|
Türkiye’nin sorunları ve bu sorunların çözümleri konusunda fikir beyan etmek suçtur. Göz göre göre bunları eşelemek ve bununla beraber nemalanmak ise akıllılık demektir. Bunu belirten birçok söz, atasözleri literatürüne girmiştir. “İki elin var, başını tut” , “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” gibi toplumu pesimist ve teslimiyetci kılan bu sözler düzenin en iyi yardımcılarıdır. Bu sözler aslında toplumumuzun birlikte yaşama ve dayanışmaya olan özlemini baltalamak için ürertilmiş “ Hain” sözlerdir. Ünlü bir Çin atasözü şöyle der: “Nefret, taşıyabileceğimden daha ağır bir yüktür”. Bizim toplumumuz entersan bir toplumdur. Bir birimizeolan, nereden kaynaklandığı tam kestirilemeyen nefret, en kolay taşına bilecek yük gibidir. Birinden nefret etmemiz için ondan zarar görmemiz gerekmez ve hatta tanımamıza bile gerek yoktur. “At çamuru, kendi kalmazsa izi kalır” hala en geçerli sözdür. Bu sözlerden günde beş vakit şikayet edenler, yarı aydın çoğunluğumuz ise bu sözlerin en sadık uygulayıcılarıdırlar. Ülkenin düşünce sistemine ipotek koyan yapının mahsulu olan bu yaklaşım birçok sorunun ana kaynağıdır. Solda ve sağda daha üretici ve çözüme yakın yaklaşımlar kendi içlerinde peydahlanmış ve dükalıklar halinne gelmiş yapılarca baltalanıp, işlevsizleştirilmektedirler. Bunun için üretilen en klasik yol da çamur atmaktır. Evet, nihayet bu parya teşkilatının istedikleri oldu. “Derin devletin sol ayağı”, “Cuntacı”, “Genelkurmayın adamı” Sarp Kuray, tek başına “Anayasal düzeni silah zoru ile değiştirmek” sucundan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum oldu. Bu nasıl bir iştir. İnsan kendi düzenini - bazılarına göre- silah zoru ile değiştirir mi? İnsanları kin ve nefrete iten şiir okuyan insanlar içeride üç ay yatıp Demokrasi kahramanı oluyor ve ülkeyi yöneten oluyorlar, insanları barışa ve kardeşliğe çağıranlar ise müebbet hapse mahkum ediliyorlar. İşin tuhaf tarafı eğer hasbel kader dışarı çıkarsan bakkalık dahi yapmana müsaade etmiyorlar, kısaca kovboyluk yap diyorlar, yani ülkeyi düşünme gayrı legal işlerle uğraş ki devlet seni sevsin diyorlar. Enteresan bir konsensüs, aynı entellektüel abilerin yakıştırdıkları gibi yaşa diyorlar. Sarp Kuray mahkeme kararını aldığında yanında idim. Telefonu hiç susmadı. Telefon açanların çoğu bu karara değil, kararın alınmasında etkin olan faktörlere lanet yağdırdılar. Evet, karar siyasidir. Yurt dışından dönerken yaptığı açıklamalar ve son iki yıldır yaptığı çıkış Sarp Kuray’a biçilmiş olan role (!) iki numara büyük gelmiştir. Sarp Kuray diğer değerli(!), devrimci(!), entellektüel(!) abilerimiz gibi yerinde oturmamış, düşünmeye ve üretmeye devam etmiştir. “Ne haddine! Senin yerine düşünenler varken sen niye aykırı düşünürsün? Otur oturduğun yerde” dediler. Bu karar birçoklarının kilolarca kına almalarına neden olmuştur. Hemde hint kınası, en zor çıkanı! Bu karara kimileri kasap havası ile eşlik ederken kimileri de lorke oynayarak eşlik ediyorlar. Ama unutulan bir gerçek var, HALK var. Bakalım onlar bu karara ne diyecek? Arifeyi bayram sananlar, asla bayramı görmezler! |