left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Monday, 06 February 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
SİVAS'IN ONULMAZ ACISI Yazdır E-posta
Yazar Can ŞENSES   
Thursday, 01 July 2010


 
Barbardılar, gözlerinde bilinçli ekilen kinin tohumları vardı. Hırçın ve acımasızdılar.
Askıya almışlardı insanlıklarını sanki. Susmuştu vicdanları,  Kinlerini kusmak, yakıp yıkmaktı tek emelleri; bahaneleri hazırdı. Oysa ortaçağ geride kalmıştı. Maraşlar, Çorumlar bir daha tekrarlanmasın dilekleri 2000’e yedi kala daha vahim bir katliamı mı yaşatacaktı?
Pir Sultan Abdal Derneği tarafından organize edilmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında başta Aziz Nesin ve birçok şair, halk ozanı, fikir adamı, semah grupları ve tiyatro oyuncuları Sivas Valisi Ahmet Karabilgin tarafından şehre davet edilmişti. Salman Rüşdi’nin
Şeytan ayetleri kitabının gerginliği vardı. Müslümanlara hakaret içerdiği söylenen bu kitabın yayınlanması yasaklanmış; Yazar hakkında da ölüm fermanları verilmişti. Salman Rüşti’nin katli vacipti. Aziz Nesin’de o zaman yazdığı Aydınlık Gazetesinde bunları düşünce özgürlüğü adına yayınlayacağını söyledi ve dediğini yaptı. Olan oldu. Gerici çevreler Nesin’i hedef adam haline getirdiler. Sivas’ta ki şenlikte bu gergin havada başladı.

Sivas... Sivas.
Yiğitlik midir emanet cana kıymak
Yiğitlik midir bir tutam ışığı kör bıçakla koparıp karanlığa kurban etmek

Söyle hangi kitapta vardır elleri kolları bağlı yakmak
Var mıdır kardelen akında bir avuç inciyi ateşe tutmak lo...
 Savaş Ezgi
 
Sivas katliamı öncesinde "Müslümanlar" imzalı camilerde
dağıtılan bildiri;
"Müslüman Kamuoyu... Salman Rüştü Müslümanların çok az olduğu kâfir bir ülkede sokağa çıkmaya bile cesaret edemezken, onun yerli uşağı Aziz Nesin köpeği, yanında kendisiyle beraber şehrimiz valisi tarafından davet edilip, şehirde adeta Müslümanlarla alay edercesine gezebilmektedir... Kâfirler şunu iyi bilmeli ki: islamın peygamberini ve kitabın izzetini korumak için bu uğurda verilecek canlarımız vardır. Gün müslümanlığımızın gereğini yerine getirme günüdür. ‘İman edenler Allah yoluna savaşırlar, kâfirler de tağut yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarıyla savaşın. Çünkü şeytanın hilesi zayıftır.’ (Nisa suresi, 76) Galip gelecek olanlar şüphesiz ki, Allah tarafından olacaktır.
MÜSLÜMANLAR
Bu bildiri bile katliamın bir organize bir iş olduğunu kolayca gösteriyordu. Aziz Nesin imza gününde konuşurken gerginlikler arttı. Can Şenliği oyuncuları sokakta oynayacakları oyunun duyurusunu davulla yapıyordu. Cuma namazına hazırlanan cemaatten ezan sesinin bastırılmak istendiğine dair çatlak sesler çıkıyordu. Grup ya Allah bismillah Allahuekber diye sloganlar atıyor, Vali istifa diye bağırıyorlardı. Arif Sağ konserinden çıkanlarla dışarıdaki topluluk arasında söz düellosu gerginliği daha da tırmandırdı. Cuma namazı sonrası öfkeli kalabalık iyice büyüdü. Sayı on bine kadar ulaştı. Oysa 400 kadar polis vardı. Valilik acz içindeydi. Sonradan milletvekilliğine kadar yükselecek Belediye Başkanı ise gerici grubu “Gazanız mübarek olsun!’’ diyerek adeta destekliyordu. Pir Sultan Abdal ve Atatürk heykelleri saldırıya uğradı. Atılan şu slogan ilginçti. Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu Sivas’ta yıkılacak. Güruhun içinde onları yönlendiren karanlık yüzlü kışkırtıcı tiplere de rastlanıyordu. Onlarsız olmazdı hiçbir kanlı tezgâh! Vali su sıkalım, derken Belediye Başkanı karşı çıkıyordu. Başbakan Yardımcısı İnönü ve İçişleri Bakanı Gazioğlu basiretsiz bir yaklaşımla olayların giderek büyüdüğünü anlayamadılar. Güvenlik güçleri olay yerine geç geldi.Artık Sivas’ın aydınlık yüzlü adamları,kapkara saçlı kara gözlü semahçı kızları Madımak Otelinde kapana kısılmıştı.Mezarları olacağını bilmeden geldikleri bu otelde…İç parçalayıcı sona yaklaşılıyordu.

BelkiSararmışEski resimlerde kalırım Belki esmer bir çocuğun dilinde. Bütün derinlikler sığSözcüklerin hepsi iğreti Değişen bir şey yok hiçÖlüm hariç. Behçet Aysan Madımak Otelinde kimler yoktu ki…Asım Bezirci,Behçet Aysan, Metin Altıok,Aziz Nesin, Nesimi Çimen, Hasret Gültekin akla ilk gelen şairlerimiz, halk ozanlarımız, aydınlarımız.Karanlıkla savaşan aydınlanma çağının ürünü güzel insanlar.Dışarıda ise ortaçağ karanlığının  kalıntıları.Azizi Nesin onlara çok suç bulmamıştı.Sonuçta insan yakacak kadar gözü dönmüşlük bir anda olmuyor.Sosyolojik, kültürel, eğitsel,siyasi bir çok sebep sonucu geliniyor bu noktaya.Böylelerini kışkırtmak Kolay.Onlara kan döktürmek, sürü psikolojisiyle insan yaktırmak çocuk oyuncağı Evet onlara  fazla kızmamıştı. Aziz Nesin. Ama siyasilere şu cümlelerle veryansın etmişti.”Kapkaranlık bir bataklık içinde debelenip durmaktayız. Yönetimimizi ellerine bıraktığımız iyi niyetli aptallarla, kötü niyetli alçaklar bizi kuşatan balçığı her gün artırmakta koyulaştırmaktadır.’’
Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı. Madımak oteli tutuşturulan perdeler ve alt katta bulunan eşyalarla birlikte yakıldı. Otele sığınmış olan kişilerden, aralarında Asım Bezirci, Behçet Aysan, Nesimi Çimen Metin Altıok ve Hasret Gültekin'in de bulunduğu 35 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Azizi Nesin'in içinde olduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu.
 
                                                   Yitik adreslere benzer                                                   
                                                          yanık otlar gibi.
                                                       Sen bu şiiri okurken
                                               ben belki başka bir şehirde
                                               ölürüm.
 
                                                       Behçet Aysan
 
Türküleri yakanlar kanunları yapanlardan güçlüdür demiş bir düşünür. Türküleri, yakanlar, şiirleri yazanlar, aşkla semaha duranlar kanunları yapanların gafletine yenik düştüler oysa. Asım Bezirci’nin kalın gözlükleri içindeki korku dolu gözleri, Aziz Nesin’in şaşkın ve çaresiz yüzü aslında anlatıyordu her şeyi. Siz güçlüsünüz barbarlar, siz güçlüsünüz kanun yapıcılar siz güçlüsünüz provokatörler, ajanlar, katiller! Ya da iyimser mi olalım. Adını hatırlamakta güçlük çekeceğimiz siyasileri bırakalım. İç yakan türkülere, o yürek burkan manzumelerin gücüne mi teslim olalım. Ne denmişti bir türküde “ Türküler yanmaz/ Günü gelir sanma hesap sorulmaz / Dayanır kapına Pir Sultan. Ölmez. Evet, yakamazsınız türküleri, yok edemezsiniz ozanların yârinin saçını okşar gibi yazdığı o eşsiz dizeleri! Durduramazsınız halayları, semahları, aşkı, sevdayı!
Bir an için yine türkülerden gerçeklere dönelim. Siyasilerin ibret verici, kahredici katliamdan sonraki demeçlerinden örnekler verelim. Başbakan Tansu Çiller: "Otelin etrafını saran vatandaşlarımıza hiçbir biçimde zarar gelmemiştir.’’ Dönemin Refah partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan "Sivas halkı doğal olarak reaksiyon göstermiştir. Bunun arkasından CIA çıkar". Olayların düşünce özgürlüğüne bir tehdit olduğunu belirten dönemin Kültür Bakanı Fikri Sağlar'a yanıt çok gecikmeden olaylardan siyasal bir kazanç elde etme çabasında olan Mesut Yılmaz'dan gelmişti. "Devletin valisi halkımızın dini duygularını rencide eden, dini değerlerle alay eden bir konuşmacıya tepkisiz kalmışsa milletin o valiye güvenmesini bekleyemezsiniz. Fikir özgürlüğü halkımızın mukaddes değerleri karşısında geçersizdir" açıklamasını yapıyordu.
Evet, dönemin politikacıları hükümetin iki lideri Çiller ve İnönü bu katliamı durduramamıştır. Özellikle Erdal İnönü kendisine çok güvenenleri mahçup etmiştir. Güvenlik güçleri 2 Temmuz’da olayları durdurmamış, durduramamamıştır. Ve Türkiye Cumhuriyeti tarihine kapkara bir leke daha düşmüştür. Katliamın sanıkları 7 yıl yargılandılar.33 kişi idama mahkûm oldu. Yargıtay kararı bozdu. Dönemim siyasi sorumluları ise hiçbir bedel ödemediler.
 
Onlara inat unutmayacağız. Hiçbir değerimizi, katledilen, öldürülen, yakılan, kurban edilen her aydınımızı, her insanımızı. Hatırlatacağız, yüzlerine tokat gibi sloganlar atacağız. Bakın hala bembeyaz saçlarıyla Aziz Nesin laf yetiştiriyor size “Aptalsınız!’’Siz görmüyorsunuz ama biz görüyoruz. Hasret Gültekin Sivas ellerinde sazını çalıyor hala! Gülümsüyor Asım Bezirci gözlüğünün kapkalın çerçevesinden,gözlerinin içi gülüyor. Yazıyor hala Behçet Aysan, Metin Altıok şiirlerini: Ah kavaklar, kavaklar.../ Acı düştü peşime ardımdan ıslık çalar.
Ama ne yapalım yaşayacağız inadına bu coğrafyada acılara tuz basarak Asla vazgeçmeden, düştüğümüz yerden kalkmasını bilerek! Yıkacağız karanlığın bu yüzyıllardır süren saltanatını! Şairin dediği yaşamak görevdir bu yangın yerinde! Yakılan canlar da görev bildiler su gibi dupduru yaşamayı! Asla unutmak gafletine düşmeyeceğiz onları asla!
 
                                              Toplanıyor ölü arkadaşlar
                                                     Her biri bir yerden gelerek
                                                     Kiminin boynunda ilmeği
                                                     Kimi kanını silerek
                                                     Kucaklıyor beni Metin Altıok
                                                     Aldırma" diyor gülerek
                                               Yaşamak görevdir yangın yerinde
                                               Yaşamak insan kalarak!
 
                                                            Ataol Behramoğlu

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar
Olaydan sonra iki büyük(!) devlet yöneticisi şu demeçleri vermişlerdi:

Tansu Çiller:'Çok şükür,halka bir şey olmadı!'
Yılmaz Mesut:'Ne yani, bir futbol maçında da bu kadar kişi ölüyor!'

Erol Soysever
Gönderen EROL SOYSEVER on Thursday, 01 July 2010 at 12:38


 1 
Sayfa 1 / 1 ( 1 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: SİVAS'IN ONULMAZ ACISI ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1909
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 4789674
Syndicate
 
left
Top! Top!
right