left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow P - Z arrow Rahmi Yıldırım arrow SEVGİLİLER GÜNÜ YA DA MEVLİT KANDİLİ
Wednesday, 23 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
SEVGİLİLER GÜNÜ YA DA MEVLİT KANDİLİ Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Monday, 14 February 2011

Millet olarak ne çok bayramımız var!Kurban Bayramı, Şeker Bayramı, Cumhuriyet Bayramı,  Çocuk Bayramı, Gençlik Bayramı.

Müslümanlarımız için kandil bayramları ve Kutlu Doğum Bayramı.

Hıristiyanlarımız için Noel ve Paskalya bayramları.

Kürtler için Newroz Bayramı.

Askerler için 30 Ağustos Zafer Bayramı.

Polisler için 10 Nisan Polis Bayramı.

Doktorlar için 14 Mart Tıp Bayramı.

Gazeteciler için (gerçi artık yas günü ama) 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı.

Hemen her şehrimiz için Kurtuluş Bayramı…

Bayramsız günümüz yok gibi.

Tabii bu arada “Deliye her gün bayram” diye güzel bir atasözümüz de var.

Atalarımız öyle dese de bayramsız duramıyoruz. Yılbaşı, aybaşı derken, kamusal ve özel bayramlarımız arasında epeydir iki bayram daha bir öne çıktı sanki.

 

Biri Sevgililer Bayramı, öteki Kutlu Doğum Bayramı ve Mevlit Kandili.

Sevgililer Bayramı’nın kökeni malum. Roma devrinde Hıristiyanların baskı altında tutulduğu yıllarda gizli gizli buluşan âşıklara nikâh kıyan rahip Valentin, bu iyiliği ortaya çıkınca imparator II. Claudius’un emriyle 14 Şubat günü yakılarak idam ediliyor. Sonraları Katolik Kilisesi 14 Şubat’ı Aziz Valentin Günü ilan ediyor, sevgililer de kendi bayramlarını yapıyor.

Hıristiyan geleneği de olsa epeydir Müslüman Türkiye’de 14 Şubat günü Sevgililer Günü olarak yaşanıyor. Ne de olsa bir parça laik memleketiz değil mi!

***

 

Sevgililer Bayramı bu yıl, Hz. Muhammed’in doğumunun kutlandığı Mevlit Kandili’yle aynı güne rastladı. Sadece bir tesadüf, ama Türkiye’nin ruhundaki yarılmayı ifade ettiği de söylenebilir. Bir taraf Sevgililer Günü diye yâd ediyor diğer taraf Sevgililer Sevgilisi Gecesi diye.

 

Belki arada günü şöyle değerlendirenler de çıkar:

- Hayrünisa, bu akşam buluşalım mı? Hurma yer, şerbet içeriz. Sonra da bilgisayarımdan Çağrı filmini izleriz, olur mu?

- Olur Abdullah da, The King’s Speech izlesek nasıl olur?..

14 Şubat’ı böyle değerlendiren çıkar çıkmaz, kimseyi ilgilendirmez. İsteyen Çağrı filmini izler, isteyen The King’s Speech filmini. Başkası da Mevlit Kandili için Kocatepe Camii’ne gider.

Bu arada Mevlit Kandili derken, Peygamber’in doğumunun bir de, ANAP döneminden beri 20 Nisan’da kutlandığını da belirtmeli. Önce Kutlu Doğum Günü, sonra Kutlu Doğum Haftası olarak, nihayet AKP döneminde bir ay süren etkinliklerle.

Peygamber’in doğumu hem Müslüman takvimine hem Hıristiyan takvimine göre niye yılda iki kez kutlanır, vardır bir hikmeti herhalde.

Peygamber devrinde böyle kandil bayramları var mıydı?

Kandil geceleri ve Kutlu Doğum haftası düzenlemek adette mi bi’dattır yoksa ibadette mi?

Artık iyiden iyiye tehlikeli sorular bunlar. Bu sorulara kafa yormak yerine en iyisi Sevgililer Bayramı’na çatmak. Bir tehlikesi yok nasıl olsa!

Sevgililer Bayramı sekiz yıl önce Kurban Bayramı’yla çakışmıştı. Kadınlara göre hava hoştu, olan erkeklere olmuştu. Kurbanı kestikten sonra bir de sevgiliye kurban olmak çekilir dert değildi.

O gün, Hollanda Devlet Radyosu NPS’nin Türkçe Yayın Servisi’nde “Burası Türkiye” programında aşağıdaki risalemi seslendirmiştim. Fizik ve kimya durumu, bu yıl taze bir Sevgililer Bayramı yazısı karalamaya müsait değil. Sekiz yıl önceki yazıyla idare edin artık! Gazetelere bakmadım, ama sekiz yıl öncesine göre durumda bir değişiklik yoktur herhalde.

***

 

Aşıklar Günü kutlu olmasın efendim, her kim başımıza sardıysa Allah’ından bulsun!

Medyanın piyasa aşığı bir yazarının anlattığına göre (Emre Aköz, Sabah, 10 Şubat 2002), 1993 yılına gelinceye kadar, kadın dergileri dışında Sevgililer Günü’nü takan olmamış. Hatta sözüm ona “Sevgi İnsanı” diye namı yürüyen Hıncal Uluç bile, o tarihe kadar günlük yazılarında, “Bugün manitanızı öpün, hediyesini verin” diye uyarıda bulunmamış. Nihayet,  eski takvimlerde bile yeri kalmayasıca o 1993 yılının 14 Şubat tarihli Sabah gazetesinde “Bugün Dünya Sevgililer Günü... Diğer Günlerin Tamamı Sapların!” diye bir duvar yazısı çıkmış. Aşk profesörü diye ünlenen Ahmet Altan’ın kardeşi Mehmet Altan da İkinci Cumhuriyet peygamberliğine ara verip, “Sevgilim...” başlıklı bir yazı döşenmiş. O gün bugündür her 14 Şubat geldiğinde millet depresyona girer olmuş.

Aziz Valentin Günü’nün Türkiye’de Sevgililer Bayramı olarak hayatımıza girmesinin öyküsü böyle. Her yıl o gün gelmeye görsün, gazeteler bir hafta öncesinden başlayıp otellerin, mağazaların, marketlerin, hediyelik eşya esnafının Âşıklar Günü hazırlıklarını tefrika ediyor. Sevgilisi olanın cüzdanı, olmayanın sinirleri boşalıyor. Kadınlara göre hava hoş da erkeklerin vay haline. Böyle evrensel, ulusal, dinsel, cinsel bir günü ıskalamak hangisinin haddine!

Bu yıl da aynen böyle oldu.

Örneğin, Sabah gazetesi, manşetine AŞKLARIN EN GÜZELİ diye başlık atmış, özel bir aşk öyküsünü “Onlara her gün 14 Şubat” spotuyla birlikte aktarmış. Sonra iç sayfalarda, cep telefonu şirketlerinin Âşıklar Günü’ne özel reklamları…

 

Hürriyet gazetesi, olaya damardan girmiş; sürmanşetten 14 ŞUBAT’IN EN GÜZEL FOTOĞRAFI başlığı altında o da chatle başlayan özel bir aşk öyküsünü anlatmış. Sonra iç sayfalarda ve 14 sayfalık ilavede aynı ilan ve reklamlar. Hatta bir alış veriş merkezinin çeyrek sayfalık reklamının başlığında açık açık, “Aşk hediye bekler” denilerek cüzdanlara alarm verilmiş.

Bursa OLAY gazetesi ALIŞVERİŞ adlı salt Âşıklar Günü’ne özgü tam 12 sayfalık bir ek vermiş. Sayfalar dolusu ilan ve reklam. Oteller, aşka beş yıldızlı romantizm önermiş, kozmetik firması “Çarpıcı etki çarpıcı aşk” diyerek paralı âşıkları kışkırtmış…

Milliyet gazetesi de farklı değil. 10 sayfalık özel ekte,  saat firması “Zamanı paylaşmak için” diyor, kostümcü “Romantik şıklık” diye tahrik ediyor, bar sahibi, “Bush’u Bush’una savaşma seviş” diye müşteri çağırıyor, arada aşkın fiziği kimyası ve ekonomisi üzerine yazılar da var. Hediye alamayacak olanlar da düşünülmüş! USTALARDAN 14 ŞUBAT YEMEKLERİ başlığı ile evde yemek tarifleri verilmiş.

İyi de usta, beş yıldızlı yemekten farksız bu malzemeyi alacak paradan haber var mı? Yok. Afiyet şeker olsun, üstüne de bir bardak soğuk su!

Devam edelim. Taş fırın Atatürkçü gazete Cumhuriyet’te bile sayfalar dolusu Sevgililer Günü ilan ve reklamları.

Misal, Erozyonla Mücadele Vakfı TEMA, “Tüm sevdiklerinize sevginizi ifade eden özel bir armağan” spotunun altında, ağaç ile insan arasındaki sevgiyi diline dolamış; vakıf yayını Ağaçlar adlı kitabın reklamını yapmış.

Kötü bir düşüncem yok. Hakikaten güzel bir espri.

Komşu sayfada ise Türkiye Kalp Vakfı imzalı bir ilan.  Günün mana ve ehemmiyetinden haberleri yok anlaşılan, “Muayene teşhis tedavi”  başlıklı kuru kuruya bir ilan, altında vakfın telefon numaraları. Yani, insan “En yoğun sevgi sağlıklı kalpte yaşanır” diye bir şeyler uydurur. Ama yok. Düşünememişler. Dükkânın vitrinine Aşıklar Günü Kutlu Olsun diye yazan kebapçı kadar bile romantik ve vizyon sahibi değiller.

Romantik kebapçı dedik de gel de hayıflanma!

Ah ah! Meğer ne gariban bir kuşakmışız! Gençliğimizde bekârlığımızda ne fırsatlar kaçırmışız!

Ne Âşıklar Günü bilirdik ne de iki gönül bir olunca kebap lokantasının seyran olacağını. Kebap lokantasının kız tavlamada en ideal mekân olduğunu idrak edecek zekâ formatında değildik. Ufkumuz, cebimizde harçlığımız varsa, pastane köşeleriyle, karanlık sinema salonuyla sınırlıydı.

Şimdi öyle mi? Randevuyu pastane ya da sinema yerine romantik kebap lokantasına verdin mi iş bitiyor! Hele bir de en hisli ses tonuyla:

 “Canım bir tanem, aşkımız bir buçuk acılı Adana mı olsun, yoksa karışık pide mi?” dedin mi,

Garsonu da ayarlamışsan, karışık pide ya da acılı Adana, kalp formatında masaya geliyor, tabağın kenarında kalp şeklinde doğranmış kırmızı turplar dizili…

Kız o dakika dağılıyor; toplamak artık senin marifetine becerine kalıyormuş! 

Bu akılla şimdi genç ve bekâr olmak varmış!

Ne bileyim işte, mesela dedik, daldık gitti.

Piyasa şeytanlarının iğvasından uzak,

Bayramınız da sevginiz de daim olsun efendim.

Burası Türkiye…

Hoşça kalın!

Rahmi Yıldırım

14 Şubat 2003

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: SEVGİLİLER GÜNÜ YA DA MEVLİT KANDİL... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right