|
AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET İYİMAYA (Ankara) - Değerli milletvekilleri, çok önemli bir madde müzakere ediyoruz. Anayasa Mahkemesi gibi hukuk aklının evrim dışında rasyonel olarak keşfettiği bir yapının yeniden yapılandırılmasını müzakere ediyoruz. Beklerdim ki, bu modelin yapısı, noksanlıkları, tamamlama argümanları layıkıyla ortaya konsun. Değerli arkadaşlar, çok iyi bir anayasa mahkemesi, çok kötü bir anayasayı yorumlayarak yasama egemenliğini anayasa sınırları içerisine getirebilen, hukukun üstünlüğünü kurabilen bir örnekliği ortaya koyabilirdi, Alman Anayasa Mahkemesi öyledir, İtalyan Anayasa Mahkemesi öyledir. Anayasa Mahkememiz, kötü olan Anayasayı vesayetçi ve ideolojik muhtevadan kurtaramamış, özgürlük lehine yorum yoluyla anayasal dönüşümü sağlayamamış ve bu husus, sadece Türk siyaset kurumunun değil, bilim kurumunun ve hukuk camiasının ortaya koyduğu müşterek bir eleştiri olarak gelişmiştir. Değerli arkadaşlar, şu anda önünüzde bulunan proje, önünüzde bulunan model, bizzat tarafınızdan imal veya inşa edilmiş bir model değildir. Evvela, Anayasa Mahkememiz, diğer anayasa mahkemelerindeki mukayeseli ziyaretlerle, sonra 2004 yılında yaptığı bilhassa Almanya ve Avusturya ve Venedik Komisyonu müşterek müzakereleriyle bir model oluşturmuştur. O model bu modeldir. Barolar Birliğimiz 2 defa çalışma yapmıştır. O model bu modeldir. Sivil toplum örgütlerimiz, kimi partilerimiz çalışma yapmıştır. O model, bu modeldir. Şimdi, değerli parti sözcülerimizin kısmen, kamuoyunda tamamen modele yöneltilen iki-üç temel eleştiri vardır. Bunlardan birisi, yasama organının 77
-------------------------------------------------------------------------------- Anayasa Mahkemesine üye seçmesinin tipik bir siyasallaşma oluşturduğu; öbürü, hukuk kökenli üyelerin noksan olduğu; öbürü ise gerçekten bir parti yargısının inşa edilmekte olduğu itirazlarıdır. ATİLLA KART (Konya) - Yüce Divan fonksiyonu var. AHMET İYİMAYA (Devamla) - Yüce Divan, tarihî gerçeğimiz; geleceğim Sayın Kart. Değerli arkadaşlar, Anayasa kriterleriyle, siyaset bilimi kriterleriyle bu sorunlar tahkik ve tahlil edildiğinde görülecektir ki varit olmayan itirazlardır. Bakın, arkadaşlar, Anayasa Mahkemesi veya Mahkememiz saf bir mahkeme değildir, pür bir hukuk mahkemesi değildir; siyaset kurumunun yasama işlevini sonuçlandıran mahkemedir. Kurucu baba Kelsen "Negatif yasamadır." demiştir. Benim 2005 yılında Türk Hukuk Kurumunun 75'inci yıl armağanında yayınlanan makalede benimsenmiştir. İzleyen zamanlı ortak yasayıcıdır. Anayasa Mahkememizin bu mahiyeti -hatta bazı Anayasa Mahkemelerinde kıdemli, deneyimli parlamenterler, eski, mütekait parlamenterler üye olmuştur- Anayasa Mahkemesinin bu yapısı yasama organına üye seçme hakkı verir. İki, sözleşmenin, Anayasa'nın tarafı millettir. Milletin temsilcilerinin seçim yoluyla temsilci göndermeleri sadece demokratik meşruiyet değil, taraf teorisine… Bakın arkadaşlar, 1961… Anayasa Mahkemesi hazırlığı sırasında, dönemin kurucu komisyonları, bütün siyasal partilere anayasa anketi gönderirler. CHP'ye varır. O, büyük vizyon sahibi İnönü, partisindeki karşıt görüşlere rağmen "İki tane Senato, üç tane Parlamento üye versin." demişlerdir. 1961 modellemesi doğrudur ve o dönemde liberal olmamasına, muhafazakâr olmamalarına, sol jargonda bulunmalarına rağmen, Anayasa Mahkememize Parlamentoca üye seçilen hâkimler, hukukçular gerçekten yüz akımızdır. Bir Zargun, bir Ketenoğlu, bunlar çok önemli. Ne yaptık? 1971, müdahale etti, Parlamentonun bu tabii hakkını gasp etti. Bakın, 1981, 82 Anayasası döneminde Danışma Meclisinin zabıtlarını okuyun, Anayasa Komisyonu zabıtlarını; müthiş bir siyaset taşlaması ve siyaseti kötüleme vardır ve sadece üç tane akıllı ses, Gölcüklü, Tan ve General İhsan Göksel… Onun dışında, bütün oradaki hukukçular, Yargıtay üyeleri falan "Siyaset kurumu seçmesin." demişlerdir. Bugün yaptığımız şey, yüce Parlamentonun tabii hakkını otuz yıl sonra iade etmektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) ATİLA EMEK (Antalya) - İnsaf be! AHMET İYİMAYA (Devamla) - Değerli arkadaşlar "Cumhurbaşkanı seçmesin." ikinci eleştiri. Bir defa… KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Siz söylüyordunuz zamanında. Sizler, az önce ifade… AHMET İYİMAYA (Devamla) - Grup anlamında demiyorum, onu işaret ettim; sayın üstadım, onu işaret ettim. Ben genel eleştiri anlamında diyorum. Cumhurbaşkanı seçmesin… Bir defa, prototiplerde yasama, yargı ve yürütme organında paylaşım, tümünün yasama organı tarafından oluşturulması gibi modeller var ve şu anda Anayasa'mızın bizzat modeli cumhurbaşkanı tarafından seçimdir ve bu model azaltılarak korunmuştur. Ayrıca, sanılanın aksine, Anayasa'mızdaki sistem bir parlamenter sistem değil -bilinçle söylüyorum, idrak ile söylüyorum- topal başkanlık sistemidir. Büyük Meclis kurucu iktidar yetkisini büyük uzlaşmayla kurarsa o millî tercihi topal başkanlık sisteminden parlamenter sisteme veya öbür sistemlere geçiş yapar ama bu düzenlemenin böyle büyük bir iddiası olamaz değerli arkadaşlar. Ne deniyor? "Yargısını kuruyor." Arkadaşlar, "Siyasallaşıyor." Efendim büyük reformlara, biz, gerçekten sloganlarla yaklaşırsak yanılırız. Bakın, arkadaşlar, Türkiye'de sorun yargının.. Bu reform anlamında diyorum, öbür reform… Yargının siyasallaştırılması sorunu değil. Anayasa Mahkememizi vesayetçi yapıdan, bürokratik egemenliğin etki alanından ve taraflılaşmadan giderek kuvvetler ayrılığına bir hücum anlamına gelen yargısal aktivizmden kurtarma olayıdır. Örneklere girmek istemiyorum. ATİLLA KART (Konya) - Sayın İyimaya, biraz somut anlatın da anlayalım. AHMET İYİMAYA (Devamla) - Bugün, değerli arkadaşlar, Anayasa Mahkememizin iki ilkesi var uygulamada. Bir, Anayasa normuna sadakat. İki, Anayasa normunu özgürlük lehine yorumdur. 367 aktivizmi, 10/42 aktivizmi, özelleştirmede ortaya konan aktivizm, Demokrat Partinin affında ortaya konan aktivizm aslında Anayasa Mahkemesi tarafından örtülü bir Anayasa ihlaliydi. Biz burada Anayasa'nın anlamına, değişime göre keşfedilecek anlamına ve özgürlük lehine yorum vatanına çekecek bir reformun gayreti içerisindeyiz. Başarılı olur olmaz ama modeli okuduğunuz zaman varacağınız anlam bu. Bir de, yine ortaya konuyor, Yüce Divan meselesi... Arkadaşlar, ben on üç yıllık parlamenterim. Yüce Divan ithamlarının, iddialarının ve süreçlerinin en sert şekilde işlediği dönemlerde siyasetçiydim. Yüce Divan meselesini siyasetinin sorunu yapanlara bir hayır getirmediğini deneysel olarak yaşayan bir arkadaşınızım. Burada yaptığımız ne? Bir defa bizim konumumuzda, bizim tarihimizde Yüce Divan, tarihsel gelenekte karma bir mahkemedir. Niye? Para suçları dışında siyasal takdiri içerirler ve yarı siyasal mahkemelerdir, tam ceza mahkemeleri değildir, onun için modelleme böyledir, bir. İki, orada Yargıtay üyeleri, Anayasa Mahkemesi üyeleri, kimi bürokratlar yargılanıyor ve Kelsen'e katılarak söylüyorum ki: "Seçim ne tarafsızlığı üreten ne tarafsızlığı bozan bir karakter değildir." Kelsen öyle diyor. Falanca organlar da seçebilir, bozulur, falanca kimseler seçer, bozulmaz. Bütün mesele seçilenin kimliğidir, kriterlerdir. Kriterler var. Hiç kimseyi... Bakın, Nixon olayı var. İşte, Anayasa Mahkemesine daha önce... 78
-------------------------------------------------------------------------------- ATİLLA KART (Konya) - Sayın İyimaya, ceza usulünü bilmiyorsa ne yapacağız? BAŞKAN - Lütfen sayın milletvekilleri, hatibe müdahale etmeyelim. AHMET İYİMAYA (Devamla) - Nixon olayı var. 4 tane üye seçti, Watergate skandalında aleyhine karar verdiler. Değerli arkadaşlar, zamanım uzun olsa da bütün görüşlerini aşağıdan yukarıya bana ileten arkadaşlara ayrıntılı cevap verebilsem. ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, ceza usulünü bilmiyorsa ne yapacağız? AHMET İYİMAYA (Devamla) - Yüce Divan yargısının niteliği var, tartışırız Sayın Kart. BAŞKAN - Sayın Kart, lütfen... Böyle bir usulümüz yok karşılıklı konuşmak... AHMET İYİMAYA (Devamla) - Ben Anayasa Mahkemesinin Türkiye'deki uygarlığımızdaki mübeşşirleri ve kurucu öncüleri olarak 1915 Halep Mebusu Artin Bey'in, 1927 İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi Hâkimi - -karardan okuyamadım- meçhul hâkimi, 1952 Akşehir Hâkimi Refik Gür'ü, 1953 Değerli Hocam Profesör Doktor Necip Bilge'yi, 1958 Hatay Mebusu Ahsen Aral'ı hayırla yâd ediyorum. Çok değerli milletvekilleri, aziz arkadaşlarım; reform zamanları zor zamanlardır. Dirençlerin şaha kalktığı, kimi zaman hakarete bürünen yüksek seslerin müzakere kürsülerini kuşatabildiği zamanlardır. Karşı görüş ve öfkelere geniş hoşgörüyle yaklaşılma zamanlarıdır. Tereddüt değil cesaret, liyakat ve tahammül zamanlarıdır. Tarih cihazının kayıt düştüğü zamanlardır. Geleceğe bakanlarla güncel bakışları aşamayanların çağdaş olduğu zamanlardır. Yapılanları görmezlikten gelenlerin dahi gerçeği bir gün mutlaka kabul etmek zorunda kalacakları zamanlardır. YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Niye uzlaşmıyorsunuz, niye? AHMET İYİMAYA (Devamla) - Uzak ve öngörülü tahlil ekseninde ifadeye mecburum ki, Büyük Meclisin mehabetinin ve itibarının doruklarda seyrettiği zamanlardır. Son birkaç saat içerisinde Başbakanımızın şahsında… (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın İyimaya, ek süre veriyorum lütfen tamamlayınız. AHMET İYİMAYA (Devamla) - Bitti Başkanım… …insan onuruna karşı işlenen fiillerin ve kime karşı, kim tarafından işlenirse işlensin benzerlerinin bütün partilerimizce karşılıksız bırakılmaması ve önlenmemesi gereken zamanlardır. Kesinleşeceğine gönülden inandığım ve cumhuriyetimizi demokrasiyle kucaklaştıracak reformun aziz milletimize ve hukuk uygarlığımıza hayırlı olmasını diyorum. Yüksek Genel Kurulu saygı ve derin sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın İyimaya. Şimdi de Komisyonun söz talebi vardır. Anayasa Komisyonu Başkanı Sayın Kuzu, söz talebinde bulunmuştur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Sayın Kuzu, on dakikadır süreniz. Buyurun efendim. KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, Anayasa Komisyonu Başkanımız Anayasa Mahkemesine hülleyle yargıç atama konusundaki görüşünü de bildirirse çok memnun oluruz efendim. ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) - Her şeyi söylerim, rahat ol. Şimdi, Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; Sayın İyimaya'nın üst perdeden yapmış olduğu konuşmayı ben biraz da halkın diliyle, daha aşağıya indirerek anlatmaya çalışacağım. Çok güzel şeyler söyledi ama belki takip eden vatandaşlar biraz anlamada zorlanır. Ama şimdi biraz vatandaşa doğru hitap edecek şekilde konuşmak istiyorum. Şimdi, efendim, 17'nci maddede öngörülen konu, bilindiği gibi, Anayasa Mahkememizin yeniden oluşum biçimi. Anayasa mahkemeleri -evvela altını çizmek isterim ki- dünyada örneği çok da fazla olmayan mahkeme tipleridir. Tabii gelişmiş Avrupa ülkelerinin yaygın olarak vardır ve bu mahkemelerin oluşum biçimlerinde aşağı yukarı son yıllarda birbirlerine çok benzerlik arz etmektedir. Pekâlâ, bu, Anayasa Mahkemesi tipik bir Yargıtay model olmadığına göre, oluşumu başka ülkelerde işte bu gerekçeyle farklı biçimde yapılmış ve hepsinin ortak olan noktasını söylemek istiyorum: O ülkelerin parlamentoları tarafından belli oranda üye seçilmektedir. Bu belli oran konusunu biraz somutlaştırmak istiyorum. Almanya'da 16 üyenin tamamını Parlamento seçiyor, 2/3 çoğunlukla. Fransa'da 9 üyenin 9'unu yine Parlamento seçiyor; 3'ünü Meclis Başkanı, 3'ünü Senato Başkanı, 3'ünü de Cumhurbaşkanı; 3'ü de siyasetçi. Belçika'da 12 üyenin 12'sini Parlamento seçiyor. İspanya'da 12'nin 8'ini seçiyor. İtalya'da 15'in 5'ini, Avusturya'da 12'nin 8'i, Macaristan'da 11'in 11'i, Slovakya'da 10'un 10'u, Slovenya'da 9'un 9'u, Polonya'da 15'e 15, Portekiz'de 13'e 10. İngiltere'de böyle bir mahkeme yok. Şimdi gelelim Türkiye'deki çalışmalara. Bizden önceki dönemlerde, ANAP 13 üyenin 4'ünü seçtirmek istemiş projelerinde, efendim SHP'nin 2 üye seçme önerisi var, Türkiye Barolar Birliğine ayrıca geleceğim ve keza Türkiye Odalar Borsalar Birliğinin 2 üye seçme şeklinde bir önerisi olmuş, TUSKON da 4 üye seçsin demiş. 2003 yılındaki, 17 üyeli, Anayasa Mahkememizin önerisinde 17'nin 4'ünü seçsin Meclis denmiş. Tabii, seçim şekilleri biraz farklı ama böyle bir öneri var. 79
-------------------------------------------------------------------------------- Şimdi, Barolar Birliğimizde ve bu arada tabii Özdemir Özok, Değerli Dostuma ve Barolar Birliği Başkanımıza Allah'tan rahmet diliyorum, yakınlarına Allah sabır ihsan etsin. Gerçekten çok düzgün bir arkadaşımızdı, bunu samimi olarak söylüyorum. 2001 yılında Barolar Birliğinin hazırlamış olduğu bir metin var elimde. O zaman rahmetli Özok Başkan, yanlış hatırlamıyorsam Sayın Mengü de Genel Sekreter -Sayın Mengü yok mu burada- elimdeki liste onu gösteriyor, yoksa itiraz eder ve Ayşe Nur Bahçekapılı da orada üye. O metin içerisine baktığımız zaman 21 üye öngörülmüş orada, bunun 7 tanesini de Meclise seçtiriyorlar, isabetli olarak eleştirmek için söylemiyorum. Bugün de mesela bu görüşün savunmasını arzu ederiz. Oradaki seçimde de "İlk iki turda salt çoğunluk aranır. Daha sonraki toplantıda toplantıya katılan çoğunluğun oyu yeterli sayılır." diyor. Yani sürekli salt çoğunluğu tutmamış çünkü bunun 61 örneğinde verildiği gibi salt çoğunlukla seçilmede 15 üyenin 5'ini seçiyor ama uzun süre turlar turlar olduğu için salt çoğunlukta, maalesef sonuç alınamadığı için biraz da bundan kaldırılmış bu. O bakımdan, buna çözüm bulmak açısından bizim metinde de buna benzer bir çözüm bilindiği gibi var. Şimdi, değerli arkadaşlar, tabii birkaç eleştiri var, bunlar çok haksız demiyorum. Bunlardan birisi, hukukçu üye sayı meselesine gelelim. Mevcut durumda hukukçu üye sayısı, aşağı yukarı eldeki oradan aldığımız bilgiye göre 2 üye şu anda hukukçu değil. Onun dışında mesela Danıştaydan gelen Fulya Kantarcıoğlu ve Osman Paksüt, bunların her 2'si de hukukçu aynı zamanda, yani birisi belki üst kademeden geliyor, birisi Danıştaydan geliyor, ilk etapta sanki hukukçu değilmiş gibi gözüküyor ama baktığın zaman bunlar hukukçu. Dolayısıyla şu anki tabloda 11 üyenin 9'u hukukçu gözüküyor, temsil oranı da yüzde 65'leri buluyor şu anki durumda. Bize gelen metinde, Komisyona, yüzde 70'i; 70,58'i hukukçuyken biz "YÖK'ten gelen 2 üye mutlaka hukukçu olsun." dediğimiz için yüzde 76'ya çıkmış, yani 17'nin 13'ü hukukçu olarak gözüküyor. Bu eksik bir fazla olabilir. ATİLLA KART (Konya) - Verdiğiniz oran doğru değil Sayın Başkan. ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (Devamla) - Bakarız ona, ben burada... ATİLLA KART (Konya) - 7 kişinin hukukçu olmaması mümkün. ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (Devamla) - Hayır, yani şöyle… ATİLLA KART (Konya) - 17'de 7 kişi hukukçu değil. ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (Devamla) - Şimdi Sayın Kart, bu Danıştaydan 2 üyeyi külliyen çizdiğimiz varsayalım, hukukçu olmadığını varsayalım. BAŞKAN - Sayın Kuzu, lütfen karşılıklı konuşmayalım, siz Genel Kurula hitap edin. ATİLLA KART (Konya) - Doğru bilgi verin. BAŞKAN - Sayın Kart, böyle bir usulümüz yok karşılıklı. ATİLLA KART (Konya) - Yanlış bilgi vermeye tenezzül etmeyin. ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (Devamla) - Yanlış bilgi vermiyorum Sayın Kart. Tenezzül filan etmem böyle şeylere. Sen beni çok iyi tanırsın, sekiz yıldır çalışıyoruz böyle. ATİLLA KART (Konya) - Biraz sonra hatırlatacağız Sayın Başkan. ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (Devamla) - Hep de böyle konuştuk zaten, sürekli yedi senemiz böyle geçti. Dolayısıyla alışığız biz bu işlere, sen rahat ol. 13 üye çıkıyor burada, hadi hatırına 11'e indirelim bunu, netice itibarıyla gene çoğunluk hukukçu. Dolayısıyla bunların tamamının zaten hukukçu olmaması lazım çünkü Anayasa Mahkemesine çok çeşitli konular geliyor, o bakımdan iktisatçıdır, başka meslektendir, mutlaka bulunması gerekiyor, bu göz önünde bulundurularak yapılmış bir tablo şu anki durumda. Tabii Yüce Divan konusu, bu konu da önemli. Yüce Divan meselesinden Sayın Mengü benim işte daha önce, 2003'te yapmış olduğum konuşmayı getirdi. O düşüncemden farklı bir şey düşünmüyorum burada. Konu şu: Şimdi, Yüce Divan bir ceza yargılamasıdır, tipik ceza yargılaması. Elbette ki ceza hukukçularının çok olmasında, fazla olmasında yarar vardır isabetli karar bakımından ama dünya ülkelerinde bunu Anayasa Mahkemesine veren yerler var, vermeyen yerler var. Şimdi böyle olunca, bizim uygulamamız 61'den bu taraf, bunu Anayasa Mahkemesine verme biçiminde gerçekleşmiş. Anayasa Mahkemesinin çalışmalarına baktığımız zaman, mesela Mustafa Bumin Başkanken 2001'de şunu söylüyor: "Yüce Divan yargıçlığı sadece bir ceza yargıçlığı değildir. Yargılanan kimselerin görevleri göz önüne alındığında görüleceği gibi, bu görev ceza hukuku bilgisinden daha çok, anayasa ve idare hukuku bilgi ve deneyimi gerektirir. Bu nedenle, Yüce Divan görevinin Anayasa Mahkemesinden alınarak Yargıtay Başkanının Başkanlığında Yargıtay ceza daireleri başkanlarından oluşan bir kurula verilmesi yönündeki görüşlere katılmıyoruz." diyor. Şimdi, benim, aksine görüşüm olabilir. Yani "Buna Yargıtay baksın." diye hep söylüyoruz. Nitekim, 82 Anayasası, bu hazırlandığı zaman, evvela Yargıtay Dairesine verilmiş, ceza dairesine, sonra Danışma Meclisinde de böyle geçmiş ama askerî konsey buna "61'den beri alışılmış bir yol var, bu orada kalsın." demiş. Şimdi, konuya şöyle bakmak lazım değerli arkadaşlar: Siyasetçi… Burada yargıladığı kim? Yargıladığı, işte, Cumhurbaşkanı, Başbakan, ilgili bakanlar, kendi üyeleri, efendim, yüksek yargının başkan ve üyeleri; şimdi, tabii, Meclis Başkanımızı bir taraftan bir taraftan da Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarını yargılayacak burası Yüce Divan olarak. 80
-------------------------------------------------------------------------------- Bu görevlerinden doğan suçlardan dolayı yargılamadır ve elbette ki hukukçu olarak ağırlıklı olmasının isabetli karar vermede mutlaka bir katkısı olacaktır ama şunu da unutmayalım: Bu, mahkemenin yapmış olduğu istisnai bir iştir ve tipik bir ceza işi de değildir esasen bu, baktığınız zaman. Böyle tıpatıp tipik ceza işi değildir çünkü olayın siyasi boyutu var. Mesela Yargıtay yargılasa bir bakanı belki dört 4'lük ceza verir ama bu adil olmaz bence. ATİLLA KART (Konya) - Parti kapatma için olabilir, ceza için olmaz. ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (Devamla) - Siyasetlik elastikiyeti bilmeyebilir, o bürokrattan gelen, aşağıdan gelen hatanın nerede olduğunu göremeyebilir. Dolayısıyla, işte bundan dolayıdır ki biraz elastik davransın diye zannediyorum oraya verilmiş. Kaldı ki biz, bunu gidermek adına, hatırlarsanız, 2004'te bir değişiklik yaptık, burada. Dedik ki orada, bu değişiklikte, ceza yargılaması niteliğinde düşünerek Yüce Divan olarak çalıştığı zaman, Anayasa Mahkemesi, hâkim, savcı ve diğer yerlerden -yani Yargıtay, Danıştaytan- geçici olarak eleman alabilir, bunları çalıştırabilir şeklinde. Bunun da bir anlamda bunu gidermek açısından yararlı olacağını düşünüyoruz. Şimdi, tabii, Anayasa Mahkemesinin, değerli arkadaşlar, bu siyasetle ilgisi konusunda birkaç kelam daha etmek istiyorum. Elimdeki metinde… Demin de söylediğim gibi, Barolar Birliği bunu hazırladığı zaman şu gerekçeyi yazmış oraya: "Anayasa Mahkemesi üyelerinin belirlenmesi konusunda Avrupa'da başlıca iki teknik uygulanmaktadır. Bütün üyelerin yasama organınca seçilmesi tekniği…" diyor, Almanya'yı falan örneğini vermiş Barolar Birliği ilgili gerekçede "…ya da seçim yetkisinin yasama ve yargı arasında paylaşılması -onun da örneklerini vermiş- üyelerin tümünün veya bir kısmının halk tarafından seçilen ve işlemlerini denetleyecekleri organ tarafından seçilmesi Anayasa Mahkemesine demokratik meşruluk kazandırır." diyor. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Kuzu, size de ek süre veriyorum. Lütfen konuşmanızı tamamlayınız. ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (Devamla) - "…demokratik meşruluk kazandırır." diyor, dikkat edin. Yani Cumhurbaşkanı halk tarafından seçiliyorsa, Meclis tabii zaten halk tarafından seçilen bir kurul, dolayısıyla jüri sistemi yoksa -ki biz de böyle bir model zaten yok- bu bağı kurmak adına böyle bir yola gidildiğini görüyoruz ve yine, ilgili metnin gerekçesine baktığımız zaman, burada "Üyelerin üçte 1'i yenilensin." diyor. Bir anlamda buna bir çağdaşlık ya da çağın gereklerine göre değişim imkânı vermek açısından tanınmış. Son olarak, şunu okuyarak toparlamak istiyorum. Bakın, burada diyor ki: "Ülkemizde kırk yaşında atanma olanağı bulunduğuna göre bu olasılıkta üye yirmi beş yıl süreyle Anayasa Mahkemesinde görev yapabilecektir. Bu süre Anayasa Mahkemesi üyeliği için çok uzundur. Anayasa Mahkemesi toplumun evrimine ve sosyal gelişmelere açık olmalıdır. Bunda üyelerin yenilenmesinin önemli bir payı bulunur. Bu nedenle üyelik süresi Avrupa modellerinde ortalama süre olarak belirlenmiştir. Yeniden seçilmenin mümkün olup olmayışı üyelerin görevlerini tam bir bağımsızlık ve yansızlıkla yapmalarını sağlama amacına yöneliktir." Hatta bunlar "üçte 1'i değişsin üç yıl, iki yılda bir" şeklinde bir öneride bulunmuşlar. Netice itibarıyla arkadaşlar, elbette ki Anayasa Mahkemesinin bu mevcut oluşumu yani daha doğrusu getirmek istediğimiz bu teklif mevcuttan 2 üyeyi fazlalaştırıyor, 15 üye zaten var, 2 daha 17 olmuş oluyor. ATİLLA KART (Konya) - Hiç temel değişiklik yok! ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (Devamla) - Daire biçiminde çalışıyor. Bireysel başvuru, İnsan Hakları Mahkemesine gitmeden önce bu yol açıldığı için de üye sayısının artması gerekiyor. Bana sorarsanız, mevcut sistemde aslında 14'ünü Cumhurbaşkanı seçiyor, şimdi bugünkü getirilende, geriye kalanı da Meclis seçmiş oluyor; şu anki durumda da 16'nın tamamını Cumhurbaşkanı seçmiş oluyor. Dolayısıyla, eleştireceksek mevcudu eleştirmemiz lazım diye düşünüyorum. Bu getirilen model bence bizim mesela yapmış olduğumuz müracaatlarda, değişik kurumlardan… (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen, selamlama için açıyorum, tamamlayın. ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI BURHAN KUZU (Devamla) - …en çok eleştiriyi şurada aldık: Neden, siz, millî iradenin temsili olan Meclise çok daha fazla oranda üye seçtirmediniz de bu şekilde çekingen davrandınız şeklinde. Tabii, bunu uzlaşma adına yaptığımızı ve muhalefet partilerimizin desteğini almak adına yaptığımızı da belirtmek istiyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ederim. ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Sayın Başkan… BAŞKAN - Sayın Mengü, buyurun. ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Sayın Kuzu, benim görev dönemimle ilgili bir anayasa çalışmasıyla ilgili şeyler söyledi, ona açıklık getirmek istiyorum. Sayın Bahçekapılı'yla da biz o dönemde beraber çalıştık. BAŞKAN - Tabii, doğru, benim de dikkatimi çekti, sizden bahsetti. 81
-------------------------------------------------------------------------------- Üç dakika içinde herhâlde özetlersiniz. Buyurun. ŞAHİN MENGÜ (Manisa) - Sayın Başkan, değerli üyeler; doğrudur, 2000 ve 2004 döneminde, rahmetli Özdemir Özok'un Başkanlığı döneminde Türkiye Barolar Birliği bir anayasa çalışması yaptı. Bu anayasa çalışması, içinde birkaç avukatın bulunduğu, ama yargıçlar ve ilim adamlarından oluşan bir komisyon tarafından yapıldı. Bu komisyon çalışmasını bitirdiği tarihte, hemen hemen son günlerinde, rahmetli Özdemir Özok tasarıyı aldı "Bir basın toplantısıyla açıklayacağım." dedi. Tam o gün, Yekta Güngör Özden Beyefendi imzasını çekti ve Özdemir Özok bir basın toplantısıyla bu Anayasa taslağını kamuoyuna açıkladı. O tarihte, Ayşe Nur Bahçekapılı arkadaşım çok iyi hatırlayacak, haklı bir eleştiri getirdi. "Türkiye Barolar Birliği yönetiminden geçmeyen bir Anayasa taslağıdır, bu Türkiye Barolar Birliğini bağlamaz." diye bir konuşma oldu. Bağlar, bağlamaz, çünkü Barolar Birliği Başkanı açıklamış, falan başka. Bütün bunları söylerken, Cumhuriyet Halk Partisinin, biz burada düşünce ve inançlarını anlatıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi veya herhangi bir başka parti, herhangi bir baronun veya sivil toplum örgütünün yan kuruluşu değildir. Türkiye Barolar Birliği öyle bir şey yapabilir, doğrudur, onun bir kısmını ben de tasvip ederim, ama Türkiye Barolar Birliğinin hazırladığı Anayasa taslağını, yani benim o dönemde orada Genel Sekreter olmam, aynı şeyleri söylediğim anlamına gelmez. Bir başkası için de -ne bileyim- TOBB'un hazırladığı gelmez. Bir kısmını benimsersiniz bir kısmını benimsemezsiniz. Yani, bu anayasa taslağında en çok itirazımız olan konu, seçimi şeklidir. Yoksa, iki daire çalışmış, üç daire… Onlar çok teknik konu. Ama mühim olan seçim şeklidir. Bizim itirazımız onadır. Yoksa, Türkiye Barolar Birliği ne derse desin. Türkiye Barolar Birliğinin Genel Sekreteri olursam onu savunurum, o ayrı bir şey. Ben, bugün, burada siyaset yapıyorum, Cumhuriyet Halk Partisinden milletvekiliyim. Hepinizi saygıyla selamlarım. BAŞKAN - Peki, Sayın Mengü, çok teşekkür ederim. Açıklık getirdiniz. AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Sayın Başkan… BAŞKAN - Sayın Bahçekapılı, buyurun. AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Efendim, benim de adım geçti, ben de bir katkıda bulunmak istiyorum. BAŞKAN - Bir saniye… Yerinizden açıklayabilirsiniz. Sanıyorum, sizin de isminiz geçti. Demek ki, birlikte bir Anayasa değişikliği çalışması yapmışsınız. Buyurun. AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın Mengü'nün söylediklerine katılıyorum, Sayın Burhan Kuzu'nun söylediklerine de katılıyorum. Ancak, bu taslak Türkiye Barolar Birliği tarafından bilim kuruluna hazırlattırıldı ve o kurulda Şahin Mengü'nün ve benim olduğum kurul bu Anayasa teklifini üstlendi. Elbette ki, Şahin Mengü'nün de benim de farklı düşündüğümüz alanları vardı, ama her dönemde, her çalışmamızda Türkiye Barolar Birliği olarak eleştirilerimizi içimizde saklayarak bu Anayasa taslağına sahip çıkmıştık. Bunu belirtmek istedim. |