left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow Süvari arrow KİTABINA UYDURMA...Giriş..
Wednesday, 23 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
KİTABINA UYDURMA...Giriş.. Yazdır E-posta
Yazar SÜVARİ   
Monday, 24 January 2011
Söz konusu hareket yasası, son kertede, belirleyici olanın iktisadi etmen –üretim ilişkileri- olduğunu vurgulamaktadır.Başlangıçta belirtmeye çalıştığımız, bir siyasal-hukuksal belirişin döneminin sosyoekonomikdinamiklerinden ve arkasına aldığı tarihsel serüvenden bağımsız ele alınamayacağı yargısı, kanımızca, söz konusu belge Sened-i İttifak olduğunda, kendini tüm açıklığı ve ağırlığıyla hissettirmektedir

ÖNÜMÜZDE  YENİ ANAYASA OLUŞUM TARTIŞMALARI VAR. EVVELCE VURGULADIĞIMIZ BU KONUYU İÇEREN KİTAP ÇALIŞMAMIZ DEVAM ETMEKTEDİR. KİTAP ÇALIŞMASINDA BAZI KAYNAKLARIMIZI BİLGİ PAYLAŞIMINA AÇIYORUZ. AMAÇ BERABER DÜŞÜNÜP-ARAŞTIRMAK  HEP BERABER KİTABI YAZMAK..

UĞUR KARA'NIN 34 SAYFALIK SENED İ İTTİFAK ÇALIŞMASINI PAYLAŞIMA SUNUYORUZ. BU KONUDA GÖRÜŞLERİNİZİ BEKLİYORUZ.

ÖMER GÜRCAN-KEMAL GÜLTEKİN

GİRİŞ

Bir siyasal-hukuksal belgenin taşıdığı anlam, güttüğü amaç, kendi niyetinden bağımsız olarak yarattığı etki ve doğurduğu sonuçların belirlenmesi ve kavranması, o belgenin bağrında belirdiği toplumsal dokunun gerek hâlihazırdaki sosyo-ekonomik yapısının gerekse tarihsel arka planının belirleyici değişkenleriyle ortaya konması ve irdelenmesiyle mümkündür. Bu yargımız toplumların ilerleyişine egemen olan bir hareket yasasından kaynaklanmaktadır; söz konusu yasa, şu özlü ifadelerle verilebilir: “Tarihte, egemen etken, sonunda, maddi yaşamın üretimi ve yeniden üretimidir.”; veya aynı anlama gelmek üzere, “bireylerin yaşamlarını ortaya koyuş biçimi, onların ne olduklarını çok kesin olarak yansıtır. Şu halde, onların ne oldukları, üretimleriyle, ne ürettikleriyle olduğu kadar, nasıl ürettikleriyle de örtüşür. Demek ki, bireylerin ne oldukları, üretimlerinin maddi koşullarına bağlıdır.” Belirtmek gerekir ki, bu vurgular, toplumun maddi üretici güçlerinin belirli bir gelişme derecesine tekabül eden üretim ilişkilerinin –altyapının- üzerinde yükselen siyaset, hukuk, din, devlet vs. gibi üstyapı kurumlarının hiçbir belirleyiciliğe sahip olmadığı şeklindeki bir önermeye tahvil edilemez. Belirleyiciliğin yönü tek yönlü olmayıp, belli bir andan sonra üstyapı kurumları hem altyapıyı etkileme hem de bir bütün olarak toplumsal olguları biçimleme kapasite ve yeteneğine sahiptir.

Söz konusu hareket yasası, son kertede, belirleyici olanın iktisadi etmen –üretim ilişkileri- olduğunu vurgulamaktadır.

Başlangıçta belirtmeye çalıştığımız, bir siyasal-hukuksal belirişin döneminin sosyoekonomik

dinamiklerinden ve arkasına aldığı tarihsel serüvenden bağımsız ele alınamayacağı yargısı, kanımızca, söz konusu belge Sened-i İttifak olduğunda, kendini tüm açıklığı ve ağırlığıyla hissettirmektedir. Bir yaklaşımın “ilk amme hukuku kaidesi ve hukuk Devletine doğru gidiş”, diğer bir yaklaşımın “bir utanç belgesi” olarak gördüğü ve Osmanlı-Türk anayasal gelişmeleri bakımından taşıdığı anlam kadar Osmanlı sosyoekonomik yapısının serüveninin nereye vardığını göstermesi bakımından da önemli olan bu belgeyi doğuran iklim, merkez karşısında merkezkaç güçlerin (âyanların) kayda değer bir iktidar odağı olarak belirdiği yeni bir statükoyu ifade etmektedir; şu halde, klasik döneminde saray, seyfiye, ulema –yönetenler- ile reaya –yönetilenler- şeklindeki Osmanlı sınıflar denklemine XIX. yüzyıl başında varlığını merkeze, çok vurgulu bir şekilde, resmen tescil ettirebilmiş yeni bir özne olarak âyanlar dahil olmuş görünmektedir; öyleyse, Sened-i İttifak’ın doğru bir çözümlemesinin ön koşulunu, âyanlık kurumunun ve merkez ile merkezkaç güçlerin ilişkilerinin belirlenmesi oluşturmaktadır. Âyanlığın ne gibi bir tarihsel mecrada hangi dinamiklerin ürünü olduğunun kavranması çabalarının, kaçınılmaz bir uğrak noktası olarak, Osmanlı sosyo-ekonomik yapısının niteliğinin ve başlangıçtan XIX. yüzyıl başına kadar nasıl bir değişim süreci izlediğinin saptanması görevini dayatacağı açıktır.

Osmanlı sosyal formasyonu (biçimlenmesi) neydi ve hangi soyut, genel üretim tarzı modeline

uygunluk göstermekteydi? Bu sorunun bizi, en azından klasik dönem denebilecek XIV. ve XV. yüzyıllar için ‘Asya tipi üretim tarzı’na götürdüğü kanısındayız. Osmanlı toprak sisteminin bozulduğu XVI. yüzyıla kadarki dönemi kapsayan bu modelin, etki ve sonuçları bakımından Osmanlı Devleti’nin akıbeti üzerinde belirleyici olduğu da açıktır. Söz konusu modelin, XIX. yüzyıla gelindiğinde feodalizmin çoktan tarih sahnesini terk edip ticaret sermayesinin sanayi sermayesine dönüştüğü ve kapitalizmin kelimenin gerçek anlamında sahneye çıktığı bir Batı Avrupa panoramasına karşılık, aynı dönemde Osmanlı Devleti’nde yerel güçlerin bir iktidar odağı olarak henüz yeni boy vermesindeki açıklayıcılık payı, kavrama konumuz açısından ayrı bir önem kazandırmaktadır.

Öncelikle,çalışmamızda ayırdığımız yer elverdiği ölçüde, soyut ve genel model olarak Asya tipi üretim tarzı anlatılmaya, sonra ise somut bir gerçeklik olarak Osmanlı sosyo-ekonomik yapısının bu modele uygunluğu tartışılmaya çalışılacaktır.

SENED İ İTTİFAK -UĞUR KARA 2002

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: KİTABINA UYDURMA...Giriş.. ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right