|
Daha öncede bir yazımda belirtmiştim:İnsan iki şeyi çok iyi bilmelidir. Birincisi; ne bildiğini bilmelidir. İkincisi; haddini bilmelidir. Zaten bu iki kavram da, yumurta tavuk ilişkisi gibi girift kavramlardır. Ne bildiğini bilmeyen veya doğruluğu olmayan bir olguya hayal kurarak ve daha da ileri giderek öyle olmasını istediği için inanan insancıklar hadlerini de bilmezler. Gölge oyununun en gözde ismi Hacivat’ın, bu konuda güzel bir tekerlemesi vardır: “sen seni bil sen seni, sen seni bilmezsen patlatırlar enseni.” Ama bu “şark bülbüllerinin” enseleri o kadar kalın ki, vur vur elimiz patladı ama onların ensesi kızarmadı bile. Yunan filozofu Pratagaros’un, gerçeklik konusunda söylediği söz çok önemlidir. “Gerçeğin hiçbir kesin şekli yoktur. her gerçek insanın elindeki ölçülere bağlıdır.” Sait Aydoğmuş, 17.10.2005 tarihinde Kürtinfo adlı sitede yine elindeki ölçülere göre kendi gerçeklerini aktarmış. Tabii önemli olan elindeki gerçeklerdir. Sait Aydoğmuş denilen adamın elindeki ölçü nedir? Ben söyleyeyim; Kürt olduğunu söyleyebilme onurunu veren insana küfür edebilmek. Buna halk arasında “ yemek yediği kaba s…k denir.” Daha da ileri gidelim; bir insan başka birine ajan diyebiliyorsa: 1- İftira atıyordur. 2- kendisi de ajan olduğundan biliyordur. Üçüncü bir şık yoktur. şimdi bu Sait Aydoğmuş denilen kıt beyinliyi hiçbir ajan örgütlenmesi bile içine almayacağına göre; yani bu derece bilgilendirilmeyeceğine göre, ancak onun boynuna tasma takıp havlattırırlar. Kısaca, doğru olan birinci şıktır. Kahır çekmiş Kürt kadınları asla dedikodu yapmaz. Ama bu Sait Aydoğmuş denen Nasname fırlatması, herhalde İstanbul veya başka bir metropolün kenar mahallelerinin kadınlarından öğrenmiş böyle dedikodu yapmayı. Sitemiz sadece Mustafa Kemal’i ve Abdullah Öcalan’ı savunma sitesi değildir. Biz onlarla beraber tarihin tüm aydınlık yüzlerini ve bütün devrimcilerini savunuyoruz. Bunu da açık açık, hiç kimseden bir şey beklemeksizin ve gururla yapıyoruz. Sen Sait Aydoğmuş, kimi, neden ve niçin savunuyorsun, o bile belli değil. Takiye yapanlar bile bunu bir tutarlılık içinde yapıyorlar. Ama sen neyi, niçin savunma bilincine ulaşamadığından kendi kendine yalanlayarak gidiyorsun. Bir şeye karar ver; hem Apo tecritte diyorsun, hem de telefonla görüşebiliyor diyorsun. Ama ben gazeteden okuyorum; 57 gündür görüşen yok, haber alan da yok. Genelkurmaya yakın bir çok kişi bile “Apo öldürülebilir” diye ortalığa düşerken, sen bunları nereden biliyorsun. “Zırt damarı” dediğin “Kürt damarı”dır. Yani inandığın bir şeyi inatla ölümüne savunmaktır. Ama senin gibi “Zırtolar” bu damarı kaybettiklerinden ancak böyle “zortlamalar” yapabilirler. Zortlamada nereden çıkar herkes bilir.Apo’nun Avukatlarına bile takiye yapmamaları konusunda sinirlendiğini sen söylemişsin. Evet ne kadar ezilirlerse ezilsinler büyük insanlar asla küçük çıkarlar için yalan söylemezler. Sarp Kuray da böyledir. (Ama sen bunlara çok yabancısındır!) Zaten Abdullah Öcalan’ın Sarp Kuray’ı işaret etmesi salt dostane bir tavır değildir, O da iyi biliyor ki hiçbir baskı Sarp Kuray’ı bükemez ve yanlışa sevk edemez. Ama sen utanmadan bu insanlara “Ajan” diyorsun. Sarp Kuray veya Ali Kemal Özcan Ajan olsalardı Abdullah Öcalanı değil seni savunurlardı. Hatta Sarp Kuray şu anda Amiral olurdu ve emin ol ki sen bu lafları söyleyemezdin, zira ajan ağabeylerin senin dilini keserlerdi. Sarp Kuray sana “Deyus-u Ekber “demiş ama az demiş, hatta bu lafla deyuslara hakaret etmiş! Şimdi Sait Aydoğmuş’a sormak istiyorum: Bu kin ve nefretin sebebi nedir? Ali Kemal Özcan ve Sarp Kuray’ın kişiliğinde “yeniyol” sitesi ile alıp veremediğin nedir? Eğer ciğerin yetiyorsa açık açık söyle. Türk ve Kürt halklarının kardeşliğini savunduğunuz için , Mustafa Kemal’i , Abdullah Öcalan’ı ve tarihin tüm aydınlık yüzlerini savunduğunuz için sizden nefret ediyorum de! Çünkü senin niyetin aynı Türk egemenleri gibi yüzyıllardır iç içe yaşayan bu kardeş halkları birbirine kırdırmaktır. Ama bu topraklarda buna müsaade etmeyecek bizim gibi milyonlar var, zaten halkta bunu anlamış ve size kırmızı kartını göstererek “fısname çukuruna” yollamıştır. Ama siz hala haddinizi bilmiyorsunuz. |