left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow P - Z arrow Akın Kocataş arrow Yarimin Eski huyu : Diyarbakırda Doğru Söyler, Ankarada Şaşar
Wednesday, 23 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Yarimin Eski huyu : Diyarbakırda Doğru Söyler, Ankarada Şaşar Yazdır E-posta
Yazar Akın Kocataş   
Thursday, 24 November 2005

Ankara’nın diğer başkentlerle olan ortak yazgısı, hemen hemen tüm olup bitenlerin önce el altından (resmi olmayan) kamuoyuna duyurulup tepkilerin ölçülmesidir. Bu konuda memurlaştırılmış bir sürü basın mensubu görevlerinin ne olduğunu da çok iyi bilmektedirler. Bu aslında CIA’nın önerdiği ve uyguladığı bir metodtur. Yönetenler el altından nabız yoklarlar, herhangi bir tepkide hiçbir sorumluluk almazlar ve dedikodu deyip geçerler.

Son aylarda ADM (Ankara Dedikodu Merkezi) çenesi iyice düşmüş bir tarzda şunları fısıldıyordu: AKP, AB yolunda attığı ileri adımlardan sonra erken seçim için kamuoyu araştırması yaptırmış. Sonuç ise kendileri açısından hüsran, yani %22 imiş. Bu yüzdende erken seçimden vazgeçmişler. AKP’nin icraatlarına bakılırsa bu olay doğru. Ama yine icraatlara bakılırsa oy arttırma çabaları da var. Öncelikle ekonomiye yüklenildi. 3 Kasım 2002 tarihinde iktidara gelir gelmez hiçbir icraat yapmadan (özür dilerim ilk icraat olarak Balıkesir Tekel fabrikasının komik bir fiyata kadim dostları Albayraklara sattılar.) Enflasyonu düşürme şampiyonu oldular. Ama herkesin bildiği gibi bu uygulama, tüm paraları ortadan kaldıran, yatırımı sıfırlayan Derviş’in modelini devam ettirmedir. Enflasyonu %24 ten %12 ye hiçbir şey yapmadan düşürmek başarı ise (hem de Cumhuriyet tarihinin en başarılı başbakanı olarak(!) ) Ecevit bu işin peygamberi olmalıydı. Zira Ecevit enflasyonu %79 dan %24 e düşürmüştü. Başbakan Erdoğan sabır dedi, ekonomideki başarı halka birkaç yılda iner dedi. Peki, söylediği yıllar bitti, sonuç ne? Dubai’den gelen prenslere arazi peşkeşi mi?

Kısaca ekonomik göstergeler, Ciner ve Doğan guruplarının baskın medyasının dediği gibi değil. Halk işsiz, halk aç, halk perişan. Çocuğunu okula gönderemez olmuş, evine ekmek götüremiyor. Ama IMF hükümeti aferin demiş. Bu neyin aferini? Dış borç artmış, cari açık artmış, ithalat neredeyse ihracatı ikiye katlamış, vergiler dayanılmaz boyutlara varmış,

Çok az uyanık para babası borsada manipülasyonlarla ve kendi aralarında oluşturdukları havuzlarla küçük tasarrufları yutuyor ve paralarına para katıyorlar. Ucuz Çin malları ile nereye kadar enflasyonu düşük gösterecekler bu belli değil. Halk bu oyunları anlamıştır. Tüm basının lehte tezahüratına rağmen AKP oyları düşmektedir. Sosyal açıdan da halka hiç bir şey verilmemiştir. Salt AB süreci halka ne verecektir. Devletin kurumları içindeki geleneksel tepişmenin bu acıları önleyecek ve halka bir şeyler verecek bir çaba için yapılmadığı, çıkar kavgası olduğu aşikardır. YÖK ile inatlaşma, bilimsel ve özgür üniversite için değil, başörtüsünde simgelenen bir platformda yapılmaktadır. Bu da sadece kayıkçı kavgasıdır.

Peki Ankara’da sıkışan başbakan Erdoğan nerelerde nefes borusu aramalıydı. Zaten epeydir bu konuda atılımlar yapan hükümet, hemen %30 a varan oy potansiyeli ile Kürtlere yöneldi. Kendine bağlı birtakım aydınlarla alel acele bir bildiri yazdırttı. Hemen bir sponsor işadamı bulundu ve Bodrum öncesi aydınlara(!) da imzalatıldı. Ama bir taktik hata yapıldı. Bildirinin muhatabı hükümet olmamasına karşın, bildiri hükümete verildi. Mal bulmuş mağribi misali başbakan Erdoğan bildiriyi aldığı gibi soluğu Diyarbakır’da aldı. Diyarbakır meydanlarını dolduran 700 kişilik mahşeri kalabalığa (!) hitap etti. Her beş kelimede bir Kürt kelimesini kullanarak mavi boncuk dağıttı. Ankara’ya dönünce huzurlu bir soluk aldı ama yine nafile. Bu seferde Ankara bürokratik yapısı gırtlağına çökünce yine U dönüşü yaptı, Kürt Demokratik Hareketine atıp tutmaya başladı. Ne kadar barışsever olduğunu hem : Belçika’da ateşkes bildirisini okumak isteyen Kongragel yöneticilerine karşı hem de : Danimarka’da basın toplantısında silahsız! Kürtlere karşı tahammülsüzlüğü ile ortaya koydu. Maksat üzüm yemek değil bağcıyı dövmekti.

Şemdinli olayı patlayınca önce tereddüt gösterdi, ama muhalefet bastırınca soluğu orada aldı. Yine gerçek yüzünü gösterip bu seferde halkın açtığı dövizlere sataştı ve “sokun onları cebinize” diye çıkıştı. Açılan pankartın üzerinde manidar bir cümle vardı. “Diyarbakır’da doğru söyleyip Ankara’da şaşma” işte tüm Ankara bürokrasisine ve siyasilere bölge halkının gönderdiği en önemli mesaj budur. Ama bundan ders çıkaran olmadı.

 

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Yarimin Eski huyu : Diyarbakırda ... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right