|
Türkiye’nin batıya benzer yanlarından biri de gazetecileridir. Ne anlamda derseniz: özellikle tanınmış köşe yazarları, hep bir takım lobilerin borazanlığını yaparlar. Zaten bu yüzden tanınmışlardır! Bu hizmetleri karşılığında çok kazanırlar. Örneğin Ertuğrul Özkök Doğan grubunun trampet majörüdür,arada sırada 68’liliğini de katarak lobiye gönlünce hizmet verir. Hadi Uluengin eski Mao’culuğunu unutturmak ve günahlarından arınmak için arada sırada detone sesler çıkartarak lobinin bando mızıka takımının uyumunu bozar.Yavuz Donat Süleyman Demirel’in borazancı başısıdır. Sayın Demirel ne zaman bir şeyler zortlatmak istese Yavuz Donat ile röportaj yapar ve burada bazı bulanık fikirleri zortlar. Yavuz bey de ertesi gün köşesinde “tarafsız” olarak durumu halka ve gerekli yerlerin kulaklarına gidecek şekilde yazar. Böylece gündem belirlenir,tarafların nabzı tutulur, buna uygun açık oturumlar yapılır vs… Örneğin sporda da böyledir:Ergün Gürsoy’un Galatasaraylı gazetecileri, Aziz Yıldırım ve Ali Şen’in Fenerbahçeli gazetecileri, Yıldırım Demirören’in de Beşiktaşlı gazetecileri hep vardır. 23 Haziran 2005 Perşembe tarihli Posta gazetesi baş muharrirlerinden özellikle dış ilişkiler (AB ,Kıbrıs,ABD )konularında oldukça yetkin Genelkurmay’la da omuz temasını bırakmayan sayın Mehmet Ali Birand’ın yazdığı yazı oldukça enteresandı. Sayın Birand Genelkurmayın bir çeşit nabız yoklama merkezi gibidir. Askeriye nin AB’ye karşı çıkmaması ,Kıbrıs konusunda ılımlı tutum alması ve ABD’li patronların hiç unutulmaması konusunda Birand’ın çabaları azımsanamaz.Birand‘ın ilgi duyduğu konulardan biri de Kürt meselesidir. Bu yazıya Kuzey Irak’taki Kürtlerle ilgilenmesini dahil etmiyorum . Biz gelelim 23 Haziran tarihli yazıya. Birand bu yazıda DTH’ ya yol verilmesi gerektiğini , Türkiye’deki Kürt sorununun çözümü için bunun şart olduğunu ve en önemlisi bunun Aposuz ve PKK siz bir çözüm yolu olduğunu belirtiyor. Bu yazıyla birlikte o kadar çok şey üst üste basıyor ki :DTH içindeki Apo’ya karşı kliğin halk katındaki başarısızlığı , bunu kurtarmak için gerillanın devreye girmesi ,Apo nun bir daha avukat görüşmesine çıkmama tavrı , Aydınların tek yanlı gerillaya silah bıraktırma çağrısı ve sonuçta da Mehmet Ali Birand yazısı. Bu tam pembe dizi komploları gibi bir senaryo. Ülkemizde bu film birkaç kez tekmili bir arada görüldü. Birand Aposuz çözüm diyor ama bu DTH projesinin mimarı bizzat Apo’dur. Proje uygulaması Apo’nun açılımlarının tam tersi bir yol izlemiş ve Türkleri içine almamak için olağan üstü titizlik göstermişlerdir. Diğer boyutu ile de bu uygulamalar halkın tepkisini almış , bir çok şehirde delege seçimleri ve katılımlar tam bir fiyasko ile neticelenmiştir. Birand için yol verilmesi gereken DTH budur. Peki bu senaryonun özü nedir? Başa dönelim. DEHAP varken DTH ya niçin gereksinim duyulmuştur? Bu sorunun yanıtı açıktır: Kürt sorunu yalnızca Kürtler ve Gerilla mücadelesi ile çözülemez.Bu eşit ve özgür yurttaş temelinde Türk ve Kürt beraberliği ile çözülür. Bu açılımın eski DEP milletvekillerinin cezaevinden çıkışları ile aynı zamana gelişi potansiyel kurucuları belli etmiştir. Zira Kürt halkında onlara karşı o aşamada tam bir sempati vardı. Altı aya yakın yapılan çalışma ile 14 kişilik kurucular kurulu tabiri caiz ise dağ fare doğurdu dedirtecek şekilde ortaya çıkmıştır. Kurucular kurulunda bir tane bile Türk Aydını ve Solcusu yoktur.Abdullah Öcalan bunun nedenini sorduğunda verilen cevaplar çok ilginçtir.”Türk Aydınları ve Solcuları bu projeye ilgi göstermiyorlar”. Öcalan bu yanıt karşısında kızıyor ve ısrarcı olmalarını öğütlüyor. Daha sonraki görüşmede aynı yanıt tekrarlanıyor. Buna Öcalan isyan ediyor ve Türk Aydını ve Solcusuna basıyor feveranı ve daha ileri giderek “adam olsunlar” diyor.Oysa bu bilgilendirme koca yalan!!! Tüm uyarılara kulak tıkayan ,tüm birikimin kendi ipoteğinde olduğunu zanneden ,Türkiye Devrimci hareketine ve birikimlerine cahilce yukarıdan bakan ,kendilerine uydu olanlara prim veren bu çevreler hiçbir onurlu Türk Aydınına ve Devrimcisine yaklaşamazlar. Ancak Birand veya hemfikirlerine giderler. Onlar da bu çevrelere hayırlı uğurlu olsun! Birand 23 Hazirandaki yazısında aslında DTH’yı Egemen çevrelere ve Genelkurmay’a arz ediyor. Kısaca DTH’nın çözümü Kürt halkı ve Türk halkının beraberliğinde değil egemen çevrelerin içinde arıyor ve bunu Aposuz düşünüyor. Ama neyin çözümü o belli değil!!! Peki sayın Birand’ı 1988 de Bekaa’ya götüren neden ne idi?Apo’nun karşısında sualler sorarken, “sayın başkan “ derken neyin çözümünü arıyordu? Kim adına veya kimlere mesaj göndermek adına oradaydı? O zaman çözüm Apo idi şimdi Apo’yu dışlamış DTH ,yarın kim olacak?Birand bunları da açıklamalıdır. Ard arda gelen bu olaylardan çıkan sonuç bellidir: Yeni bir parti kurulması , seçim barajının düşürülmesi , 20-25 milletvekili ile meclise girilmesi , aynı şu andaki iktidarın baş örtüsüne yaptığı gibi “ne yapalım derin devlet müsaade etmiyor” tavrı ile halkın oyalanması . Bu süre zarfında Öcalan’ın unutturulması veya açılımlarının içinin boşaltılması ve zaten göçlerle batıya kaymış Kürt halkının tam asimilasyonu Ama bir gerçek unutulmamalıdır: Aynı senaryo Dersim isyanında da uygulandı bir çok başı bozuk Kürt paşası yaratıldı ama yüzyıl sonra Apo çıktı. Şimdiki zaman daha hızlı işliyor.yeni Apo veya Apolar yüzyıl beklemez ve emin olun yeni Kürt paşalarından da hesap sorar ve bunun altından da Türkiye Cumhuriyeti Devleti kalkamaz. |