left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow P - Z arrow Mecit Öztekin arrow Atlar Tepişiyor, Çifteyi Yiyen Halk Oluyor
Wednesday, 23 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Atlar Tepişiyor, Çifteyi Yiyen Halk Oluyor Yazdır E-posta
Yazar Mecit Öztekin   
Monday, 21 November 2005

Sindirilmiş bir kuşağın ferdi olarak şunu söylemeye hakkım olduğunu düşünüyorum: Hiçbir şey benim yaşama hakkımı kaderci bir anlayışa teslim edemez. Bu yalnız benim değil dünya üstünde yaşayan her insanın olmazsa olmaz hakkıdır. Bu gün gelinen noktada insanların yaşam hakları “kendi inisiyatifleri” dışında, başkalarının menfaatleri doğrultusunda ellerinden alınmaktadır. Daha da garibi bu hakkı korumakla yükümlü , bu yüzden para alan ve bunun için “namusu üzerine” yemin etmiş kişiler bunu yapmaktadır. Namuslarını bu kadar ucuza satan insanlar merak ediyorum, çocuklarının yüzlerine nasıl bakıyorlar veya bu kazandıkları kanlı para ile nasıl çocuklarının kursağından lokma geçirtiyorlar?

Şemdinli’deki olay –olaylar- bir “vaka” halini nasıl almıştır. O bölgede atılan bir bomba – bombalar- ve ölen bir kişi bunu “vaka” yapmaya yetmez. Peki nedir bunu vaka yapan? Hemen söyleyeyim: Halk tepkisi. Bölgede yüzlerce “faili belli” ama “faili meçhul” eylem ve cinayet vardır. Bu silsile o boyuttadır ki artık kanıksanmış ve kader gibi algılanır olmuştur. Böylesi olaylara karışan güvenlik güçleri olayı yaptıktan sonra ellerini ve kollarını sallayarak mahali terk edebilmişlerdir. İşte “pirleri” tarafından acemilik denilen şey; aslında kanıksanmış olan bu olaylar karşısında “devletin” güvenlik güçlerinin ellerini kollarını sallayarak gitmeleridir. Dikkat edilecek olursa yakalanan bombacı görüntülerde sanki yaptığı gayet doğalmış gibi ve sanki legal bir görev üstlenmiş gibi halka karşı kendini “ben emniyet görevlisiyim” diyerek savunmuştur. Sanki emniyet görevlilerinin böyle bir şey yapmaya hakkı varmış gibi.

Bu arada ilginç açıklamalarda geldi. Devletin resmi makamları bu olayın Susurluk veya Yüksekova çetesi ile ilgisi yoktur demeye başladı. Bu daha da kötü. Eğer ekonomik çıkar elde etmemek gibi bir düşünce varsa, Avrupa sürecinde getirilecek olan göreceli özgürlüklere karşı derin devlet uygulamaları için tatbikat yapılıyor demektir. Türk ordusu buna alışıktır. Abdullah Öcalan’ın yakalandığı zaman yanında olduğum -hasbel kader- bir grup yüksek rütbeli asker “PKK deneyinin, Türk ordusunun harekat kabiliyetini arttırdığını” söylemişti. Bu yüzdene de aramızda tartışma çıkmıştı.İnsan kanı üzerine “harekat kabiliyeti” artırmak ayıptır ve böylesi bir mantığı nereden öğrendikleri de malumdur. Bu olay öyle veya böyle çete işidir ve bu çeteler –özellikle Susurluk sonrası- devletin üst kademelerinin haberi olmaksızın tuvalete dahi gidemezler. Ali Kemal Özcan’ın dediği gibi Org. Büyükanıt’ın bombayı atan şahıs hakkında söyledikleri de bunu kanıtlıyor. Doğal olarak insan bu işin ekonomik ayakları nelerdir ve bu işin afişe edilmesinde hangi devlet organlarının çatışması var diye merak ediyor.

İşin ekonomik ayağı doğal olarak kirli paradır. Kirli paranın doğal olarak yetiştiği ortam kirli olmak zorundadır veya kirletilmelidir. Bölgenin geçim kaynağı resmi verilere göre tarım ve hayvancılıktır ama gerçekte kaçakçılıktır. Bu sadece Şemdinli’nin değil tüm sınır bölgesinin geçim kaynağıdır. Bu da gayet doğaldır. Devlet yatırımı yoktur veya devlet oraya yatırımı karakol inşaatı olarak götürmüştür. Verilen teşvikler bürokratların da ortak olduğu büyük toprak sahiplerine verilmiş, onlarda bu paraları bölgede değil büyük şehirlerde mal-mülk edinerek harcamışlardır. Devletin koyduğu ağır vergilerden dolayı özellikle mazot fahiş fiyatlara çıkmış, oysa bölgeye komşu ülkelerde nerede ise sudan ucuzdur. Bu durumda halk ne yapsın? Doğal olarak kaçakçılıktan başka yol bırakılmamış. Eski kabadayılardan biri bana şunu söylemişti: “nerede kirli para varsa mafya oradadır”. 1990 lardan sonra bölgede bulunan devlet güvenlik güçleri, ortamın sıcaklığından yararlanarak, çeteler halinde kirli para denizine organize olarak ve alenen atlamışlardır. Rüşvet ve adam kayırma bu coğrafyada hep olmuştur. Ama bunun organize hale getirilmesi ve devlet tarafından alenen göz yumulması bu kadar olmamıştı. Hatta daha ileri gidersek bu aleniyet içinde parti başkanlarına uzanacak ölçüde siyasilerde yerlerini almışlardır.

Bundan yaklaşık bir ay önce bölgeye gittiğimde ( Van bölgesi) Ford kamyonların çokluğu dikkatimi çekti. Sorduğumda; “en büyük depo onlarda var bu yüzden tercih ediliyor” denildi. Kaçakçılık sınırı geçip aynı gün geri dönen kamyonların depolarında yapılıyordu. Alenen yapılıyor ve devletin güvenlik güçleri de bundan alenen nemalanıyor. Bu kaçakçığın bitmesi veya engellenmesi için, verilen bir iki demeçten sonra Mustafa Koç’un bölgeye gelerek, Vali ve Jandarma Komutanı ile görüştüğü, bu kaçakçılığa dokunulmamasını istediği, bölgede yaygın olarak söyleniyor. Ayrıca sınır köylerinde bu ticaret katırlarla yapılmakta. Yine söylenen o ki Jandarma her katırdan günlük vergi(!) almaktadır. Bu rakamlar ise hiçte azımsanmayacak boyuttadır. Zira resmi kaynakların, sınır ötesinde de PKK’nin vergi aldığını ve bunun yıllık beş yüz milyon dolar olduğu söylemini baz alırsak, sınır dahilindeki rantın birkaç milyar dolar olduğu hesabı çıkar.

Böylesi bir sistemin devam etmesi için bölgenin devletle çok fazla eklenmemesi lazımdır. Bunun için karışıklıklar şarttır. Bu öyle bir iki kişinin ve daha önemlisi devlet güçleri olmaksızın yapılabilecek bir iş değildir. Bu yüzden “çete işidir”, maddi ölçüleri ve ilişkilerine bakıldığında da Susurluk’tan farklı değildir.

Bölge insanı olayları provake edenlere de cevabını vermiştir.Düşünün 2003 Kasımında İstanbul’da atılan bombalardan sonra insanlar nerede ise rahatça sokakta dolaşamaz olmuştu. Peki bölge halkı ne yapsın? Her an bomba patlayacakmış gibi yaşamak ve daha acısı bunu yapanın yanına kar kalacağını düşünmek insanı paranoyak yapar. Sırf bu yüzden bölge insanının itidalini ve PKK’nin tavrını alkışlamak lazımdır.

Olayın provokasyon olduğunu düşünmek insanı doğal olarak geçmişteki hataları düşünmeye zorluyor. Şeyh Said isyanı ve sonunda devletin takındığı tavır bunun başında geliyor. Evet yapılan tamamen dış destekli ve devletin aynen geçmişte olduğu gibi geleceğini ilgilendiren bir olaydır. Olayın olduğu gün sayın Sarp Kuray’ın yazdığı yazıyı tekrar okuyunuz. Hatta haftada bir kere tekrar okuyunuz. Zira bu çok büyük bir oyunun parçasıdır. Bu oyun PKK üzerinden Türkiye’ye karşı oynanmaktadır. Yine Kürtlerde bundan ders çıkartmalıdır ki; unutmasınlar bölgede yıllarca Amerika’nın en iyi müttefiki olan Türkiye’ye bu oyunlar oynanıyorsa, ABD tabiri caiz ise onları donunda sallar. Dediğim gibi oynanan oyun PKK üzerinden Türkiye’ye karşı oynanmıştır ama PKK sağ duyulu davranmış ve olayları olduğu ölçüde protesto etmiştir. Bunu Türkiye’yi yönetenler asla unutmasınlar. İsviçre milli maçında, Milli Marşa hakaret yapıldı diyen ve olayı protesto eden yöneticiler, Şemdinli’de yapılanlar karşısında takınılan tavrı anlamalıdırlar.

Devlet bugün olay bölgede olacak eminim yine aynalı laflar ile büyük vaatler verilip gelinecek. Sonra da olay unutulmaya bırakılacak. Belki Başbakan yine “neler olduğunu” söylemeden salt bölge insanının oyu için devlet hata yapmıştır diyecek. Peki adama sormazlar mı: “sen bu lafı daha iki ay önce söyledin ama devlet hala hata yapıyorsa sana nasıl güveneceğiz?” Bundan iki sonuç çıkar: birincisi; Başbakanında üstünde bir güç bunları yaptırıyor. İkincisi; Başbakan olaylardan haberdardır ve bu güçleri koruyor.

Kısaca olay tek boyutlu değil. Rant kavgası bir yerden, oy kavgası bir yerden, ABD’nin bölgeyi karıştırma isteği bir yerden, kin kusma isteği bir yerden, şahısların küçük menfaatleri bir yerden, hepsi beraber halkın üstüne çullanmaktadır. Ama en acısı bu olaylara sebep olanlar devletin, halkın canını ,malını, namusunu koruyacaklarına “namusları üzerine” yemin eden görevlilerince yapılmış olmasıdır.

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Atlar Tepişiyor, Çifteyi Yiyen Halk... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right