left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow Mecit Öztekin arrow "Kart-Kurt" = "Alt-Üst Kimlik"
Wednesday, 23 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
"Kart-Kurt" = "Alt-Üst Kimlik" Yazdır E-posta
Yazar Mecit Öztekin   
Wednesday, 30 November 2005

Türkiye ne çektiyse ben yaptım oldu mantığından çekti. 1923 te Cumhuriyeti kuran Türkiye bir türlü Cumhuriyet ve olması gereken Demokrasi mantığı oturtamadı. Tabiri caiz ise eskiden sultanlık babadan oğula geçerdi, şimdi ise sultanlarımızı kendimiz seçiyoruz.

Seçilmiş olarak devleti yönetme görevi yüklenmiş kişi diyince, kutsal bir görevli aklımıza geliyor. Sanki devlette görevli olmak, “tanrı tarafından görevlendirilmiş özel kişiyim” ile özdeşleşmiş vaziyette. Oysa kanunlar buna kısıtlamalar getirse de kimsenin bunu taktığı yok. Zira bu denetlemeleri yapanlarda yine bu seçilmiş “ Sultanların” emrinde olan kişilerdir. Dolayısı ile onlarda aynı mantıkla hareket ederler ve daha da ileri giderek imam cemaat ilişkisi başlar. Bu durumda halk devleti seçilmişlerle aynı doğrultuda gördüğü için devlete olan güvenini kaybetmiştir. Bunun içinde kendini korumak için daha anti-demokratik yapıda olmasına rağmen tarikatlardan ve cemaatlerden medet umar vaziyete getirilmiştir. Bundan farklı olarak yararlanan bu kurumlar iktidarı hedeflemiş ve bunu nispeten başarmışlardır.

Avrupa’daki burjuva demokrasilerinin işleyiş mantığı Ruso’nun “Toplum Sözleşmesi” (The Social Contract) ne göre şekillenmiştir. Feodal sistemi halkla birlikte yıkan burjuva, halka bazı sözler vermiş, bunun karşılığında da yönetime talip olmuştur. Aralarında görünmez bir konsensüs sağlanmış ve her iki taraf ta bu centilmenlik anlaşmasına sadık kalmışlardır. Oysa ülkemizde durum çok farklıdır. Milli burjuvazisi oluşmamış bir ülkede batı tarzı demokrasi oturtulamaz. Bu topraklarda yaşayan toplumların ( Türkler ve Kürtler) geleneklerinde, kendi iç dinamikleri ile gelişmiş bir demokrasi anlayışı vardır. Bu anlayış, İslamiyet ile kırılmış gibi görünse de özellikle kırsal kesimde halk kendi İslam anlayışını geliştirmiştir ve Aleviliği bir alternatif gibi ortaya koymuştur. Kentlerde ise bu durum ticarette ve küçük manifaktürde Ahilik olarak kendini göstermiştir. Güneydoğuda yaşayan Kürtler Türkmenlere nazaran daha olumsuz koşullarda idiler. Çünkü Kürtler bağnaz Arapların tahakkümü altındaydılar. Ayrıca Osmanlının en bağnaz Padişahları II Beyazid ve Yavuz Selim, Doğu ve Güneydoğuda yerel yönetimleri tamamen bağnaz Sünni Kürtlere bırakmışlardır. Bu beylerde halkı sıkı bir din baskısı altına almışlardır.

19. yüzyılın ikinci yarısına kadar aradan geçen üç yüz yılda bölgede çok büyük değişiklikler olmamıştır. Ancak İmparatorluk dağılma süreci hızlandıkça, çare arayıcıları İmparatorluğu kuran ve var eden öz güce yani Türklüğe dört elle sarılmışlardır.1908 Meşrutiyet devriminin öncesinde, özellikle ikiye ayrılmış olan İttihatçıların en büyük ayrılma sebebi bireysel özgürlükler ve dolayısı ile Kapitalizme bakış açısından kaynaklanıyordu. Bir tarafta; bildiğimiz ittihatçılar, ki onlar küçük burjuva temsilcileridirler, diğer tarafta; başını Prens Sebahattin’in çektiği, daha çok Osmanlı Aristokrasisinden gelen daha üst sınıf temsilcileri idi. Her iki kesiminde ortak olduğu konuların başında ekonominin Türkleştirilmesi geliyordu. Bu ayrışmada gayrı Müslim azınlık daha sertlik tarafı olsa da küçük burjuvaya yanaşmışlardı, çünkü onların çıkış yolu olmadığını düşündüklerinden daha rahat kuşatabileceklerini düşünmüşlerdi. Ama daha sonraki gelişmeler ve Almanlarla olan yakınlaşmalar, özellikle Jön Türklerin çıkış olarak gördükleri Anadolu’da farklı gelişmeler olmuş ve Ermenilerin Anadolu’dan sökülüp atılmasına kadar gitmiştir. Oysa 1908 te açılan Mecliste Anadolu Ermenileri oldukça etkin ve sayıca azımsanmayacak boyutta idiler.

Jön Türkler gerek bünyelerindeki insanlar olarak, gerekse bakış açıları olarak Kürtleri her zaman Türk kimliğinde ,onlarla kendilerini özdeş görmüşlerdi. Zira kurucuları arasında Kürtler çok etkinlerdi. Abdülhamit’in Kürt politikasını da tehlikeli görüyorlardı. Kürtlerle birliktelikte bir kimlik tanımı asla yapmadılar veya gerek duymadılar. Hatta Mustafa Kemal’in Misakkı Milli sınırları sadece Türkler gözetilerek yapılmamıştır. Lozan anlaşmasında da batılıların nifak sokmasına bizzat oradaki Kürt delege karşı çıkmış ve batılılara Kürtlerin devleti kuran asli unsur olduğunu deklere etmiştir.

Daha sonraki gelişmelerde kendini Sultan zanneden “seçilmişler” Şeyh Said isyanını bahane ederek Kürtlerin üzerine çullanmış ve nerede ise kaybedilen Kerkük ve Musul’un acısını onlardan çıkartmışlardır.

Şimdi yine kendini Sultan yerine koyan, halkı ekonomik ve sosyal bunalımların içinde bırakan “ben yaptım oldu” zihniyeti ,bugünlerde alt kimlik, üst kimlik meselesi üretti. Önce kendi alt kimliklerini açıklasınlar (eğer varsa). En fazla iki kuşak geri gidebilirler. Çünkü arkasında korkuyla sindirilmiş ve buna mecburen baş eğdirilmiş “Türk” (!) kimliği çıkacaktır. Bu topraklarda yaşayanların %80 i karışıktır. Sindirilip Türkleştirilmiş olmaları Irksal özelliklerini yok etmez. Bunu öne sürenler aynaya baksınlar ne kadar Türkler? Bu tarz bir alt kimlik mantığının ,insanları ne kadar aşağıladığını fark edemeyenler tarafından yönetilmekte ayrı bir üzüntü kaynağıdır.

Devleti yönetenler; bu aymazlıkla değil problemleri çözmek görülüyor ki problem üzerine problem katıyorlar. Yönetenlerin zamanında asli unsur olarak gördükleri bir topluma alt kimlik yüklemesi, eşitlikten ne anladıklarını gösteriyor. Bu da demokrasiden ne anladıklarının da göstergesidir.

Sorun kimlik problemidir, ama alt kimlik değil, eşit kimlik. Bu ülkede dedesini Afyon’da kaybetmiş Kürde benim alt kültürümsün diyemezsin. Alt veya üst kimlik kabulü devletin veya yönetenlerin direktifi ile değil, halklar arası kendiliğinden gelişebilecek bir durumdur. Bunun da “Anayasal vatandaşlık” eşitliğinde, halkların bir birlerine olan güveni ile ve sorumluluğu ile gelişebilir. Tam bağımsız ve demokratik bir devlet yapısı olmaksızın bu imkansızdır. Bir birimizi yer dururuz.

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: "Kart-Kurt" = "Alt-Üst Kimlik" ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right