|
Aşağıdaki yazıyı 05 Aralık 1999 tarihinde yazıp, birtakım yerlere göndermiştim. Bilginize sunuyorum. MİLLİ SAVUNMA BAKANI' nın İŞLEVİ NEDİR? 05 Aralık 1999 Bir çok ülkede genelkurmay başkanlıkları, savunma bakanlıklarına bağlıdır. Ülkemizde ise, Genkur.Bşk.lığı 1961' den beri Başbakanlık' a, kuvvet komutanlıkları MSB' na, J.Gn.K.lığı ise, bazı yönlerden İçişleri Bakanlığı' na bağlıdır. NATO savunma bakanları toplantılarına, üye ülkelerin savunma bakanları genelkurmay başkanları ile birlikte katılmaktadırlar. Diğer ülke savunma bakanları, genelkurmay başkanlarının amiri durumundadırlar. Bizde ise, tersine bir durum bile söz konusu değildir. Çünkü, her iki orun(makam) sahibi de birbirinin amiri ya da astı durumunda değildirler. Ancak o toplantılarda her ikisi de TSK' nin başı durumunda bir görüntü oluşturmaktadırlar. Bu durum, törendüzen(protokol) açıdan da ilginç bir oluşum sergilemektedir.
Bu konuyu önce görev yönünden incelemeye çalışalım: Ülkemizde her bakanın, bakanlığı üzerinde şu ya da bu biçimde bir etkisi, işlevi vardır. Örneğin, M.Eğitim Bakanı, Bakanlık Müsteşarı ve ilgili genel müdürleri aracılığıyla tüm eğitim ve öğretim etkinliklerini yürütür. Bakan, bakanlığın tüm çalışanlarına, hükümet programı doğrultusunda ve kendi yönetim biçimiyle bir yön verir. İstenen verimi almak için de gerekli denetim ve gözetim işlevini yerine getirir. M.Savunma Bakanı' nın, bakanlığın görevlileri üzerinde yukarıda belirttiğimiz yönlendirme, gözetim ve denetim görevlerini yaptığına kamuoyu tanık olmamıştır. Savunma Bakanı, TSK bünyesinde her yıl yapılan genel atamaların, olağan yazışmaların ve araç - gereç alımlarına ilişkin belgelerin altına imza atıp, ülkemize gelen konuk savunma bakanlarıyla törensel görüşmeler yapan "simgesel bir bakan" olarak görülmektedir. Ben 31 yıllık askerlik yaşamımda, savunma bakanlarının bir askeri birliği denetlediğini hiç görmedim ve duymadım. Bakanın denetleme yetkisi yoksa, o zaman böyle bir bakanlığa da gerek yok demektir. Sorun bütçe ise, Genelkurmay Başkanlığı bütçesi olarak da çıkarılır. Denetim yetkisiz bakanlık olmaz. Nasıl ki M.Eğitim Bakanı okulları, Maliye Bakanı vergi dairelerini, İçişleri Bakanı polisi denetliyorsa, M.Savunma Bakanı da bir biçimde askeri birlik ve kurumları denetlemesi gerekir. Konunun demokrasi açısından incelenmesi: Demokraside halk, seçtiği meclis ve bunun bünyesinden çıkan hükümetler aracılığıyla ülke yönetimine katılır. Hiçbir kişi ve kuruluş da, ulusal istencin oluşturduğu Meclis' in üstünde değildir. Dolayısıyla her kuruluş, halkın halkın isteği doğrultusunda hareket eden hükümetlerin emrinde olmak zorundadır. Bu gocunacak bir durum değil, demokrasinin gereğidir. Şimdiki Meclis' i oluşturan milletvekillerinin bir çok yönden yetersiz oldukları ileri sürülebilir. Bunun nedeni, demokratik olmayan partiler ve seçim yasalarıdır. Muhalefetteyken bu yasaların değişmesi gerektiğini yıllarca savunan sözde demokrat Bülent Ecevit, değişiklik için hâlâ bir adım atmadı. Herhalde bu yasalar sayesinde tekrar seçileceğini sanıyor. Neyse, bu ayrıca tartışılacak bir konu. Temel konu, demokratik anlayışın tüm kurumlara yeterince yerleşmesidir. Bu da görevlilerin kendilerini demokrasi konusunda bilinçlendirmesiyle gerçekleşir. Böylece, yurtseverliğin de kimsenin tekelinde olmadığı anlaşılmış olur. Çünkü herkes kendi çapında birer yurtseverdir!.. Cumhuriyet Gazetesi' nde 23 Kasım 1999 Tarihinde yayınlanan bir haberde, Genkur. Bşk.lığı' nın "Güncel Konular" başlıklı bir bilgi notu vardı. O notta şöyle deniliyordu: "Genkur.Bşk.lığı' nın MSB' na bağlanmasını isteyenler, ya tarih bilmiyorlar ya da daha kötüsü, TSK' ni tâciz etmek arzusundalar." Cumhuriyet' in kuruluşundan 1961 Yılına dek, Genkur.Bşk.lığı Başbakanlık' a bağlı değildi. Yukarıdaki mantığa göre, sevgili Atatürk de "tarih bilgisi kıt olduğu için" Genkur.Bşk.lığı' nı Başbakanlık' a bağlamayarak TSK' ni tâciz etmiş olmuyor mu?.. Ayrıca, teröre kurban verdiğimiz ödünsüz Kemalist Ahmet Taner Kışlalı da yazılarında bu konuyu işliyordu. Cenazesine askerlerin de katıldığı Kışlalı da mı TSK' ni tâciz etmek arzusundaydı?.. O kitapçıkta farklı demokrasiler olabileceği de yazıyor. Farklı demokrasi olmaz. Gerçek demokrasi tektir. O da ya vardır, ya da yoktur. Demokraside hiçbir kurum ve kişi de eleştiriden bağışık(muaf) değildir. İrlanda kökenli yazar George Bernard Shaw, Kleopatra adlı yapıtında biz askerler için kötü bir nitelendirmede bulunuyor. Böyle mantıksız bir "şahaser" bilgi notu hazırlayan ilgililer, Shaw' ın haklı olduğunu kanıtlamaya mı çalışıyorlar acaba?.. Erol SOYSEVER E.Binbaşı |