|
"
Bu çalışmanın odaklandığı üç politik lider, genel hatlarıyla solun kalıcılaşan, nesnelleşen kimlik özellikleriyle özdeşleşmiş isimlerdir. Mustafa Suphi yurtseverliğin, Şefik Hüsnü parti önceliğinin, Behice Boran sosyalizm vurgusunun maya tutmasında ihmal edilemez katkılarıyla anılmalıdırlar. Ancak buraya kadar... Mirasın özeti de aşağı yukarı budur. . Oysa bizde, geçmişten bir gelenek üretebilmek için, tarihle gelecek arasında ufuk açıcı, tamamlayıcı bir ilişki kurabilmek için, hatta sadece eskiden yaşanmış fragmanları sağlıklı bir kurguya yerleştirebilmek için bile, Nâzım gibi cam kırıklarında uçak hayal etmeye, Bedri Rahmi'nin çağrısındaki gibi en az üç dil bilmeye, Attila Jozsef'in dediği gibi yedi kişilik yaşamaya ihtiyaç var. " Türkiye Sol Tarihinde Yöntem ve Tartışmalar Yayınevi : YAZILAMA YAYINEVİ Yazar : AYDEMİR GÜLER AYDEMİR GÜLER adlı kişi kitabında gelenek'e böyle baktığını yazmış.. tekrarlıyalım ilgili " bilgili" kişi kitabını özetlemiş
1-MUSTAFA SUPHİ'NİN YURTSEVERLİĞİ 2-ŞEFİK HÜSNÜ'NÜN PARTİ ÖNCELİĞİ 3-BEHİCE BORAN'IN SOSYALİZM VURGUSU ANCAK BU KADAR DİYEREK BİTİRMİŞ ÖZETLEMİŞ GELENEĞİ GEÇMİŞİ.....GELENEK ADLI DERGİYİ ÇIKARAN KİŞİ. NEDEN "GELENEK" İSMİNİ NEDEN SEÇMİŞ. MİRAS SAHİBİ OLMAK İSTEMİŞ..AMA KENDİ TABİRİYLE HAZİNE BULAMAMIŞ GEÇMİŞTE.. "EĞER SOLUN, TARİHİN AKIŞI İÇİNDE OLUŞMUŞ VE GELECEK KUŞAKLARA DEVROLACAĞI KESİN BİR GELENEĞİ OLSAYDI, İŞLER DAHA KOLAY OLURDU" DİYOR "BÜYÜK ÜSTAD". SORARLAR BEYZADEYE NEDEN DERGİNİN ADI GELENEK... "OYSA BİZDE, GEÇMİŞTEN BİR GELENEK ÜRETEBİLMEK İÇİN, TARİHLE GELECEK ARASINDA UFUK AÇICI, TAMAMLAYICI BİR İLİŞKİ KURABİLMEK İÇİN, HATTA SADECE ESKİDEN YAŞANMIŞ FRAGMANLARI SAĞLIKLI BİR KURGUYA YERLEŞTİREBİLMEK İÇİN BİLE, NÂZIM GİBİ CAM KIRIKLARINDA UÇAK HAYAL ETMEYE, BEDRİ RAHMİ'NİN ÇAĞRISINDAKİ GİBİ EN AZ ÜÇ DİL BİLMEYE, ATTİLA JOZSEF'İN DEDİĞİ GİBİ YEDİ KİŞİLİK YAŞAMAYA İHTİYAÇ VAR." DEMİŞ KANADOĞLU'NUN YOL AÇMASIYLA "TKP " ADININ PATENTİNİ ALAN LİDER.. ÜSTAD 3 DİL BİLMİYOR VE 560 SENELİK ÖMRÜDE YOK. O ZAMAN "GELENEK" VE "TKP" ADI İŞE YARAMADI MI? PİYASA DA DEĞER BULAMADI MI? GEÇMİŞ GEÇMİŞTE KALDI CANCAZAĞIM DİYEREK İLERİ (YENİ) DÜŞÜNCELER LAZIM DİYOR ÜSTAD. "GELENEK" VE "TKP" AMBALAJIYLA DÜŞÜNCELERİNİ PAZARLAYAMADI DA...YENİ BİR AŞK YENİ BİR HEYACAN'IN KILIFINI MI HAZIRLIYOR SAYIN BAY LİDER? İZLEYECEĞİZ ...GÖRECEĞİZ..ŞEYHLERİ ŞIHLAR UÇURURMUŞ..LİDERİN UÇMAYA İHTİYACI VAR..ŞIHLAR NEFESLENSİNLER...YURTSEVER OLMADI SOSYALİST OLSUN... YENİ İSİM ..YENİ PALAVRALAR..BİZE KOLAY GELSİN ÜSTAD DEMEK DÜŞER...MASALCI DEDE MÜRİTLERİNİ UYARMIŞTI..İŞE YARADI MI BENCE YARADI. GAZ BİTTİ. 90 YIL ANMASI BENCE TEZLERLE BİTİŞİN TÜRKÜSÜ OLDU... TUNCAY ÇELEN'LE BERABER YAZDIĞIMIZ HESAPLAŞMA KİTABINDA , DR. HİKMET KIVILCIMLI (ÜSTADA GÖRE BÖYLE BİRİ YAŞAMAMIŞTIR.) DAN ALINTALAN ÖNSÖZ'ÜMÜZ BU KARAKTERLER SERGİLENMİŞTİR. SOSYALİST METOD - AHLAK Ülkemizde Devrimci Mücadelede hâkim bir eğilim olarak uygulanmayan, ama dünyadaki Devrimci Mücadele tarihinden deneyler sonucu ortaya çıkmış ve sosyalist kuşaklar arasındaki ilişkileri belirleyen bir sosyalist ahlak ve metod var. Bu şöyle formüle edilebilir: Hayatın dinamizmini teşkil eden yeni kuşaklar, durmuş, yanılmış eski kuşağı yıkmış olmak için yıkmazlar. Yıkılan sakat ve bayağı eğilimler, derinliğine teorik araştırmalarla doldurulur. Ayrıca sosyalizm bilimi dedikleri şey de, ister istemez her bilim gibi önce birikim bilimi aşamasından geçmek zorundadır. Gelen her kuşak kendinden önceki kuşağın savaşları ve bilimsel araştırmalarını, sırf “her şey bizimle başladı” demek için yok sayarsa, sosyalizm bilimi nasıl birikir? Her ülkenin kendi özgün ekonomik ve sosyal ilişkileri, çelişkileri iyice işlenmezse, sırf dünya sosyalizminin genel formüllerini tekerlemek bir ülkenin düşünce ve davranışlarını nasıl sosyalizm bilimi payesine yükseltebilir? Her defasında bir önceki kuşağın tezine karşı sonraki kuşağın antitez yapması, diyalektik canlılığın kaçınılmaz sonucudur. Olmuştur, olacaktır. Her ülkenin yetişmiş, yetişecek kuşakları arasında bu diyalektiğin benzerleri gelişir. Yalnız bu oluş, eski teze yeni antitez çıkarmak gibi eski bir çelişki basamağında kalmaz. Mutlaka daha yüksek bir sentez uğruna gelişir. Bağlayıcı ilke, dünyadaki uzun devrimci mücadeleler sonucunda oluşan metod ve ahlak budur. Ülkemizde de devrimci mücadelenin 80 yılı aşan bir geçmişi var. Dolayısıyla hem teorik-ideolojik boyutta, hem de pratik mücadele anlamında bir birikim var. Bir gelenek var. Türkiyeli devrimcilerin ilk aşamada beğenseler de beğenmeseler de bu ortak geçmişin varlığı üzerinde fikir birliği etmeleri gerekiyor. Tarihsel maddeciliğin kurucu ustası Marks’ın insanlık tarihinin iç tutarlılığı bağlamında “yeni gelen her kuşağın, bir öncekisinin ulaştığı üretici güçlere sahip çıkıp onları yeni üretim için hammadde olarak hizmetlerine koşmaları yüzünden, insanlık tarihinde bir iç tutarlılık sağlanır“ tarzında formüle ettiği yaklaşımı, bizlerin ülkemizdeki devrimci mücadele sürecinin iç tutarlılığı düzeyinde ele alıp incelememiz ve uygulamamız gerekiyor. Bu yasa yaşamsal olarak hayata geçirilmediği sürece Devrimci Mücadele de “tekrarlar” kaçınılmaz zorunluluk oluyor. Dünya çapında sosyalist metod, sosyalist ahlak budur. BİZ BİZE BENZERİZ Bizde ise, garip bir çelişkidir ki, mevcut sistemin değişmesini istemeyenler, sömürülerini ve çıkarlarını sürdürebilmek için tüm bilgi ve deneyimlerden yararlanır ve bir sonrakilere aktarır. Mevcut sistemlere karşı çıkanlar, sistemi değiştireceklerini iddia eden ilericiler, devrimciler ise, ne kendi deneyimlerini bilimsel bir objektiflik içerisinde belgeleyerek neden ve sonuçlarıyla birlikte aktarmakta, ne de biraz olsun yapılan bu tür çalışmaları değerlendirerek, önceki deneyimlerden ders çıkarmaktadırlar. Bundan dolayı ülkemizde hep aynı oyunlar, değişik aktörlerle ve yeni makyajlarla piyasaya sürülebilmektedir. Emperyalist güçler ve işbirlikçileri, Ulusal Kurtuluş Savaşımızla, Mustafa Kemal ve Devrimleri’yle, ülkemizdeki sosyo-ekonomik gelişmelerle, toplumsal çalkantılarla bizden daha fazla ilgilenmekte, bilgi sahibi olmakta ve tüm gelişmeleri mercek altına alarak yönlendirmeye çalışmaktadır. Böylelikle, kendi çıkarlarına karşı olan gelişmelere müdahale edebilmekte, kontrol altına almaya çalışmakta, kontrol altına alamadıkları unsurları ise, nötralize etmeye, tasfiyeye uğratmaya ve yok etmeye çalışmaktadırlar. |