left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow P - Z arrow Mecit Öztekin arrow Geleceğin Dünyasında T.C'nin Varolabilme Savaşı
Wednesday, 23 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Geleceğin Dünyasında T.C'nin Varolabilme Savaşı Yazdır E-posta
Yazar Mecit Öztekin   
Monday, 29 August 2005

ImageAmerika’yı yöneten üç büyük güç vardır. Büyük sermaye ,CIA ve Pentagon . CIA ve Pentagon’un asli görevleri,büyük sermayenin dünyanın her yerinde rahat hareket etmesi ve kendini daha geliştirmesi için güvenliğini sağlamaktır. Bu kuruluşların çalışma tarzlarını herkes bilir ama ben yine hatırlatmak istiyorum.CIA ve Pentagon bir çok birimden oluşur. En etkili birimleri asıl amaçlarına uygun olarak dış ilişki daireleridir. Bu daireler dünya üzerindeki tüm ülkelere ait, o ülkenin potansiyeline göre büyüklü küçüklü masalara ayrılırlar. Bu masalarda çalışan insanların tek işleri senaryo üretmektir. Senaryo üretimi büyük sermayenin talebine göre Pentagon’da yapılır. Muhatap ülke, konu ile ilgili diğer ülkelerin masalarının da katkısıyla sermayenin talebine göre bir çıkar senaryosuna oturtulur. Oluşturulan senaryo, en son Beyaz Saray ve Temsilciler Meclisi’nin etkin siyasilerinden de onayı alındıktan sonra pratiğe dökülmek için CIA düğmesine basılır. CIA’ ın ilgili ülke masası davet edilerek senaryonun son rötuşları yapılır ve eylem planına geçilir. Senaryolar kısa, orta ve uzun vadeli olarak geliştirilir. En önemli senaryo uzun vadeli olanlarıdır. Kısa ve orta vadeli senaryolar yapılırken asıl amaç uzun vadeli senaryoya katkıda bulunacak şekilde yapılır, asla ona zarar verebilecek senaryolar icat etmezler. Bu senaryolara ülkemizden bir örnek yapacak olursak ; AKP’ nin desteklenmesi ve iktidara getirilmesi kısa vadeli , sivil toplum kuruluşlarının, cemaatlerin ve milliyetçilerin örgütlenmesi orta vadeli, Ortadoğu’daki ülkelerin sınırlarının şekillenmesi uzun vadeli senaryolardır. Kısaca, asıl olan ülkeler arasında toprak şekillenmesinin büyük sermayenin isteğine göre yapılmasıdır. Bu şekillenmede AKP’ nin başa gelmesi, sivil toplum örgütlerinin, cemaatlerin ve milliyetçilerin mutlak katkısı olmuştur, olmaktadır, olacaktır.

Yıllar evvel bir tartışma yapıyorduk. Tartışmanın esas teması –bugün de katıldığım gibi- emperyalist güçlerin düşlediği geleceğin dünyasında, Türkiye Cumhuriyeti gibi bir devlet yok veya en azından bugünkü statüde ve sınırlar içinde değil. Bir komplo teorisi gibi algılanan bu görüşüm şimdilerde düşünen beyinlerin korkulu rüyası haline geldi. Yani uzun vadeli senaryo dediğim Ortadoğu ülkelerinin sınırlarının şekillenmesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu şekliyle yeri yok. Bu kanaat bende yaklaşık on yıl önce İncirlik Amerikan Üssünde çalışırken gelişti. Körfez krizi zamanında ABD, İncirlik üssünü intikal ve ikmal amaçlı, sonrasında ise 36. paralelin kuzeyinin yani Güney Kürdistan’ ın güvenliği için kullandı. O günleri hatırlarsak, bir koyup beş almayı planlayan Türkiye Cumhuriyetinin en Amerikancı zatı sayın Özal, Güneydoğu’daki yedek meydanları ( Muş ve Batman ) Amerikalılara vermişti. Özellikle Batman Havaalanı Amerikalıların intikal ve ikmal üssü konumundaydı. Burada bir olayı vermek istiyorum; bir hafta sonunda (pazar akşamı) alkollü bir grup Amerikalı Batman Havaalanı Meydan Komutanlık Karargahına gelip taşkınlık yapıyorlar. Daha da ileri gidip karargahın önündeki bayrağı indiriyorlar ve ay ile yıldızı oyup bayrağı tekrar direğe çekiyorlar. Buna engel olmak isteyen bir Mehmetçiği de hırpalıyorlar. Ertesi gün olaya şahit olan meydanda iş yapan müteahhit firmanın çoğunluğu Kürt olan işçileri, olaya tepkilerini ve şikayetlerini vermek için meydan Komutanlığına gidiyorlar. Meydan Komutanı gelenleri azarlayarak “Amerikalılar böyle şeyler yapmaz “ diyor. Şimdi sormak lazım sözde vatandaş kim ? Orada tepki veren Kürtler mi , komutan mı , yoksa olaylar esnasında dışarı bile çıkamayan nöbetçi subayı mı?

O dönemi iyi tahlil etmek gerekir. Binlerce K.Iraklı Kürt mülteci kamplardadır. ABD askeri sınırlarımız içerisinde bir çok yeri yarı resmi olarak denetlemektedir. Yine Batman Jandarma kışlası tam bir Hızbullah örgütlenme ve eğitim yeridir. Jandarma kışlası ve hava meydanı arasında devamlı gidip gelen ama ne yaptığı belli olmayan bir zat vardır. İsmini daha sonradan öğrendiğimiz bu kişi namı değer YEŞİL yani Mahmut Yıldırım’dır. Bu global örgütlenme Amerikanın bölgeye gelişi ile başlamıştır.1993 yılında gücünü en üst seviyeye ulaştıran PKK bu örgütlenmenin tam hayata geçirilmesi ile darbe yedi. Ellerinde listelerle dolaşan kontrgerilla timleri bölgede bin beş yüzün üzerinde faili meçhul cinayet işledi. Bu örgütlü yapı hemen kaçakçılık ve uyuşturucu ticaretine başladı. Türk bayrağı eroin şırıngası ile birlikte Avrupa dergilerinde kapak olacak şekilde olay büyüdü. Ama en önemlisi devletin açtığı bu yara halkın beyninde olmuştur. Bugün başbakan bile "devlet hata yapmıştır" dese de Kürtlerin güvenini kazanamamaktadır. Bu güveni sağlamanın tek yolu Kürt halkının en güvendiği kişiyle diyaloga geçilmesidir. Başbakan bile bölge şovunun parçası olarak iki aşireti barıştırırken, kendi aşiretine söz dinletecek kişileri çağırmış ve barıştırmıştır. Eğer Türkiye Cumhuriyeti gerçekten bölgede kalıcı barış isteğinde samimi ise muhatapları doğru seçmeli ve onları barıştırmalıdır. Yoksa kendi kendilerini temsilci ilan edenlerle barış sağlanamaz.

ABD bölgenin en büyük provokatörüdür. Bir yandan Kürtleri kışkırtıp, Kuzey Irak’ta yarattığı üç beş bölgedeki yalancı cennetleri örnek göstererek, "sizi de böyle kalkındırırım" derken diğer tarafta Türkiye Cumhuriyetine dönüp "bunlar terörist, sakın muhatap olma" demektedir. Amaç bellidir. AB ve ABD bölgede huzur istememektedir.İşgal sonrası Irak her grubun birbirini yediği, özellikle radikal İslamcıların katliam talimleri yaptığı bir arenaya çevrilmiştir. Dikkat edilirse sadece üniforması Amerikalı olan (kendisi asla Amerikalı olmayan) birkaç kişi hariç, ölenler bölge insanlarıdır. Birkaç basit olay haricinde Amerikanın ekonomik çıkarlarına yönelik her hangi bir saldırı yoktur. Yani Amerikanın planı tıkır tıkır işlemektedir. Bu dönen tekere çomak sokabilecek iki güç vardır. Ama onları ABD birbirine düşman ediyor. Bir taraf bunun farkına vararak karşı tarafı barışa ve ortak harekete davet ederken, diğer taraf içindeki Amerikancı etkiyle inatla direniyor. ABD’nin atacağı diğer adım da şimdiden bellidir. Ordu - PKK düşmanlığını ordu- Kürt halkı eksenine oturtmaya çalışacaktır. Daha önce defalarca söyledik ; ordu içinde Amerikan sevenlerden daha çok vatanseverler vardır. Ama bu grup ısrarla susturuluyor. Eğer bu grup harekete geçmez ise, iktidarın da Amerikancı olduğu düşünülürse Türkiye’nin işi çok zorlaşacak , Türkiye’yi istemeyip bahane arayan AB de bunu mazeret yapacaktır. Kısaca asıl olan parçalanmış ve küçültülmüş bir Türkiye özlemine büyük sermaye kavuşmuş olacaktır.

Bu senaryoya karşı tüm vatanseverlere görev düşmektedir.

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Geleceğin Dünyasında T.C'nin Varola... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right