|
Yazar Mahmut ALINAK
|
|
Monday, 18 January 2010 |
|
Değerli Sarp Bey, bugün sana dokunacak kadar yakınındaydım. Ama gel gör ki,demir kapılar engelledi sana gelmemi. Bir avukat arkadaşımla seni ziyarete geldik. İkimiz de seni göreceğiz diye hem sevinçli, hem de heyecalıydık. Genel kapıdan giriş yaptıktan sonra hangi bölümde olduğunu sorduk. F 2'de tutulduğunu öğrenince doğruca oraya geldik. Ancak orada hiç hesaba katmadığımız bir kanun engeli ile karşılaştık. Cam bölmenin arkasındaki görevli bilgisayara bakıp üç avukatla görüşme hakkınızı kullandığınızı, bu nedenle sizinle görüşemeyeceğimizi söyleyince büyük bir hayal kırıklığına uğradık. Aslında bildiğimiz, ama nedense aklımıza gelmeyen bir sorundu bu. Vekaletname olmadan görüşemeyeceğimizi anlayınca üzülerek geri döndük. Sevgili Kuray, sizin adınıza açılan internet sitenizdeki mektubunuzu içim yanarak okudum. Hem duygulandım, hem de sizinle gurur duydum. Duruşunuzun çok yiğitçe olduğunu bilmenizi isterim. Herkes gibi ben de büyük bir hayranlık duydum tavrınıza. Hapishanenin sizi yıldırmayacağını biliyorum. Daha da gençleşerek çıkacaksınız dışarı. Bilin ki, o çok sevdiğiniz deniz siz çıkıncaya kadar hep mahcup bir burukluk içinde olacak. Ben denizi her gördükçe sizi anacağım. Kalbım o an sizihep sizi haykıracak. Değerli kardeşim, yalnız değilsin. Kalpleri insanlık için çarpan herkes seninledir. İznin olursa kısaca kendimden söz edeyim. Şimdilik İstanbul'dayım. Ama ara ara Kars'a da gidip geliyorum. Avukatlığa şimdilik ara verdim.Emirlerini bekliyorum
|