyelerinin bir kısmı ilçe yönetim kurulunca; ilçe başkanı, ilçe yönetim kurulu veya üyelerinin bir kısmı il yönetim kurulunca ve il başkanı, il yönetim kurulu veya üyelerinin bir kısmı Merkez Yürütme Kurulunca üye tam sayısının üçte iki çoğunluğuyla ve gizli oyla görevden alınabilir.
Belde başkanı, belde yönetim kurulu veya üyelerinin bir kısmı il yönetim kuruluna; ilçe başkanı, ilçe yönetim kurulu veya üyelerinin bir kısmı Merkez Yürütme Kuruluna; İl başkanı, il yönetim kurulu veya üyelerinin bir kısmı Parti Meclisine 5 gün içinde itiraz edebilirler. İl yönetim kurlunun 10 gün, Merkez Yürütme kurulu ile Parti Meclisinin 45 gün içinde vereceği kararlar kesindir.
B) Disiplin Suçlarıyla İlgili Olarak Yapılan Soruşturmalarda
a)Bir disiplin suçu işlediği ilgili yönetim kurulu kararı ile öne sürülen parti görevlisi veya herhangi düzeydeki bir yönetim kurulu üyesi, üst kurulun üçte iki çoğunluk ve gizli kararıyla geçici olarak üyelik haklarını kullanmaktan yasaklanabilir, görevden alınabilir ve kendisini kovuşturmaya yetkili disiplin kuruluna sevk edilirler.
b)İşlenen suç belde, ilçe veya il yönetim kurulunun topluca işlediği bir suç niteliğinde ise bu durumda bir üst organ tüm kurulu görevden almaya ve kovuşturmaya yetkili disiplin kuruluna sevk etmeye üçte iki oy çokluğu ve gizli oyla karar verebilir.
Disiplin soruşturmasıyla ilgili olarak görevden alınan kişi ve kurullar bu kararlara karşı (A) fıkrasındaki esaslara uygun olarak üst kurullara itiraz edebilirler.
(A) ve (B) fıkralarının uygulanması nedeniyle yönetim kurullarında yaşanan boşalmalar, Tüzüğün ilgili madde hükümlere göre doldurulur ve gerekli önlemler alınır.

Geçici görevden almada kişi aklanır ya da yaptığı itiraz kabul edilirse göreve iade edilir. Görevden alınan yönetim kurulunun itirazı kabul edilir ve mevcut göreve devam kabil ise, ilgili yönetim kurulu göreve iade edilir. İtirazı incelemeye yetkili organ kararında iadeye yer olup olmadığı konusunda da bir karar verir.

Görevlerin Boşalması ve Geçici Yönetim Kurulları
Madde 31
İlçe ya da il için kongreye kadar görev yapmak üzere üst yönetim birimleri tarafından geçici yönetim kurulları atanır. Görevden alınma durumunda kararın il yönetim kuruluna bildirilmesinden başlayarak 45 gün içinde il kongresi, 30 gün içinde ilçe kongresi toplanır ve yeni yönetim kurulunu seçer.
Bu süreler içinde yeni kongre temsilcileri seçilmemişse kongre seçimi eski kongre temsilcileri ve üyelerle yapılır.
Yönetim kurullarının görevden çekilmesi durumunda da aynı kurallar ve süreler geçerlidir.
Yönetim kurulu seçimi için toplanacak kongrede, yalnızca bu görev yerine getirilir. İşten el çektirme durumunda, el çektirme raporu okunur ve üst yönetim kurulu temsilcisi gerek görürse açıklama yapabilir. Konu üzerinde görüşme açılmaz, doğrudan seçime gidilir.

İl Disiplin Kurulu
Madde 32
İl Disiplin Kurulu, il kongrelerince seçilen 5 asil ve 3 yedek üyeden oluşur. Çalışma yöntemleri tüzüğün “Disiplin ve Denetim” bölümündeki hükümlerle düzenlenir.

İl Danışma Meclisi
Madde 33
İl başkan ve il yönetimi, ilçe danışma meclisi temsilcileri, il disiplin kurulu üyeleri, ilin milletvekilleri,  fahri üyeler, parti danışmanları ve partili olmayan yurttaşların katılımıyla oluşur. İlin sorunları başta olmak üzere genel siyasi sorunlar hakkında görüşme yapmak üzere il yönetiminin uygun gördüğü tarihlerde yılda iki kez toplanır.


Kongrelerin Seçimlerine İtiraz
Madde 34
Seçimlerin devamı sırasında yapılan işlemler ile seçim sonuç tutanaklarının düzenlenmesinden itibaren 2 gün içinde seçim sonuçlarına, yetkili ve görevli seçim kuruluna itiraz edilebilir.
İlçe seçim kurulu kararı kesindir.
İlçe kongreleri için yapılan kongre temsilcisi seçimleri ile ilçe ve il kongrelerinde seçimler dışındaki konularda alınmış olan kararlara ilişkin itirazlar, aşağıdaki kurallar içinde yapılır ve karara bağlanır.
a) İlçe kongresinin gerek köy ve mahallelerde gerekse beldelerde yapılan seçimlerine ilişkin itirazlarda, seçimi yapılan köy, mahalle ya da beldede oturan üyeler 2 gün içinde ilçe yönetim kuruluna itiraz edilebilirler. İlçe yönetim kurulunun 3 gün içinde vereceği karara karşı 2 gün içinde il yönetim kuruluna itiraz edilebilir.
İl yönetim kurulunun bu konuda 3 gün içinde vereceği karar kesindir.
b) İl Kongresinde alınan kararlara karşı kongre üyeleri Merkez Yürütme Kuruluna itiraz başvurusunda bulunabilirler.
Merkez Yürütme Kurulunun konu hakkında 10 gün içinde vereceği kararı kesindir.
Sonuçlar itiraz eden kişilere ve ilgili yönetim kurulu başkanlıklarına yazılı olarak bildirilir.
İlgili yönetim birimi belirlenen süre içerisinde itirazları karara bağlamazsa, ilgililerin 3 gün içerisinde bir üst yönetim birimine itiraz için başvuru hakkı doğar.
İtirazlar,  yazılı olarak ve gerekçeleri açıkça belirtilerek yapılır.
İtirazlar,  çalışmaları ve diğer işlemleri durdurmaz.

Parti Temsilciliği ve Lokalleri
Madde 35
a) Parti temsilciliği:
Genel merkez ya da ilgili yönetim kurulu; henüz örgüt kurulmamış il ve ilçe merkezleri ile beldelerde başvuran yurttaşlara ilk elden parti hakkında bilgi vermek, tüzük, program ve parti yayınları ile rozet, flama vb. parti sembollerini satmak, dağıtmak, üyelik için başvuran yurttaşların giriş belgelerini kabul etmek ve böylece o yerde parti örgütünün kurulmasına olanak sağlamak amacı ile, bütünüyle ilgili yönetim kurulunun sorumluluğunda olmak üzere bir parti üyesi eliyle “parti temsilciliği” açabilir. O il, ilçe veya beldede parti örgütü kurulduğu anda temsilciliğin görevi sona erer. Ancak o il, ilçe ya da belde örgütleri gerekli gördüğü mahalle vb. birimlerde parti temsilcilikleri açabilir.
b) Parti Lokali:
Partinin genel merkez, il ve ilçe örgütleri ihtiyaç duymaları halinde bulundukları bölgelerde Dernekler Yasasının 90. maddesi çerçevesinde lokal açabilirler.

Diğer Grup ve Yan Kuruluşlar
Madde 36
Parti bünyesinde faaliyet göstermek üzere, tarım, çevre, işçi, esnaf gibi alanlarda faaliyet göstermek üzere çalışma grupları kurulur.
Grupların kuruluşu, işleyişi, çalışma esasları, ana yönetim birimleri ile ilişkileri ve denetimleri yönetmeliklerinde düzenlenir.

ÜÇÜNCÜ KISIM; MERKEZİ ÖRGÜT

Büyük Kongre
Büyük Kongre ve Temsilcileri
Madde 37
Büyük Kongre partinin en yüksek karar organıdır. Seçilmiş ve doğal üyelerden oluşur.
a) Seçilmiş Temsilciler
Seçilmiş temsilciler Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının iki katından fazla olmamak üzere il kongrelerince seçilen temsilcilerdir. Her ilden Büyük Kongreye düşecek temsilci sayısı aşağıdaki usul ve esaslara göre tespit edilir:
Önce, partinin örgütlü olduğu her ile bir temsilcilik tahsis edilir. Bu şekilde illere tahsis edilen temsilcilerin toplamı TBMM üye tamsayısının iki katı olan 1.100 sayısından çıkarılır. Partinin son genel seçimlerinde aldığı oy miktarı çıkan sayıya bölünür ve bir sayı elde edilir. Sonra her ilde alınan oy miktarı bu katsayıya bölünür. Çıkan sayıya daha önce verilen 1 temsilcilik eklenerek o ile düşen büyük kongre temsilcisi sayısı tespit edilir ve tespit edilen toplam temsilci il kongresinde seçilir.
Parti seçime girmemişse öncelikle partinin örgütlü olduğu her ile o ilin milletvekili sayısı kadar temsilcilik tahsis edilir. Tüm illere tahsis edilen toplam temsilcilik sayısı, TBMM üye sayısının iki katı olan 1100 den çıkarılır. Geriye kalan temsilcilikler üye sayısına göre illere dağıtılır.
Her il kongresinde kaç büyük kongre temsilcisi seçileceği, yapılacak Merkez Yürütme Kurulu toplantısında belirlenir ve genelge ile il başkanlıklarına gönderilir.
Bulundukları görev gereği kongrenin doğal üyesi niteliği taşıyanlar, illerden temsilci olarak seçilemezler.
b) Doğal Temsilciler
Genel Başkan, Parti Meclisi Üyeleri, Merkez Disiplin Kurulu Üyeleri, Partili bakan ve milletvekilleri, parti üyeliği süren kurucular ile partili il belediye başkanları ve il genel meclis başkanlarıdır.
Parti kurucularının sayısı seçilmiş büyük kongre temsilcilerinin % 15’inden çok ise, parti kurucuları toplanarak aralarından bu oranda üyeyi temsilci seçerler.
Eskiden Genel Başkanlık, TBMM Başkanlığı, Başbakanlık yapmış büyük kongre üyesi olmayan partililerle, İl Meclisleri tarafından seçilmiş İl Meclis temsilcileri büyük kongrenin onur üyesidirler. Onur üyeleri büyük kongrede konuşabilirler ancak oy kullanamazlar.

Büyük Kongrenin Toplanması
Madde 38
a) Olağan Toplanma
Büyük kongre olağan olarak iki yılda bir toplanır. Ancak, PM ya da Büyük Kongre kararı ile bu süre bir yılı geçmemek üzere uzatılabilir.
Büyük Kongre toplantısından en az 15 gün önce kongreye katılacak temsilcilerin listesi ile, toplantının gündemi, yeri, günü, saati ve çoğunluk sağlanamadığı takdirde ikinci toplantının ne zaman yapılacağına dair hususlar Yüksek Seçim Kurulunca önceden belirlenecek Seçim Kurulu Başkanlığına iki nüsha olarak verilir.
Büyük Kongre toplantılarının yeri, zamanı ve gündemi tüm örgüte dağıtılmak üzere en az 15 gün önce bütün il başkanlıklarına bildirilir. Toplantının gazete ile ilan edilmesine gerek olup olmadığına Merkez Yürütme Kurulu karar verir.
Büyük Kongrenin toplantı yeter sayısı üye tam sayısının salt çoğunluğudur. İlk çağrı üzerine yapılan toplantıda yeterli sayı sağlanamıyorsa, yapılacak ikinci toplantıda yeterli sayı aranmaz.
Büyük Kongre karar yeter sayısı, yasa ya da tüzükte ayrı bir yeter sayıya bağlanan haller dışında hazır bulunan üyelerin salt çoğunluğudur.

Büyük kongre üyeleri belli bir konunun gündeme eklenmesini yazılı olarak isteyebilir. Öneride imzası bulunanlardan bir üye ile Parti Meclisi adına bir üye konuştuktan sonra, oylama yapılır. Gündeme alınması oylama sonucu kesinleşirse, konu ilgili komisyonda rapora bağlandıktan sonra büyük kongrede görüşülür. Kanunlar, parti tüzük ve programı çerçevesinde toplumu ve devleti ilgilendiren konularla kamu faaliyetleri konularında karar alınmasına dair teklifleri karara bağlamak için, bu tekliflerin büyük kongrede hazır bulunanların 1/3’ü tarafından yapılmış olması şarttır. Bu teklifler, büyük kongrece seçilecek bir komisyonda görüşüldükten sonra, komisyon raporuyla birlikte incelenir ve karara bağlanır.
b) Olağanüstü Toplanma
Genel başkanın ya da Parti Meclisinin gerek görmesi ya da büyük kongre üyelerinin 1/5’inin yazılı istemi üzerine büyük kongre olağanüstü de toplanabilir. Bu durumda kongreye yeni temsilciler herhangi bir nedenle seçilememiş ise mevcut temsilcilerle toplanır. Olağanüstü toplantıda yalnız gündemdeki konular görüşülebilir.
Olağanüstü toplantının gündemi, yeri, gün ve saati en az 15 gün önceden genel başkan;  boşalması halinde Parti Meclisinin genel başkan yardımcıları arasından seçeceği başkan vekilince duyurulur. İvedi durumlarda bu süre kısaltılabilir.
Olağan toplantılar hakkındaki tüzüksel düzenleme niteliğine aykırı olmadıkça olağanüstü toplantılar için de uygulanır.

Büyük Kongrenin Açılması ve Divan Seçimi
Madde 39
Büyük Kongre; bir genel başkan yardımcısı, herhangi bir nedenle genel başkan yardımcısı kalmamışsa Parti Meclisince kendi içinden seçilmiş bir üye tarafından yapılan yoklamadan sonra açılır ve kongre başkanlık divanının seçimine geçilir.
Büyük kongrede başkanlık divanı parti üyeleri arasından seçilen bir başkan ve kararlaştırılan sayıda başkan yardımcısı ile yeteri kadar yazmandan oluşur. Başkanlık divanı açık oyla seçilir ancak oyların sayımında zorluk ya da duraksama olursa, büyük kongre gizli oyla ya da ad okunarak yapılmasını kararlaştırabilir.
Kongre divan başkanlığı, gündemi uygulamak, toplantıyı yönetmek, toplantıda düzeni sağlamak, düzeni bozanlara karşı toplantıdan çıkarma dahil gerekli yaptırımları uygulamak, toplantı tutanağını tanzim ve imza etmekle yükümlüdür. Kararlarını salt çoğunlukla verir ve oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu tarafın dediği olur.
Divan oluşumundan sonra genel başkan, yokluğunda başkan yardımcısı; Merkez Yürütme Kurulunun boşalması durumunda Parti Meclisinin kendi içinde seçeceği bir üye tarafından açılış konuşması yapılır.

Komisyonlar
Madde 40
Büyük kongre, gündemin niteliği ve görüşülecek konular da dikkate alınarak gerekli komisyonlar kurulur. Her komisyonun kaç kişiden oluşacağı ile komisyon üyelerinde meslek ve ihtisas durumu Merkez Yürütme Kurulunca önceden belirlenir. Büyük kongre temsilcilerinin 1/20’si de gündemle ilgili bir komisyon kurulmasını yazılı bir önerge ile isteyebilir. Bu önerge oylamaya sunulur.
Komisyona girmek isteyen adaylar arasında yapılacak açık oylamada en çok oy alan adaylar ilgili komisyona seçilir.
Komisyon kendi arasında bir başkan, bir başkan yardımcısı, bir sözcü ve iki katip seçer. Komisyonlar üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve mevcudun salt çoğunluğu ile karar alır.
Komisyonlar inceledikleri konularla ilgili olarak düzenledikleri raporu kongre divan başkanlığına sunar. Büyük kongrede yapılan oylamadan sonra kabul edildiği takdirde kesinleşir.

Büyük Kongre Görüşmeleri
Madde 41
Büyük kongre, genel başkan, Parti Meclisi, Merkez Disiplin Kurulu seçimlerini yargı gözetiminde gizli oy, açık ve aralıksız sayım ve ayırım ilkelerine göre Siyasi Partiler Yasasında öngörülen biçimde yapar.
Büyük Kongre divan başkanı, varsa, öncelikle gündem değişiklikleri önerilerini tüzük esaslarına göre karara bağlar ve çalışmaları gündem uyarınca yürütür.
Büyük kongreye sunulacak raporlar, karar tasarıları ve öneriler; parti organları, üyeler, ve ilgili kurullar ile ilişki ve iletişim içerisinde hazırlanır ve olgunlaşır; kongreden önce Parti Meclisince, büyük kongre üyelerine duyurulmak üzere il ve ilçe örgüt birimlerine ulaştırılır ve kamuoyuna açıklanır.
Belde, ilçe ve il yönetim kurulları büyük kongreden önce toplanarak raporları, tasarı ve önerileri görüşür ve değerlendirirler. Ancak bağlayıcı karar alamazlar.
Tasarı ve öneriler ancak kongrede ve açık oyla oluşturulan ilgili komisyonların raporu ile birlikte büyük kongrede görüşülür ve karara bağlanır. Söz isteyenlere sıra ile söz verilir. Konu ile ilgili söz süreleri gerekiyorsa görüşmeye başlamadan önce saptanır. Söz isteyenlerin sayısı fazla ise, çalışma raporu üzerinde 5, öteki konularda 3 delege konuşmadan yeterlik önergesi oylanmaz.
Büyük kongrede seçilecek organlara adaylık başvurusu için divan başkanlığınca belli bir süre tespit edilerek kongreye duyurulur. Bu süre sonunda adaylar ilan edilir.
Adaylığını koyanların seçilmeye engel durumlarının olduğu yolundaki itirazlar başkanlık divanınca seçimlerden önce gerekli inceleme yapılarak karara bağlanır.
Eğer seçilecek her organa ilişkin asıl ve yedekleri de belirtilerek, organlara seçilmesi gereken üye sayısı kadar adaydan oluşan tek bir liste verilmiş ve başka aday olmadığı anlaşılırsa, bu tek liste ile seçime girilir.
Aday oldukları belirlenenlerin sayısı seçimi yapılacak organların üye tam sayısını geçiyorsa aday olanların ismi soyadı alfabetik sırasına konup, aday oldukları organa göre belirtilerek oy pusulası haline getirilir.
Genel başkanlığa aday olanlar oy pusulalarını yeteri kadar çoğaltarak divan başkanlığına sunarlar.
Kongre Temsilcileri, divan başkanlığınca yukarıda belirtilen yöntemle oluşturulup çoğaltılan ve seçim kurulunca mühürlenen oy pusulalarında, seçimi yapılacak organa göre aday olanların isimlerinin karşısındaki kutucuğu işaretlemek suretiyle ve Genel Başkan adaylarından tercih ettiğinin oy pusulasını kullanarak oyunu kullanırlar. Oy pusulasında isimleri önünde işaret bulunanlar bir oy almış sayılır. Çoğaltılmış oy pusulalarında işaretlenen aday sayısı, Parti Meclisi için üye tam sayısından çok ve yarısından az, Merkez Disiplin Kurulu için 11’den çok ve 7’den az olamaz. Bu sayılardan az veya çok aday ismi işaretlenen oy pusulaları geçersiz sayılır. Seçilecek her kurul ve Genel başkan için kullanılacak oy pusulaları seçim kurulunca belirlenmiş sandık kurulundan imza karşılığında alınacak mühürlü zarflar içinde kullanılır.
Seçimlerde, birden fazla organa aday olunamaz. Aynı organın asıl ve yedek üyeliklerine, ayrı ayrı aday olunamaz.
Seçimler Siyasi Partiler Yasasının 21. maddesi esaslarına göre yapılır.
Büyük kongre kararları bütün organları ve üyeleri bağlar. Bu kararlar kamuoyuna ve üyelere duyurulur.

Büyük Kongrenin Görev ve Yetkileri
Madde 42
Büyük kongrenin görev ve yetkileri şunlardır:
a) Parti Genel Başkanı, Parti Meclisi ve Merkez Disiplin Kurulu asil ve yedek üyelerini gizli oyla seçmek,
b) Tüzük ve programda değişiklik yapmak,
c) Parti Meclisinin çalışma raporunu görüşerek karara bağlamak,
d) Partinin gelir-gider kesin hesabını kabul ve Parti Meclisini aklamak ya da kesin hesabı reddetmek,
e) Toplumu ve devleti ilgilendiren konularda partiye yön verecek dileklerde bulunmak veya bağlayıcı kararlar almak,
f) Kongre komisyonlarından gelecek raporları görüşerek karara bağlamak,
g) Yasaların ya da tüzüğün gösterdiği konuları karara bağlamak,
h) Partinin kapanmasına, bir başka parti ile birleşmesine, tüzel kişiliğine son verilmesine ve böylece parti mallarının tasfiyesi ve intikal biçimine ilişkin kararlar almak.

Genel Başkanlık
Madde 43
Parti programı, tüzük hükümleri, PM kararları ve ilgili mevzuat doğrultusunda partiyi temsil ve yönetmek üzere, Parti Genel Başkanı seçilir.
Parti Genel Başkanı kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydı ile parti adına dava açma ve davada husumet yetkisi, Genel Başkana veya ona izafeten yetkileri kullanmak üzere parti tüzüğünde göstereceği mercilere aittir.
Parti genel başkanı, merkez karar ve yönetim kurulunun tabii başkanıdır.
Genel Başkanın çalışma tarzı, görev, yetkileri ve sorumlulukları tüzük hükümlerinde belirtilen çerçevedir.       

Genel Başkanlık seçimi
Madde 44
Parti genel başkanı kongre tarafından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile seçilir. İlk iki oylamada sonuç alınamazsa, üçüncü oylamada en çok oyu alan seçilmiş sayılır
Madde 45
Genel başkan Genel Kongrece temsilci tamsayısının salt çoğunluğu tarafından ve gizli oy ile Siyasi Partiler Yasasındaki esaslara göre seçilir.
Genel Başkan üst üste en fazla iki olağan kongre dönemi için seçilebilir. Bu süre her durumda 6 yılı aşamaz. Bir kişinin tekrar genel başkanlığa aday olabilmesi aradan bir olağan kongre döneminin geçmesine bağlıdır.

Genel Başkanın Görev ve Yetkileri
Madde 46
a) Genel Başkan partiyi temsil eder ve disiplin kurulları dışında tüm parti organlarının doğal başkanıdır. Bu kurulların toplantılarına bu sıfatla katılabilir. Parti Meclisi, Merkez Yürütme Kurulu ve diğer yönetim kurullarında oy kullanabilir.
b) Tüzük, program hükümleri, büyük kongre ve PM kararları ışığında parti çalışmalarını yürütür. Yetkili kurullarca verilen kararların uygulanmasını sağlar. Parti örgütüne ve ilgililere gerekli gördüğü bildirimleri yapar.
c) Genel Başkan parti yönetim birimlerini, kurul ve organlarını birlikte toplantıya çağırır ve başkanlık eder.
d) Genel Başkan aynı zamanda milletvekili ise, TBMM Parti Grubunun da doğal başkanıdır.
e) Örgüt birimleriyle TBMM Grubunun uyumlu olarak çalışmasını, partinin tüm organları ve üyeleri arasında verimli bir işbirliği ve dayanışma sağlanmasını ve parti çalışmalarında eş güdümü gözetir.
f) Tüzük, PM ve MYK’nın verdiği diğer yetkileri kullanır.
g) Parti merkezi toplantıları ve büyük kongreye, hazırladığı değerlendirme raporunu sunar.

Genel Başkan Yardımcıları
Madde 47
Genel Başkan, Merkez Yürütme Kurulu üyeleri arasından; siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri, örgütlenme, eğitim, hukuk-insan hakları ve dış ilişkiler, bilim araştırma ve proje geliştirme, yerel yönetimler,  seçim ve propaganda, basın yayın işleri gibi alanlardan sorumlu olmak üzere yeteri kadar genel başkan yardımcısı seçer.
Genel başkan yardımcıları Parti Meclisi tarafından salt çoğunluğun gizli oyu ile görevden alınabilir.
Her büyük kongreden sonra yapacağı ilk toplantısında Parti Meclisi, genel başkan yardımcılarının sayısı, görevleri ile yetkilerinin sınırını alacağı kararla belirler.

 

Genel Başkan Danışmanları
Madde 48
Genel Başkan, Merkez Yürütme Kurulunun onayıyla bilim, siyaset, ekonomi, dış ilişkiler, hukuk gibi alanlarda katkılarından istifade etmek üzere yeteri sayıda danışman görevlendirebilir.

Genel Başkanlığın Boşalması
Madde 49
Genel Başkanlığın herhangi bir sebeple boşalması halinde büyük kongre toplanıncaya kadar Parti Meclisi toplanarak partiyi temsil yetkisini bir genel başkan yardımcısına, genel başkan yardımcısının bulunmaması halinde bir üyesine tevdi eder.
Bu durumda 45 gün içerisinde Genel Kongreye gidilir.

Parti Meclisi (PM) Oluşumu
Madde 50
Parti meclisi büyük kongrece seçilen 50 asil üyeden oluşur. Asil üye sayısından çok ve yarısından az olmamak üzere yeteri kadar yedek üye de seçilir.
Parti Meclisi büyük kongreden sonra en yetkili parti organıdır. Parti işlerinin ülke düzeyinde karar organıdır. Partinin genel politikasını belirler.
Parti Meclisinin başkanı Genel Başkandır. Genel Başkanın bulunmadığı hallerde toplantıyı görevlendirilmiş bir genel başkan yardımcısı yönetir.

Toplanması
Madde 51
Parti Meclisi 90 günde bir toplanır.
Gündemi, Genel Başkanın görüşünü alarak, Genel Başkanın görevlendireceği bir genel başkan yardımcısı hazırlar ve toplantı gününden önce üyelere duyurulur. İncelenecek yazı, tasarı ya da belge varsa, bunlar önceden üyelere ulaştırılır. Beşte bir üyenin görüşülmesini istediği konuları da gündeme alır.
Genel Başkan gerek gördükçe Parti Meclisini toplantıya çağırabilir. Üye tamsayısının beşte birinin yazılı talebi halinde görevlendirilen genel başkan yardımcısı, gündemi açıklayarak Parti Meclisini toplantıya çağırır.
Parti Meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır; kanun ve tüzükten kaynaklanan istisnalar dışında mevcudun salt çoğunluğu ile karar verir. Oyların eşitliği halinde, başkanın bulunduğu tarafın dediği olur.
Parti Meclisi, bilgi almak ya da bir konuyu görüşmek üzere, toplantılarına partili bakanları, milletvekillerini, belediye ya da il başkanları ile kendi alanında uzman kişileri çağırabilir. Görüşmelere çağrılanlar kurulun üyesi değillerse oy kullanamazlar.
Geçerli bir özrü olmaksızın olağan toplantılara bir yılda üç kez katılmayanların üyeliği, üye tam sayısının salt çoğunluğunca ve gizli oyla alınacak kararla düşer.


Görev ve Yetkileri
Madde 52
Parti Meclisi, büyük kongreden sonra partinin en yüksek karar organı olmak yetkisi ile;
a) Yasa ve tüzük ile büyük kongreye verilmiş yetkiler dışındaki tüm kararları alabilir.
b) Parti programı ve büyük kongre kararları çerçevesinde partinin politikalarını ve stratejisini saptar. Seçim bildirgesini hazırlar. Parti politikalarının halka anlatılıp benimsetilmesi için gerekli çalışmaları yapar.
c) Partinin hükümet kurmasını, koalisyon ortağı olmasını, hükümetten çekilmesini TBMM grubu başkan vekilleri ile grup yönetim kurulu üyelerinin de görüşünü alarak karara bağlar
d) Partinin kurduğu ya da katıldığı hükümetlerin programı üzerindeki görüşlerini belirtir.
e) Partinin hükümetle, başka parti ve kuruluşlarla ilişkilerini düzenleme kararları alır.
f) Büyük Kongreye sunulacak çalışma raporları, öneri ve karar tasarılar hazırlar.
g) Partinin tüzüğünde veya programında yapılacak değişiklik tasarılarını büyük kongreye sunmak üzere hazırlar.
h) Tüzüğün ön gördüğü yönetmelikleri çıkarır. MYK’nın hazırladığı taslakları da görüşür.
i) Seçimlere katılıp katılmamayı, seçimlerde, tüzükte yazılı hükümlere göre uygulanacak aday saptama yöntemini, tüm örgütün görüşünü de alarak, belirleyip karara bağlar. Parti Meclisi bu konudaki yetkilerini başka bir organa devredemez.
j) Partinin tüzel kişiliğine son verme veya başka bir parti ile birleşme halinde görüş belirler.
k) Merkez Yürütme Kurulu Üyelerini seçer.
l) Yasa ve tüzükte öngörülen diğer görevleri yapar, yetkilerini kullanır ve görev ve yetkilerinin bir kısmını başka organlara devredebilir.

Merkez Yürütme Kurulu (MYK)
Oluşumu
Madde 53
Merkez Yürütme Kurulu, Parti Meclisi Üyeleri arasından gizli oyla seçilen 15 üye ve Genel Başkandan oluşur.
Merkez Yürütme Kurulunun başkanı Genel Başkandır.
Merkez Yürütme Kurulu, parti amaçlarının gerçekleştirilmesi ve parti işlerinin yürütülmesinde en yüksek yürütme organıdır.
En geç 30 günde bir olağan olarak toplanır.
Merkez Yürütme Kurulunda boşalma olması halinde, boşalan üyeliklere Parti Meclisi içerisinden bu maddenin 1.fıkra hükümleri çerçevesinde yenileri seçilir.

Toplanması
Madde 54
Merkez Yürütme Kuruluna Genel Başkan başkanlık eder. Bulunmadığı durumlarda toplantıyı görevlendireceği bir başkan yardımcısı idare eder.
Genel Başkan ya da görevlendireceği bir Genel başkan yardımcısı gündemi hazırlar ve üyelere duyurur.
Genel Başkan gerek gördükçe MYK’yı toplantıya çağırır. Her toplantıda bir sonraki toplantı günü saptanır. Haklı bir özrü olmaksızın bir yılda 4 toplantıya katılmayanların üyeliği Merkez Yürütme Kurulunun üye tam sayısının salt çoğunluğunun gizli oyu ile düşürülebilir.
Kurul üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır; kanun ve tüzükten kaynaklanan istisnalar dışında mevcudun salt çoğunluğu ile karar verir.
Merkez Yürütme Kurulu, bilgi almak için ya da bir konuda görüşmek üzere, toplantılarına TBMM grup başkan vekillerini, partili bakan ve milletvekillerini, belediye ve il başkanları ile gerek gördüğü diğer kişileri çağırabilir. Görüşmeye katılanlar kurul üyesi değilse oy kullanamaz.

Görev ve Yetkileri
Madde 55
Merkez Yürütme Kurulu, en üst yürütme organı olma yetkileriyle;
a) Genel Kongre ve Parti Meclisinin kararlarını uygular. Parti programını yayar, partinin ilkelerini benimsetmek, seçimleri kazanmak için gerekli tüm girişimleri yapar.
b) Gerekli il ve ilçelerde örgüt kurulmasına karar verir, Parti örgütünü yönetir, gerekli olması halinde görevden alır, çalışmalarını yönlendirir, örgütle devamlı ilişki sağlar, sorunlarının çözülmesine yardımcı olur.
c) Parti örgütünün program, tüzük ve yönetmeliklere uygun şekilde çalışmalarını denetler.
d) Partinin hükümetle, başka parti ve kuruluşlarla olan ilişkilerini Parti Meclisinin ilke kararları doğrultusunda düzenler.
e) Seçimlerle ilgili olarak Parti Meclisinin aldığı kararları uygular, ilke kararları doğrultusunda Milletvekilliği, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ve il genel meclis üyeliği için partiden aday adayı olanlar hakkında tüzüğün verdiği yetkileri kullanır.
f) Araştırma, yayın, parti içi eğitim çalışmalarını düzenler.
g) Olağan ve olağanüstü büyük kongrelerle ilgili hazırlıkları yapar.
h) Yıllık bütçeyi hazırlar, parti meclisinin onayından sonra uygular. Büyük kongreye ve ilgili yerlere sunmak üzere kesin hesabı çıkarır.
i) Parti gelirlerini arttırmak amacıyla gerekli yasal tedbirleri alır. Gelir makbuzlarını bastırarak gerekli birimlere gönderir.
j) Partinin amaçlarına uygun olarak Parti Meclisinin onayının alınması koşulu ile taşınmaz mal alımını, satımını veya işletilmesini planlar ve alınan kararları uygular.
k) Partinin uluslararası ilişkilerini düzenler, çalışmalarını yürütür.
l) Tüzüğün öngördüğü yönetmelikleri hazırlar, Parti Meclisinin onayından sonra uygular.
m) Belde, ilçe ve il kongre çalışmalarının, delege seçimlerinin yasa, tüzük ve yönetmeliklerle yetkili kurullarının kararlarına uygun yapılması için çalışır. Denetimlerini düzenli sürdürür ve gerekli kararı gecikmeden alır.
n) Parti Meclisine sunulacak raporu hazırlar.
o) Tüzükle Merkez Yürütme Kuruluna verilen diğer görevleri yapar.
p) Dönemsel planlamaları yaparak Parti Meclisinin onayından sonra uygular.
q) Parti danışma konferansını toplar.
Parti Danışma Konferansı Genel Başkan, Parti Meclisi, Merkez Yürütme Kurulu ve Disiplin Kurulu Üyeleri, Partili Milletvekilleri ve Bakanlar, İl Başkanları ve Partili Belediye Başkanları, Genel Başkan danışmanları, sivil toplum örgütlerinin partili başkan ya da temsilcileri ve her ilin kendi konferansında  seçeceği temsilcisinin katılımından oluşur.
Merkez Yürütme Kurulu konferans bileşimini genişletebilir.
Parti Danışma Konferansı olağan olarak yılda bir kez, kongre süreçlerinden önce toplanır. Merkez Yürütme Kurulu ve Genel Başkan yılda birden çok konferansın yapılmasına da karar verebilir.
Parti Danışma Konferansları; Büyük kongreye siyasal kararlar ve seçimlerle ilgili tavsiyelerde bulunur ve Parti Meclisi ile Merkez Yürütme Kurulunun yetki ve görev alanına giren konularda görüşlerini bildirir.
Parti Konferanslarının takvimini Merkez Yürütme Kurulu belirler ve İl Örgütleri ile gerekli kurum, kişi ve birimlere bildirir.


Başkanlık Kurulu
Madde 56
Başkanlık Kurulu, Genel Başkan, Genel Başkan Yardımcıları ve Meclis Grup Başkan Vekillerinden oluşur.
Parti Meclisinin kararlarının pratik uygulamasını gözlemler. MYK’nın toplanmasının zor olduğu ya da zaman alacağı durumlarda inisiyatif alır.

Genel Sayman
Madde 57
Genel Sayman, Merkez Yürütme Kurulunca kendi üyeleri arasından, üye tam sayısının salt çoğunluğunun gizli oyu ile seçilir. Adaylardan birinin tek başına salt çoğunluğun oyunu alamaması halinde, en çok oy alan iki aday arasında yapılacak ikinci tur oylamada en çok oy alan aday seçilir. Merkez Yürütme Kurulunun salt çoğunluğunun gizli oyu ile görevden alınabilir.
Genel sayman, Genel Başkanın onayıyla Merkez Yürütme Kurulu üyeleri arasından bir yardımcı seçer.
Genel Sayman parti gelirlerinin toplanması, harcamaların yapılması, gelir gider hesapları konusunda yerel örgütlerin denetlenmesi; gelir-gider defterinin, bütçe ve kesin hesapların yasalar ve tüzüğe uygun bir biçimde tutulmasının sağlanması ve yetkili kurulların bu konulara ilişkin kararlarının uygulanması ile görevlidir.

Kurullarda Görev Bölümü
Madde 58
Parti Meclisi, Merkez Yürütme Kurulu ve Genel başkan yardımcıları ile genel başkan danışmanlarının çalışma yöntemleri ve görev bölümleri ile merkezde kurulacak büroların kuruluş, işleyiş biçimleri ve kadroları yönetmelikle düzenlenir.

Yargı İsteği İle Kongre
Madde 59
Büyük Kongre veya il ve ilçe kongrelerinde yapılan seçimlerin, ilgili seçim kurulu başkanlığınca iptal edilmesi durumunda, Seçim Kurulu Başkanının saptadığı ve bildirdiği gün, saat ve yerde seçimlerin yenilenmesi için kongre toplanır. Bu kongrede yalnız seçim yapılır, görevini yapmayarak veya savsaklayarak seçimlerin iptaline neden olan sorumlular hakkında disiplin işlemi uygulanır.

Merkez Disiplin Kurulu
Madde 60
Merkez Disiplin Kurulu, Büyük Kongrece seçilen 7 asıl ve 4 yedek üyeden oluşur. Kurul seçimden sonraki 15 gün içinde yapacağı ilk toplantıda, başkan ve sekreter üyeyi seçer. Çalışma koşul ve yöntemleri, tüzüğün “Disiplin ve Denetim” bölümündeki hükümlerle düzenlenir.

BEŞİNCİ KISIM; PARTİ GRUPLARI

TBMM Parti Grubu

T.B.M.M. de Grup Kurulması
Madde 61
Partili milletvekilleri, partinin TBMM Grubunu oluştururlar. Yasada belirtilen yeter sayıda milletvekili varsa grup kurulduğu, parti Genel Başkanı tarafından TBMM Başkanlığına yazı ile bildirilir.
Grubun çalışmaları iç yönetmeliğe göre düzenlenir. Siyasi Partiler Yasasının 23. maddesindeki ilkelere uygun olarak hazırlanıp kabul edilen Grup İç Yönetmeliği, grubun kurulduğunun bildirildiği tarihten itibaren 15 gün içinde TBMM başkanlığına sunulur.
Grup iç yönetmeliğinde partinin tüzük ve programına aykırı hükümler yer almaz.
Grup Genel Kurulu partili tüm milletvekillerinden oluşur. Bakanlar Kuruluna ya da bir bakana güven ya da güvensizlik oyu verilmesi için karar alma yetkisi, Grup Genel Kurulunundur. Bu yetki bir başka organa devredilemez. Grup Genel Kurulunda, seçimlerle ilgili oylamalar ile üyelere ilişkin bağlayıcı nitelikteki oylamalar gizli oyla yapılır.

Grup Başkanı
Madde 62
Partinin Genel Başkanı bir milletvekili ise parti grubu ve grup yönetim kurulunun da başkanıdır; değilse parti grubu üye tam sayısının salt çoğunluğu ile grup üyelerinden birisini grup başkanı seçer. İlk iki turda salt çoğunluk sağlanamadığı takdirde, üçüncü oylamada en çok oy alan seçilmiş olur.

Parti Grubu Yönetim Kurulu
Madde 63
TBMM Grubu yönetim kurulu; grup başkanı, grup genel kurulunun kendi üyeleri arasından seçtiği iki başkan vekili ve yeteri kadar asil ve yedek üyeden oluşur. 
Grup organları her toplantı yılının başında ve o toplantı yılı için seçilir. Seçimler gizli oyla yapılır.
Grup adına konuşmaya ve beyanatta bulunmaya grup başkanı yetkilidir. Bulunmadığı zamanlarda grup başkan vekilleri ya da ivedi durumlarda seçilen sözcüler bu yetkiyi kullanır.
Yasama girişimlerinin düzenli bir biçimde yürütülmesi ve meclis çalışmalarında uyum ve disiplin sağlanması grup yönetim kurulunun görevidir.

Grup Kurulamayan Durumlar
Madde 64
Partili milletvekillilerin sayısı grup kurmaya yetmiyorsa, bu milletvekilleri partinin genel tutumunu ilgilendiren ya da Genel Başkanca gerekli görülen konularda toplanarak ortak tutum belirler. Aralarındaki işbirliğinin ve görev bölümünün kurallarını Genel Başkana danışarak saptarlar.

T.B.M.M Grup Disiplin Kurulu
Madde 65
Grup disiplin kurulu, grup genel kurulunca gizli oyla ihtiyaç duyulan miktarda seçilen asil ve yedek üyeden oluşur. Seçimden sonraki on beş gün içinde yapılacak ilk toplantıda grup disiplin kurulu, başkan ve sekreter üyeyi seçer.

Grup disiplin kurulunun çalışma düzeni, yöntemleri ve yetkileri tüzüğün “Disiplin ve Denetim” bölümündeki hükümlere göre düzenlenir.

Grup Üyelerinin Görev ve Sorumlulukları
Madde 66
Partili Milletvekilleri, yasama çalışmalarında, partinin program, tüzük, büyük kongre ve Parti Meclisi kararları doğrultusunda çalışmak, grup genel kurulu ve grup yönetim kurulu kararlarını uygulamak ve desteklemekle yükümlüdürler. Geçerli özürleri olmadıkça Meclis Genel Kuruluna, komisyon ve grup toplantılarına katılırlar. Bu toplantılara özürsüz üç kez üst üste gelmeyen üyeye grup yönetim kurulunca uyarı yapılır.

İl Genel Meclisi ve Belediye Meclisi Grupları
Madde 67
Belediyelerde; belediye başkanı partili ise, partinin meclis grubunun da doğal başkanıdır. Belediye başkanı partili değilse belediye meclisi parti grubu kendi içinde grup başkanını, grup başkan vekilini ve grup sözcüsünü seçer.
Belediye başkanı, yardımcılarını kendisi seçer. Aylık haklarını belediye meclisi düzenler. Başkan izne veya şehir dışına çıktığı zaman başkan vekilini kendisi seçer.
İl genel meclisinde çoğunluğun partimizde olduğu yerlerde ilk grup toplantısında il genel meclisi başkanlığı için aday tespiti yapılır. İl genel meclisi üyeleri kendi aralarında gizli oyla ve grubun salt çoğunluğuyla adayı seçer. Salt çoğunluk sağlanamaması halinde en çok oy aylan iki adayın katıldığı ikinci oylamada en fazla oyu alan aday, il genel meclisi başkanlığına grup adayı olarak seçilir.
Bütün il genel meclislerinde ayrıca grup başkanı seçilir. Seçim yukarıdaki yöntemle olur. Bu grup kendi içinden başkan vekillerini ve sözcüsünü de seçer.
İl, ilçe ve belde başkanları parti gruplarını “Bütçe” , ‘’Yıllık Program” ve “Faaliyet Raporu “ görüşmeleri öncesi olmak üzere bir yıl içinde en az üç defa toplantıya çağırır. Ayrıca ihtiyaç duyulduğu kadar toplantı yapılabilir. Bu toplantılar bir periyoda bağlanabileceği gibi, olağanüstü toplantılar halinde de yapılabilir. Parti örgütü ile ortak yapılan grup toplantılarına ilgili parti kademesi başkanı başkanlık eder.
Belediye başkanlarının yürütme ile ilgili yasal görevleri konusunda bağlayıcı grup kararı alınamaz.
Parti grupları il, ilçe ve belde başkan ve yönetim kurullarının görüş ve önerilerini dikkate alır.
Grup üyeleri, partinin program, tüzük ve ilkeleri ile büyük kongre, kendi kongreleri ve gruplarının kararlarına uymakla yükümlüdürler. Gruplarda alınan bağlayıcı kararlara aykırı davranış, ihraç sebebidir.
Belediye ve il genel meclisi parti gruplarının oluşturulması, çalışma yöntemleri ve bu grupların parti örgütü ile ilişkileri “Yerel Yönetimlerle İlişkiler Yönetmeliğinde’’ düzenlenir.

ALTINCI KISIM

MERKEZİ DANIŞMA BÜROLARI

Oluşumu
Madde 68
MYK’nın teklifi ve PM’nin onayıyla aşağıda belirtilen konularda MYK’ya bağlı olarak araştırma yapmak, bu konularda oluşacak parti politikalarına katkıda bulunmak üzere, Merkezi Danışma Büroları oluşturulur.
a)Yasama-Yürütme-Yargı ve Siyasi İşler Bürosu
b)Belediyeler ve yerel yönetimler Bürosu
c) Uluslar arası Politika İzleme Bürosu
d) İş ve Çalışma Yaşam-Örgütler Bürosu
 e) Tarımsal Politikalar ve Tarım Üreticilerinin Sorunları Bürosu
 f) Ekonomi ve Ekonomik Politikalar Bürosu
g)Kadın Politikaları Bürosu
h)Gençlik Politikaları Bürosu
i)Çevre Politikaları Bürosu
j)Hayvan Politikaları Bürosu
 

Bileşimi
Madde 69
Bürolar PM tarafından, her büro bir MYK üyesinin sorumluluğunda, konusuyla ilgili parti üyesi ve ya üye olmayan sayısı PM tarafından belirlenecek uzmanlardan oluşur.   PM Kararıyla büro sayısı arttırılıp azaltılabilinir.

Bürolara ilişkin ortak hükümler
Madde 70
Merkezi Danışma Büroları MYK’ya bağlı olarak, kendi konularında bilimsel araştırmalar yapar, bu konularda parti politikalarının oluşumuna katkıda bulunacak toplantı-konferans-sempozyum vb. çeşitli akademik aktivitelerde bulunarak, sonuçlarını MYK’ya aktarır. Büroların çalışma yöntemi, çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

 

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
PARTİ EĞİTİM OKULLARI VE AKADEMİLERİ

Partide Eğitim
Madde 71
Partinin en temel hedeflerinden biri de; hak ve özgürlüklerinin derin bilinci ile hareket eden, değişim ve dönüşümü toplumsal yaşamın her alanında yaratacağı örgütlülükle sağlamayı hedefleyen aktif, birikimli, çağdaş ve demokrasiyi bir yaşam biçimi ve kültür olarak içselleştiren üyeler yaratarak halkın değişimine katkı sunmaktır. Bu bakımdan bireyi ve toplumu değiştirmenin başlıca aracı olan eğitimi, parti içinde yoğun, yaygın ve etkin bir biçimde yürütmek en temel çalışma alanlarından biridir. Eğitim, partimizin temel bir işlevi olduğundan hiç bir şekilde yürütülen farklı faaliyetlerin gölgesinde ikincil bir çalışma olarak ele alınamaz.
Partinin eğitim programlarına katılma her üye ve yöneticinin en temel hak ve görevidir.
Eğitim faaliyetleri, bu alanda görevlendirilen bir genel başkan yardımcısının başkanlığında oluşturulan Merkezi Eğitim Kurulunca organize edilir.
Eğitim genel merkezde verilebileceği gibi; il, ilçe ve belde örgütleri düzeyinde ya da panel, seminer, konferans gibi etkinliklerle zenginleştirilerek de verilebilir. Aktif eğitim temel bir yöntem olarak uygulanır.
Toplu eğitimin yanında yaşamın her anında üyelerin bireysel eğitimleriyle ilgili aktiviteler içinde olmaları esastır.
Hedeflenen eğitimin; siyaset, yerel, kadın ve gençlik alanlarında akademi düzeyinde yapılması esas alınır.
Bu nedenle Parti Meclisi kararıyla eğitim; Siyaset, Yerel Yönetimler, Kadın ve Gençlik Akademileri olarak altyapısı hazırlanır ve programlanarak kurulur.
Parti içi eğitim, eğitimin organizasyonu, çıkarılacak müfredatın niteliği, okul ve akademilerdeki eğitimde görevlendirilecek kadro ve eğitmenlerin görev ve yetkileri Parti Meclisince çıkarılacak Eğitim Yönetmeliğinde düzenlenir.

BEŞİNCİ BÖLÜM
GENEL VE YEREL SEÇİMLERDE PARTİ ADAYLARININ BELİRLENMESİ

Adaylık Başvurusu
Madde 72
Adaylık, Parti Meclisinin görevlendireceği bir genel başkan yardımcılığına bağlı olarak illerde kurulan “Adaylık Bürosuna” başvuru ile yapılır. Başvurular Yönetmelikte belirlenecek şekilde Genel Merkeze iletilir.
Başvuruya kısa öz geçmiş, partide yapılan çalışmalar, aday olmak için başvuruda bulunan üye ise ne zamandan beri üye olduğu, parti ödentilerini ödeyip ödemediğine ve eğitim programlarına katılıp katılmadıklarına dair belgeler ile yasa ile belirlenen diğer belgeler eklenir.

Adaylar ve Sıralarının Tespiti Usulleri
Madde 73
Milletvekili genel ve ara seçimlerinde aday adaylıkları Parti Meclisince uygun bulunanlar arasından adayların sırasının tespiti;
a) Ön seçim,
b) Aday Yoklaması,
c) Merkez Yoklaması,
Usul ve esaslarından biri veya bir kaçı ile yapılabilir.
Yurdun tamamında bu usullerden yalnızca birinin ya da her seçim çevresine göre bu usullerden bir ya da bir kaçının uygulanacağına Parti Meclisi karar verir.
a) Ön Seçim: Seçim çevresindeki bütün parti üyelerinin katılarak Yargı gözetiminde yapılacak seçimlerle parti adaylarının ve sıralamalarının belirlenmesidir.
Ön seçimler, Siyasi Partiler Yasasının ilgili hükümleri, tüzük ve çıkarılacak yönetmelikte belirtilen esaslara göre yapılır.
b) Aday Yoklaması: Aday yoklaması aşağıda belirtilen partililerin katılımıyla yapılan milletvekili aday tespit yöntemidir.
Aday yoklaması seçimlerine katılacak partililer şunlardır:
Seçim çevresinde oturan ve üyelikleri devam eden; parti kurucuları, eski bakan ve milletvekilleri,  eski il ve belediye başkanları,
Seçim çevresinin bakan ve milletvekilleri,
İl, ilçe, belde başkanları ve yönetim kurulu üyeleri ile il disiplin kurulu üyeleri,
Partili belediye başkanları, belediye ve il genel meclisi üyeleri,
Partili köy ve mahalle muhtarları,
Büyük kongre, il kongresi ve ilçe kongresi delegeleri,
Köy ve mahalle komisyonları ile diğer sürekli komisyon temsilcileri ve grupların üyeleri,
Sivil toplum örgütlerinin partili başkan ya da temsilcileri.
c) Merkez Yoklaması: Tüm ülkede ya da belirlenecek bazı seçim çevrelerinde milletvekili adayları ve sıralarının Parti Meclisince belirlenmesidir.
Ön seçim sonuçlarının yetkili kurullarca geçersiz sayılması halinde adaylar ve sıraları merkez yoklaması yöntemiyle belirlenir.
Ön seçimlerde eşit sayıda oy almış adayların öncelik sırası, tüzüğün 4. maddesi (e) fıkrasının 2. cümlesinde belirtilen esasa göre belirlenir.
Parti Meclisi; ön seçim ya da aday yoklaması yapılmasına karar verilen seçim çevrelerinde, toplam olarak TBMM üye tam sayısının % 5’ini aşmamak üzere, ilini, seçim çevresini, aday listesindeki sırasını ön seçim ya da aday yoklaması tarihinden en az 10 gün önce Yüksek Seçim Kuruluna bildirmek koşuluyla merkez adayı gösterebilir.

Yerel Seçimlerde Parti Adaylarının Belirlenmesi
Madde 74
Yerel Seçimlerde parti adaylarının belirlenmesi bu bölümdeki kurallar ve ilgili yasalar göz önünde tutularak hazırlanacak yönetmelikte düzenlenir.

Parti Adaylarının Bildirilmesi
Madde 75
Genel Başkan, Parti Meclisince saptanan ve aday yoklaması suretiyle tespit edilen adayları ön seçimle belirlenen aday listelerine katarak seçim çevrelerine göre düzenler ve Yüksek Seçim Kuruluna süresinde verilmesini sağlar.

Eksikliklerin Tamamlanması
Madde 76
Aday listelerinin kesinleşmeden önce herhangi bir nedenle bu listelerde boşalma olursa ve listedeki sıraya göre kaydırma sonunda noksanlıklar doldurulamazsa eksiklikler Parti Meclisince tamamlanır.

Adaylık Yönetmeliği
Madde 77
Milletvekilliği seçimlerinde ve mahalli seçimlerde parti adaylığına başvurma, aday adayları ile ilgili olarak yapılacak incelemenin niteliği ve yöntemi, adaylığa başvuranlardan ve adaylardan alınacak ödentinin ölçüsünü, adayların belirlenmesinde uygulanacak yöntem ve adaylıkla ilgili diğer konular “Adaylık Yönetmeliğinde” düzenlenir.

ALTINCI BÖLÜM
HÜKÜMET KURMA KATILMA VE HÜKÜMETTEN AYRILMA

Görev ve Yetki
Madde 78
Hükümet kurulmasına, bir hükümete katılmaya ya da partinin hükümetten ayrılmasına Parti Meclisi karar verir. Partinin TBMM grubu varsa, bu yetki kullanımına grup başkan vekilleri ve grup yönetim kurulu üyeleri de katılır.
Partinin kurduğu hükümette bakanları, Merkez Yürütme Kurulu ve TBMM grup yönetim kurlunun görüşünü alarak partili başbakan belirler. Genel Başkan başbakan değilse, başbakan ile Genel Başkan, bakanların seçimini birlikte yaparlar.
Partinin katıldığı hükümete verilecek bakanlar konusunda başbakanın muhatabı Genel Başkandır.

Hükümet Parti İlişkisi
Madde 79
Partili bakanlar; partinin programına, genel politik kararlarına ve hükümet programına uymakla yükümlüdürler.
Partinin kurduğu ya da katıldığı hükümetle parti organları arasındaki uyumu sağlamakla genel başkan görevlidir. Tüm organlar ve üyeler, hükümetin başarısı için çalışmakla, karar ve icraatlarını anlatmakla; halkın istek, eğilim ve beklentilerini hükümete aktarmakla ödevlidir.
Hükümetten çekilme veya Merkez Yürütme Kurulunun aksine bir çekincesi olmadıkça koalisyonlardan ayrılma kararına rağmen görevini bırakmayan bakanlar, partiden ayrılmış sayılırlar.
Genel başkan dahil Merkez Yürütme Kurulunda 10 kişiden fazla üye hükümette yer alamaz. Bu sayı aşıldığı takdirde Genel Başkanca uygun görülenler MYK da ki görevlerini bırakırlar. Çekilenlerin yerleri Parti Meclisi tarafından yapılacak seçimle doldurulur. TBMM Grup başkan vekilleri de aynı zamanda bakan olamazlar.

YEDİNCİ BÖLÜM
DİSİPLİN

Disiplin Kurullarının Görevleri
Madde 80
Parti üyelerinin, yöneticilerinin veya kurullarının işledikleri disiplin suçlarını saptama ve cezalandırma görev ve yetkisi disiplin kurullarınındır.
Tüzükçe belirlenen disiplin kurullarının görevleri şöyledir:
a) Merkez Disiplin Kurulu: Genel Başkan, Parti Meclisi ile Merkez Yürütme Kurulu ve kendi üyeleri; parti üyeliği devam eden kurucular, TBMM üyelerinin yasama çalışmaları dışında kalan eylemlerinden kaynaklanan parti suçları, il başkanları ve il disiplin kurulu üyeleri, partili Büyükşehir, il, ilçe ve belde belediye başkanları ile il genel meclisi başkanlarının işledikleri parti suçları ile il disiplin kurulu kararlarına yapılan itirazlar Merkez Disiplin Kurulunca,
b) Grup Disiplin Kurulu: Partili milletvekillerinin grup disiplinine, grup iç yönetmeliğine, grup bağlayıcı kararlarına aykırı davranışlarından doğan parti suçları Grup Disiplin Kurulunca,
c) Müşterek Disiplin Kurulu: TBMM üyelerinin kendi haklarındaki Grup Disiplin Kurulu karaları ile Merkez Disiplin Kurulu kararlarına karşı yaptıkları itirazlar ile Partili milletvekillerinin partiden geçici veya kesin olarak çıkarılmalarını gerektiren fiiller Müşterek Disiplin Kurulunca,
d) İl Disiplin Kurulu: İl Genel Meclis Üyeleri, Belediye Meclis Üyeleri ile diğer partili üyelerin parti suçları, İl Disiplin kurullarınca karara bağlanır.

Disiplin Kurullarına Sevk Yetkisi
Madde 81
a) Kurulların Sevki: Merkez Disiplin Kurulunun görevine giren suçlar Merkez Yürütme Kurulunca; Grup Disiplin Kurulunun yetkisine giren fiiller Grup Yönetim Kurulunca; Müşterek Disiplin Kurulunun Yetkisine giren hususlar niteliğine göre ilgilinin itirazı, Grup Yönetim Kurulu ya da Merkez Yürütme Kurulunca; il disiplin kurullarının görevine giren hususlarda il yönetim kurulunca sevk edilir.
Parti Meclisi, işlenen bir parti suçunun disiplin kuruluna sevkini MYK’dan; MYK da il yönetim kurulundan isteyebilir.
Disipline sevk kararı, sevke yetkili kurulun üye tam sayısının salt çoğunluğunun gizli oyu ile alınır. Yetkili kurul sevke karar vermeden önce ilgiliyi dinler, gerekli gördüğü inceleme ve araştırmaları yapabilir.
İhbar ya da şikayet eden, yetkili kurulun üyesi ise, konuyla ilgili toplantı ve görüşmelere katılamaz, inceleme ve araştırma görevi verilemez.
b) Kendiliğinden (resen) Soruşturma: Disiplin kurullarının kendi görev ve yetki alanlarına giren bir parti suçunun işlendiğini, şikayet ve ihbar üzerine veya kendiliğinden öğrenmeleri durumunda, soruşturma izni verilmesi için sevk yetkisine sahip kurullara baş vururlar.
Sevk yetkisine sahip kurullar talebi en geç 30 gün içinde, üye sayısının salt çoğunluğuyla karara bağlarlar. 30 gün içinde karar verilmemesi durumunda soruşturma talebi kabul edilmiş sayılır. İl Yönetim kurullarının sevk talebinin reddi kararlarına karşı il disiplin kurulu 10 gün içerisinde Merkez Yürütme Kuruluna; Merkez Yürütme Kurulunun sevk talebinin reddi kararlarına karşı ilgili disiplin kurulu 10 gün içinde Parti Meclisine itiraz edebilir. İlgili kurulların itiraz üzerine verdiği kararlar kesindir.
Bunun üzerine ilgili disiplin kurulu soruşturmayı genel hükümlere göre yürütür.
Disiplin kurulları, kendilerine intikal eden fiiller bir üst ya da ayrı bir yer disiplin kurulunun alanına girdiği sonucuna varırsa, Merkez Yürütme Kurulu aracılığıyla olayı yetkili ve görevli disiplin kuruluna gönderir.

Disiplin Suçları
Madde 82
Disiplin Kurullarının görev ve yetki alanlarına giren suçlar aşağıdadır:
a)Yetkili kurulların aldığı kararlara uymamak ve bu kararlara aykırı davranmak.
b)Yetkili organlarca verilen görevleri özürsüz yapmaktan kaçınmak ya da engellemek veya bu organların çağrısına haklı bir özrü olmaksızın icabet etmemek.
c)Görev verilmediği konularda kendisini görevli gibi göstermek.
d)Partinin yetkili organlarınca kendisine verilen yetkiyi ya da kendisine gösterilen güveni kötüye kullanmak.
e)Kapalı toplantılarda görüşülenleri açıklamak.
f)Partinin genel tutumuna ve doğrultusuna ters düşen kuruluşlara yetkili organların uyarısına karşı üye olmak ya da bu kuruluşların çalışmalarına katılmak ya da yardımcı olmak.
g)Kendisinin ya da başkasının kişisel çıkarları için pozisyonundan yararlanmaya çalışmak.
h)Geçerli bir özrü olmaksızın seçimlerde oy kullanmamak.
i)Aile içi  dahil olmak üzere kadına yönelik her türlü şiddet kullanmak
j)Parti adaylarına karşı başka parti adaylarından yana açık veya gizli çalışmak.
k)Partiye ait belgeler ile kayıtlarda değişiklik ya da hile yapmak, gerçeklere aykırı üye yazmak, kayıt yapmak ya da kayıtları bozmak veya makul bir neden olmaksızın üye kayıt talepleri konusundaki işlemleri yapmamak, yapmaktan kaçınmak.
l)Partinin parasını, eşyasını, mallarını ya da üyelerce parti çalışmaları ya da sosyal çalışmalar için kendisine emanet edilen parayı, eşyayı, malları kötüye kullanmak.
m)Yetkili organların kararı olmadan başka partilerin listesinden ya da bağımsız aday olmak. Türkiye Büyük Millet Meclisi bağlayıcı grup kararlarına aykırı davranmak.
n)Parti Meclisince kurma veya katılmaya karar verilmemiş hükümete, bu kuruldan izin almaksızın üyelik kabul etmek.
o)Kongre, grup ve yetkili kurulların çalışmalarını engelleme, bozma ve bozdurma amacı ile yetkili organ ve kişilere karşı, tüzüğe uygun itirazlar dışında partinin tüzüğünü bozmaya yönelik her türlü eylemde bulunmak.
p)Cinsel tacizde bulunduğu ya da rüşvet, yolsuzluk, dolandırıcılık, başkasına karşı şiddet kullanmaya eğilimli olmak  gibi  eylemler gerçekleştirdiği ya da bu eylemlere katıldığı anlaşılanlar.

Disiplin Cezaları
Madde 83
Disiplin Cezaları; uyarma, kınama, üyelikten ya da gruptan geçici veya kesin çıkarmadır.
Uyarma; yazılı olarak dikkat çekmedir.
Kınama; yazılı olarak kusur bildirmedir.
Üyelikten geçici çıkarma; üyenin parti ile ilişiğinin 3 aydan 12 aya kadar kesilmesidir.
Kesin Çıkarma; süresiz olarak parti ile ilişkisinin kesilmesidir.
Disiplin Kurullarınca: Tüzüğün 82. maddesinin (a),( b),( c),( d),(f) bentlerinde yazılı eylemlerde bulunan üyeler hakkında uyarma; (g),(h),(ı),(k) bentlerinde yazılı eylemde bulunan üyeler hakkında geçici çıkarma;
(j),(l),(m),(n),(o),(p)  bentlerinde yazılı eylemde bulunan üyeler hakkında kesin çıkarma cezası verilir.
Ceza verilmesine neden olan eylemin tekrarlanması halinde bir üst derece ceza uygulanır.
Kınama cezası alanlar bir yıl süreyle kurullara seçilemezler, seçilmişlerse görevden alınırlar.
Geçici çıkarma cezası alanlar bu süre içinde üyelere tanınan hakları kullanamazlar. Ancak, her türlü üyelik yükümlülükleri devam eder.
Kınama ve geçici çıkarma cezaları, üye kayıt defterine işlenir, yetkili disiplin kurulunca hemen Başkanlığa bilgi verilir.
Kesin çıkarma cezası alanların adları silinir. Başkanlıkça tüm örgüte duyurulur. Parti milletvekillerinin TBMM grup üyeliğinden kesin olarak çıkarılması, partiden çıkarılmayı gerektirir.
TBMM grubunda geçici çıkarılmasına karar verilen milletvekili bu süre içinde grup toplantılarına katılamaz. Belediye başkanı, belediye meclis üyeleri ve ile genel meclis üyelerinden oluşan gruplar içinde bu kural geçerlidir.
Disiplin kurulu kararları kesinleştiği günden itibaren yürürlüğe girer.

Disiplin Kurullarının Çalışma Kuralları
Madde 84
Disiplin Kurulları ilk toplantılarında, üyeleri arasından bir başkan ile bir sekreter üyeyi gizli oyla seçer.
Özürsüz olarak yılda üç toplantıya katılmayan disiplin kurulu üyelerinin üyelikleri düşer. Üyeliğin boşalması halinde oy sıralamasına göre yedekler çağrılır.
Disiplin kurulları üye tam sayısının en az üçte iki çoğunluğu ile toplanır ve hazır bulunanların çoğunluğu ile karar verir.
Ancak, Siyasi Partiler yasasının 101/d-1 maddesinde gösterilen durumlar dışında üyelikten kesin çıkarma cezası için üye tam sayısının çoğunluğunca karar verilmesi gereklidir.
Disiplin kuruluna verilen üyenin yazılı veya sözlü savunma verme hakkı vardır. Savuma için, disiplin kurul başkanlığınca, yazılı olarak üyenin başvuru belgesindeki ya da bilinen en son adresine savunmaya çağrı yazısı gönderilir. Bu yazıda, uygulanması istenen disiplin cezası ile bu cezaya neden olan eylemler açıkça belirtilir. Savunma için süre, savunmaya çağrı belgesinin ilgiliye tebliğinden itibaren 15 gündür. Ancak seçimlerde veya herkesin gözü önünde açıkça veya yayın yoluyla işlenen disiplin suçlarında bu süre 7 gündür.
Disiplin kurulları, soruşturmaya konu olan söz, tutum ve davranışların sabit ve cezayı gerektirip gerektirmediğini belirlerken iddia, savunma ve delilleri değerlendirmede takdir hakkına sahiptir. İncelemelerini belge üzerinde yapabilecekleri gibi, tanıkların beyanına başvurabilirler.
Disiplin kurulları kararlarını en geç 2 ay içinde verirler. Ancak soruşturma nedeniyle ilgili, tedbiren görevden alınmış ise bu süre 30 gündür. Bu süre içinde sonuçlandırılamayan işler için, gerekçeleri gösterilmek suretiyle Merkez Yürütme Kurulundan ek süre istenir. Ek süre 1 aydan fazla olamaz.
Disiplin Kurulları kararlarını verinceye kadar toplantılarını kapalı yapar ve çalışmalarını gizli yürütür. Disiplin kurullarının incelediği ya da kararlaştırdığı bir olayla ilgili olarak partinin hiçbir organ, kurul ve toplantılarında görüşme açılamaz, söz alınamaz, yayın yapılamaz ve her kademedeki parti kongresinde alınan kararlar ve verilen cezalarla ilgili olarak görüşme yapılamaz. Parti Meclisinin ilgilinin affı ile ilgili görüşmeleri bundan müstesnadır.
Merkez Disiplin Kurulunun kararları tüzükte aksine bir düzenleme bulunan hallerin dışında parti organlarınca kesindir. Kesinleşen disiplin cezası, ilgili yönetim kurulunca aynen ve süresinde uygulanır. Ancak genel yasa yolları açıktır.
Öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde disiplin kuruluna verilmemiş suçlar hakkında disiplin işlemi uygulanamaz.
Yönetim kurulları ve bilgilerine, tanıklıklarına gerek duyulan üyeler, disiplin kurulunun isteklerine süresinde yanıt vermek, gereğini yapmak zorundadır.
Disiplin kurulları, ceza istemine neden olan eylem ile bağlıdır. Disiplin kurulunca verilen karar en geç 30 gün içinde ilgiliye tebliğ edilir ve ilgili parti birimlerine bildirilir.

İtirazlar
Madde 85
İl disiplin kurulunun verdiği kararlara karşı, il yönetim kurulu veya ilgili üye, kararın tebliğinden itibaren 10 günlük süre içinde Merkez Disiplin Kuruluna itiraz edebilir. Üyelere ait itiraz dilekçeleri il yönetim kuruluna verilir. İl disiplin kurulu kendi görüşünü de eklemek suretiyle dosyayı 10 günlük süre içinde Merkez Disiplin Kuruluna gönderir.
Karara il yönetim kurulu itiraz etmiş ise, itiraz yazısının bir örneğini 10 gün içinde ilgilisine tebliğ eder.
İl disiplin kurulunca verilmiş kesin çıkarma cezaları, ilgili itiraz etmemiş olsa bile incelenmek ve karar verilmek üzere il disiplin kurulunca Merkez Disiplin Kuruluna gönderilir.
Hakkında partiden veya gruptan geçici veya kesin çıkarma cezası verilen üye, bu cezaya karşı disiplin kuruluna sevk eden kurulun görev ve yetkisizliği ya da alınan kararın yasaya, parti tüzüğüne ya da ilgili yönetmeliğe aykırı olduğu savıyla yetkili Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde itiraz edebilir.
Parti kurul ve organlarının kararlarına karşı yasalara ve tüzüğe uygun itiraz hakkı sınırlamaz ve itiraz suç sayılmaz.

Disiplin Kurullarına İlişkin Ortak İlkeler
Madde 86
Disiplin kurulu üyeliğine aday olmak ve seçilmek için disiplin cezası almamış olmak gerekir.
Partinin disiplin kurulu üyeleri kongre ve TBMM üyeliği ile il genel ve belediye meclisi üyelikleri dışında partinin herhangi bir organında ya da kurulunda görev alamazlar ve partiden herhangi bir biçimde gelir sağlayamazlar.
Bir disiplin kurulunda görev alan bir kimse, başka bir disiplin kurulunda görev alamaz.
Eşlerle ikinci dereceye kadar olan kan ve yakın akrabalar aynı disiplin kurulunda görev alamazlar.
Seçimler sırasında ve yayın yoluyla ya da açık toplantılarda işlenen parti suçlarının kovuşturulmasında inceleme süreleri yönetmelikle kısaltılabilir.
Disiplin kurulunda boşalma olduğunda yedekler sırasıyla çağırılır. Bu çağrıyı Merkez ve TBMM disiplin kurulları için Merkez Disiplin Kurulu Başkanı, il disiplin kurulları için il disiplin kurulu başkanı yapar. Yedeklerin çağırılmasından sonra bile üye sayısı üçte ikinin altına düşerse, ilgili birimin olağan kongresine kadar görev yapmak üzere yeni kurul, Merkez Yürütme Kurulunca seçilir. TBMM Grup Disiplin Kurulunda ise yeniden seçim yapılır.

Müşterek Disiplin Kurulu
Madde 87
Müşterek Disiplin Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu ile Grup Disiplin Kurulundan oluşur. Merkez Disiplin Kurulu başkanı aynı zamanda Müşterek Disiplin Kurulunun da başkanıdır. Merkez Disiplin Kurulu sekreteri bu kurulun sekreteridir.
Müşterek Disiplin Kurulunun kararları, Siyasi Partiler Yasasının 57. maddesi saklı kalmak üzere kesindir.


Disiplin Konusunda Tedbir Kararı
Madde 88
Disiplin kurullarınca hakkında kesin ya da geçici çıkarma cezasını gerektirecek bir eylemden dolayı inceleme yapılan üye, kurulca gerekli görülmesi halinde önlem niteliğinde olmak üzere üyelik haklarını kullanmaktan yasaklanabilir, görevden uzaklaştırılabilir.

Af
Madde 89
Kesinleşen disiplin cezalarını bağışlama yetkisi Parti Meclisinindir. Parti Meclisi bu yetkisini ilgilinin başvurusu üzerine, cezayı isteyen kurulun da yazılı görüşünü alarak kullanır.

Yönetmelik
Madde 90
Disiplin kovuşturmasına başlanması, savunma, disiplin kurullarının görev bölümü, toplanma ve çalışma yöntemleri, “Disiplin Yönetmeliği” ile düzenlenir.

SEKİZİNCİ BÖLÜM
DEFTERLER VE YAZIM İŞLERİ

Madde 91
Her kademedeki parti organları aşağıdaki zorunlu defterleri tutar.
a) Üye kayıt defteri; ilçe örgütlerinde tutulur.
b) Karar defteri; ilgili organın kararlarını tarih ve numara sırasıyla ihtiva eder. Kararlar oylamaya katılanlar tarafından imzalanır.
c) Gelen ve giden evrak kayıt defteri; gelen ve giden evrak tarih ve numara sırasıyla bu deftere kaydedilir. Gelen evrakın asılları ile gönderilen evrakın örnekleri bu tarih ve numaralar altında dosyalarda saklanır.
d) Gelir ve gider defteri; partinin gelirlerinin nereden sağlandığı ile giderlerinin hangi işler ve yerler için yapıldığı, belgeleri ile belgelenerek sıra ile bu deftere işlenir.
e) Demirbaş eşya defteri; örgüt birimlerindeki tüm eşyalar özellikle belirtilerek gün ve sıra sayısı esasına göre bu deftere yazılır.
Yukarıda adı geçen bütün defterler ilgili seçim kurulu başkanlıklarına onaylatılarak kullanılır.
Partiye giriş işlemlerini gösteren üyelik beyannamelerinin birer örneği ilçe ve il yönetimlerinde, alfabetik sıra esasına göre tasnif edilmiş olarak ayrı bir dosyada saklanır.
Parti organ ve kurullarınca tutulmasında fayda görülen diğer defterler, bu defterlerin yazım esasları, çıkarılacak yönetmeliklerde gösterilir.

DOKUZUNCU BÖLÜM
MALİ HÜKÜMLER

Gelir Kaynakları ve İlgili Hükümler
Madde 92
Parti gelirleri şunlardır:
a- Üyelerden alınan giriş ve aylık ödentileri: Partiye üye olan kişilerden bir defaya mahsus olmak üzere en az 10 TL, en çok Siyasi Partiler Yasasında belirlenen üst sınır oranında giriş ödentisi alınır.
Üye ödentisinin bir yıllık tutarı 60 TL’den az ve Siyasi Partiler Yasasında bağışlar için belirlenen üst sınır oranından fazla olamaz. Üye ödentisi üyelerin bağlı oldukları ilçe başkanlıklarına yapılır. Bu sınırlar içinde üyelik ödentisinin miktarını her yıl belirleme, azaltma ya da arttırmaya Merkez Yürütme Kurulu yetkilidir.
Partiye borçlu olduğu yıla ait aidatın tamamını veya bir kısmını ödemeyen parti üyesi hakkında, partiden geçici veya kesin çıkarmaya dair disiplin cezaları uygulanmaz. Ancak, üç ay üst üste ya da ait olduğu yıl içinde dört aylık ödentisini yapılacak yazılı tebligata rağmen 1 ay içinde ödemeyen üyeler, üyelik haklarını kullanamazlar. Bu haklarını kullanabilmeleri, borçlarını ödemelerine veya MYK yahut Parti Meclisinin vereceği karara bağlıdır.
b- Parti milletvekillerinden alınacak ödentiler: TBMM parti grubu kararı ile belirlenecek olan milletvekili ödentisinin yıllık tutarı milletvekilinin aylık net maaşını geçemez.
c- Adaylık için başvuranlardan alınacak özel ödentiler: Bu ödentinin miktarı, Merkez Yürütme Kurulunca adayların sosyal ve ekonomik durumları da göz önünde tutularak belirlenir. Adaylık başvurusunda kadınlara olumlu ayırımcılık uygulanır.
d- Parti, bayrağı, flaması, rozet ve benzeri rumuzların satışından elde edilecek gelirler.
e- Parti yayınlarından sağlanacak gelirler.
f- Üye kimlik kartlarının ve parti defter, makbuz ve kağıtlarının sağlanması karşılığında alınacak paralar.
g- Partice düzenlenen kültür ve sanat etkinlikleri ile gece, yemek ve kermes gibi etkinliklerden elde edilecek gelirler.
h- Parti malvarlığının Siyasi Partiler Yasasına uygun şekilde kullanılması ve işletilmesinden elde edilen gelirler.
ı- Bağışlar: 14.08.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4445 sayılı yasanın 7. maddesinin 2. fıkrası ile değiştirilen siyasi Partiler Yasasının 66. maddesinde belirlenen miktarı aşmayacak. Bağış alınırken kimseye aşırı yük olunamaz.
j- Partili belediye başkanları, belediye ve il genel meclisi üyelerinin ödentileri. Bunlardan alınacak aylık ödentinin sınırı (b) fıkrasındaki esasa göre belirlenir.
k- Devlet yardımı ve Siyasi Partiler Yasasının 110. maddesi uyarınca partiye intikal edecek mallar, hak ve alacaklar.
Bu gelirlerin tümü partinin hangi birimince tahsil edilmiş olursa olsun, Parti tüzel kişiliğinindir.
(d), (e) ve (f) bentlerinde gösterilen satış bedelleri, Merkez Yürütme Kurulunun kararı ile belirlenir.
Gelirler, Merkez Yürütme Kurulunca bastırılan makbuzlar karşılığında alınır. Bu makbuzlara ilişkin kayıtlar, Genel Sayman nezdinde tutulur. Parti örgütü aldığı ve kullandığı makbuzlardan dolayı Merkez Yürütme Kuruluna karşı sorumludur.

Sorumluluk ve Harcama
Madde 93
Yapılacak giderler, sözleşmeler ve girişilecek yükümlülükler; genel merkezde parti tüzel kişiliği adına, illerde il yönetim kurulu adına, ilçelerde ilçe yönetim kurulu adına yetkili kılınan kişi veya kurulca yapılır.
Yapılan harcamalar partinin amaçlarına aykırı olamaz.
Giderlere ait belgeler, özel kanunlarında gösterilen daha uzun süreye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, kesin hesabın Anayasa Mahkemesinin ilk inceleme kararının partiye bildirilme tarihinden itibaren beş yıl süre boyunca saklanır.
Parti örgütleri bağlı bulunduğu üst kademeye, gelir ve giderleri hakkında 6 aydan çok olmamak üzere, yönetmelikte belirlenen sürede hesap vermekle yükümlüdürler.
İl ve ilçe yönetim kurullarının sözleşme yapması ve yükümlülük altına girmesi Merkez Yürütme Kurulunun iznine bağlıdır. İzin alınmadan yapılan bağış ve yükümlülüklerden parti tüzel kişiliği sorumlu tutulamaz; Genel Başkan, Parti Meclisi, Merkez Yürütme Kurulu yada bu kurulların üyelerine ve parti tüzel kişiliğine karşı kovuşturma yapılamaz, dava açılamaz.

Borç Verme Yasağı
Madde 94
Parti tarafından üyelere, gerçek ve tüzel kişilere hiçbir biçimde borç verilemez.

Bütçe ve Kesin Hesap
Madde 95
İl yönetim kurulu, bağlı ilçeleri de kapsamak üzere gelir gider tahminlerini ayrı ayrı gösteren yıllık bütçeyi hazırlar ve her yılın ekim ayı sonuna kadar Genel Saymana gönderir.
Bu bütçeler ile aynı süre içinde genel merkez bütçesi en geç aralık ayı sonuna kadar Parti Meclisince incelenir ve karara bağlanır.
İlçeleri de kapsamak üzere il yönetim kurulları ve genel merkez her yılın nisan ayının sonuna kadar, bir önceki yıla uygulama sonuçlarını gösteren kesin hesaplarını hazırlar. Bu hesaplar Parti Meclisince incelenir ve onaylanır.
Genel Başkan, karara bağlanarak birleştirilmiş bulunan kesin hesapların bir örneğini Haziran ayı sonuna kadar Anayasa Mahkemesi ve bilgi için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir.
Parti hesapları, bilanço hesabına göre düzenlenir.

İl ve İlçe Örgütlerine Genel Merkez Yardımı
Madde 96
Yasal hazine yardımının %20’si il örgütlerine dağıtılır. Bu dağıtmada; illerin son genel seçiminde aldıkları oy, üye sayısı ve il nüfusu gibi ölçüler esas alınır. İl başkanlıkları, aynı ölçülerde ilçe ve belde örgütlerine de pay verir.


Yönetmelik
Madde 97
Parti tüzel kişiliği adına sözleşme yapılmasına ve yükümlülük altına girilmesine, gelir-gider defterlerinin tutulmasına, parti bütçe ve kesin hesaplarının düzenlenmesine ilişkin kurallar ile bu konulardaki yönetim birimlerinin görev ve sorumlulukları “Mali İşler Yönetmeliği” ile düzenlenir.


ONUNCU BÖLÜM
DEĞİŞİK HÜKÜMLER

Program Ve Tüzüğü Değiştirme
Madde 98
Partinin program ve tüzüğünde değişiklik yapma yetkisi büyük kongrenindir. Değiştirme önerileri, Genel Başkan, Merkez Yürütme Kurulu, Parti Meclisi ya da Büyük Kongre üyelerinin en az 1/20’si tarafından yazılı olarak yapılır.

Yönetmelikler
Madde 99
Tüzük uygulamaları ile ilgili yönetmelikler, Parti Meclisi tarafından hazırlanıp karar altına alınarak yürürlüğe girer. Merkez Yürütme Kurulunun hazırladığı yönetmelikler de aynı şekilde Parti Meclisinin onayına sunulur.
TBMM grup iç yönetmeliği, grup yönetim kurulunca hazırlanır. Grup genel kurulunun onayı ile yürürlüğe girer.
Yönetmeliklerde Yürürlülük tarihleri belirlenir.

 

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar
Türk solu 1960 askeri darbesini çözemeden Türkiye de hiç bir olguyu doğru olarak yorumlayamaz .Bu Amerikancı 1960 askeri darbesini yapanların stratejik kurgusunu göremeyen Türk solu kendi ön yargılı tutumunu terk etmelidir . Saygılarımla.
Gönderen Kemal BUDAKOĞLU on Thursday, 03 November 2011 at 1:34

mevcut olan cumhuriyet düzeninde onu bir adım ileriye taşımak ancak cumhuriyeti kuran temel güçlerin devrimci tarzda evrilmesiyle mümkündür.(CHP ve ORDU) bu noktada örgütlenmenin bu temel güçler içerisinde yapılanması siyasi tercih değil zorunluluktur.bunun dışında ortaya konulan ve konulacak olan örgütlenme tarzı mevcut olan olumsuzlukları gidermeyeceği gibi olumsuzlukların artmasına sebep olacak bu durum süreçde boşluk yaratacağından ve henüz güçsüz olunduğu için yaratılan boşluk doldurulamayacağından farkında olmadan olumsuzlukların artmasına hizmet edilmiş olunacaktır. olumsuzlukları ortadan kaldırmak adına yapılacak olan yeni örgütlenmeler cumhuriyeti ileri taşıyan işlevde değil tam tersi farkında olunmadan cumhuriyetin tasfiyesinin hızlanması işlevi görecektir.işte bu noktada devrime değil karşı devrime hizmet eden işlevsel bir yapı oluşacaktır. böyle olacağını süreci izleyerek hep beraber göreceğiz.Ve bu sürecin sonunda feodal ve gerici ,ümmetci iktidar yapısı sonucu açık faşizm koşulları oluşacaktır.İşte bu durumda örgütlenme tercihi iki noktada olmalıdır ya cumhuriyetin kuruluşundaki temel güçlerin(CHP ve ORDU) devrimcilleştirilmesi çalışmalarına hız verilmeli(temel örgütlenme biçimi bu olmalıdır)yada cumhuriyetin tasfiye sürecinin sonunda karşılaşılacak olan açık faşizm koşullarına göre örgütlenilmelidir.Aslında bu iki noktanın diyalektik bütünlüğü kavranılarak her iki biçimin var olduğu bir devrimci yapının yaratılması esas alınmalıdır.
Gönderen abdullah aksu on Sunday, 09 October 2011 at 7:01

nasıl üye olurum size
gurcan.omer@gmailcom ile iletişim kur
Gönderen hasan sever on Saturday, 08 October 2011 at 1:36


 1  2  3  4  5  Sonraki Sayfa >
Sayfa 1 / 5 ( 10 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: DEVRİMCİ HALK PARTİSİ PROGRAM ve T... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right