left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow A - B arrow Diğer arrow ÖMER GÜRCAN
Wednesday, 23 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
ÖMER GÜRCAN Yazdır E-posta
Yazar Emrullah Bayrak/ Ankara   
Monday, 08 February 2010

 

Binbaşı Fethi Gürcan'ın oğlu Ömer Gürcan: Asker cami bombalamaz diyenler 12 Eylül'ün hesabını versin

 

Emrullah Bayrak/ Ankara

 

         Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un 'Balyoz' darbe planı iddialarıyla ilgili yaptığı "Allah Allah diye taarruz eden ordu camiye bomba koyar mı?" açıklamasına Binbaşı Fethi Gürcan'ın oğlu Ömer Gürcan'dan cevap geldi. Babası Harbiyelileri isyana teşvik ettiği gerekçesiyle 46 yıl önce idam edilen Gürcan, "Türk askeri her zaman yapar. Kendi harp okulunu kurşunlar. Atatürkün mezun olduğu harp okulunu kurşunlar. Bundan daha ötesi olur mu?" dedi. Babasının 'darbeler ve ihtilaller tarihi'ni okumasını istediğini dile getiren Gürcan, 21 Mayıs'tan sonra genç subayın dışındaki yapılan darbelerin bir 'ortaoyunu' gecekondu tipi darbeler olduğunu ileri sürdü. Gürcan, Adnan Menderes'in asılmasında ise İsmet İnönü'nün tavrının etkili olduğunu savundu.

       

  1962 ve 1963 yılları arasında Ankara'da Harbiyelileri isyana teşvik ettikleri için asılan Aydemir ve Süvari Birliği Komutanı Binbaşı Fethi Gürcan'ın idamları ile ilgili tartışmalar aradan 46 sene geçmesine rağmen sürüyor. Cihan Haber Ajansı muhabirine konuşan Binbaşı Fethi Gürcan'ın oğlu Ömer Gürcan, 1960 darbesinde 15 yaşında olduğunu söyledi.

         22 Şubat 1962 kalkışması ile 27 Mayıs'ta da babasının ön planda olduğunu dile getiren Gürcan, 22 Şubat 1962'den sonra babasının emekliye sevkedildiğini ifade etti. 1963 yılında sivil olmasına rağmen babasının resmi niformasını giyip 21 Mayıs 1963 hareketine katıldığını anlatan Gürcan, 26 Haziran 1964'de babasının asıldığını belirterek "Bu olaylara babamın giriş nedeni, iktidarın babamı öğrenci gençliğin üzerine sürmesi, Ankara siyasal bilgilerde 'ateş et' emri vermesi,  babamın dinlememesi ve isyancı olması. Zaten şuanki darbecilerle konuşursak isyancı, ihtilalci, darbeci kelimelerini ayırtmamız lazım." dedi.

 

         İHTİLALCİ OĞLUYUM DİYE ASKERDEN ÇIKARILDIM

         1966 yılında liseyi bitirdiğini ve ODTÜ'ye elektronik mühendisi olarak girdiğini anlatan Gürcan, silahlı kuvvetlere müracaat edip alındığını ancak 15 gün sonra 'ihtilalci oğlu' diye çıkarıldığını belirtti. Sonra mahkeme kararıyla tekrar döndüğünü ifade eden Gürcan, "Kendimi 68 gençlik olayları içinde buldum. Babamın yaşadıklarını ben bir askeri öğrenci olarak yaşadım. 12 Mart'ın arkasından ordudan çıkarıldım. Babam gibi sivil oldum. Arkasından 12 Eylül geldi. İçeri alınıp 8 ay tutuldum. TRT'den elektronik mühendisi olarak emekli oldum. Bizim evde herşey konuşulurdu. Babamın planı çok sadeydi, ben de dinlerdim. Yapacağı şeyde kararlıydı. Şuanki darbecilere benzemeyen bir karakterdi. Babam olmasaydı belki 27 Mayıs bastırılmış olacaktı." diye konuştu.

         Harp Okulu çocuklarının genelde subay çocuklarından oluştuğuna dikkat çeken Gürcan, 21 Mayıs ve 27 Şubat'ta Harp Okulu öğrencilerinin üst rütbeli babalarına, dayılarına ve amcalarına silah çevirdiğini aktardı. Türkiye tarihinde bunun ilginç bir olay olduğunu vurgulayan Gürcan, çocuklarının, yeğenlerinin okuduğu Harp Okulunu paşaların makineli tüfeklerle tarattığını ve arkasından bütün öğrencilerin atıldığını savundu.

         Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un 'Balyoz' darbe planı iddialarıyla ilgili yaptığı "Allah Allah diye taarruz eden ordu camiye bomba koyar mı?" açıklamasının hatırlatılması üzerine ise Gürcan, "Türk askeri her zaman yapar. Kendi Harp Okulunu kurşunlar. Atatürk'ün mezun olduğu harp okulunu kurşunlar. Bundan daha ötesi olur mu? 1 Mayıs gibi olaylar olmuş ama hiç kafa dahi yormamış. JİTEM denen bir örgüt var. Onun bir binbaşısı var Cem Ersever diye, Kürtleri öldürmüş. Sonra Ankara'nın bir yerine cesedi atılmış, hiç üzerine gitmemiş. Taylan Özgür arkadaşımız, Beyazıt meydanında sırtından vuruluyor. Talat Duran diyor ki şuan onu vuran generaldir. Bundan hiç gocunmuyorlar. Böyle birşey yoktur, varsa araştırmaları lazım. Türk ordusu hakkında çok büyük iddialar var. Kaybolmuş insanlar var. Sonra Türk ordusu hiç dincileri destekler mi? Mesela Muhsin Batur gider Erbakan'ı alır getirir, parti kurdurur. Arkasından Kürt hareketi kurarlar Hizbullah diye. İnsan katli yaparlar. Türkiye kabuk değiştiriyor. 50 bin insanın öldürülmesinden çocuk katili APO mu sorumlu; bana göre değil. 12 Eylül'de 1 milyona yakın insan işkenceden geçirildi. Bu insanlar dağa çıktı. Türk Silahlı Kuvvetleri 12 Mart'ın 12 Eylül'de halkına yaptıklarının hesabını vermesi lazım. Şuan paşalar ulasalcı geçiniyor." şeklinde konuştu.

 

         MENDERES'İ ASTIRAN GENÇ SUBAYLAR DEĞİL

         "Türkiye'deki darbeler gecekondu tipi olduğu için yalancı darbelerdir." diyen Gürcan, darbelerde sivillerin geri çekildiğini askerin onun yerine geçerek halkı ezdiğini savundu. Sivilin normal yollarda yapamadığını askerlerin darbe ile gelip yaptığını ileri süren Gürcan, 21 Mayıs'tan sonra genç subayın dışındaki yapılan darbelerin 'ortaoyunu' olduğunu iddia etti.

         Cezaevindeyken babasını sürekli ziyarete gittiklerini anlatan Gürcan, her zaman babasının moralinin yüksek olduğunu söyledi. "Beni asın, ben gelseydim sizi asacaktım." dediğini aktaran Gürcan, babasının milletin aldatıldığını söylediğini belirtti. Babasının ihtilalci, isyancıydı olduğunu dile getiren Gürcan, "Anında karar verirdi. Tepkisini anında gösterirdi. Modern deyimle babam devrimcidir. İdam edileceğini akşam basılan gazetelerden öğrendik. Sabah 5'e doğru haber geldi. Gidip cenazesini aldık. Resmi bilgi verilmedi." dedi.

         O dönemde darbeyi teşvik eden gazeteciler bulunduğunu anlatan Gürcan, bu yapının her zaman olduğunu vurguladı. 27 Mayıs öncesi gençlik hareketlerine bir şaiya yayıldığını dile getiren Gürcan, şöyle devam etti: "Kıyma makinaları, bir de Et Balık Kurumu'nda gençlerin kıyma haline getirildiği, arkasından gençlerin öldürülüp karayollarında üstlerine asfalt çekildiği şaiyası. Bu çok ilginç. CHP'nin Genel Sekreteri Kamil Kırıkoğlu, onun anıları var, Tanju Cılızoğlu tarafından yazılan. Böyle şaiyalar var. Bunu çıkaran kim; CHP'liler. 27 Mayıs 1960 öncesi biz bu konuda araştırma yaptık, böyle birşey olmadığını tespit ediyorlar. CHP Meclis grubunda kalkıyor Kamil Kırıkoğlu, böyle birşey yok, bunların yalan olduğunu açıklayalım diyor. İsmet İnönü sinirleniyor; hayır diyor varmış gibi söyleyeceksiniz diyor. Arkasından BBC'ye demeç veriyor. Türkiye'de 300 tane gencin öldürüldüğünü söylüyor. İ İnfial yaratan siyasetçiler. Gençliğin üzerine ordu gençliğini sürüyorlar. Darbeciler 46'dan beri darbe planlıyorlar. İhtilali yapanlar darbeciler değil ihtilalciler. CHP Demokrat Parti'yi kominist diye suçluyor. CHP sol değildir. Tam komedi, tutarsız bir yapıdır. Menderes'i astıran genç subayları değildir. İsmet Paşa o zaman hiç konuşmuyor. Genç subaylar da 'oda asılmasını istiyor' diye anlıyor. Tarihe geçmesi için bir mektup yazıyor, asmasın diye. Asılmasını istemeyen çıkar net bir şekilde demeç verirdi."

         Genç subayların heyecanları ve vatanperverlik duygularının istismar edildiğini savunan Gürcan, Genelkurmay'ın darbe girişiminden idam edilen Albay Talat Aydemir ve Binbaşı Fethi Gürcan'ın dosyalarını isteyen Ergenekon Mahkemesi'ne "Bizde yok" cevabına da "Dosya bende var" diye karşılık veriyor.

 

 

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar
yaziya benzer yillar önce bir kitab okumustum adi öteki menderes herkese tavsiye ederim.bizim milletimiz kulaktan dolma bilgileri ayni sekilde anlatarak tarihi herkonuda kirletiyorlar.ancak okumakla ve arastirarak gercekleri öreniriz.
Gönderen sonbitis on Sunday, 09 May 2010 at 7:48


 1 
Sayfa 1 / 1 ( 1 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: ÖMER GÜRCAN ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right