| |
|
|
HUDUDUNU VE HADDİNİ BİLECEKSİN |
|
|
|
Yazar SUVARİ
|
|
Friday, 11 February 2011 |
TBMM MECLİS TUTANAKLARINDAN... HUDUDUNU BİL VE HADDİNİ BİL Ancak ben şurada bir şey ifade edeceğim: Bunu bir kardeş olarak, bir dost olarak, bir milletvekili arkadaşınız olarak… Bu üniversite affının içine, bu "terör suçlusu hariç" tabirini niye koyuyoruz? Ben soruyu açık, dobra dobra soracağım ama. Çok açık soruyorum, lütfen beni dinleyin: Eğer 100 bin öğrencinin istikbaline mani olacaksa, 100 bin öğrencinin… Bakın, 100 bin diyorum çünkü terör suçunun bir tanımı yok, otuz defa değişmiş. Şiir okuyan, kitap yazan, makale yazan, türkü söyleyen, halay çeken, nevroza giden, yürüyüş yapan herkes bundan hüküm giymiş. Vallahi de billahi de bu Meclisin üçte 1'i teröristtir. Başbakan dâhil. Vallahi billahi, tallahi diyorum.
Ben size, yalnız, bir şey söyleyeceğim, bakın, ben iddia ediyorum, eğer kaygınızı taşıyorsanız, lütfen, bunu bana söyleyin, bu kaygıyı gidermek istiyorum. Ya siz dağdan birisinin, bir gencin inip üniversiteye gitmesini neden istemezsiniz? Yani şiir okumuş Sayın Başbakanın bir üniversiteye devam etmesini niye istemezsiniz arkadaşlar? Başbakan niye bir üniversite daha okumasın? Arkadaşlar, bakın, kaygınızı anlıyorum. Size buradan bir söz veriyorum: Eğer, bu maddeyi aynen… 312'ye giriyor, 312 de 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun içinde yazıyor. Bunu da İyimaya size anlatır, çok iyi biliyorum. Bunların hepsini biliyoruz, birbirimize anlatmayalım. Yalnız, kaygınızı gidermek istiyorum. Eğer, üniversitede hırsız, tecavüzcüler, sapıklar, ihaleciler, yolsuzluk yapanlar, banka dolandıranlar, katiller, hepsi yararlanıyorsa, bir şiir okudu diye Başbakan yararlanmıyorsa ben bunun için üzülürüm arkadaşlar. |
BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili. HASİP KAPLAN (Şırnak) - Arkadaşlar, bu maddede kaldırın dedik çünkü IBAN var, kimlik numarası var. Bırakın onu ya, şeffaf bir Türkiye'yiz; gizli dinleme var, herkes herkesi dinliyor. Herkes herkesi dinlerken, risk grubu kimmiş, durumu neymiş, yani buna hiç gerek yok. Onun için bu maddeyi tümden çıkaralım, siz de gizli dinlemeye devam edin, varsın gitsin dedik ki, işinizi kolaylaştırsın. Ancak ben şurada bir şey ifade edeceğim: Bunu bir kardeş olarak, bir dost olarak, bir milletvekili arkadaşınız olarak… Bu üniversite affının içine, bu "terör suçlusu hariç" tabirini niye koyuyoruz? Ben soruyu açık, dobra dobra soracağım ama. Çok açık soruyorum, lütfen beni dinleyin: Eğer 100 bin öğrencinin istikbaline mani olacaksa, 100 bin öğrencinin… Bakın, 100 bin diyorum çünkü terör suçunun bir tanımı yok, otuz defa değişmiş. Şiir okuyan, kitap yazan, makale yazan, türkü söyleyen, halay çeken, nevroza giden, yürüyüş yapan herkes bundan hüküm giymiş. Vallahi de billahi de bu Meclisin üçte 1'i teröristtir. Başbakan dâhil. Vallahi billahi, tallahi diyorum. ERTEKİN ÇOLAK (Artvin) - Ne biçim konuşuyorsun. HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - Ne konuşuyorsun sen ya. HASİP KAPLAN (Devamla) - Arkadaşlar, sıkıyönetimden, içinizde, ceza alanları tanıyorum ben, avukatlığını yaptım. Arkadaşlar, 12 Eylül'de yargılanan CHP'lileri tanıyorum, avukatlığını yaptım. Bana anlatmayın. Ben size, yalnız, bir şey söyleyeceğim, bakın, ben iddia ediyorum, eğer kaygınızı taşıyorsanız, lütfen, bunu bana söyleyin, bu kaygıyı gidermek istiyorum. Ya siz dağdan birisinin, bir gencin inip üniversiteye gitmesini neden istemezsiniz? Yani şiir okumuş Sayın Başbakanın bir üniversiteye devam etmesini niye istemezsiniz arkadaşlar? Başbakan niye bir üniversite daha okumasın? Arkadaşlar, bakın, kaygınızı anlıyorum. Size buradan bir söz veriyorum: Eğer, bu maddeyi aynen… 312'ye giriyor, 312 de 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun içinde yazıyor. Bunu da İyimaya size anlatır, çok iyi biliyorum. Bunların hepsini biliyoruz, birbirimize anlatmayalım. Yalnız, kaygınızı gidermek istiyorum. Eğer, üniversitede hırsız, tecavüzcüler, sapıklar, ihaleciler, yolsuzluk yapanlar, banka dolandıranlar, katiller, hepsi yararlanıyorsa, bir şiir okudu diye Başbakan yararlanmıyorsa ben bunun için üzülürüm arkadaşlar. MEHMET CEMAL ÖZTAYLAN (Balıkesir) - Sana ne Başbakandan. HASİP KAPLAN (Devamla) - Yapmayın, etmeyin. Bu haksızlığı Başbakana yapmayın. AHMET YENİ (Samsun) - Sen Başbakanı boşver. KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Sen kendine bak. HASİP KAPLAN (Devamla) - Bakın, size bir şey daha söyleyeceğim: Bir kitap yazdı diye, bir makale yazdı diye bir gazeteci kardeşinize, bir aydına, bir yazara, bir sanatçıya lütfen bu kapıyı bu nedenle kapatmayın veya dağdan inecek birine bu kapıyı kapatmayın. Dağdan iniyorsa, üniversite okuyorsa bu kötü bir şey mi arkadaşlar? Topluma karışmak, üniversite okumak, eğitimini artırmak kötü bir şey mi? Ama ben sizin kaygınızı anlıyorum. O gün yoktum Plan Bütçe Komisyonunda. "Eğer bu 42
| | maddeyi koyarsak Abdullah Öcalan bundan yararlanıp gelip Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirecek." dediler. Duydum. Bakın, ben size samimi olarak söylüyorum. KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Senin samimiyetin yok. Sen samimi değilsin, hiçbir zaman samimi olmadın. HASİP KAPLAN (Devamla) - Eğer bu kaygınız varsa, açık söylüyorum muhalefet dâhil iktidara, ben avukatlara söyleyeceğim, İmralı'ya giden, ilk İmralı kosteriyle gidecek avukatlardan belge getireceğim. KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Keşke samimi olsan. Artistlik yapıyorsun burada, rol kesiyorsun, rol. HASİP KAPLAN (Devamla) - Sayın Abdullah Öcalan'dan "Ben üniversite affından yararlanmıyorum, benim nedenimle 100 bin kişi de engellenmesin." diye belge getireceğim. BAŞKAN - Sayın Kaplan... Sayın Kaplan... Sayın Kaplan... HASİP KAPLAN (Devamla) - Meclise getireceğim... BAŞKAN - Sayın Kaplan... KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Sen boş ver, sen rolünü oynamaya devam et! HASİP KAPLAN (Devamla) - Belge getireceğim... BAŞKAN - Sayın Kaplan... HASİP KAPLAN (Devamla) - Ama 100 bin öğrencinin önünü kesmeyin... (Mikrofon Başkan tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Bir saniye Sayın Kaplan... KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Sen rolünü oyna, devam et. HASİP KAPLAN (Devamla) - "Ben üniversite affından yararlanmayacağım, benim için 100 bin kişi engellenmesin." diye belge getireceğim. BAŞKAN - Sayın Kaplan... Sayın Kaplan... M. NURİ YAMAN (Muş) - Hayır, niye sözünü kesiyorsunuz? BAŞKAN - Keserim tabii ki... M. NURİ YAMAN (Muş) - Bitmedi süre, niye kesiyorsun? BAŞKAN - Sayın Kaplan... HASİP KAPLAN (Devamla) - Şunu kafanıza koyun... M. NURİ YAMAN (Muş) - Hayır, neye göre kesiyorsun? BAŞKAN - Kesme hakkım var benim İç Tüzük gereğince. M. NURİ YAMAN (Muş) - Neye göre var? BAŞKAN - Kesme gerekçesini söyleyeceğim. M. NURİ YAMAN (Muş) - Neye göre kesiyorsun? BAŞKAN - Sayın Kaplan, 40 bin kişinin ölümüne sebep olan bir teröriste siz burada "sayın" diyemezsiniz. M. NURİ YAMAN (Muş) - Sana mı soracak! BAŞKAN - Lütfen, sözlerinizi düzeltiniz. Lütfen Sayın Kaplan... (AK PARTİ sıralarından alkışlar) M. NURİ YAMAN (Muş) - Taraflı davranıyorsunuz. HASİP KAPLAN (Devamla) - Sayın Başkan da sıkıyönetim savcılığı yaptı, savcılık yaptı... NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Otur yerine, otur! HASİP KAPLAN (Devamla) - ...Kenan Evren'e her gün "sayın" diyor, darbe yapıp bu Meclisi kapatana. Ve o Kenan Evren sağcısını astı, solcusunu astı, siz ona "sayın" demeye devam edin. KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Şov yapıyorsun. Bir kere samimi ol. (Mikrofon Başkan tarafından açıldı) HASİP KAPLAN (Devamla) - Sayın İyimaya da Kenan Evren'in avukatlığını yapıp "Sayın Kenan Evren." diyebilir, "Müvekkilim." diyebilir, "Sevgili müvekkilim." diyebilir. Size has, size... Buyurun, yapın ama biz... Benim de müvekkilim Abdullah Öcalan, ben de "sayın" diyorum. Hanginiz müvekkilinize "sayın" demez, söyler misiniz? (AK PARTİ sıralarından "Yuh olsun!" sesleri) NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sana da bu yakışır zaten. HASİP KAPLAN (Devamla) - Böyle konuşmayın. Çeteler, darbeciler, işkenceciler, bu ülkede katliam yapanlar bu sokaklarda kahraman diye dolaşacak... BAŞKAN - Sayın Kaplan, sizi son kez uyarıyorum. HASİP KAPLAN (Devamla) - ...biz doğruyu konuşunca bizi uyaracaksınız. Yok öyle şey. Bakın, gençlerin önünü tıkamayın. Üniversiteli 100 bin gencin önünü tıkamayın. 100 bin gencin önünü tıkamak eğer bu nedenle ise ben belge getireceğim. KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Taşeronluk yapıyorsun! SERACETTİN KARAYAĞIZ (Muş) - Başka bir malzemen yok, aynı sakızı çiğneyip duruyorsun. HASİP KAPLAN (Devamla) - 100 bin kişinin önünü tıkamayın. Kimse bu nedenle 100 bin gencin... Bu 100 bin gencin içinde devrimci var, ülkücü var, İslamcı var, sağcı var, solcu var, 12 Eylül sıkıyönetiminde yargılanan herkes var. Yapmayın arkadaşlar. KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Senin gibi terörist de var. 43
| | HASİP KAPLAN (Devamla) - Biraz sağduyu, biraz akıl, biraz izan, biraz... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) HASİP KAPLAN (Devamla) - ...kendinize gelin diyorum. Takdir sizin. (BDP sıralarından alkışlar) SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Sayın Başkan, ben tutumunuzla ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. BAŞKAN - Sayın Sakık, bir saniye. Tutumumla ilgili söz isteyecekseniz onu ayrı konuşursunuz. Lütfen, İç Tüzük gereği konudan ayrılmayın, önerge üzerinde konuşun. SIRRI SAKIK (Devamla) - Lütfen, ne konuşacağımızı siz oradan tayin edemezsiniz. Tarafsız olmalısınız. BAŞKAN - Önerge üzerinde konuşun lütfen. SIRRI SAKIK (Devamla) - Biz önerge üzerinde de konuşuruz, şu anda konuşmamı da engelleyemezsiniz… BAŞKAN - Usul tartışması açılsın o zaman Sayın Sakık. M. NURİ YAMAN (Muş) - O takdiri de ona bıraksaydınız. SIRRI SAKIK (Devamla) - Gücünüz yetiyorsa engelleyiniz o zaman. BAŞKAN - Hayır, güç meselesi değil. Burada… SIRRI SAKIK (Devamla) - Değil. Peki, ne yapmamız lazım? BAŞKAN - Size istediğiniz… SIRRI SAKIK (Devamla) - Sizden onay mı almamız lazım? Çıkıp burada sizin ne istediğinizi mi söylememiz gerekir? BAŞKAN - Sayın Sakık, benim her istediğimi… SIRRI SAKIK (Devamla) - Bize, irademize… BAŞKAN - Sayın Sakık, benim istediğim gibi konuşacak değilsiniz, öyle bir şey söylemiyorum… SIRRI SAKIK (Devamla) - …Sayın Başkan, irademize saygı göstereceksiniz. BAŞKAN - …İç Tüzük neyi gerektiriyorsa onu konuşacaksınız. SIRRI SAKIK (Devamla) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bakın, burada gerçekten hepimiz birbirimizin değerlerine saygı göstermeliyiz. Burada arkadaşlarımız zaman zaman çıkıp konuşuyorlar. Sizin hoşunuza gitmeyen sözcükler sarf etmiş olabilirler, siz de eleştirebilirsiniz ama emir kipleriyle bizi tehdit etmeye hiç kimsenin gücü yetmez, bunu herkes böyle bilsin. Hele hele geçen gün burada gruplar adına konuşmalar yapılırken Cumhuriyet Halk Partisi grup sözcüsü çıkıp "Bizim sabrımızı taşırıyorsunuz, biz kendimizi zor tutuyoruz…" Zor tutmazsanız ne olur Allah aşkına, ne olur! Yani siz bizim beynimizin, bedenimizin efendisi misiniz! Yani sizin gibi mi konuşmalıyız! Yani size tabi mi olmamız lazım! Biraz önce arkadaşımız söyledi. Bu af yasasında, siz bir halkı bir bütün olarak terörist ilan ettiniz. 3713 sayılı Yasa Terörle Mücadele Yasası'dır. Buradan ben de mahkûm oldum, ben de teröristim. Ben buradan alınıp götürüldüm, bu Yasa'dan mahkûm oldum, düşünce suçundan mahkûm oldum ama sonra, geldim bu Parlamentoda Vekilim ama Kürt çocukları buradan mahkûm olursa üniversiteye başlayamazlar. Böyle bir adalet olur mu? Kürt çocukları, hepimiz bundan mahkûm olmuşuz, bu ülkenin ayıbıdır. Yediden yetmişe, kadınıyla, genciyle, erkeğiyle, bir bütün olarak bu Yasa'dan mahkûm olmuşuz. Asıl, bu Yasa bu ülkenin yüz karasıdır. Bu Yasa'nın değiştirilmesi gerekirken, buna hep birlikte bir birlik oluşturmamız gerekirken arkadaşımız çıkıyor, bir şey söylüyor, kıyametler kopuyor. "Efendim, siz 40 bin kişinin katiline böyle diyemezsiniz." diyor. Peki, siz bizim beynimizin, bedenimizin efendisi misiniz? Bizim değerlerimiz yok mudur? Biz, evet, Türkiye halkının değerlerini biliyoruz, bunlara saygı duyuyoruz ama Kürtlerin de değerleri var. Bizi sizden farklı kılan 47
| | şey de… Bakın, siz "Terörist" diyorsunuz, biz "Terörist" demiyoruz. Niye? Bizim çocuklarımız ve kardeşlerimizdir. Kürt sorunu bir terör sorunu değil; bir hak, hukuk, adalet sorunudur, bunu böyle algılamalısınız. Sizin "Terörist" dediğiniz insanlarla devlet belki şu anda, şu saat orada görüşmeler yapıyor ama bu, sorunu çözmüyor ki! Otuz yıl "Terörist" dediniz, otuz yıl terörle mücadele yasalarını hayata geçirdiniz ve otuz yıldır acı dolu yıllar yaşadık. Şimdi, yaralarımızı sarma zamanıdır. Bizim ne kadar dilimize dikkat etmemiz gerekiyorsa sizlerin de dilinize dikkat etmeniz gerekir çünkü birlikte yaşayacaksak birbirimizin değerlerine saygı göstermeliyiz ama birilerinin değerine saygı, birilerinin değerlerine de hakaret etme hakkını hiç kimse size vermez ve biz de buna müsaade etmeyiz. Bedeli ne olursa olsun biz zorun, zulmün önünde emin olunuz ki boyun eğmeyiz, bizim geliş nedenimiz de budur, bu halkı özgürleştirmektir, bu halkın sorunlarına sahip çıkmaktır ve siz… KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Bu halk özgür. Özgür bu halk, hiçbir sıkıntısı yok. SIRRI SAKIK (Devamla) - Bu sizin sorununuz, sizi muhatap almıyorum zaten. Sorunlardan… KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Halkın hiçbir sıkıntısı yok. Özgür, özgür… Hiç… BAŞKAN - Sayın Milletvekili, lütfen… SIRRI SAKIK (Devamla) - Bakın… M. NURİ YAMAN (Muş) - Dili özgür mü? KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Özgür, özgür… BAŞKAN - Sayın Milletvekili… SIRRI SAKIK (Devamla) - Şimdi, hiçbir şey bilmiyorsanız… KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Tek vatan var, tek bayrak var. Bu kadar… BAŞKAN - Sayın Tüzmen, lütfen… SIRRI SAKIK (Devamla) - Bir düşünür diyor ki: "Eğer hiçbir şey bilmiyorsanız haddinizi bileceksiniz." Bu konularda düşünceniz yoksa, bir fikir üretmiyorsanız hiç olmazsa susun, oturun, konuşmayın. Konuşmamak da bir erdemdir ama böyle afaki şeyler "tek bayrak, tek millet" bilmem ne… KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Yanlış mı? SIRRI SAKIK (Devamla) - Bu teklikler artık tarihin çöplüğüne atıldı ama biz, tek millete… KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Yanlış mı? SIRRI SAKIK (Devamla) - Bakın, bütün kürsüde hep şunu söyleriz… KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Bu vatan bizim vatanımız, hepimizin vatanı. Bu vatan ortaklık kabul etmez öyle. SIRRI SAKIK (Devamla) - Bizim vatanın tekliğine bir itirazımız yoktur, bayrağın tekliğine itirazımız yoktur ama hepimiz… KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Lafların arasına sıkıştıracaksın, sıkıştıracaksın, burada konuşacaksın. Yok öyle, bir yere kadar. O kadar uzun boylu değil. SIRRI SAKIK (Devamla) - …farklı halklardan oluşuyoruz. Ben Türk kimliğine ne kadar saygı gösteriyorsam sizin de Kürt kimliğine saygı göstermeniz lazım. KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Biz milletimize saygı gösteriyoruz, o kadar. SIRRI SAKIK (Devamla) - Diğer halkların kimliğine, diline, kültürüne saygı göstereceksiniz. KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Milletimiz birdir, burada ayrımcılık yapmaya, bölücülük yapmaya çalışma. SIRRI SAKIK (Devamla) - O senin sorunundur. KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Samimi ol be! Samimi ol, samimi! SIRRI SAKIK (Devamla) - Zaten yani dar alanlarda siyaset yaparak yeniden mesaj vermeye çalışıyorsunuz. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Samimi olun, samimi! SIRRI SAKIK (Devamla) - Sayın Başkan, bakın, uzun süredir konuşamıyorum, lütfen… BAŞKAN - Genel Kurula hitap edin Sayın Sakık, karşılıklı konuşmak zorunda değilsiniz, lütfen… M. NURİ YAMAN (Muş) - Ama siz de oradan seyirle geçiriyorsunuz. HASİP KAPLAN (Şırnak) - Usul tartışması açacağız Başkan. BAŞKAN - Sayın Kaplan, bir saniye… Siz oturun lütfen. M. NURİ YAMAN (Muş) - Niye müdahale etmiyorsunuz? HASİP KAPLAN (Şırnak) - Başkanlık tutumu hakkında usul tartışması açacağım. BAŞKAN - Buyurun. SIRRI SAKIK (Devamla) - Teşekkür ediyorum. Sevgili arkadaşlar, bu hamasi nutuklar bu ülkenin sorunlarını çözmüyor. Bu hamasi nutuklarla bu ülke… KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Hamasi nutku sen atıyorsun burada. BAŞKAN - Sayın Tüzmen, lütfen… SIRRI SAKIK (Devamla) - Ben hamasi nutuk atmıyorum… KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Sen atıyorsun. SIRRI SAKIK (Devamla) - …ben bedeli ödenecek şeyler söylüyorum. Yüreğiniz varsa bunları söyleyin. 48
| | KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Bizim yüreğimiz var. SIRRI SAKIK (Devamla) - Biz burada, bakın, bu ülkede bedel ödeyerek buralara kadar geldik. Nereden, nasıl geldiğimizi siz çok iyi bilirsiniz, çok iyi tanırsınız. KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Bu ülke ödedi, herkes ödedi o bedeli, herkes. SIRRI SAKIK (Devamla) - Biz daha çok ödüyoruz, zaten… KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Yok öyle… SIRRI SAKIK (Devamla) - Keşke ödeyebilseydiniz, keşke o yürekliliği göstermiş olsaydınız. Zaten birlikte, gelin, bedel ödeyelim, bu sorunları çözelim. KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Şu anda bile sen konuştukça şurada bedel ödüyoruz biliyor musun? SIRRI SAKIK (Devamla) - Neyin bedelini ödüyorsun? KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - İşte bunu dinlemenin bedelini ödüyoruz. BAŞKAN - Sayın Sakık, lütfen, karşılıklı… Genel Kurula hitap edin. HASİP KAPLAN (Şırnak) - O kürsüyü dinleyeceksin, o halkın kürsüsü. KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Sen artistlik yapma! HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sizin zorunuza gidiyor değil mi? (Gürültüler) SIRRI SAKIK (Devamla) - Sayın Başkan, ne söyleyeyim, ne diyeyim? Şimdi, bakın, bir kahvede oturur gibi oturmuş, ayaklarını üst üste atmış, şimdi buna ne söylenir Allah aşkına, ne söylenir? (Gürültüler) HASİP KAPLAN (Şırnak) - Bu kürsü halkın kürsüsü, milletin iradesi, onu da mı susturacaksınız? KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Senin ne olduğunu biliyoruz. Herkesin ne olduğunu herkes biliyor. HASİP KAPLAN (Şırnak) - Gücünüz yeter mi o kürsüyü susturmaya? SIRRI SAKIK (Devamla) - Şimdi, seçimler yaklaşmış sayın arkadaşımız buradan nemalanmaya çalışıyor. Bize vurarak acaba bir yerlere gelebilir miyiz? (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, niye müdahale etmiyorsunuz? BAŞKAN - Lütfen Sayın Kaplan… HASİP KAPLAN (Şırnak) - Niye müdahale etmiyorsunuz? AHMET YENİ (Samsun) - Ya, daha çok konuşuyor. BAŞKAN - Niye müdahale etmediğimi sizden mi soracağım Sayın Kaplan? Ben dört beş… AHMET YENİ (Samsun) - Esas size müdahale etmesi lazım. HASİP KAPLAN (Şırnak) - Hakaret ediyor. BAŞKAN - Sayın Kaplan, lütfen bu tavrınızı bırakın. SIRRI SAKIK (Devamla) - Bakın, Mecliste oturmanın… HASİP KAPLAN (Şırnak) - 63'e göre, tutumunuz hakkında usul tartışması açacağım. BAŞKAN - Açarım ben Sayın Kaplan, ama kurallar içerisinde… SIRRI SAKIK (Devamla) - Sayın Tüzmen, Mecliste oturmanın bir adabı vardır, köy kahvesinde oturur gibi oturuyorsunuz. (Gürültüler) KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Onu siz yapıyorsunuz! BAŞKAN - Burada tehditvari sözlerle hiçbir yere varamazsınız. SIRRI SAKIK (Devamla) - Böyle konuşamazsınız… KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Sen ona karar veremezsin koçum, biz biliriz bu işleri. BAŞKAN - Teşekkür ediyorum. SIRRI SAKIK (Devamla) - Sizinle hayatın her alanında, her platformunda tartışmaya hazırız. KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - İşine bak! BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sakık. SIRRI SAKIK (Devamla) - Sayın Başkan, biz burada esir değiliz, bize bu haksızlığı yapamazsınız. (Gürültüler) BAŞKAN - Lütfen oturur musunuz. SIRRI SAKIK (Devamla) - Bize bu haksızlığı yapamazsınız. Kürsüye çıkıyoruz, ya siz bizi azarlıyorsunuz ya da oradan paralı askerleriniz azarlıyor, buna hakkınız yok. KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Paralı asker sizsiniz! BAŞKAN - Sayın Sakık, sizi azarlayan yok, siz önce şu kafanızın içerisindeki ayrımcılığı, bölücülüğü ve bölgeciliği bir kaldırın. HASİP KAPLAN (Şırnak) - Siz yapıyorsunuz deminden beri Başkanım! BAŞKAN - Buraya her çıktığınızda Kürt'ten bahsediyorsunuz, Kürt halkından bahsediyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) HASİP KAPLAN (Şırnak) - Siz yapıyorsunuz! BAŞKAN - Türkiye'deki Kürt meselesi size bırakılacak kadar basit bir mesele değil. SIRRI SAKIK (Devamla) - Bakın Sayın Başkan, biz ayrımcı değiliz, biz bölücü değiliz. 49
| | BAŞKAN - Bu, Türkiye Cumhuriyeti'nin meselesi, Türk Hükûmetinin meselesi, tüm partilerin meselesi, tüm anayasal kuruluşların meselesi. Bu mesele çözülecek ama halkın oyuyla buraya gelip de bölücülük yapmakla, ayrımcılık yapmakla bu mesele çözülmez. SIRRI SAKIK (Devamla) - Sayın Başkan, neresi bölücülük, neresi ayrımcılık söyleyin? HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, böyle konuşamazsınız. BAŞKAN - Tehditvari sözlerle hiçbir yere varamazsınız. HASİP KAPLAN (Şırnak) - Böyle konuşamazsınız Sayın Başkan. Usul tartışması açın lütfen. BAŞKAN - Demokrasi, kurallar ve kurumlar rejimidir. Bu kurallara uymak zorundasınız. HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, 63'e göre usul tartışması açın! BAŞKAN - Yemini yaptığınız 81'inci maddeye uymak zorundasınız, Anayasa'ya uymak zorundasınız Sayın Sakık. SIRRI SAKIK (Devamla) - Biz Anayasa'ya uymak zorundayız. Ne yaptığımızı da biz…(Gürültüler) BAŞKAN - Daha ne istiyorsunuz? Türkiye Cumhuriyeti'nin bir ferdi olarak burada gelip her istediğinizi söylüyorsunuz. HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, böyle konuşamazsınız! BAŞKAN - Konuşurum tabii ki. HASİP KAPLAN (Şırnak) - 63'e göre usul tartışması açın! BAŞKAN - Açarız, oturun siz açarım. HASİP KAPLAN (Şırnak) - Orası yönetme yeri Sayın Başkan, böyle konuşamazsınız orada. SIRRI SAKIK (Devamla) - Sayın Başkan, benim burada ne konuşacağımı bana böyle işaret edemezsiniz. (Gürültüler) BAŞKAN - Siz oturun lütfen Sayın Sakık. HASİP KAPLAN (Şırnak) - Orası yönetme yeri, böyle konuşamazsınız orada. BAŞKAN - Lütfen oturur musunuz. SIRRI SAKIK (Devamla) - Burada benim nasıl konuşacağıma ben karar veririm, siz karar veremezsiniz. HASİP KAPLAN (Şırnak) - Orası yönetme yeri, böyle konuşamazsınız orada! BAŞKAN - Lütfen oturun. SIRRI SAKIK (Devamla) - Burada neyi konuşacağım ben karar veririm. BAŞKAN - Burada kimin oturacağına ben karar veririm Sayın Sakık. Lütfen oturun. HASİP KAPLAN (Şırnak) - AKP'li değilsiniz orada, 63'e göre tartışma açılmasını istiyorum Sayın Başkan. BAŞKAN - Buradaki Başkan Vekili karar verir. HASİP KAPLAN (Şırnak) - 63'e göre usul tartışması açın Sayın Başkan. BAŞKAN - Açacağım, bir dakika… Oturun siz yerinize. HASİP KAPLAN (Şırnak) - Evet. BAŞKAN - Kurallara uyarak sözünüzü isteyin, açacağım ben tartışmayı. Oturun lütfen. HASİP KAPLAN (Şırnak) - Söz istiyorum, 63'e göre usul tartışması açın. BAŞKAN - Sayın Kaplan… HASİP KAPLAN (Şırnak) - Ben talep ediyorum. Burada, Başkanlık Divanında oturuyorsunuz ama AKP'li gibi davranıyorsunuz. Oysaki Başkanın tutumu tarafsız olmalıdır. BAŞKAN - Sayın Kaplan, Başkanlık Divanı tarafsız, her isteyene söz veriyor. Ama burada, geçmişte devletin görevlilerinin veya kurumların yaptığı yanlışları bahane ederek kimseyi tahakküm altına almazsınız. HASİP KAPLAN (Şırnak) - O kürsünün dokunulmazlığı var. O kürsüde, işinize gelmeyecek, hesabınıza gelmeyecek her şey konuşulur. BAŞKAN - Buyurun, açıyorum. Üç dakika süre veriyorum. NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Lehte, Sayın Başkan. BAŞKAN - Lehe mi, aleyhe mi? NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Lehte, Sayın Başkan. MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Lehte, Sayın Başkan. BAŞKAN - Sayın Kaplan, lehe mi istediniz, aleyhe mi sözü? HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sizin aleyhinizde konuşacağım, Başkanlık Divanının. NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Lehte, Sayın Başkan. BAŞKAN - Buyurun. SIRRI SAKIK (Muş) - Ben aleyhte istiyorum. MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Lehte… BAŞKAN - Yazacağım, bir saniye… FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, lehte… AHMET AYDIN (Adıyaman) - Sayın Başkan, lehte… MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Tespit ediyor musunuz? 50
| | HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz halkın özgür iradesi, annesinin ak sütü gibi helal oylarıyla seçildik ve sizler gibi bu Meclise geldik. Biz buraya geldiğimiz zaman, bize oy verenlerin hepsinin oyu sizi seçen oylar kadar eşit ve kardeştir. Bunu bir kere kabul edeceksiniz. İkincisi: Burada çoğunluk olmak -çoğunluk hukukunu- dikta rejimi özlemi içinde, Meclisi bir dikta ve totaliter anlayışla yönetmek demek değil. Sayın Başkan, bir önceki önergede konuşurken ben bu kürsüde, benim mikrofonumu kapatıyor. Bu, halkın kürsüsü. Bu halkın bana verdiği bu kürsüyü hangi anlayışla, hangi hakla düğmesine basıp kapatıyor? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) BAŞKAN - İç Tüzük'ün 66'ncı maddesinin verdiği yetkiyle kapatıyorum. HASİP KAPLAN (Devamla) - Bakın, burada, kendisi savcılık görevinden gelmiş, hâlâ kendisini sıkıyönetim savcısı bir AKP'li zannediyor. Yapamazsın Başkanım. Tarafsızlığı sağlayamıyorsunuz, burada sataşma oluyor, burada hakaret ediyor sizin partilileriniz, siz onlara söz söylemiyorsunuz, muhalefeti susturmaya çalışıyorsunuz. Böyle bir anlayışı… AHMET YENİ (Samsun) - Millete hakaret ediyorsunuz, millete! HASİP KAPLAN (Devamla) - Böyle bir anlayışla yönetmek Meclisi, milletin iradesine saygısızlıktır. Kenan Evren gelip bu kürsüyü susturabilmiş. Kenan Evren'in üstüne, halkımızın bize verdiği güçle geldik bu kürsüye. Kenan Evren bu Meclisi kapattı. Kenan Evren darbe yaptı, apoletleriyle buraya oturdu, Kenan Evren geldi bu halkın kürsüsünü susturdu, bu kürsünün özgürlüğünü kıstı. Benim özgürlüğüm halkımın özgürlüğüdür, benim iradem halkımın iradesidir. Ben o güçle geldim buraya. KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) - Sen özgür olmasan burada konuşabilir misin ya? Özgür olmasan burada, bu kürsüde konuşabilir misin? AYLA AKAT ATA (Batman) - Siz mi tanıyorsunuz o özgürlüğü bize? HASİP KAPLAN (Devamla) - Sakın ola ki keyfî yönetiminizle, dikta yönetiminizle, tarafgir anlayışınızla bu Başkanlık Divanınızı yürütemezsiniz. Sayın Başkan, üç defadır uyarıyoruz ama siz bildiğinizi okuyorsunuz. Sizi istifaya davet ediyorum! Erdemli olsanız… BAŞKAN - Elinizi indirin Sayın Kaplan! HASİP KAPLAN (Devamla) - …istifa edersiniz, erdemli olsanız bu kürsünün düğmesini kapatmazsınız! BAŞKAN - Sizin isteme hakkınız da yok! Hududunuzu ve haddinizi bilin! HASİP KAPLAN (Devamla) - Erdemli olsanız halkın kürsüsünü susturmazsınız, erdemli olsanız bizi susturmazsınız! AHMET YENİ (Samsun) - Bizim Başkanımız erdemlidir. M. NURİ YAMAN (Muş) - Erdemli Mersin'de. Mersin'de Erdemli diye bir yer var, o Pınarbaşılı. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) HASİP KAPLAN (Devamla) - Tarafsızlık bunu gerektiriyor. Sizi istifaya davet ediyorum. İstifaya davet ediyorum, erdemliliğe, sağduyuya davet ediyorum! (AK PARTİ sıralarından "Haydi oradan!" sesleri) BAŞKAN - Lütfen oturun Sayın Kaplan! HASİP KAPLAN (Devamla) - Halkın sesini susturamazsınız, bunu böyle bilin! BAŞKAN - Sayın Kaplan, lütfen oturun! MUSTAFA KABAKCI (Konya) - Nezaketli ol. BAŞKAN - Ben, İç Tüzük'ün bana verdiği yetkiye dayanarak… HASİP KAPLAN (Şırnak) - Hangi yetkiyle kapatıyorsunuz? BAŞKAN - Lütfen oturun! Konuştunuz. HASİP KAPLAN (Şırnak) - Hangi yetkiye göre? BAŞKAN - 66'ncı madde, açıp okuyun. HASİP KAPLAN (Şırnak) - Siz de hukukçusunuz, ben de hukukçuyum. Okuyun bakayım, okuyun, hangisi? AHMET YENİ (Samsun) - Bağırma be Başkana! HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - Otur yerine! BAŞKAN - Şu hareketiniz bile yeterli. Oturun lütfen! HASİP KAPLAN (Şırnak) - Okuyun! Hangisi, okuyun! BAŞKAN - Lütfen Sayın Kaplan! HASİP KAPLAN (Şırnak) - Kürsüyü nasıl susturursunuz! BAŞKAN - Oturun lütfen! HASİP KAPLAN (Şırnak) - Nasıl susturursunuz kürsüyü Başkan! İç Tüzük'ün hangi maddesine göre kapatıyorsunuz Başkan, hangi maddeye göre? BAŞKAN - Ben, İç Tüzük'ün bana verdiği yetkiyle, 66'ncı madde gereği sustururum! HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sizin bu keyfîliğinizi, sizin bu otoriterliğinizi… Burası Meclis kürsüsü, sıkıyönetim mahkemesi değil! (AK PARTİ sıralarından "Bağırma!" sesleri, gürültüler) 51
| | BAŞKAN - Onu siz takdir edecek değilsiniz! HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, burası Meclis kürsüsü, sıkıyönetim mahkemesi salonu değil! Sıkıyönetim mahkemesi salonunda savcılık yaparken böyle yüksekte oturmuyorsunuz! BAŞKAN - Lütfen oturun! Lehte Sayın Canikli, Sayın Şandır ve Sayın Hamzaçebi söz istemişlerdir ancak 3 kişi istediği için Sayın Hamzaçebi vazgeçmişlerdir. Buyurun Sayın Canikli… SIRRI SAKIK (Muş) - Sayın Başkan, biz daha önce söz istemiştik ama… "Evet" demiştiniz. BAŞKAN - Bir saniye Sayın Canikli. Sayın Sakık, her tavrınız böyle. Burada yazılı ama aleyhte istediğiniz için… SIRRI SAKIK (Muş) - Neden tavrımız bu? BAŞKAN - Bir saniye, izahını bir yapayım. SIRRI SAKIK (Muş) - Ben size medeni bir şekilde söylüyorum. BAŞKAN - Ben de izahını yapıyorum. SIRRI SAKIK (Muş) - Her seferinde böyle niye yorumluyorsunuz! BAŞKAN - Ama her zaman böyle yapıyorsunuz. Bir aleyhte, bir lehte söz veriyoruz, bunu biliyorsunuz. SIRRI SAKIK (Muş) - İlk bağıran bendim Hasip'ten sonra. BAŞKAN - Sayın Sakık, izahını yaptım. Lehte söz isteyenlere söz veriyorum, biri aleyhte, biri lehte. Bu kuralı biliyorsunuz her zaman için. SIRRI SAKIK (Muş) - Siz "Aleyhte mi?" dediniz, "Evet" dedim. BAŞKAN - Aleyhte konuşacaksınız, lehte birisi konuştuktan sonra. SIRRI SAKIK (Muş) - Tamam, sorun bu kadar. BAŞKAN - Ama her şeye itiraz edilmez ki. Onu söylüyorum. BAŞKAN - Buyurun Sayın Canikli. NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Teşekkür ederim Sayın Başkan. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlar, herkes, özellikle bu kutsal çatı altında görev yapan ve Anayasa'ya, bu milletin birliğine, beraberliğine bağlılık yemini etmiş olan herkes, bu milletin birliğine, ülkenin bütünlüğüne saygı duyacaktır; resmî diline saygı duyacaktır; bu milletin kendisine saygı duyacaktır. HASİP KAPLAN (Şırnak) - En başta siz! En başta siz duyacaksınız! AYLA AKAT ATA (Batman) - Ne biçim konuşma ya! NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Eğer bunu yapmıyorsa önce millete ihanet ediyor, kendisine ihanet ediyor, haksızlık ediyor bu millete. Çünkü eğer biraz yüreğiniz varsa, biraz samimiyetiniz varsa gelip yeminini ettiğiniz o kurallara uymak zorundasınız. Sizi samimiyete davet ediyorum. HASİP KAPLAN (Şırnak) - Biz sizi davet ediyoruz. MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) - Ayıptır ya! NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Sizi ahlaka davet ediyorum. Sizi ahlaklı olmaya davet ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, BDP sıralarından gürültüler) Milletin vekiline "paralı asker" diyecek kadar küçülemezsiniz, aşağılamazsınız… AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın Başkan… NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - …çukura düşemezsiniz. Böyle rezalet olamaz. HASİP KAPLAN (Şırnak) - Ne diyorsun sen? BAŞKAN - Lütfen Sayın Kaplan, oturun lütfen. Lütfen oturun. Söz vereceğim, lütfen oturun. NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Bu milletin kutsal çatısı altında milletin vekiline hakaret edemezsiniz. HASİP KAPLAN (Şırnak) - Ne diyorsun sen? BAŞKAN - Şimdiye kadar… Lütfen oturun. NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Ben ne söylediğimi biliyorum. (BDP sıralarından gürültüler) M. NURİ YAMAN (Muş) - Sen ne biliyorsun be! SIRRI SAKIK (Muş) - Sen aşağılık durumdasın! Sen aşağılıksın! 50 kez aşağılıksın sen! BAŞKAN - Sayın Sakık, lütfen… NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Terörden bahsediyorsun… Barıştan bahsediyorsun, terör düşmüyor ağzından. BAŞKAN - Birleşime beş dakika ara veriyorum sayın milletvekilleri. Kapanma Saati : 18.17 DÖRDÜNCÜ OTURUM Açılma Saati: 18.40 BAŞKAN : Başkan Vekili Sadık YAKUT KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur) ______0______ 52
| | BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 63'üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum. Birleşime bir saat ara veriyorum. Kapanma Saati: 18.41 BEŞİNCİ OTURUM Açılma Saati: 19.49 BAŞKAN : Başkan Vekili Sadık YAKUT KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Bayram ÖZÇELİK (Burdur) ______0______ BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 63'üncü Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum. Sayın milletvekilleri, önceki oturumda yaşananlar üzerine siyasi parti grup başkan vekillerimizin bir açıklama talebi olmuştur. Kendilerine sırasıyla söz vereceğim. Buyurun Sayın Mustafa Elitaş, Kayseri Milletvekili. MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Değerli milletvekilleri, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Biraz önce oturum devam ederken milletvekili arkadaşlarımıza, bu kürsüden yaptıkları hitap çerçevesi içerisinde, siyasi parti grubumuzdan bazı milletvekili arkadaşlarımızın -tüm gruplardan da olmak üzere- hatibe farklı şekilde, konunun ve milletvekilliğinin, Anayasa'ya ettiğimiz yemin çerçevesinde konuşmaları şeklinde uyarıları ortaya çıktı ama bu süreç içerisinde baktığımızda ben olaylar vuku bulduğu anda Parlamentoda değildim televizyonda izleme imkânı buldum. Bizim Grup Başkan Vekili Arkadaşımızın konuşması sırasında ortaya çıkan ve başka bir muhalefet partisinin milletvekilinin bu konuya itirazı üzerine Meclis Başkanımız Parlamentoya ara vermek mecburiyetinde kaldı. Değerli arkadaşlar, bir kısmımız dokuz yıla yakındır milletvekilliği görevimizi yapıyoruz, bir kısmımız daha uzun süreli milletvekilliği görevlerimize devam ediyoruz, en az üç buçuk yıllık milletvekili olan arkadaşlarımız var. Bugüne kadarki geçen süreç içerisinde iyi konuşmalarımız oldu, kötü konuşmalarımız oldu, eleştiriler oldu ama hakarete varan, hakaret olup hem bir grubu hem de milletvekillerini itham altında bırakan, töhmet altında bırakan konuşmalar genellikle olmadı. Anayasa'yı beğensek de beğenmesek de, şu andaki yürürlükteki olan 1982 Anayasası değişene kadar, değiştirilinceye kadar hepimiz uymak mecburiyetindeyiz, o Anayasa'ya sadakatte yemin ettik. Değiştirdiğimiz takdirde, halkımızın iradesiyle değiştiği takdirde, Parlamentonun iradesiyle değiştiği takdirde biz bu Anayasa'ya uymak mecburiyetindeyiz. O anlamda hem Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekillerinin birbirlerini itham etmelerini, 74 milyon insanın temsilcisi olan 50 milyon seçmenin oylarıyla seçilen milletvekillerine herkesin sabır ve tahammül etmesini, aynı zamanda her bir siyasi parti grubunun temsil ettiği kitleye saygıdan dolayı konuşmalarımızı temsil ettiğimiz yüce milletin karakterine uygun şekilde yapmak sadece bu ülkeyi, bölgeler değil bu ülkede yaşayan 74 milyon insanın kardeşliğini pekiştirecek, ayrışmayı değil birlikteliğini hatırlatacak ve birlikteliğini bir araya getirip bin yıldır beraber olduğumuz bu birlikteliği dünyanın sonuna kadar devam ettirecek şekilde konuşmalarımıza devam etmemiz gerekir diye düşünüyorum. Bu vesileyle, Değerli Başkanımız bu konuşmayı, bu fırsatı bize verdiğinden, bu süreçten sonra da uyumlu ve anlayışlı bir şekilde… (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Başkanım, bir cümle söyleyip bitireceğim, süre verirseniz… MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) -…geçeceğini ümit ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Elitaş. Akif Hamzaçebi, Trabzon Milletvekili. Buyurun Sayın Hamzaçebi. MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üç haftadır devam etmekte olan torba yasa tasarısına ilişkin görüşmelerin akşam saatlerindeki oturumunun bir tartışma ortamına dönüşmüş olmasından eminim hepimiz üzüldük. Demokrasi, farklılıklarımızın özgürce ifade edilebildiği, özgürce yaşandığı ve yine bu farklılıklar arasında en geniş uzlaşmanın arandığı rejimin adıdır. Sorun, birbirimizle iletişim kurma, farklılıklarımızı muhafaza ederek ortak bir yaşamı başarma, ortak bir yaşamı gerçekleştirme sorunudur. Başarmamız gereken budur. Farklılıklarımızı, bu farklılığın ötesine taşımak, bir ayrışmanın veya tartışmanın, derin tartışmaların unsuru olarak görmek doğru değil, bunlar bize zaman kaybettirir. Yine, demokrasi, sivil toplumun en güçlü olduğu rejimin adıdır. İleri demokrasilerde, gelişmiş demokrasilerde sivil toplum son derece güçlüdür. Sivil toplum iknaya dayanır, sivil toplum uzlaşmaya 53
| | dayanır. Sivil toplum karşısında devlet vardır, devletin güçleri vardır. Devletin gücünü hissettirmeye kalkıştığı yerde yani daha doğrusu sivil toplumu dikkate almadığı yerde demokrasi zayıflar. Biz, buradaki görüşmelerde sadece kendi siyasal tabanımızı, bizim partilerimize oy veren, kendi siyasi partilerimize oy veren vatandaşlarımızı değil, bütün toplumu ikna etmenin çabası içinde olmalıyız veya toplumun çok geniş bir kesimini ikna etmenin çabası içinde olmalıyız. Vatandaşlarımız bizi izliyor, başarmamız gereken, yapmamız gereken budur. Bunu yaparsak demokrasi kazanır, Türkiye kazanır. Aksi takdirde belki çok sınırlı kesimler bu tartışmalardan, bu tip görüşmelerden mutlu olabilir ama toplumun çok büyük bir kısmının bu tip tartışmalardan mutlu olmadığını düşünüyorum. Umuyorum ki Türkiye Büyük Millet Meclisi bunu başaracaktır, bunu başaracak kadrolar buradadır. Bütün milletvekillerimiz milletin oylarıyla buraya gelmiştir, milletin temsilcileridir. Hiçbir temsilcinin, hiçbir milletvekilinin diğerine kıyasla bir üstünlüğü yoktur, hepimiz vatandaşı temsil ediyoruz. Vatandaşımız da bizi izliyor, biz de vatandaşlarımızı burada ikna etmek zorundayız. Ne kadar ikna edersek demokrasiyi o kadar daha ileriye taşımış oluruz. Ben bu düşüncelerimi ifade ederek sözlerimi sonlandırıyorum. Hepinizi saygıyla sunuyorum. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Hamzaçebi. Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili. Buyurun Sayın Şandır. (MHP sıralarından alkışlar) MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Teşekkür ederim Değerli Başkan. Değerli milletvekilleri, gerçekten biraz önce burada hoş olmayan, kabul edilemez, bize yakışmaz, ülkemize yakışmaz olaylar yaşandı. Bu olayları yok saymak doğru değil. Bu olayların tedbir alınmazsa geleceğini öngörmek lazım. Ayrıca, burada biz kavga yaparsak sokağın ne duruma geleceğini de bilmemiz gerekir. Bir seçim öncesinde bu milleti germemek ve milletin duygularını dikkate almak gerekiyor. Onun için biraz önce yaşanan olaylar bizim açımızdan kabul edilemez olaylardır, asla tasvip edilemez olaylardır. Değerli milletvekilleri, arkadaşlarımın da ifade ettiği gibi, eğer biz birlikte bir görev yapıyorsak, birlikte bir iş yapıyorsak ortak zeminimizi güçlendirmemiz lazım. Farklılıklarımız olabilir, duygularımız, düşüncelerimiz, siyasetimiz, heveslerimiz, hesaplarımız farklı olacaktır ama eğer birlikte bir görev yapıyorsak bu görevin sorumluluğunda ortak paydalarımızı güçlendirmemiz lazım. Öncelikle, medeni insanlar olarak birbirimize karşı saygılı olmak mecburiyetindeyiz, sevgi mecburi değil ama saygı bir mecburiyet olmalı, hoşgörü, tahammül ve gerçekten birbirimizi de iyi anlamamız lazım, birbirimize bağırarak çağırarak bir yere varılamadığını anlayacak kapasitede olmamız lazım. Dolayısıyla bundan sonraki çalışmalarda her arkadaşımızın halkımız adına, milletimiz adına burada davranışlarımıza çok dikkat etmemiz gerekiyor. Bir diğer husus da değerli arkadaşlar, Türkiye bir hukuk devletidir. Ne kadar farklı hesaplarımız, hayallerimiz olursa olsun bizi bağlayan husus hukukun üstünlüğüdür. Hukukçu kimlikleriyle arkadaşlarımız bu hukukun üstünlüğü konusunda, bu Anayasa'nın belirleyici, tanımlayıcı hükümlerine uymazlarsa ve bunu zorlarlarsa bunun topluma çarpan etkisiyle yansıması ülkemizi felakete götürür. Biz burada biziz, bunu iyi anlamak lazım değerli arkadaşlar; biziz, biz siz yok. Eğer farklılıklarımızı kimlikleştirerek bu kimliklerin kavgasına düşersek, bu ülkeyi cam kırığı yığını hâline getiririz. Buna hakkımız yok. Burada hepimiz, bu topraklarda yaşayan halkın adına görev yapıyoruz ve hepimiz biriz. Kendimizi bir ayrı yere koyarak karşımızdakileri suçlamak, onlara saldırmak bence doğru değil, doğru olmamıştır. Bunun hiç kimseye faydası yok, buna hakkımız da yok değerli arkadaşlar. Bu sebeple biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Sayın Başkan, bitirmeme lütfen müsaade edin. BAŞKAN - Buyurun Sayın Şandır. MEHMET ŞANDIR (Devamla) - ...kendimizi bu milletin birliğinin teminatı görüyoruz, milliyetçiliğimizin gereği bu. Bu topraklarda yaşayan halkı tüm farklılıklarıyla kucaklayabiliyorsak biz hem hukuktan kaynaklanan hem insan olmanın sorumluluğunda görevimizi yapıyoruz demektir. Farklılıklarımızı kimlikleştirerek, bu kimliklerin sorunlarını çözmek için politikalar, söylemler geliştirmenin sonucunun nereye varacağını öngörmek mecburiyetindeyiz. Siyasetçi ve devlet adamı geleceği öngörmek mecburiyetinde. Geleceği öngörmeden atılan adımların ülkeye neye mal olacağını geçmişte yaşadık. Onun için herkesi sorumluluk anlayışıyla, sorumluluk ahlakı içerisinde sağduyulu davranmaya davet ediyoruz ve Meclis Başkanının bu konuda İç Tüzük hassasiyetini ben takdirle karşılıyorum, buna da herkesin saygı göstermesini istirham ediyorum. Hepinize saygılar sunarım. (MHP, AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Şandır. 54
| | Ayla Akat Ata, Batman Milletvekili. Buyurun Sayın Ata. AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, akşam saatlerinde bizler için de televizyonları başında bizleri izleyen halkımız için de hoş olmayan bir tabloyla karşı karşıya kaldık. Ancak dört yıla yakın bir zamandır bu Parlamento çatısı altındayız. Defalarca kez Başkanlık Divanının ayrımcı politikalarıyla karşı karşıya kaldık ve bugün de bir benzerini yaşadık. Sonuç itibarıyla yaşananların, bugüne kadar yaşananların getirmiş olduğu nokta bizi, bunun patlaması oldu ama kendimizi yaşananlardan sorumlu görerek burada başta halkımıza ve bizi izleyen tüm vatandaşlarımıza bir öz eleştiri vermemiz gerektiğini düşünüyoruz. Bu öz eleştiri bugünün öz eleştirisi, bugün yaşananların öz eleştirisi değildir. Bu öz eleştiri üç buçuk yıldır bu Parlamento çatısı altında olup hâlâ bu Parlamento çatısı altında ayrımcı politikalara, ayrımcı tutum ve davranışlara karşı bir tutum geliştiremememiz ve hâlâ bu uygulamalarla karşı karşıya kalıyor olmamızdan kaynaklıdır. Değerli milletvekilleri, bizler talihsizlik olarak nitelendirebileceğimiz bir açıklamayla karşı karşıya kaldık. Bu Parlamento çatısı altında bütün grup başkan vekilleri hem aidiyetleri olan siyasi partiler için hem de bir bütün toplumumuzun, Türkiye toplumunun tamamı için bir sorumluluk altındadırlar. Bu Parlamento çatısı altında bir grup başkan vekilinin diğer bir parti grubunu itham altında bırakacak, bir çocuğun diğer çocuğa söylemeyeceği hakarete varan birtakım söylemleri ifade etmesini, asla ama asla doğru bulmuyoruz. Kimliklerin ön plana çıkmasını istemezdik, ama biz Kürt olduğumuz için yok sayıldık, Kürt olduğumuz için haklarımız yok sayıldık, Kürt olduğumuz için bu ülkede eşit, özgür vatandaş olamadık…(AK PARTİ sıralarından gürültüler) BAŞKAN - Lütfen sayın milletvekilleri… AYLA AKAT ATA (Devamla) - …o yüzden bu kimliğimiz ön plana çıktı. Yoksa amacımız kimliğimizi her gün burada ifade etmek, bunun üzerinden politika yapmak değildi, ama bu ülkede seçilmiş olmanın bir sorumluluğundan kaynaklı, bu kürsüye her çıktığımızda bu ülkenin belki büyük bir çoğunluğunun haberi olmayan birçok konuya değindik, aksi hâlde BDP çatısı altında değil, diğer siyasi parti grupları çatısı altında siyaset yapıyor olurduk. Farklı düşünüyoruz, farklı bir yerden siyasete, farklı bir yerden ülkenin bütünlüğüne ve birliğine yaklaşıyoruz. Ülkenin birliği ve bütünlüğü bizim için de önemlidir, bugüne kadar yaşanan her şeye ve büyük acılara rağmen, hâlâ ortak vatanda eşit, özgür, birliktelikten yanayız, bunun için de mücadele ediyoruz, bunun için, bunu istediğimiz için hâlâ bedel ödüyoruz ve Türkiye toplumu bundan habersiz. Bu Parlamento çatısı altında yaşayan, faaliyet yürüten, siyaset yapan milletvekillerinin buna tahammülsüzlüğü esasında topluma da yansıyor ve toplumda yansımasını farklı buluyor. Bu kürsüde bize konuşma hakkını sizler vermediniz, kürsünün dokunulmazlığı var, farklı düşüncelerimizi bu kürsüde ifade edeceğiz… (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) AYLA AKAT ATA (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım. BAŞKAN - Buyurun Sayın Ata. AYLA AKAT ATA (Devamla) - …bu kürsüde bizi buraya taşıyan siyasal gerekçeleri ifade edeceğiz ve bunu savunacağız, bundan sonra da bu akşam yaşananlara meyil vermeyecek bir tablonun içerisinde olmak istiyoruz. Belki yasama döneminin sonundayız, ama herkesi sorumlu davranmaya davet ediyoruz. Bu sorumluluğu Barış ve Demokrasi Partisi Grubu olarak bizler göstereceğiz. Tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Ata. |
| |
Yorumlar
Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...
|
Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )
|
|
|
|
|
|