|
ALİ ELVERDİ BOĞULARAK ÖLDÜ. DENİZLERİN GÜNAH KEÇİSİ ÖLDÜ. Denizlerin idamı Nasıl mı oldu? Savcı Baki Tuğ idam istedi. Mahkeme Başkanı Ali Elverdi kalemini kırdı. Mecliste Adalet Partililer üçe üç dedi? ve gençler asıldı.
Ali Elverdi kimin paşasıydı? Niçin paşa yapılmıştı? Bu mahkemeye kimler bunları atamıştı? Cumhurbaşkanı kimdi? Ali Elverdi'nin sağında ve solunda oturan hakimler kimdi? Başbakan hangi partidendi. Hükümet üyeleri hangi partilerdendi? Yargıtay da idamları onaylayanlar kim di? YASAMA-YÜRÜTME- YARGI . KUVVETLERİN AYRIMI NASIL BİRLEŞİP GENÇLERİ BOĞDU. CUMHURİYET DEĞERLERİNE BAĞLI , HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE İNANAN YARGIÇLARIMIZ NASIL ONURLU DAVRANIŞ GÖSTERDİLER? HİÇ MERAK ETMİYORMUSUNUZ? BİR KISMINI BEN ANLATAYIM...
YALAN KILIFLARI Deniz Gezmiş-Yusuf Aslan-Hüseyin İnan’ın idamlarında İsmet İnönü’nün ve bazı kişiliksizlerin tavrı bilinmelidir. Denizlerin idamlarında Süleyman Demirel ve Alpaslan TÜRKEŞ açıkça tavırlarını göstermişlerdir. Asıl önemlisi onlarla birlikte hareket ederken tavırlarını saklayan, devrimci kesimlerce hala bizim saflarımızda düşünülen ve üzerine gidilmeyen partiler ve tiplerdir. Bunları bilmemek ayıp, saklamak ihanettir. CHP’liler ve 27 Mayısçı geçinen bazı zatlar, Denizlerin idamının suçunu Adalet Partisi’ne ve Süleyman Demirel’e yüklerler. “27 Mayıs’ta asılan üçe karşı üç kişinin asıldığını anlatarak” olayı açıklarlar. Kendileri sözde 27 Mayısçı, diğerleri “27 Mayıs Karşıtları. Asanlar onlar”. Bu zavallıların ellerinden ne gelebilirdi ki? Buna 27 Mayısçı geçinen basındaki büyük kalemler bilir ve bilerek bu örtbas orkestrasına katılırlar. Yalan kılıfları yapmaktaki bu ustalar,devrimci mücadelemiz için daha tehlikelidirler. HASTALAR Bilmezler ki, insan medeniyete yazı ile geçmiştir. Bu gerçek elbet suratlarına çarpılacaktır. İsmet İnönü’nün ve CHP’ nin Denizlerin İdamındaki Tavrını bir daha, bir daha bakın. 68 Kuşağını "HASTALAR" olarak bakışının altını çizin. “...Arkadaşlarım, bir büyük cemiyetimiz bir büyük hastalık geçiriyor. Bunda gençler anarşiye müptela olmuşlardır. Bunda gençlere, genç yaşlarında içerden ve dışarıdan tahriklere kapılarak genç yaşlarında büyük işler görmüş ve büyük salahiyetlerin peşine düşmüş hastalar olarak görünüyorlar. Böyle olaylarda cemiyetin iki vazifesi vardır. Birincisi zorla yanlış maksatlarını yürütmek isteyen genç veya yaşlı insanlara zorla sakat fikirlerini tatbik edemeyeceklerini, Devletin onların kafasına dank dedirtecek kadar sokmasıdır... Hükümet, Sıkıyönetim, Ordu, bütün cemiyet bütün millet bunlara zorla iş yapamayacaklarını öğretmiştir. Şimdi ikinci vazife geliyor... onlara müebbet hapislikleri zamanında rahat bir hayata kavuşmayarak çalışma mecburiyetinde bulundukları ceza usulleri ile göstermektir... Biz bu fikirlerle idam cezalarının yapılmamasını isteriz. Bunun için, “yapılsın” veya “yapılmasın” diye idam gibi bir meselede arkadaşlarımız arasında bağlayıcı karar almadık.Tamamıyla vicdanı meseledir,aramızda farklı fikirler ve reyler görürseniz bunu bizim zaafımıza vermek yanlış olur,bu bizim siyasi hayatta da davranışımızın örneğidir.”( 24.4.1972 C.H.P Grubu Adına İsmet İnönü) Evet Hastayız Devrime ve Halkımıza. İsmet İnönü, Parti Başkanı olduğu CHP den 144 kişiden kaçını idamlar aleyhine oy kullandırmaya ikna etti? Sadece kendi dahil 47 kişi. CHP’nin siyasi hayatta davranışına örnek olarak 97 kişi oylamalara katılmadılar.Sözde renklerini göstermediler. Ne büyük oyun: Aleyhte çıkan oy sayısı 48. Bunun içinde 1 tane TİP’li var. Sadece 47 CHP’li idamlara karşı çıkıyor. 97 CHP’li idamlara karşı çıkmıyor. İsmet İNÖNÜ, İKİNCİ ADAM, bu kadar güçsüz, sözleri, görüşü dikkate alınmayan biri mi? Oylamaya katılmayarak tavırlarını saklamaya çalışan bazı isimleri biz yazalım. Bunlar Orhan Birgit, Orhan Eyüpoğlu, Orhan KABİBAY, Rıza Kuas, Sezai Orkunt, Sadi KOÇAŞ. YARIDA BIRAKILAN DAVA Denizlerin Avukatı Sayın Halit Çelenk anlatıyor: “İnfaz olayında anımsatılması gereken önemli noktalardan biri de CHP Genel Başkanı İsmet İNÖNÜ'nün tavrıdır. İsmet İNÖNÜ başından beri infazlara karşı çıkmış, Türkiye Büyük Millet Meclisinin infazların yerine getirilmesi kararına karşı, bu kararın usul ve esas yönlerinden iptali için CHP adına Anayasa Mahkemesine dava açmıştır. Anayasa mahkemesi usul bakımından Meclisin kararını iptal etmiş ve kararı esas yönden incelemeye ,usule göre gerek görmemiştir. Çünkü, yüksek mahkemeler inceledikleri bir kararda usul açısından yasaya aykırılık görürlerse kararın bu yönden bozulmasına karar verirler ve kararın esasını incelemezler, bu incelemeyi usul yanlışlığının düzeltilmesinden sonraya bırakırlar.Bu olayda da böyle olmuştur. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi usul hatasını düzeltmiş ve infazların yerine getirilmesine yeniden karar vermiştir. Böyle bir durumda, davacı konumunda olan CHP Genel Başkanı İsmet İNÖNÜ'ye bir görev düşmektedir. Bu da Anayasa Mahkemesine kararın esas yönünden incelenmesi için yeniden başvurmaktır. Ancak bu aşamada, her nedense İsmet İNÖNÜ davayı yarıda bırakmış ve esasın incelenmesi için Anayasa Mahkemesine başvurmaktan kaçınmıştır. NEDEN? Böyle bir davayı açan kişinin ya da tüzel kişinin görevi davasını sonuna kadar izlemek ve sonuçlandırmaktır. Şu soru ister istemez akla gelmektedir: İsmet İNÖNÜ, kendi kişisel düşüncelerinde bir değişiklik olduğu için mi davayı yarıda bırakmıştır? Eğer böyle ise bu düşünceler nelerdir? Yoksa kimi dış etkenler ve baskılar mı buna neden olmuştur? Burada dış etkenler ve baskılar rol oynamışsa İsmet İNÖNÜ gibi güçlü bir kişiyi haklı olduğuna inandığı bu davadan vazgeçiren etkenler NE olabilir? Deniz GEZMİŞ, Yusuf ARSLAN, Hüseyin İNAN ve arkadaşları; yirmi iki yaşlarında, Cumhuriyetin tüm ilkelerine bağlı, ülkenin bağımsızlığına en büyük değeri veren, ikili anlaşmalara ve emperyalizme karşı, 1961 anayasasını savunan tastamam uygulanmasını isteyen, bu anayasanın geriye doğru değiştirilmesini protesto amacı ile Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü’nü yapan, her türlü sömürüye karşı, yurtsever insanlardır. (Deniz-Yusuf-Hüseyin Meclis/Senato 1972 İdam Kararı Tutanakları , 68’liler Birliği Vakfı Yayınları Birinci Baskı:Ekim 1998 s-9-10) OYLAR-OYLAMALAR Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan'ın ölüm cezalarının yerine getirilmesine dair Kanun tasarısına verilen oyların sonucu: (kabul edilmiştir) Üye sayısı: 450 Oy verenler:323 Kabul edenler: 275 Reddedenler: 48 Çekimserler:2 Partilerin Milletvekili sayısı: AP: 260 CHP: 144 GP: 14 BP: 7 MP: 6 YTP:3 TİP:2 MHP:1 MNP:1 BAĞIMSIZ:11 Açık:1 Bir de Cumhuriyet Senatosu oylamasına bakalım. Üye sayısı: 183 Oy verenler: 145 Kabul edenler: 111 Rededenler: 34 Çekimserler: 0 Oya katılmayanlar: 36 Açık Üyelik: 2 CHP nin 34 üyesi var. Red eden CHP’li sayısı 18 Buradaki oylamaya katılmıyan ilginç isimler.: Tabii Üyeler: Emanullah ÇELEBİ, Fahri ÖZDİLEK, Mehmet ÖZGÜNEŞ ve Ahmet YILDIZ. Cumhurbaşkanınca seçilen üyeler: Lütfi AKADLI, Selahattin BABÜROĞLU, Özer DERBİL, Nihat ERİM, Fahri KORUTÜRK, Ragip ÜNER ve Suad Hayri ÜRGÜPLÜ. ÖLÜMLE NİKAH 27 Mayısçı CHP’liler, 27 Mayısçı Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, tabii senatörler ve kontenjan senatörleri, 27 Mayıs’çı Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler, Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur, diğer ordu mensupları, 27 Mayısçı Yargıtay mensupları, 27 Mayısçı Basın mensuplarının ve isimlerini ve unvanlarını sayamadığımız nice değerli şahsiyetlerin şahitliğinde, üç devrimci arkadaşımızın ölümle nikahı hakim sınıflarca kıyılmıştır. BİR İNSANI ÖLDÜRMEK "Ben Amerikalıların başında bekliyordum. Onlara savaşları, Amerika'nın yaptıklarını filan anlatıyorum. Sinan onlarla içli dışlı olmamak için elinden geleni yapıyor. 'Sonunda öldürmek gerekir de belki öldüremem' diyor. Suçsuzlar. Üstelik silahları da yok. Biz silahlıyız karşılarında. Ben, cellat pozisyonuna girmişim gibi bir duygu içindeyim. Kendimi bir an onların yerine koyuyorum. Anamı babamı düşünüyorum. 'Olmaz' diyorum. Üçüncü gün filandı Larry'nin gizlice karısına mektup yazdığını gördüm. Aldım mektubu; vasiyetiydi. 'Artık görüşemeyeceğiz' filan diyordu. Dayanamadım. 'Göreceksin ulan karını' dedim. Ve öldüremedik. Kolay değil, bir insanı öldürmek..." (Deniz Gezmiş'in Erdal Öz'e Anlattıklarından) ÖNEMLİ OLAN Baba, Mektup elinize geçmiş olduğu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin desem de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. insanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler. Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı, süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben, erken gitmeyi normal karşılıyorum: Oğlun bu yola bilerek girdi ve sonun da bu olduğunu biliyordu. Cenazem için avukatlarıma gererli talimattarı verdim. Taylan Özgür'ün yanına gömülmek istiyorum. Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir. Son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, abimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşi ile kucaklarım. Oğlun Deniz Gezmiş GİTTİLER Ve Deniz GEZMİŞ; Ardından Yusuf ASLAN; Ardından Hüseyin İNAN . 6 Mayıs 1972 … Ve Üçü de, “Yaşasın Marksizmin, Leninizmin yüce ideolojisi; Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi; Kahrolsun emperyalizm, Kahrolsun faşizm…” “Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için şerefimle bir kere ölüyorum. Sizler, bizleri asanlar şerefsizliğinizce hergün öleceksiniz, Biz halkımızın hizmetindeyiz. Sizler Amerikanın hizmetindesiniz. Yaşasın devrimciler kahrolsun faşizm.” “Ben şahsen hiçbir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım. Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım. Bundan sonra bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum. Yaşasın işçiler , köylüler ve devrimciler.” diye haykırarak …. Üniversitelerde; Fabrikalarda; Köy meydanlarında; Mitinglerde; Yürüdükleri gibi Aynı cesaretle; Gönül gönüle; Elele; Omuz omuza; Halay çekerek sonsuzluğa yürüdüler. Halkların yüreklerinde, gençlerin bilincinde Son sözleri yankılanarak yürümeye devam ediyorlar. Ölen ve öldürülen tüm devrimcilerle birlikte, Günün gençleriyle , buluşuyorlar. Meydanlarda, emekçilerle birlikte yürüyorlar. Bir türkü dillerinde: Gün doğdu Hep uyandık Siperlere dayandık Bağımsızlık uğruna Al kanlara boyandık Yolumuz Devrim Yolu Gelin Kardeşler gelin Yurdumuza yanki doldu Vurun kardeşler vurun TÜRKÜMÜZ YARIM KALMAMALI! Tertemiz beyaz bir karanfil sadeliğinde ki 68’li asker ve sivil gençliğin Amerikan Emperyalizmi ve bu siyasetin pusulasında; başta CHP ve AP’li siyasetçiler ve 27 Mayıs İhtilaline ihanet eden eski Milli Birlik Komitesi üyeleri, TSK mensupları olmak üzere, yargı, basın mensupları ve bürokratlarca nasıl hoyratça ezildiğini sergilemeye çalıştık. TÜRKÜMÜZÜ YARIM BIRAKANLARLA, BAĞIMSIZLIK VE SOSYALİZM BAYRAĞINI ŞEREFLE TAŞIYAN DEVRİMCİLERİ KATLEDEN, KATLETTİREN; GÜNÜMÜZDE DE BENZER GÖREVLERİNİ SÜRDÜREN EMPERYALİZMİN HİZMETİNDEKİ ŞEREFSİZLERLE TARİH ÖNÜNDE HESAPLAŞIYORUZ. Son nefeslerine kadar, Hiçbir çıkar gözetmeden halkının mutluluğu ve bağımsızlığı için savaşan, bunun için şerefleriyle ölüme giden, arkadaşlarımız gibi haykırıyoruz. TÜRKİYE'NİN BAĞIMSIZLIĞINDAN VE HALKIMIZIN ÖZGÜRLÜĞÜNDEN BAŞKA BİR ŞEY İSTEMEDİK VE İSTEMİYORUZ. BU NEDENLE EMPERYALİZME VE İŞBİRLİKÇİLERİNE KARŞI MÜCADELE VERDİK. VERİYORUZ. GENÇLER!. DENİZLER’İN SON NEFESİNE KADAR ŞEREFLE TAŞIDIĞI 68’LİLERİN ONURLU VE LEKESİZ BAYRAĞINI SİZLERİN ENERJİNİZE TESLİM EDİYORUZ. TÜRKÜMÜZ YARIM KALMAMALI. HESAPLAŞMA TUNCAY ÇELEN-ÖMER GÜRCAN 2006-Ankara |