left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Friday, 10 February 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
BAŞKA BİR AÇIDAN Yazdır E-posta
Yazar Mahir KAYNAK-STAR   
Sunday, 27 December 2009

Türkiye’deki sorunların demokrasiden yana olanlarla darbe peşindekiler, Türkiye’nin bütünlüğünü korumak isteyenlerle bölücüler arasında olduğu düşünülmektedir. Oysa bunlar çatışmanın görünen yüzüdür. Şu soruların cevapları aranmamaktadır. Ülkemizde bir darbe gerçekleştirilirse sadece rejim mi değişecek yoksa çatışma aslında dünya üzerindeki yerimizin ve rolümüzün belirlenmesi üzerine midir? Kürt sorunun bölünme ile sonuçlanması hangi dünya senaryosunun gerçekleşmesine yardımcı olacaktır?

Darbe yapmak isteyenlerin ortak bir ideolojisi yoktur. Yani çatışma ideoloji odaklı değildir. Öyleyse onları bir araya getiren amaç nedir?

 

1980 darbesinin tek bir sonucu vardır. İthal ikameci ekonomi politikası yerini dünya ile bütünleşmeye terk etmiş ve dünya üzerindeki bugünkü konumumuzu belirlemiştir. Buna karşı çıkan Milli Görüş 28 Şubatta tasfiye edilmiş ama ideolojik olarak farklı olmayan yeni bir partinin iktidara gelişi engellenmemiştir. Yani sorun askerlerin zannettiği gibi laiklikle irtica arasında bir tercih değil dünya üzerindeki konumumuzdur.

Bugün darbe yapmak istedikleri iddiasıyla yargılananların ortak bir ideolojisi olmamasına karşın ortak bir dünya görüşü vardır ve bu ABD ile ortaklığa karşı olmalarıdır. Bu açıdan hareketi 12 Eylül ve 28 Şubatın rövanşı olarak yorumlamak mümkündür. Zaten bunu doğrulayan belli belirsiz izler vardır. Bu açıdan bakılınca darbeyi destekleyen dış odağı ABD dışında aramak gerekir. Zaten Ergenekon operasyonunu bir ABD projesi olarak görenler duruma nasıl baktıklarını ifade etmektedirler.

Türkiye’nin dünya üzerindeki konumu aynı zamanda yeni dünya düzeninin nasıl şekilleneceğini de gösterir ve bu konuda bazı senaryolar üretmek mümkündür. Ancak kamuoyu bu bakış açısına yabancı olduğu için soru sormakla yetinmek daha doğru olur.

Bugün olayların daha ziyade hukuki yönüyle ilgileniyoruz. Taraflar diğerini hukuka karşı gelmekle itham ediyor. Oysa sorun temelde siyasidir ve basit bir iktidar savaşını aşan boyutları vardır. Olaya bu açıdan bakınca partiler önemini kaybediyor ve her partide projelerden birini destekleyen kimseler bulunuyor. Bunların motifleri büyük senaryolardan birini tercih etmek olmayabilir ve kişisel hesapları nedeniyle bir tavırları olabilir.

Kürt sorunu da benzerlikler gösteriyor. Demokratik açılımla istekleri büyük ölçüde karşılanan Kürtlerden bazıları hiçbir şeyle tatmin olmaz bir görüntü sergiliyor. Amaçları iktidarı yıpratmak ve darbe için gerekli ortamı hazırlamaktır. Bugün demokrasiyi ağzından düşürmeyenlerin olası bir darbede kuzu gibi davranacaklarından hiç şüphem yok. Türkiye, ABD ve Irak yönetimi bir proje üzerinde anlaşmış olmalarına ve bu projenin Kürtler için ulaşabilecekleri en iyi çözüm olmasına rağmen çatışmayı tercih etmelerinin sebebi büyük resimde aranmalıdır.

Dünyadaki yeni düzenin kuruluşunda sonucu belirleyecek meydan muharebesinin Türkiye’de yapılacağını söylemiştim. Biraz sabır ve gelecek için en iyi çözümü tercih etmek gerekiyor.

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar
Ağzınla kuş tutsan umurumda değil. Mahir Kaynak.

Memleket meselelerinden önce kendini anlatmanı diliyorum. Kaç senesinde askeriyeye girdin? Mezuniyetinin henüz baharı sayılacak kadar kısa bir zamanda neden askeriye ile ilişkin kesildi. Kim tarafından, ne için olduğu belli olmadan ayrılmak durumunda bırakıldın? Girdiğin yeni iş yerinde kimleri ne anlamda kimlere anlattın? (Neden sonradan; bu işleri yapmak için 'beni tehdit ettiler' dedin. Bizleri neden tehdit edemiyorlar?) Yada kendince belgeledin. Seni MİT neden deşifre etti? Artık tehdit edemiyecekler için mi? Şimdi, kendi halkına karşı İngiliz Kemal'cilik mi oynuyorsun? Gençler asılıp kesilirken aldığın madalyaları nerelerine taktın. Omuzlarına mı, durdurulan kalpleri timsalen tam kalbinin üzerine mi? Gençlerin kuş gibi uçan devrim aşkları durdurulan yürekleri seni hiç mi rahatsız etmedi? Ezelinden gelip, hafızalardan silinmeye çalışılan l2 Eylül ve devamında memleketin hangi safında yer tuttun? İftira de. Gençlerin dediği gibi hala sıkı bir mahir kaynak ama ne kaynak mısın? Yine mi sencağıza iftira atıyorlar?

Geç dünya meselelerini, memleket meselelerini mahir kaynak. Artık, ağzınla kuş tutsan Umurumda değil.











Dünya meseleleri, memleket meseleleri. Geç bunları. Ağzınla kuş tutsan umrumda değil...
Gönderen Gülderen Gürcan on Monday, 04 January 2010 at 5:07


 1 
Sayfa 1 / 1 ( 1 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: BAŞKA BİR AÇIDAN ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1910
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 4829453
Syndicate
 
left
Top! Top!
right