left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow P - Z arrow Rahmi Yıldırım arrow KANUNİ'DEN SÜLÜMAN'A
Wednesday, 23 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
KANUNİ'DEN SÜLÜMAN'A Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Thursday, 20 January 2011

Televizyon dizisi Muhteşem Yüzyıl, fragmanıyla bile medya dünyasında fenomen haline geldi.
Dizinin konusu, Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman.
Türk-İslam sentezcisi yazarların “Osmanlı dudaktan öpüşmezdi”, “Harem o devrin Harward’ı” gibisinden sefilane itirazları bir yana; dizide elbette eleştirilmesi gereken yanlışlıklar var. İşini ciddiye alan, söz konusu dönemi yeterince araştırmış, konuya hâkim bir yapımcının ve ekibin düşmemesi gereken yanlışlıklar. Kimi oyuncuların rolleri üzerlerine oturmamış, kimilerinin rol yetenekleri zayıf, örneğin bir Spartacus filmindeki gibi gerçeklik hissi veremiyor. Dekor ve kostümler de öyle. Kimi diyaloglar tarihi gerçeklerle uyuşmuyor, ilkokul müsameresi yavanlığında kalıyor…
Belli ki amaç Osmanlı’nın “muhteşem” dönemine ayna tutmak değil, seyirciyi Osmanlı sarayının haremine sokmak, ilgiyi ve dikkati Kanuni-Hürrem aşkına çekmek, bu yolla zahmetsizce, en az masrafla yüksek reyting ve reklam geliri elde etmek. Piyasalaştırılmış medya sektöründe aksi, eşyanın doğasına aykırı olur.
Sadece piyasa işi televizyon dizisi olarak kalsa, bunlar söylenir geçilir. Yapımcı ciddiye alır almaz, kendi tercihine kalmış. Tepki olarak en fazla seyredilmez, yapımcı bulduğu seyirciyle yetinir.
Ama öyle olmadı. Atatürk belgeseli Mustafa gibi televizyon dizisi Muhteşem Yüzyıl da, ulusal soruna dönüştü. Bir farkla ki, Kanuni delisi Osmanlıcılar, Atatürkçüler kadar sabırlı çıkmadılar.

***
 
Kanuni Sülümanlaşınca
Can Dündar Atatürk’ü Mustafalaştırınca kırpık ve sarkık bıyıklarının altından gülen İslamcılar ve milliyetçiler, yapımcı Timur Savcı ve senarist Meral Okay Kanuni’yi Sülümanlaştırınca ortalığı birbirine kattılar.
Osmanlı hülyasıyla kafaları dumanlı yeniçeri giysili kalabalıklar mehteran eşliğinde diziyi protesto ediyorlar. “Bizansın çocukları, Osmanlının torunlarından rahatsız”, “Osmanlıya uzanan eller kırılsın” yazılı dövizler taşıyorlar, slogan atıyorlar.
Kalabalıkların kanaat önderi belledikleri entelektüeller ve köşe yazarları da ciddi ciddi, (üstelik birçoğu filmi izlemeden, izlemediğini de belirterek), “Yükselen yeni Osmanlıyı porno ile itibarsızlaştırmak” için dizinin çekildiğini yazıyorlar.
Kalabalıkların siyasi önderlerinden Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç  “Şikâyetler dikkate alınacak, gereken yapılacak.” dedi. 
Radyo Televizyon Üst Kurulu RTÜK de üzerine düşeni yaptı; “tarihe mal olmuş bir şahsiyetin mahremiyeti konusunda gerekli hassasiyeti göstermeyerek toplumun milli ve manevi değerlerine, Türk aile yapısına ters düştüğü” gerekçesiyle uyarı cezası verdi.
RTÜK Osmanlı’daki harem hayatını mı Türk aile yapısına, milli ve manevi değerlere aykırı buldu, anlaşılamadı! Ancak, RTÜK Başkanı Davut Dursun, “Osmanlı padişahlarının başarıları ve onları sahiplenmemiz konusunda bir hassasiyetimiz var. Ona uygun düşmediğini varsaydığımız herhangi bir şey gördüğümüzde tepki gösteriyoruz.” diye ekledi.
Dizi yapımcısını ellerine geçirseler Osmanlı dönemindeki gibi parçalamakta tereddüt etmeyecek kalabalıklar, siyaset ve kanaat önderleri, ortak bir itirazı seslendiriyorlar: Dizi Osmanlı’yla alakasız, uydurma, hayal mahsulü, kurgusal. Cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman hareme sıkıştırılmış, sefahat düşkünü gösteriliyor, onun şahsında tüm Osmanlı padişahları, ecdadımız, şanlı tarihimiz aşağılanıyor, itibarsızlaştırılıyor…
Şimdilik uyarı cezası verilen dizide Osmanlı’ya ve Kanuni’ye uygun görülmeyen, uydurma denilen acaba ne? Harem hayatı mı? Temsili Kanuni’nin temsili Hürrem’le sevişmesi mi? Öyle ise, sağcı muhafazakâr kalabalıkların ve kalem erbabının Tahrim Suresi’nden haberleri var mı? Dizide sıra Kanuni’nin öz oğlu Mustafa’yı cellâtlara boğdurmasının, öz oğlu Bayezit’i ve torunlarını İran şahına katlettirmesinin temsiline gelebilirse, bu kez “uydurma” denilerek yayın durdurma cezası mı verilecek. RTÜK böyle bir cezaya hükmederken kalabalıkları kim sakinleştirecek?
 
***
 
Hangi Kanuni Hangi Osmanlı?
Tepkilerin nerede duracağını, ekrandaki kurgu ile gerçek hayatı ayırt etmedeki olumsuz sicili tescilli kalabalıkların daha neler yapacaklarını kestirmek çok zor.
Kalabalıklar ve kanaat önderleri durduk yerde tepki göstermiyorlar. Tepkililer, çünkü ne yazık, halkımızın dörtte üçünden fazlası sağcı, muhafazakâr ve dindar. Muhafazakâr ve dindar kesimin eğitimsiz çoğunluğu, bir padişah özel hayatı öne çıkarılarak resmedildiğinde şaşırıp şok geçirecek, ecdadına küfredilmiş gibi zıvanadan çıkacak derecede tarih bilgisinden ve bilincinden yoksun. Tarih bilgisi ve bilinci absürd Tarkan, Kara Murat, Malkoçoğlu, Battal Gazi filmlerinde gördüklerinden ibaret. Dahası, “şanlı ecdadımız” diye bağırmalarına karşılık, kendi soy ağaçlarını üç göbek ötesine götüremeyecek kadar da köksüzler. Bunca köksüzlüğe karşın, Kanuni, Mohaç’ta her taraftan üç beş kâfir kellesi devşiren mücahit kumandan ve gazi olarak resmedilse, kendilerinden geçecekleri, Hürrem’li sahneleri “Helal olsun cihan padişahına!” diye alkışlayacakları muhakkak. Çünkü, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki tıknefes aydınlanma, ne ideolojide ne de sosyal hayatta Osmanlıdan kopuşu sağlamaya yetmedi. Halkın en az dörtte üçü, padişahları evliya gibi görüyor, ecdadın “şanlı” tarihiyle avunuyor, o tarihi bizzat yaşamışcasına övünüyor, gurur duyuyor. Cemaatten cemiyete, kuldan bireye terfi edemediği, güven dolu bir gelecek umudu taşımadığı için de geçmişte yaşıyor, bugünün kavgasını da tarih üzerinden veriyor.
Her gün bir yerde toplanan kalabalıklara “şanlı” zannettikleri tarihin aslında sınıf savaşımlarının tarihi olduğunu anlatmak neye yarar?
Mesela, ihtişamıyla gururlandıkları Osmanlı’nın da bir egemen sınıf devleti olduğunu,
Padişahın temsil ettiği egemen sınıf blokunun seyfiye, ilmiye, kalemiye ve mülkiye gibi zümrelerden oluştuğunu,
Egemen sınıf blokunun toprağa bağlı reayanın sömürülmesiyle, savaş ve ganimet geliriyle, gayrimüslim halklardan alınan haraç ve cizye ile beslendiğini,
Merkezi otorite zayıfladıkça iratçı devlet beylerinin derebeyleştiklerini,
Ta kuruluştan itibaren ağır vergiler ve zulümden bunalan halkın fırsat buldukça isyan ettiğini,
“Şanlı” Osmanlı padişahlarının cephede düşman kanından çok halk ayaklanmalarını bastırırken kan döktüklerini,
Bütün bunları ve daha fazlasını anlatmak neye yarar?
Muhteşem Yüzyıl dizisinin adalet ve kanun adamı diye tanıttığı Kanuni döneminde de isyanlar eksik olmamıştı. Geçmişi sınıf mücadelesi açısından değil, “şanlı tarih” penceresinden görenlerin eserlerinde de kayıtlıdır. Mesela, Türkçülüğünden milliyetçiliğinden asla kuşku duyulmayacak Yılmaz Öztuna bile 12 ciltlik eserinde Kanuni dönemini anlatırken, “Bu isyanların çoğu, devlet memurlarının zulüm ve haksızlıklarından çıkmış, sonradan gayrimemnunlar ve şüpheli niyet besleyenler de ilk nüvenin etrafına toplanmıştır.” diye belirtir. (Türkiye Tarihi, C: 6, s: 173)
Kanuni döneminde Osmanlı zulmüne isyan edenlerden biri de Bozok Sancağı’nda, yani Yozgat’ta ayaklanan Baba Zunnûn idi. Yozgat’ı ele geçiren Baba Zunnûn, üzerine gönderilen birçok Osmanlı paşasını bozguna uğrattı, 1526 yılında Kayseri, Karaman, Sıvas ve Maraş’ı da ele geçirdi. Prof. Dr. Faruk Sümer’in yazdığına göre, “Mohaç Savaşı’nın yapıldığı gün, Anadolu’da kan gövdeyi götürüyordu.” (Oğuzlar Türkmenler, s. 172)
Köylü ayaklanmasının gücü ve ömrü, önderin ömrüyle sınırlıydı. Bir çarpışmada Baba Zunnûn öldürülünce isyancılar dağıldı. Ancak çok geçmeden Sıvas’ta yeniden toparlandılar. Bu kez başlarında Kalender Çelebi vardı. “Kalender, Hacı Bektaş Veli’nin torunlarındandı ve etrafına 30 bin kişi toplamıştı.” (Yılmaz Öztuna, Türkiye Tarihi, C: 6, s. 174)
Köylülerin ayaklanmasına dirlikleri ellerinden alınan Türkmen sipahileri de katılmıştı. Osmanlı’nın o güne kadar karşılaştığı en ciddi ayaklanmaydı. Kanuni’nin şehzadeliğinde arkadaşı, padişahlığında sadrazamı ve eniştesi devşirme İbrahim Paşa isyanı bastırmakla görevlendirildi. Osmanlı’da oyun çoktu. Dirliklerinin geri verileceğine kanan sipahiler Kalender Çelebi’yi terk ettiler. Elbistan’da 1527 yılında yapılan çarpışmada Kalender Çelebi öldürülünce isyan sona erdi.
Bedreddiniler gibi Kalenderiler de bastırılsalar da Osmanlı’da isyanların sonu gelmedi. Sadece halkın kanı dökülmedi, sarayda iktidar mücadelesinde de çokça kan döküldü. Hatta 36 Osmanlı padişahından 6’sı iktidar mücadelesinde bir sonraki padişahın fermanı ve şeyhülislamın fetvasıyla idam edildi. Padişah Genç Osman öldürülmeden önce bir de ırzına geçildi, “Padişahını seven millet” deyimi bu olay üzerine telaffuz edilip toplumsal belleğe kaydedildi. Muhteşem Yüzyıl dizisinin kanun ve adalet adamı olarak betimlediği Kanuni de, saltanatın elden gideceği korkusuyla öz oğulları Mustafa’yı ve Bayezit’i katlettirdi. Osmanlı’da sadrazam, yani başbakan katliamı İstanbul’un fethinden sonra başladı. Meşrutiyet’e kadar geçen sürede, aralarında Kalenderileri bastıran İbrahim Paşa’nın da bulunduğu 40 sadrazamın boynu vuruldu.
Cumhuriyet döneminde bir başbakan asıldı diye ağlaşan, şu günlerde Muhteşem Yüzyıl dizisine tepkili kalabalıkların ve sağcı kanaat önderlerinin onlarca sadrazam ve padişah kellesinin koparıldığı kanlı bir devri “şanlı” belleyip yüceltmeleri, özlem duymaları ne tuhaf değil mi?
Sözü ve yazıyı uzatmaya gerek yok.
Kanuni ve Osmanlı, ticari amaçlı Muhteşem Yüzyıl’da kurgulandığından ibaret değil.
Hangi pencereden bakıldığına göre, birden fazla Kanuni ve Osmanlı var.
Tarih, şanlı cihangir, şair ve dindar imparatorun yanı sıra ezilen sınıfların ve halkların düşmanı kanlı bir imparatordan da söz ediyor.
Hangisinin görüleceği, biraz da dünün ve bugünün sınıf mücadelesiyle ilgili.
Umulur ki, Kanuni Sülümanlaşınca ayağa kalkan kalabalıklar, gerçekten kendi sınıfsal çıkarları için de, hiç değilse özelleştirme yağmasının mağduru işçiler için de, Tuzla Tersanesi’nde ölümüne çalıştırılan emekçiler için de, Dilovası’nda biriken sermayenin sanayi atıkları yüzünden patır patır ölen insanlar için de ayağa kalkarlar.
Rahmi Yıldırım
18 Ocak 2011

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar
Yazını beğenerek okudum. Teşhislerin gayet yerinde, tam bir devrimci yorumu olmuş. Temennilerin benimde temennilerimdir ama bu konuda benim hiç ümidim yok. Dizinin ileriki safhalarında Osmanlının diğer yüzünün gösterileceğine hiç ihtimal vermiyorum. Yönetmen ve yapımcı biraz gerçeklere yönelince gördüğünüz gibi ortalık ayağa kalktı. Bu arkadaşlara bir destur çekildi. Haliyle düşündüklerini bile dizide işleyemiyecekler. Kanuniyi hacca bile gönderirlerse hiç şaşmıyacağım. Hürrem'i tesettüre soktular bile. Şow Tv önünde toplanan protostocu güruha verilen sözler hiç hoş değildi. Mustafa nın boğdurulmasını nasıl işleyecekler çok merak ediyorum.
Birileri çıkıp gerçekçi bir Kanuni dizisi çekse hiç göstertmiyecekler demekki. Dostça kalasın. Rahmi kardeşim.
Gönderen Fahrettin Karayel on Thursday, 10 February 2011 at 5:50


 1 
Sayfa 1 / 1 ( 1 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: KANUNİ'DEN SÜLÜMAN'A ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right