left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Wednesday, 23 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
"Demir"den, Paslanan "Kapılar" Yazdır E-posta
Yazar Mecit Öztekin   
Friday, 16 September 2005

Eskiden aramızda bir espri vardı;”Marx öldü ,Lenin öldü ,bu aralar bende kendimi iyi hissetmiyorum”. Bu espri genellikle uzun ideolojik tartışmalardan sonra çok çaba sarf etmişlerin sözde mütevazılık göstermelerini içerirdi ve iyi de espridir. Fakat anlıyorum ki bazıları bunu ciddi ciddi düşünüyorlar.Yani kendilerini Marx’ın, Lenin’in yerine koyanlar var.Demir Küçükaydın’ın da bunlardan biri olduğu muhakkak.

Nietzsche “ Alçak gönüllülük aptallıktır” der ,bence de doğrudur.İnsan bilgili olduğu ve araştırdığı konularda eğer doğruluğu ispatlanmış fikirlere sahip ise “ukalalık” yapabilir. Kısaca ukalalığı hak etmesi gerekir. Hem yanlış düşüncelerde ise hem de ukalalık yapıyorsa Anadolu’da bir laf vardır “Hem kel hem fodul”. Söylediklerine bakılırsa Demir Küçükaydın Hem Kel (!) hem de fodul.

Demir beyin söyledikleri aslında tartışılabilir konulardır. Ama dediğim gibi eğer bunların doğruluğu tartışma amaçlı yazılıyor ise. Anladığım kadarı ile böyle bir niyeti yok. Kendisini nerede ise solun Peygamberi ilan ederek söylediklerini tartışmasız doğru kabul ediyor ,bu da tartışma zeminini ortadan kaldırıyor.

Benim Küçükaydın’ın yazılarından çıkarttığım, bana ters gelen iki şey var. Birincisi Sarp Kuray hakkındaki ithamlarıdır.

Yıllar evvel bir doktor arkadaşım önemli bir söz etmişti;”İnsan iki şeyi çok iyi bilecek birincisi ne bildiğini bilecek ,ikincisi haddini bilecek”. Aydınlığı tartışmasız kendi küçük Demir bey ikisini de bilmiyor. Kalkıp bir insana düzen partinsin adamı, Cuntacı, Genelkurmayın adamı, Devrimci Demokrat değildir gibi etiketler koymak ,bir Sosyalist için ciddi suçlamalardır. İspatı şarttır!. Zira Sarp Kuray’ın sosyalizm adına kendini ortaya koyuşu malumdur. Geçmişi ile ilgili tüm örtüleri kaldırmış, tüm özeleştirilerini vermiş, gerekli yerlerle ulaşa bildiği ölçüde hesaplarını tamamlamıştır. Bu yürekliliği sen ve senin gibi kaç kişi yapabildi. Bunlar yapılmadığı için sol bu kadar sefil değimli? Bunun günahını çocuklarımız çekecek, sende Avrupa’da devlet yardımları ile rahat rahat yaşayacaksın. Hiçbir şeyin hesabını vermeyecek kadar temiz misiniz? O zaman şu sorulara cevap verin


1- DP zulmüne rağmen H.Kıvılcımlı tarafından kurulan ve zor şartlar içinde yaşatılan Vatan Partisini ,şimdilerde akademisyen olan bir arkadaşınız ile birlikte , trajik bir olayla kapısına kilidi nasıl vurdurttuğunu, sana emanet edilen böyle bir geleneği nasıl yıktığını , sosyalist ahlak açısından izah edebilir misin?

2- “İşadamı” olan Hüseyin Uğurlu ile olan münasebetleri izah edebilir misin?


Bunları açıklamaya yüreğin yetiyor mu?

İkincisi ise korkunç bir tez. “ Biz Türk devletini ve ulusunu ortadan kaldırmayı asgari bir program olarak görüyoruz ve ancak politik olarak Türklüğün ve Türk devletinin olmadığı yerde Kürtlüğün veya başka benzeri bir göndermenin de politik anlamda gerek olmayacağını düşünmüyoruz”. Arkasından da “Yeniyol Devrimci Demokrat bir programı savunan çizgide olsa idi iki farklı yerde yazmanızda sakınca yoktu” Şimdi demezler mi “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu”. Yeniyol devrimci demokrat değilse sende onun zıddı bir tavırda isen devrimci demokratsındır. Peki sayın zig zag bey bu Devrimci Demokrat programı Patagonya da mı uygulayacaksınız? Türkiye için Devrimci Demokrat programın varsa eğer hangi mantıkla Türklüğü ve Kürtlüğü yok sayacaksın. Apo’nun “ulusal devletler dönemi kapanmıştır” söylemini buralara çekmen, senin ısrarla istediğin çok bölünmüşlüğün aslında kendine ve zübükvari felsefende insanları birleştirme çabası ve bunu yaparken de Apo üzerinden Kürtleri kullanma çabası değil mi?

Türklüğü ve Kürtlüğü politik anlamda kaldırmak isteyen Demir aydınlığı adı gibi “küçük” bey ;ulus politiği başka şey, sınıf mücadelesi başka şeydir. Aslında sınıf mücadelesi ulusların varolabilme sebeplerinden biri değil midir? “Artık globalizm geldi, ulusal sorunları bir kenara bırakın topyekün emperyalizme karşı savaş yapalım” diyorsan eğer, peki yapalım da birbirine uymayan şartlarda yaşayan halkları ne yapacağız? Almanya’dan her şey kolay gözüküyor, birde Bangladeş’ten olaya bak. Oradaki insanların istemleri Avrupa’nın şu anki durumu gibi olabilmekken, biz “hadi ulusları kaldırdık, emperyalizme karşı savaşacağız” mı diyeceğiz. Bu konu şu anda bir ütopya. Uluslar önce kendi demokratik devrimlerini kendi koşullarına göre yapmalıdırlar. Bu Marks’ ta da böyledir, Lenin’de de böyledir sayın “junıor “ marks bey. Ayrıca sen kalkıp ulus mücadelelerini unutun diyorsun. Kendin neden unutmuyorsun. 2002 yılının Ekim’inde yazdığın yazıda Ermenilere methiyeler düzerken onların ulusal kimliklerini ön plana çıkartmayı ihmal etmiyor ve şunları söylüyordun.

“VAROLAN bugünkü toplumsal yapı YOKOLAN Ermeni ulusu olmadan açıklanamaz. Bugünkü toplumsal yapının varlığını belirleyen yok olan ermeni ulusudur. Diğer bir deyişle, yok olmuş Ermeni ulusu, bugünkü Türkiye'nin toplum ve kültür yapısında capcanlı yaşamaktadır.”

Üç yılda mı aklın başına geldi. Yoksa o zamanlar da Ermeni burjuvazisinden mi nemalanıyordun? Hem de yalakalığı o dereceye vardırdın ki Köroğlunu bile Ermeni yiğidi, Bolu dağı’nı da Ağrı Dağı yapana dek.

2000 yılında da yazdığın başka bir yazıda Kürtlere yaranmak için politik olarak yok saydığın Kürt halkına methiyeler düzüyordun. Ama değişmeyen yek tarafın Türklere olan nefretin. 2000 yılında yazdığın yazıdan alıntı yapmak istiyorum.


“Diğer bir deyişle Türk, aslını inkar eden bir haramzadedir. İnanmayan Türk ve Müslüman burjuvazinin servetlerinin kaynağını araştırsın. Hepsinin kaynağında Rum ve Ermenilerin imhası, sürgünü ile edinilmiş bir ilkel sermaye birikimi vardır.

Türklerin bir ulus olarak bu şizofrenik ruh hastası durumundan kurtulabilmeleri, kendi geçmişlerini inkardan ve unutmadan kurtulmaları için ulus olarak bir tür toplumsal terapi görmeleri gerekiyor. Ama günahları ile öylesine bütünleşmiş ve onların öylesine esiri olmuş bulunuyorlar ki, kendi güçleriyle bu çürüme çemberinden çıkmaları olanaksız. Bu yönde küçük kimi kültürel hareketler dışında hiç bir toplumsal ve siyasi hareket yok. O küçük kültürel hareketler de varlığını her şeyden önce yükselen Kürt hareketine borçlu.

Kürt hareketi Demokratikleşme ve Orta Doğu projelerinde bir başarıya ulaşabilirse, bu Türklerin hafıza kaybından kurtulup kendi gerçek kimlikleriyle barışmasının yolunu açabilir.”

İçinden yetiştiğin topluma böylesine bir kin duyman çok enteresan. Tabi daha enteresanı ise yükselen Kürt hareketinin önderi Türkiye devrimci hareketine övgüler yağdırıp, liderlerine sevgilerini iletirken ve hatta kendisinin de bu kaynaktan çıkıp, beslendiğini mertçe söylerken,senin dalkavukluk icabı Türklerin “küçük kültürel” hareketlerinin yükselen Kürt hareketine bağlamandır. Aslında Küçükaydın burada kendini özetliyor. Kürt hareketlerine sırtını verip, “küçük kültürel” hareketler yapıyor.

Gerçi "Demir"in en büyük özelliği en yakınındaki mıknatısa yapışmasıdır. Biz demiri hep sağlamlık imgesi olarak görürüz ama "Demir"in mıknatıslara olan zaafını hep unuturuz.

Yazımı ders alınması gereken bir fıkrayla bitirmek istiyorum:

Eşek ile karga uçağa binmişler ve hasbelkader yan yana düşmüşler.karga hareketten bir müddet sonra hostes düğmesine basmış. Hostes gelip ne arzu ettiğini sorunca karga ona “hiiiiç, iş* olsun diye bastım” demiş. Hostes şaşırıp geri dönmüş. Fakat karga bunu üç dört defa tekrar edince eşeğin de hoşuna gitmiş, o da düğmeye basmaya başlamış. Hostes geldiğinde de aynı cevabı vermiş. Hostes dayanamayıp olayı pilota izah etmiş. Pilot da eşek ve karganın uçaktan atılması talimatını vermiş. Tam eşekle karga kapıda atılacaklarken, karga eşeğe dönüp “ sen uçmayı biliyor musun” deyince, eşek salak bir tavırla “yooo” demiş. O zaman karga eşeğe kızgın bir tavırla “ madem uçmayı bilmiyordun neden iş* yaptın” demiş

Uçmayı bilmeyenlere kıssadan hisse!. İş*güzarlık yaparsan çıktığın yükseklikten yere çakılırsın.

 

İş* : adabı muaşeret kurallarına göre editörler tarafından sansür yapılmıştır.

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: "Demir"den, Paslanan "Kapılar" ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1994
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 5463665
Syndicate
 
left
Top! Top!
right