|
AK PARTİ GRUBU ADINA BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - . Değerli milletvekilleri, 23'üncü madde, Anayasa'mızın 159'uncu maddesinde değişiklik öngörmektedir. 159'uncu madde ise Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısı ve işleyişiyle alakalı bir maddedir. Konuyu daha iyi anlamak için, mevcut durumu öncelikle tespitte fayda vardır. Bugün Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 5 asıl üyesi var, bunlardan 3 tanesi Yargıtay tarafından seçiliyor, 2 tanesi Danıştay tarafından seçiliyor. Baktığınız zaman, 7 üyenin yüksek yargıyı sadece temsil ettiği çok açık. Buna kürsüdeki hâkimlerin ne olduğunu sorarak cevap verirsek daha iyi anlaşılır. Bugün ilk derece mahkemelerinde görev yapan idari ve adli yargıdaki hâkim ve savcılarımızın sayısına baktığınızda, yaklaşık 12 bin civarında hâkim ve savcı var. Bunların Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda temsili mümkün mü? Mümkün değil.
Şimdi, işleyişe baktığınızda da orada şöyle bir şey var: Yargıtay salt çoğunlukla boşalan 1 üye için 3 aday seçiyor ve Sayın Cumhurbaşkanı bunlardan 1 tanesini atıyor. Aynı çoğunluk birbiriyle aynı 3 kişi seçiyor. Öte yandan, Danıştay aynı yapıyı işliyor ve atamalar oluştuktan sonra, bakıyorsunuz sisteme, Yargıtayın bütün üyelerini bu kurul seçiyor, Danıştayın bütün üyelerini bu kurul seçiyor. Görev süreleri dolduktan sonra da Yargıtay ve Danıştaya dönüyorlar ve orada da, Yargıtayda, Danıştayda aday olunacak başka yerler var, kendi seçtikleri üyeler eğer aday olurlarsa onlar da onları seçiyor. Baktığınız zaman, demokratik temsile uygun olmayan, yargının tamamını temsil edemeyen bir yapının burada olduğunu ve yargı bağımsızlığı açısından da bir teminat değil, aslında bir gölge bulunduğunu çok net olarak ifade etmemiz lazım. Onun için bu yapı eleştirildi. Herkes tarafından eleştirildi. Daha ne dendi? "Teftiş kurulu Adalet Bakanlığına bağlı, yanlıştır." Eleştirildi. Herkes söyledi. "Özel ayrı bir sekreteryası yok, Bakanlık yürütüyor." Eleştirildi. "Ayrı bir bütçesi yok." Eleştirildi. "Baktığınız zaman kürsüyü temsil etmiyor." Eleştirildi. Sadece Türkiye'de yargı bağımsızlığını savunanlar mı eleştirdi bunu? Hayır, Avrupa Birliğiyle ilgili Türkiye'ye dönük hazırlanan ilerleme raporları, istişarî ziyaret raporlarına baktığınız zaman, bunların tamamında da Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısına dönük bir eleştiri var. Öte yandan bakıyorsunuz, bu Kurulun kararlarına karşı etkili bir itiraz yolu var mı? Yok. Yani itirazınız sadece beyhude bir zaman kaybından başka bir anlam ifade etmiyor. Öte yandan yargı yolu açık mı? Yok. Birini ihraç ediyor, karar veriyor, diploması âdeta yırtılıyor, avukatlık dahi yapamaz hâle geliyor "Ben haksızlığa uğradım." deme hakkı yok. İddianamede birinin ismini geçirdi diye, dünyanın hangi ülkesinde, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu "Sen niye böyle iddianame hazırlarsın?" diye görevden tardedilen bir savcı örneğini birileri bana gösterebilir mi? Var mı böyle bir şey? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Bakın, daha başka bir şey söyleyeceğim. Adalet Bakanı inceleme başlattı -çok ilginç bir detaydır bu- Sayın Ferhat Sarıkaya'yla ilgili. Gazeteler ertesi gün manşet çektiler: "Bu, yargı bağımsızlığına müdahaledir." dediler. "Devam eden bir soruşturma nedeniyle bir savcıya bunu yapamazsınız." dediler. Daha ilginci ne biliyor musunuz? Ertesi gün HSYK'nın açıklaması var: "Bu, yargı bağımsızlığına müdahale değildir." diye. HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Adalet Bakanı kim? ATİLLA KART (Konya) - HSYK Başkanı kim? BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Onun için, biz diyoruz ki: Bakın, bizim, bir durumu tespit etmemiz lazım. Ortada, hâkimler ve savcıları temsil eden değil, Yargıtay ve Danıştay üyelerini temsil eden bir 37 -------------------------------------------------------------------------------- Yüksek Hâkimler Kurulu vardır. Yapılan bu düzenleme, hâkimler ve savcıları tamamıyla temsil eden bir Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurulu oluşturmaktan ibarettir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Değerli arkadaşlar, Avrupa Birliği ile ilgili raporlar, uluslararası belgeler, bunların içerisine baktığınız zaman, bu yapılan düzenlemeyi de eleştiren, bu düzenlemenin de uymadığı yönler var ama bu raporların içerisindeki çok farklı şeylerin hepsini ben burada size tek tek zikredip vaktinizi almak istemem ama bilesiniz ki bu düzenleme, bu raporlarda yer alan ve Türkiye'ye dönük olarak değerlendirilen eleştirilerin büyük bir kısmını da karşılamaktadır. Ayrıca bu düzenlemeler, Cumhuriyet Halk Partisinin 2001 yılında hazırladığı "Demokratikleşme Raporu, İnsan Hakları ve Demokratikleşme 2001" burada da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısıyla ilgili değerlendirmeler var, onların da büyük bir kısmını -tamamını demiyorum ama- karşılayan düzenlemeler içermektedir. Peki ne getiriyor diye bakarsanız, o zaman bu düzenlemeye oradan bir bakmak lazım. Eleştiri şu: "Yargıyı ele geçirme gayretidir bu." Şimdi ben, getirilen düzenlemeyi izah edeceğim, geri kalan kısmı vicdanlarınıza bırakacağım. Bugün 7 tane üye var; iki tanesi tabii üye, beş tanesi seçilmiş üye. Şimdi Yargıtay ve Danıştay seçiyor, nihayetinde Cumhurbaşkanı atıyor. Yeni düzenlemeye baktığınızda… Affedersiniz, iki de bakanla müsteşar var. Bakıyoruz şimdi, bakan bugünkü mevcut hâliyle kurulun bütün toplantılarına istediği zaman başkanlık yapabilir mi? Yapar. Müzakerelere katılabilir mi? Katılabilir. Tayinlere, terfilere, cezalara, hepsine müdahil olabilir mi? Olabilir. Şu reis olsun, şu başsavcı olsun, şu, şu mahkemeye gitsin, buna bu cezayı vermeyeyim diyebilir mi? Diyebilir. Oy hakkı var mı? Var. Peki, yeni düzenlemeyle ne geliyor? Gelen şu: Adalet Bakanı kurulun başkanı, ama kurul üç daire hâlinde çalışacak, atamalar, terfiler, disiplin işlerinin, vesairenin görüşüldüğü dairelerin hiçbirinin toplantısına Adalet Bakanı katılmıyor, oy hakkı yok. Düşünebiliyor musunuz yargıyı ele geçirmek isteyen Adalet Bakanının yaptığına, bütün yetkilerini veriyor, tayinine karışmıyorum, terfiine karışmıyorum, disiplinine karışmıyorum, kendi içinizde bunu çözün. Peki ne olur? ATİLLA KART (Konya) - İnceleme ve soruşturmayla ilgili değişiklik var mı, onu söyle. BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Eğer bir etkili itiraz yolu olur da genel kurula gelirse konu, Adalet Bakanı kurulun başkanı olarak orada itirazın görüşmesi sırasında müdahildir. Bakın, burada, önemli bir değişim, yargı bağımsızlığı yönünde çok ciddi bir adım atılmaktadır. Yargıyı ele geçirenlerin değil yargının bağımsızlığı için uğraşanların ancak yapabileceği bir iştir bu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bir başka konu: Bugün, bakın Adalet... ATİLLA KART (Konya) - İnceleme ve soruşturma izni kime ait, onu söyle. BAŞKAN - Sayın Kart, lütfen müdahale etmeyelim. BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Bugün, bakın, Adalet Bakanının Sayın Müsteşarı, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun toplantısına katılmadığı zaman Kurul toplanabiliyor mu? Toplanamıyor. Yani bir siyasal iktidar eğer isterse, Kurulu, bugünkü mevcut hâliyle kilitleme imkânına belli bir süre olsa da hiç olmazsa var mı elinde böyle bir imkân? Var. Peki, şimdi yapılan bu düzenlemeyle ne yapılıyor? Müsteşar dairelerden birinde görev yapacak toplantı ve karar nisapları getiriliyor. Dolayısıyla müsteşar katılmasa da Kurul toplanıp görevlerini yapabilecek ve yasal vazifelerini ifa edebilecek. Hiçbir siyasal iktidarın bundan böyle Kurulu kilitleme imkânı olmayacaktır. Bu kötü bir şey mi? Yargının bağımsızlığı açısından atılmış önemli bir adım değil mi? Önemli bir adımdır. Peki, bir başka konu, değerli arkadaşlar: Bugün, Yargıtay doğrudan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna üye seçemiyor. Şimdi, yeni düzenleme ne diyor? "Siz seçmeye ehilsiniz, doğrudan üye seçin" diyor. RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Allah Allah! Hiç yakışmıyor ağzına! BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Yargıtaya dün ehliyetini sınırlayan "Seçemezsin, senin seçtiklerini bir de Cumhurbaşkanının kontrolünden geçirmem lazım" diyen darbe Anayasası'nın bu dediği mi hukuk devleti, yargı bağımsızlığı için uygundur, yoksa Yargıtaya "Siz genel kurulunuzdan kendi içinizden birini seçin, doğrudan seçin" demek mi daha doğru bir şeydir? (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Peki, bir başka şey: Danıştay iki tane üye seçiyordu, aynı sistem orada işliyordu. Şimdi yeni düzenlemede Danıştay da kendi üyeleri arasından kendi genel kurulunca doğrudan üye seçecek? Kötü bir şey mi bu? ATİLLA KART (Konya) - Nihai karar Danıştaya ait mi olacak? BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Burada nihai karar falan yok. ATİLLA KART (Konya) - Nihai karar oraya ait değil. BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Doğrudan Danıştay kendi seçiyor. ATİLLA KART (Konya) - Hayır, önce bir Cumhurbaşkanı belirleyecek. BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Peki, bir başka şey, bugün... Bugün... ATİLLA KART (Konya) - Yanlış bilgi veriyorsun. BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, hatibe müdahale etmeyelim lütfen... Lütfen... BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Yanlış değil, açın okuyun, iyice okuyun! Bir başka şey... 38
-------------------------------------------------------------------------------- ATİLLA KART (Konya) - Nihai karar oraya ait değil. BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - İyice okuyun! Bir başka şey: Değerli arkadaşlar, bugün kürsüde görev yapan 10 binin üzerinde adli yargı hâkim ve savcısı var. Bunların tayinine, terfisine, disiplinine her şeyine karar veriliyor. Düşünebiliyor musunuz, oraya bakıyorlar ne olacak diye. Sonra Yargıtaya gidiyor. Terfi düzeni de onların not sistemiyle bağlantılı. Şimdi, Yargıtaya yapılan atamada bunların hiçbir dahli yok, HSYK'yla ilgili konuda hiçbir dahli yok. Her türlü kararı kendileri hakkında veriyorlar fakat bunların kendileri hakkında karar verenlerle ilgili en ufacık bir düşünce serdetme imkânı yok. Dünyanın neresinde var böyle bir iş? Şimdi, peki, ne oluyor? Kürsüdeki adli yargı hâkim ve savcılarına deniyor ki: "Siz doğrudan üye seçin." BENGİ YILDIZ (Batman) - Zaten doğru olan tek o var. BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - 7 tane. Doğrudan seçecekler. FARUK BAL (Konya) - Kaç günde? BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Adli yargı hâkim ve savcılarına deniyor ki: "3 tane de siz doğrudan seçin." Doğrudan seçmek diktaya giden bir yapı mı? FARUK BAL (Konya) - Evet. BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Hâkimlere, savcılara, Yargıtaya, Danıştay üyelerine "Sizinle ilgili nihai kararları verecek olan Kurulu siz yapın, siz seçin, siz oluşturun." demek dikta mıdır? Diktaya gitmek isteyenlerin yapacağı bir şey midir? (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu, hâkimine, savcısına, yargısına, yargı bağımsızlığına inanmış olan bir anlayışın ortaya koyduğu bir şeydir. Peki, Cumhurbaşkanının pozisyonunu burada bir değerlendirmemiz lazım. Şimdi, TÜSİAD'ın 1992'de Anayasa önerisi var. Orada değerli Anayasa hukukçuları demiş ki: "Bu Kurulun başkanı Cumhurbaşkanı olsun." "Cumhurbaşkanı olsun." demiş. Bakıyorsun, şimdi, Türkiye Barolar Birliğinin 2007'de hazırladığı 2007 Anayasa önerisi var elimde. Orada da diyor ki: "Cumhurbaşkanı Kurulun doğal başkanıdır, gerekli gördüğü hallerde Kurul toplantılarına başkanlık eder." Peki, değerli arkadaşlar, bugün Sayın Cumhurbaşkanı ne yapıyor? Kurulun seçilmiş 5 üyesinin 5'ini de nihai olarak atama yetkisine sahip mi? Sahip. Şu anda Kurulun üyeleri kaç? 22. Seçilmiş üyesi kaç? 18. Peki, Cumhurbaşkanı 22 seçilmiş üyeden… 18'inden kaçını atıyor? 4'ünü atıyor. Allah aşkına, seçilmiş üyelerin tamamını atamak mı kuvvetler ayrılığı ilkesine zede verir, zarar verir, sıkıntıya sokar, diktaya götürür… ATİLLA KART (Konya) - Kurumlardan da seçiyor ama. BEKİR BOZDAĞ (Devamla) -…yoksa, seçilmiş üye sayısını 18'e çıkarıp bunların 14'ünün doğrudan seçilmesine imkân ve zemin verip ondan sonra geri kalanını Cumhurbaşkanının… Affedersiniz, bir şeyi yanlış söyledim. HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Her şeyi yanlış söyledin, bir şeyi değil. Bir tane de doğru söyle, bir tane. BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Seçilmiş üye sayısı 18 değil, 20. 20 tane üyeden 16'sını hâkimler, savcılar, Yargıtay, Danıştay üyeleri ve Adalet Akademisinin değerli üyeleri doğrudan seçsin, 4 tanesini Cumhurbaşkanı seçsin mi demek yanlış? ATİLLA KART (Konya) - Cumhurbaşkanı 10 kişi seçiyor, 10 üyeyi seçiyor. BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Bakın, bir başka şey. Bugün yargıyla herkesin bir şekilde ilişkisi var. Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulunun yapılan bu düzenlemeyle bir yandan demokratik meşruiyeti temin edilmekte diğer yandan da demokratik temsile uygun bir biçimde oluşması sağlanmaktadır. Şimdi, savunma önemli. Herkes söylüyor, avukatlar da burada olmalı. Neden? Verilen kararlar, görüşmeler, her şeyin bir ayağında mutlaka savunma var. Şimdi, Sayın Cumhurbaşkanı 4 tane atayacak. 1'ini nereden atayacak? Avukatlar arasından atayacak. 1'ini üst kademe yöneticileri arasından atayacak. OKTAY VURAL (İzmir) - Bir aylık bürokratı atayacak. Tecrübe! Yargıyı ele geçiriyorsunuz. BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - 3'ünü de Yükseköğretim Kurulunun iktisat, siyasal bilimler ve hukuk alanından öğretim… (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) ATİLLA KART (Konya) - Yanlış bilgi veriyorsun. BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Yanlış değil. BAŞKAN - Sayın Bozdağ, size de ek süre veriyorum efendim, lütfen tamamlayın. BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - 1'ini de oralarda atayacak. Sayın Başkanım… BAŞKAN - Size süre verdim efendim. BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Şimdi, baktığınız zaman, demokratik meşruiyeti de temin eden bir mekanizma burada da hayata geçirilmektedir. Bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısı yargı bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına uygun olarak 39 -------------------------------------------------------------------------------- dizayn edilmektedir. Bizim Anayasa tarihimizde 1961 Anayasası'na baktığınız zaman orada üye sayısı 18 asıl, 5 tane yedek üye var, 3 tane asıl 1 yedeği Millet Meclisi, 3 asıl 1 yedeği Senato, 6 asıl 2 yedeği Yargıtay seçiyor, 6 asıl 1 yedeği de birinci sınıfa ayrılmış hâkimler seçiyor. Bir baktığınız zaman, demokratik olduğunu herkesin söylediği 1961 Anayasası Meclise "seç" diyor, Senatoya "seç" diyor, kürsüdekine "seç" diyor, yargıdakine "seç" diyor. Peki ne oldu? Bunun başına ne geldi biliyor musunuz? Bunun başına 12 Mart 1971 Muhtırası geldi. "Ben buna tahammül edemem, bir balans ayarına ihtiyaç var, bağımsız bir yargı pek işe yaramıyor vesayet altında olması lazım." dendi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Muhtıra sonucu, bugün burada bu anayasa değişikliğini tartışanlar, o gün burada muhtıra sonucu, muhtıra verilmiş Parlamento çalışıyor, olabilecek bir iş mi ve talimatla anayasa değiştiriliyor ve ayar veriliyor! S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Sizin yaptığınız da ayar vermek! BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Bu ayar yetmedi, neden? Çünkü tamamını Yargıtay seçiyor, 11 artı 3, 11 asıl 3 yedek. 12 Eylül askerî darbesi de "Olmaz bu." diyor, "Ne yapalım? Ayarı biraz daha verelim ama Danıştaya da verelim, 2 tane ondan, 3 tane buradan bu işi devam ettirelim." Şu anda bizim yaptığımız nedir? Bu ayarı yargı bağımsızlığı, hukuk devleti ve hâkimlik teminatı esaslarına göre yeniden düzenlemek, yeniden ayarlamaktır. S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Sizin yaptığınız "yeniden düzenleme", onlarınki "ayar"; değil mi? BEKİR BOZDAĞ (Devamla) - Yoksa, darbecilerin verdiği ayarla hukuk devletini ikame etmek, yargı bağımsızlığını tam anlamıyla tesis etmek, hâkimlik teminatını hayata geçirme imkânı yoktur. Bu düzenlemenin cumhuriyetimizin temel niteliklerinden olan hukuk devletini güçlendirecek, yargı bağımsızlığını takviye edecek, hâkimlerimizi ve savcılarımızı daha büyük bir teminat altında görev yapmalarına imkân verecek bir düzenleme olduğunu ifade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Adalet Bakanı Sayın Ergin, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) OKTAY VURAL (İzmir) - Hükûmetin tasarısı mı? Hem imza atmış hem Hükûmet olarak savunuyor. Bu nasıl şey ya? VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) - Milletvekili olarak imza atmış. OKTAY VURAL (İzmir) - İmza atmayan bir bakan bulun bari. BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen karşılıklı konuşmayalım. Buyurun Sayın Bakan. ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Huzurlarınızda bulunan Anayasa değişiklik teklifinin çerçeve 23'üncü maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Değerli milletvekilleri, 12 Eylül askerî yönetimince Hakimler Yüksek Kurulu ve Yüksek Savcılar Kurulunun lağvedilmesinden sonra 2461 sayılı Kanun ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu oluşturulmuştur. 1982 Anayasası ile anayasal temele kavuşturulan Yüksek Kurul, oluşturulduğu günden itibaren bugüne kadar tartışma konusu olmuştur. Gerek akademisyenler gerek siyasetçiler gerekse yargı camiası Kurulun bu şekilde oluşturulmasının yanlışlığını dile getirmişlerdir. Siyasi partilerimiz ise muhalefetteyken şikâyetçi oldukları Yüksek Kuruldan iktidara geldiklerinde her nedense şikâyetçi olmaktan vazgeçmişlerdir. Tarafsız bir gözle baktığımızda, ülkemizde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun oluşumuna ilişkin en temel eleştiri konuları şunlardır: "1) Bakan ve Müsteşar dışındaki üyelerin tamamı Yargıtay ve Danıştay üyeleri arasından seçilmekte olup bu hâliyle Kurul yargının bütününü temsil etmemektedir. 2) HSYK kararlarına karşı etkili bir itiraz yöntemi bulunmamaktadır. 3) HSYK'nın bağımsız binası ve sekreteryası yoktur. 4) HSYK bağımsız bütçeye sahip değildir. 5) Hâkimlerin denetimde görev alan adalet müfettişleri Kurula bağlı değildir. 6) Hâkimler ve savcılar hakkında soruşturma izni verilmesi Kurulun yetkisinde değildir. 7) HSYK'nın zaman zaman diğer devlet kurumlarının etkisinde kalarak kararlar verebildiği izlenimi uyandıran uygulamaları vardır. 8) Adalet Bakanı ve Müsteşarının Kurulda yer alması yargı bağımsızlığıyla bağdaşmaz." şeklinde yöneltilen yoğun eleştiriler. Bu eleştiriler, hem Danıştay, Yargıtay başkanlarımızın 1982'den 2010 tarihine kadar yapmış oldukları adli yıl açılış konuşmalarında hem uluslararası belgelerde hem de iç hukuk üzerine yapılan değerlendirmelerde dile getirilmiş eleştirilerdir. 40
-------------------------------------------------------------------------------- Şimdi, bizim getirmiş olduğumuz öneri... Değerli milletvekilleri, bu eleştirilerden acaba karşılamış mıyız, karşılamamış mıyız? Hatırlarsanız, "Bizim görüşümüz alınmadı." "Bizlere sorulmadı, danışılmadı." gibi şikâyetler gündeme getirildi. Ben bu şikâyetleri üzülerek doğru bulmadığımı, bu şikâyetlerin doğru da olmadığını ifade ediyorum. Biz, Yargı Reformu Strateji Belgesi'ni hazırlarken tüm yargı paydaşlarıyla bunu istişare ettik, müşterek toplantılar yaptık, başsavcılarımızla, Adalet Komisyonu başkanlarımızla müteaddit toplantılar yapıldı. En son Kızılcahamam'da tüm paydaşlarla yapılan ve üzerinde ilkeler anlamında mutabakata varılan kurallar bir araya getirilerek, strateji belgesi olarak Bakanlar Kurulunda da kabul edilerek Avrupa Komisyonuna takdim edildi. Şu elimde gördüğünüz, Yargıtay Başkanlığının yargı reformu stratejisine dair görüşünü içeren resmî belgesidir. Şu diğer dosya, Danıştay Başkanlığının, Adalet Bakanlığının hazırlamış olduğu belgeye karşı resmî görüşlerini ifade eden dosyasıdır. Şu da Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 5 üyesinin ve yedek üyeleriyle beraber hazırlamış oldukları resmî görüşleridir. Bütün bunları aldıktan sonra, değerli milletvekilleri, bu getirilen eleştirilerin ne kadarını karşılamışız? Bakınız, "Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun kendine özgü binası olsun." denmiş, biz bunu sağlayacağımızı Eylem Planı'na koymuşuz. "HSYK'nın kendine bağlı sekretaryası olsun." demişiz, bunu da getirmişiz. Yalnız Sayın Bal dedi ki "Bu sekreteri Sayın Bakan atayacak." Öyle değil, biraz açıklayayım. FARUK BAL (Konya) - Sonuçta öyle Sayın Bakan. ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - Kurulun belirleyeceği 3 aday içerisinden 1 tanesini Bakan belirleyecek. Bakan resen bir aday atayamayacak, bir sekreter belirleyemeyecek; Kurulun belirlediği 3 isim üzerinden belirleyecek. OKTAY VURAL (İzmir) - Sen belirliyorsun netice itibarıyla. ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - "Kurulun özerk bütçesi olsun." denmiş. Biz, Eylem Planı'nda bunu yapacağımızı taahhüt etmişiz. "Teftiş Kurulu HSYK'ya bağlansın." denmiş. Biz, bunu şu anda görüştüğümüz 159'uncu maddenin içerisine monte etmişiz, hâkim ve savcıları denetleyecek Kurul müfettişlerinin Kurula bağlı olması hükmünü getirmişiz, bu müfettişlerin Kurul tarafından atanması hükmünü getirmişiz ve soruşturmayı başlatma yetkisini ilgili daireye vermişiz. İlgili daire harekete geçmedikçe Bakan resen bir soruşturma başlatma imkânına sahip değil, önünüze getirmiş olduğumuz şu teklifte. Onun dışında "Kararlara karşı etkili bir itiraz yöntemi getirilsin." denmiş eleştirilerde. Biz, şimdi Kurulu üç daire hâlinde dizayn etmişiz ve bu dairelere Bakan katılmayacak, oy kullanamayacak ancak bu Kurulun dairelerinin vermiş olduğu kararlara karşı Genel Kurulda etkin bir itiraz yöntemi getirilmiş. "Yüksek yargının seçtiği üyeler doğrudan seçilmeli." denmiş. Eleştiriler bunlar. Yüksek yargı başkanlarının 1982 ile 2010 yılları arasında yapmış olduğu eleştirilerin özetini söylüyorum. RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Sayın Bakan, biraz da bize dönüp anlatın. ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - Bunu da getirmişiz. Şu anda, Yargıtay Genel Kurulu ve Danıştay Genel Kurulu, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna verecekleri üyeleri doğrudan seçecekler… RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Sayın Bakan, biraz da muhalefete dönün, hep kendi grubunuza anlatıyorsunuz. BAŞKAN - Sayın Yalçın, lütfen böyle bir usulümüz yok. RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Efendim, biraz da bize dönerek anlatsın. BAŞKAN - Hayır, lütfen… ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - … Cumhurbaşkanının seçimine, takdirine sunmayacaklar. OKTAY VURAL (İzmir) - Doğru değil bunlar ya! ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - Onun dışında, Müsteşarın katılmadığı toplantılar yapılamıyor idi şu anda ama bunu da kaldırıyoruz. Müsteşar 22 üyeden herhangi bir tanesi hâline geliyor, üç daireden bir tanesinde üye olacak, Müsteşar katılmasa da toplantı yapılacak. Burada, şu saymış olduğum talepler yüksek yargı başkanlarının talepleridir, ilerleme raporlarında dile getirilen eleştirilerdir, İstişari Ziyaret Raporlarında dile getirilen eleştirilerdir. OKTAY VURAL (İzmir) - Yargı da eleştiriyor bunu. ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, burada, talepler içerisinde karşılanmayan bir tek husus vardır: "Bakan ile Müsteşar Kurulda bulunmasın." Dolayısıyla, biz, bu yapı içerisinde, bugüne kadar, Kurulun yapısına yönelik hem Kurula hem Bakanlığa getirilen eleştirilerin tamamına yakınını bu pakette karşılamışız… OKTAY VURAL (İzmir) - Zaten cücüğünü götürmüşsün, daha? ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - …bir tek Bakanla Müsteşarın Kurul'a katılmaması yönünde, ilk iki üç İstişari Ziyaret Raporu'nda bu yönde görüşler var ama son İstişari Ziyaret Raporlarından bahsetmedi Sayın Gök. Orada, şunu ifade edeyim, Bakanla Müsteşarın Kurul'da kalması gerektiğine dair görüşler de var. FARUK BAL (Konya) - İkna etmişsiniz! 41
-------------------------------------------------------------------------------- ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - İkna etmiş değilim. Şu "Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun seçilmiş 5 üyesi" diye, bize hazırladıkları rapor. Burada, üyelerden Sayın Ali Suat Ertosun, dipnot düşmüş: "Çoğunluğun görüşüne katılmıyorum." demiş. "Adalet Bakanı Kurul'da bulunmalı ve Kurul'un Başkanı olmalıdır. Çünkü, siyasetle yargı arasında bir irtibat kurmak, Parlamentoyla yargı arasında irtibat kuracak bir siyasi makama ihtiyaç var. Parlamentoya karşı olan işlemlerden dolayı gidip hesap vermesi gereken bir muhatap lazım." Bunu belirtmiş. HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - O zaman, Anayasa Mahkemesinin de Başkanlığını yapın Sayın Bakan. ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - Yargıtay Başkanımızla yapmış olduğumuz görüşmelerde, Sayın Başkan şunu ifade etmiştir: "Evet, Müsteşar çıksın ama Bakan, Kurul'da kalabilir." demiştir. Değerli arkadaşlar, bu konuda, uluslararası belgelerden yapılan atıflar var. Benden önceki hatiplerden bir kısmı bunlara değindiler. KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Bakan, siz bir de Anayasa Mahkemesi Başkanlığını alın. OKTAY VURAL (İzmir) - Bence yakışır! ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - Avrupa Konseyinin danışma organı olan Venedik Komisyonu ve gene, Avrupa Hâkimleri Danışma Konseyinin almış olduğu ilke kararları var. Burada, hatiplerin bir kısmı, bu Danışma Konseyi kararlarından bazılarından alıntılar yaptılar. Kimi iki ilke kararını aldı, kimi üç tanesini aldı ama biz, hazırlayıp yargı mensuplarımıza dağıttığımız şu bilgi notunda, Bakanlığın lehine, aleyhine bakmadan, ne kadar ilke kararı alınmışsa, hepsini açık yüreklilikle yazdık. Bakanlığa yöneltilen eleştirileri de yazdık, Kurul'un mevcut yapısına getirilen eleştirileri de burada yürekli bir şekilde ortaya koyduk. Değerli arkadaşlar, bu eleştirilere baktığımız zaman, ortaya konulan ilkelere baktığımız zaman, sadece lehe, aleyhe olanları ayrı ayrı değil, hepsini beraber değerlendirdik ve ben, Avrupa Hâkimleri Danışma Konseyinin şu ilke kararlarını sizinle paylaşmak istiyorum: "Yargı kurulları, hem yargı sisteminin hem de hâkimlerin bağımsızlığının güvencesi olmalıdır. Yargı kurulları, hâkimlerin görevlerini yürütme ve yasama erklerinden bağımsız ve kontrollerine tabi olmadan ve aynı ölçüde yargı içinden gelecek yersiz baskılara maruz kalmadan yapmasına imkân tanımak için yargıyı bağımsız şekilde yönetmelidir. Yargı kurulları bağımsızlığı ve etkin çalışmayı sağlayacak şekilde oluşturulmalıdır..." (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Ergin, size de ek süre veriyorum, lütfen konuşmanızı tamamlayın efendim. ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. "…Karma bir oluşum söz konusu ise üyelerin önemli bir kısmı meslektaşlarınca seçilmiş hâkimlerden oluşmalıdır." 22 üye var, 16 tanesi meslektaşlarınca seçilmiş oluyor bizim formülümüzde. Kurulun yargı kökenli üyelerinin yargı dışında organlar tarafından seçimine izin verilmemelidir. Sayın Gök Cumhurbaşkanının seçeceği üyelerin yargıç sınıfı dışından olduğunu ifade ettiler. O ilkeye uymak için Cumhurbaşkanını hâkim-savcı sınıfından atama yetkisi verilmemiştir, Avrupa Hâkimleri Danışma Konseyinin tavsiye kararı yerine gelsin diye. Onun dışında, "Yargı dışından gelen üyeler mesleklerinde temayüz etmiş kişilerden seçilmelidir. Üniversite öğretim üyeleri, hukukçular ve saygın vatandaşlar üye olabilir." diyor. Demek ki hâkim-savcı sınıfı dışından da üyeler gelebilirmiş; Avrupa Hâkimleri Danışma Konseyi. HAKKI SUHA OKAY (Ankara) - Ama mesele, Sayın Bakan, hukukçu olması. "Hukukçu olmayabilir de." diyorsunuz. ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - Ve son olarak, Venedik Komisyonunun Adli Atamalar Raporu'ndan iki tespit yapıp sözlerimi bitiriyorum: "Yargının kendi içine kapanık bir görüntü vermesinin negatif etkilerini kaldırmak adına, bir yanda yargı bağımsızlığı ve kendi mensuplarınca idare edilme ile diğer yanda yargının hesap verebilirliği arasında bir denge kurulmalıdır. Bu bağlamda, hâkimler hakkında disiplin işlemleri etkili bir şekilde yürütülmeli ve meslektaş dayanışması bu işlemleri kapatmamalıdır. Bu hedefe ulaşmanın yollarından biri, üyelerinden dengeli bir şekilde oluşturulduğu yargı kurulunun kurulmasıdır." Ve son ilke: "Yürütme erkinin temsilcilerinin kurul içinde yer alması güvene dayalı endişeler yaratsa da bu uygulama yaygındır. Örneğin, Fransa'da Cumhurbaşkanı Kurulun Başkanı, Adalet Bakanı doğal Başkan Vekilidir. Türkiye'de Adalet Bakanı ve Müsteşarı HSYK üyesidir. Bu durum, tek başına -Venedik Komisyonuna göre- Kurulun bağımsızlığını zayıflatmaz ancak Adalete Bakanı, Kurulun, başta disiplin konuları olmak üzere… (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Ergin, ek süreniz de doldu, selamlama için mikrofonunuzu açıyorum tekrar. ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - …disiplin işlemleri başta olmak üzere tüm toplantılarına katılmamalıdır." diyor. Biz de bu ilkeyi karşılamak üzere, Bakanın tüm toplantılara katılmayacağı bir formül geliştirdik. 42
-------------------------------------------------------------------------------- Burada Fransa örneği üzerine bir atıf yapıldı. 2008'de Fransız Anayasası'nın değiştiğinden bahsetti Sayın Gök. Doğrudur, değişti ancak şu anda yürürlükte olan bizim söylediğimiz. İSA GÖK (Mersin) - 2011'de uygulama kanununu bekliyorlar. Değişti Anayasa. ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Devamla) - 2011'de yürürlüğe girecek. Ama Sayın Gök, şunu ifade ediyorum: O model de burada, vaktim olmadığı için ifade edemedim ama Fransa Anayasası'nın yeni versiyonundaki modele de var iseniz -"Anayasa değişti." diyorsunuz, Fransız Anayasası'nın yeni versiyonuna var iseniz- bizim Adalet Bakanlığı olarak, bunu teklif etmeniz hâlinde, bu formüle de hazır olduğumuzu ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Sayın Ergin, teşekkür ederim. |