left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Monday, 06 February 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Gün Korkaklık Ve Ürkeklik Günü Değildir Yazdır E-posta
Yazar Mecit Öztekin   
Saturday, 17 September 2005

ImageSitemiz başından itibaren, yayın politikasını oluştururken; Kürt hareketine yaklaşımı hiçbir oportünizme yer vermeyen ve hiçbir saldırıdan yılmayan, Halkların Kardeşliğini temel almıştır. Bu politika oluşturulurken bir yanıyla Türkiye devrimci hareketinin birikimleri, diğer yandan demokratik Kürt hareketinin önderi Abdullah Öcalan temel alınmıştır. Bu çizgi özellikle Türk solu ve Kürt milliyetçilerinden neredeyse hakarete varan eleştiriler aldı. Özellikle Sarp Kuray’ın şahsında sitemize yapılan kimliksiz iletilerde ve başka sitelerde çıkan düzeysiz yazılarla bu hareketimiz, ısrar ve inatla gölgelenmek istendi. Çok geniş yelpazede uğradığımız, gizli ve açık, ihanet ve saldırılar topluma bakıldığında dışlanmış, küçük bir zümrenin emellerine hizmet eden paryaların oyunudur. Tüm ihanet ve saldırılar karşısında tavrımız hep net olmuştur; Sarp Kuray’ın yazısında belirttiği gibi “İtler ürüyecek, kervan yürüyecek” tir. İnancımızla yerleri titreterek yürüyen bizler için esas olan kendi yürüyüşümüzü değil, yarınlarımızı etkileyeceğini bildiğimiz Kürt hareketinin, içten ve dıştan yaşadığı ilkel milliyetçi ve emperyalist kuşatma altında nasıl yürüyeceğidir.

Bugün dışarıdan bakıldığında farklı noktalarda gibi görünen ama sonuç itibari ile Puzzle’nin birer parçası konumuna düşmüş olan hareketlere bir daha ve önemle dikkat çekmek istiyoruz. Eğer bu ölüm uykusundan uyanılmaz ise, karşılaşacağımız tehlikenin büyüklüğünün görülmesi gerekmektedir. Bir yanda günlerdir gazetelerin manşetlerinden düşmeyen, nereden beslendikleri ve güçlerini nereden aldıkları belli olmayan, lüks apartmanlarda kendilerine mesken tutabilecek kadar imkanlı, binlerce kitap ve dergi basabilen, bu güne kadar hiçbir eylemi olmayan ve hiçbir bedel ödememiş, kendilerine utanmadan Türkiye Devrimci Hareketinin yakın geçmişinde onurlu bir yeri olan “Türk Solu” dergisinin ismini çalan karanlık bir çevre, diğer yanda çok bölünmüşlük içinde olmasına karşılık hiç biri ile özdeşleşmeyen Apo’nun mirasına konmak için yarışan, özde ilkel milliyetçi, klasik Türk düşmanı, kardeşlik kavramında ulusal boyuttan ileri gitmeyen Kürt yapısı ile bunların yedeklediği, günün koşullarına göre her kesime dalkavukluk yapan ve sırtlarında hiçbir sorumluluk taşımayan ama yine klasik Türk düşmanı olan cilalı Marksistler bütünün parçaları olarak bir ibret tablosu misali karşımızda durmaktadırlar.

Bir taraf “Kürtlerle evlenme, kiraya ev verme veya onlardan ev tutma, kebap – lahmacun yeme, fazla doğur, Türk nüfusunu artır, Kürt dizisi izleme, Kürtçe müzik dinleme, Kürtçe müzik çalınan barlara gitme, Kürtçe konuşulan minibüslere binme, Kürt dükkanlarından alışveriş yapma” diyecek kadar faşist, ırkçı ve şoven söylemlerle akarken diğer taraf, Mustafa Kemal düşmanlığı, Şeyh Said ve diğer ilkel milliyetçi beylere hayranlık, emperyalizmin dükaları ABD ve AB’ye tam teslimiyet içinde olanlar, Abdullah Öcalan’a direk düşmanlık ve haince karalayanlar, Abdullah Öcalan’ı Kemalist ilan ederek gizli ve sinsi taban çalışmaları yapanlar ve onlarla kol kola vermiş Köroğlu’nu bile ermeni yiğidi yapabilen, çok parçalı ve ulusal kimliği olmayan toplumları asgari programları içine alan, buna rağmen devrimci demokrat olduklarını iddia eden cıvık Marksistler, hepsi bir arada aynı mecradan akarak Türk ve Kürt halklarının kardeşliğini emperyalizm değirmenlerinde öğütmek için su taşımaktadırlar.

Bu senfonik koronun maestroluğunu Bush, tenorluğunu AKP, baritonluğunu Talabani yapmaktadır. Avrupa Birliği ise kral locasından şakşakçıları coşturmaktadır. Bush bir yandan AB bir yandan bastırarak Kürt halkına Öcalan’sız siyaset konusunda iknacı olmaya çalışmaktadırlar. Emperyalizm kurtlarının bu semiz ineğin nereden ısırılacağı konusunda aralarında anlaştığı, çoban AKP’nin ise çomağının elinde olmadığı mazereti ile olaya müdahale etmek bir yana kurtlarla işbirliği yaptığı ortadadır. ABD aldığı tavizlerle ağız değiştirmiş ve bunlara güvenmeyin ikazına rağmen cebimde ABD kartı var ukalalığı yapanları iki dakikada satmıştır. AB – Türkiye karma parlamento komitesi eş başkanı Lagendijk daha da ileri gitmiş “Öcalan bitti, yeni liderlere ihtiyaç var” ve “Kürtler yeni bir dönem başladığını idrak etmiyorlar. Bu yeni dönemde PKK’ye ihtiyacımız yok” diyerek Kürt halkına mesajlar yollamaktadır. Ayrıca Lagendijk PKK’yi Kosova Kurtuluş Ordusu’na benzeterek suç örgütü statüsüne koymaktadır. Oysa Kosova’daki NATO varlığı bilindiği gibi bu örgütün yardımına koşmakla başlamıştır. Kosova’ya yerleşir yerleşmezde bu örgütü suç örgütü olarak ilan etmişlerdir. Şimdi aynı oyun PKK’yi Abdullah Öcalan’dan kopartarak yeniden sahnelenmek istenmektedir. Nedeni de çok basittir; Abdullah Öcalan’ı bölünme konusunda ikna edememişlerdir. Bu yüzden de Türkiye’ye teslim etmişlerdir. Emin olun ileride Türk halkına Kürtlerden ayrılınmadığı taktirde kendi klüplerine almayacaklarını dikte edeceklerdir. Bunun provasını daha şimdiden şehit cenazelerinde yaptırmaktadırlar. Bu provokatif eylemler git gide Kürt düşmanlığına doğru kaymaktadır.

Bu halkları daha ne kadar kandırabilirler. Bu borazancı medya daha ne kadar gündemi kaydırarak daha ne kadar Abdullah Öcalan’ı bebek katili olarak gösterebilirler. Gerçekler er ya da geç anlaşılmayacak mı? İşte bizim amacımız gerçeklerin biran önce Türk ve Kürt halkları ve aydınları tarafından anlaşılmasını sağlamaktır.

Bu gün seyirci olma vakti değildir. Bu mayası bozuk kesimin dersinin verilmesi Kürt – Türk kardeşliğine güç katar. Eğer özlenen bu kardeşlik ise herkesin ve her kesimin cesur olması ve bu gidişata dur demesi gerekir. Bu tarihi bir karardır. Tüm halkçılar ve milliciler aynı safta ordulaşmalıdır. Gün korkaklık ve ürkeklik günü değildir.

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Gün Korkaklık Ve Ürkeklik Günü Deği... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1909
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 4790169
Syndicate
 
left
Top! Top!
right