|
(Bu bir anlatıdır.)
Günbatımına halk arasında gün indi de derler. Neşeyle coşkuyla hazırlandığımız, alın teri emeğimizin üzerine gündüz vakti gün indi. Kara bulutlardan silah sesleri ve feryatlardan gözgözü görmez oldu.
Oysa ter bedende, emek beynimizde, minicik elleri avucumuzun içi kadar olan boynumuzdan sarkan bacaklarını tutarak çocuklarımız omuzlarımızda, Güm güm davul sesleri, rengarenk giysilerimizle yürüyorduk. Hey hey de hey hey. Bizler geliyoruz. Kucaklayın bizi. Bizler üretenleriz. Yoktan var olan ilk şehir Ankara gibi, sizlerin yoklarınızı da var eden bizleriz. Kiminin başlarındaki kırmızı çatkılar hafif bir esintide kıvırlıp bükülen narin yapraklı gelincik tarlası gibi dalgalanıyordu. Bayramımızı, işçinin emekçinin bayramını kutlamak için yürüyorduk.
l Mayıs öncesinde hazırlanmış afiş ve pulları az dağıtmamıştık. Buz duvarlara yazılar yazmış, adını bile bilmediğimiz gecekondu yerleşim yerlerinde çamurlara bata çıka, öbek öbek kabarmış hayvan pislikleri sinek vızıldamaları içinde geçim derdinde olanlara l Mayısın önemini anlatan senaryolar oynamıştık.
Yol yok, su yok, doktor yok diyenlerle dertleşmiştik. Elektrik diye sorduğumuzda kimsenin sesi çıkmadı. Tek trafodan muhtar ödüyormuş da ondan dedi, kadın muhtar. Sende sakat raporu alıp mayış bağlatan kocanın yerine kendini seçtirmeseydin dedi, beriki... Ali Dinçer var ya. Biz ona yalnız buradan üç-dört bin oy çıkarttık. Bir daha görür o. Adam CHP'li , bizden dedik. Tek trafo. Borcunu da tek mutar öder.. l Mayıs için duyuru yapmaya geldik dedik. Bir tek camide hopörlör varmış. Muhtarın yüzüne baktık. İmama benden selam iletin, sahiplenir dedi. Yine de oğlunu yanımıza koyarak bizi camiye yolladı. Köyün orta yerinde iki musluklu hayrat vardı. Kadınların kimi tenekelerine su doldururlarken kimi de Tursil 76'yla çamaşırlarını tokaçlıyordu. T.C. Diyanet İşleri..Kur'an Okuma yazma Kurslarının bitişiğindeki caminin imamı bizleri ve özel selamı kırmadı. Yine de sordu. -Kötü bir şey yok ya ucunda? Köyün sorunlarını konuşmanın kötülüğü neresinde. Tamam, dedi. Sala'dan sonra.. "Dikkat, dikkat. İlandır, ilandır... Köyümüzün kadınlarına duyurulur. Saat üç buçukta Satılmış'ın kayfesinde toplantı vardır. Katılın.." Okul dağılımı koşuşturan çocuklara anneleriyle gelmelerini tembihledik. Bazı kadınlar birbirlerini dürtüp bizleri gösteryordu. Ummadığım biri biden alev almış gibi üstümüze parladı. - Hele şu boklu yola bakın, yolumuzu yapın. sonra başka lafları konuşun. - O belediyenin işi. - O zaman ne dolanıyonuz buralalarda belediye gelsin.BELEDİYE GELSİN. Başka bir kadın; Bayırdan, boklu yollardan günde kaç kere tenekelerle su çekiyorum. Önce evime su verin. Tabanları yırtılmış ayağını plastik terliğinden çıkartıp gösterdi. Sonra soğuktan şişmiş kollarını gözüme sokarak: Kavgaya gelcem gelcem ama bundan kelli bunlar düzelirmi diye sordu. Büyük şehirlerin çöp bidonlarında onlar; banyo, çamaşır bulaşık yemek sularını saklıyorlardı. Köyün sorunlarını konuşacakmışız. İşte hepsi ortada... Bakın, eşeğinin iki yanına su tenekelerini dizmiş bir kadın geliyor. Koşun kızlar, kahveye çağıralım.. ...Satılmış'ın kahvesi, sorunlarınız.. Yüzümüze bile bakmadı. Asık suratıyla elindeki sopayı öylesine patlattı ki, durduk yerde ne olduğunu anlamayan eşek bile yerinden sıçradı. Burada AP'lilerle CHP'liler akrabadır, kimse kimseyi gammazlamaz diye söylenerek uzaklaştı.. Ne demekse? (Bizler daha o zamanlar netekim pa'şayla aranan damadının orduevlerinde buluştuklarını yeminle bilmiyorduk.) Vay be.
Şarkıcı zannettikleri erkek arkadaşlar gelince, beyler tutturmaz mı bu herifler de neyin nesi diye. Neyse oylama yapıldı da kabul edildiler.Bir tek 'şehirliler gelmiş' denilince, bütün takılarıyla gelen genç gelin oylamada el kaldırmadı. Kınalı avuçlarını hep yumdu. Erkek arkadaşlar kadınların en arkasında duracaklar, kadınlarında sırtları onlara dönük olacaktı. Kurallara uyuldu. İşçilerin birliği anlatıldı. He dedi, biri. Koca tenekeyi iki kişi iki yerinden tuttumuydu, su hoppadanak dağın kellesine.. Evlere su, okula yol, bir de doktur reçetesine eczane, bir de... ben işçi mişçi bilmem. Bildiğim Hıdırellez'dir.Buralarda l Mayıs'ı kimse bilmez. Mayıs, afedersin pohtur. Baharın taze ot yemeye başlayan hayvanlar bol def-i hacet yaparlar. Odur işte mayıs. .. genel grevin örgütleyicisi, işçi önderi (Enternasyonal Üyesi) Persona ve üç arkadaşı asıldı. - ......... ... ölüm yıldönümlerimde okumanızı istiyorum. Albert Persons. - ...... ...l Mayıslar bütün ülkelerde kutlanmış ve kutlanılmaktadır. l Mayıs Fransa'da, l Mayıs Almanya'da, l Mayıs Şili'de, l Mayıs Bulgaristan'da ve l Mayıs evet evet hep beraber: TÜRKİYE'DE. - ..... Analar, bacılar l Mayıs ta İstanbul' gelemiyeceklerini söylediler. Bazısı şu kahveye bile zor gelmişti. Bebelerin bezleri için tenekelerle su götürülüp çamur pislik deryası bahçelerinde neyi tutuşturabilirlerse kaynatılacaktı. Oğulları kocaları işten ölü gibi geliyorlardı. Onların önüne bir kap aş koyacaklardı. Hepsi sözleşmiş gibi ziftte yüzmüş gibi geliyordu. Ellerini başlarını yıkayacak sıcak su lazımdı. Bahçelerine diktikleri zerzevat su isterdi. Hayvanına bakacak dingil dingil sağlıklı beden isterdi. Okula çocuklar donmasın diya sırayla tahta kırıp götürmek gerekti. Yol demişlerdi, Amerikadaki işçi liderleri demiştik. Su demişlerdi. DGM'yi ezdik, sıra MESS de demiştik. Doktor demişlerdi. Finans kapital, demiştik. Ekmak demişlerdi, Oligarşi demiştik. Şarkılarla, marşlarla programımızı kapattık. Beğendiniz mi diye sorduk. Hee, dediler. Eyi eylendik, eyiki varsınız da, ta buralara vardınız. Oysa ,Ankara'nın en yakın köyüydü. İşte l Mayıs öncesi böyle çalışıldı. Sonunda bizler de vardık İstanbul'a. l977'yi unutmadığımızı yüzlerine haykırmaya. Sol partiler, sendikalar, dernekler, işyeri temsilcileri kendi pankartlarının altında toplanmışlardı. - Hey hey de hey hey, hey hey de hey hey. Disk'in sesidir bu. Hey hey de hey hey, yılmaz hiç kimse. Tezgahını kamyonetin arkasına kurmuş işçi tulumlu bir görevli, bir yandan çekicini vuruken bir yandan gür sesiyle bağırıyor. Hey hey de hey hey, işçiler geliyor. Bizde olanca şevkimizle onu destekliyoruz. HEY HEY DE, HEY HEY. Bazıları bizden. Bağırıyorlar, "Faşizme Geçit yok". Bazıları bizden değil, onlar goşistmişler (!). Sloganları "Faşizme karşı omuz omuza." Sloganlarını bitirmeden cevaplanıyorlar: UDC'de Birleş, UDC'de birleş. Yanıtlıyorlar; Tek Yol Devrim. "UDC de birleş, UDC de birleş. Devrim için uğraşmayana sosyalist denmez. "Analar doğurur, faşitler öldürür" Besbelli şaşırtmaca var bu işte. Ama yutmadılar, "Faşizme Karşı Omuz Omuza". "Faşizme geçit yok". Bu sloganlar ve atışmalar güzergah boyunca öyle hızlandı ki ağız dalaşı gibi, kimin ne dediği belli olmaz oldu. Sonunda her kesim kendi sloganını atmaya başladı. Toplum kaynayan reçel gibi göz göz oldu. Bir uğultudur ardı arkası kesilmez oldu. Anlayanlar beri gelsin.
TEK YOK DEVRİM... Yap da görelim. Bu arada da tepemizde dönen helikoptere; flamalarımızı, bayraklarımızı salladık. "Türkiye İşçi Sınıfına selam, Selam Yaradana" diye alana girdik. Arkamızdan DEV-GENÇ'liler akmaya başladı. Alabildiğine kalabalıktılar. "MAHİR, HÜSEYİN, ULAŞ. Kurtuluşa Kadar Savaş" sloganlarıydı. Bu uğurda kaybettikleri bütün arkadaşlarının pankartlarını taşıyorlardı. UDC'de birleş, UDC'de birleş.. TEK YOL DEVRİM. Şu KURTULUŞ'cu, şu AKD.Şunlara bakın, kaç kişiler. Şu Vatan Partisi. Şu kadar baş olmuş sol varken onlar da nereden çıktı? Şınlar Kürtler. Pankartları bomboş. İstemsiz. Susturuluyoruz. Çifte sömürülüyoruz diyorlar. Hem iktidarlarca hen solcularca. Şu TSİP, Kürtler mi çoğunlukta. Ala Rızgarililer, Daha alası da çıkar. Şu kürt, bu türk. Baretli işçiler geçiyor. l977 de katılan sinama starlarının bazıları yok. Zaten onların yalnışlıkla yolları düşmüş.Tiyatro oyuncuları, gazeteciler. Madenişçileri..Şu Esmer, bu sarışın. Bilen yoldaş aramızdaydı. Nazım da yanıbaşımızdaydı. Türki'yenin dev araştımacısı, sosyalizm üstüne dev kütüphane kuran Dr. Hikmet Kıvılcımlı'yı derinden ananlar da oldu. Ama sloganları, en büyük solcular tarafından ezdirilmeye çalışıldı. TKP l Mayıs alanında. Susturmaya çalıştığımız gruplar bizleri alkışlayarak alanda yerimizi almamıza yardımcı oldular. Kürsünün tam önü. Üvey ananın kendi öz evlatlarını koruması gibi. Ön taraflar, İGD ve İKD'ye ayrılmış. Alanın, sağı, solu hep sol. Ama biz başka solcuyuz. Köyle bile gittik. Kürt görünce "Hatın'ı bile söyledik. Yaradan hakkı için, onları iyi eylendirdik. Sonra biz okunmasa da çift gazete alıp, nöbetleşe Dis'in binalarını temizlemiştik. Grevleri desteklemiştik. Oradaki kadınları kendimize gençleri gençlik derneklerine yönlendirmiştik. Pazarlarda az el emeği, göz nuru satmadık. (Yazarın notu: Sendikaların içinin nasıl boşaltıldığına örnek değil mi?) Biz burada toplanan kimileri gibi gosişt, revizyonist, oportünist değiliz. Anlamlarını sormayın. Sadece onlar bizden değil. İGD'nin yerini almasıyla kürsüden işaretle saygı duruşu yapıldı. Bütün alan o sukunluk içinde ilk defa tek bir hareketle sol yumruklar havaya kalktı. Onca yığınların sessizliğini kuşun kanat sesi bile bozamadı. Konuşmalar, sloganlar, bastırmalar.
Program biti. l979'da buluşulmak üzere dağılındı. Evli evine, köylü köyüne, maden işçileri karanlık dehlizlerine, galerilerine döndü. l Mayıs l977'ye dönüyorum. Bebelerimiz yine omuzlarımızdaydı. Ve yine kendi aramızda birileri itelenmişti. Sanki bir tek onların bayramı diğerleri konu mankeniydi. Sıcaktı, çok sıcaktı, hava pırıldı ve sonra gün indi. Gün erken indi. Bu olanları haketmemiştik. Patlamalar, ezilenler. Kan, kan. Alan kana bulandı. Canlarımızın kanlarında kulaç atıp sahil arıyoruz. Kırmızı bayraklar yerlerde kan oldu. Can içinde eridi. Deprem, kıyamet bu. Yığınların, etten oluşan binaların depremi bu. Ateş nereden ediliyor, bilen gören yok. Sadece dışarıdan ellerinde uzun kalın sopalalarla korteji bağıra çağıra yarıp ilk kagaşalığı yaratanları hatırlıyorum. Hırpani kılıklılar, Saç baş darmadağınık iyi besili ve atletiktiler. Anlamsızca bağırıp sakin durmaya yüz tutmuş kalabalığa naralar atarak daldılar. Gerisi tufan. Dileğim odur ki, bütün bunlardan ders alınıp tarih tekerrür etmeye. 1 Mayıs İşçinin Emekçinin Bayramı, hak edenlere kutlu olsun. Bu uğurda kaybettiklerimiz yollarında yüründükçe yaşasın ve bütün dünya işçilerine selam olsun. BİR ÖLÜR BİN GELİRİZ, BİZİ VURMAK KURTULUŞ MU?
|