Solda yeni bir merkez yaratma imkânlarının arandığı ve bu amaçla kitlesel bir sol parti kurmaya dönük çalışmaların sürdürüldüğü biliniyor. Geçtiğimiz hafta Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız’ın açıklamalarıyla bu çalışmalar ivme kazandı, ülke gündemine oturdu.
Henüz yolun çok başındayız; ama ifade edilen niyetler dahi, ülkenin ihtiyaç duyduğu kitlesel bir sol odağı maddi bir güce dönüştürmeye hayli yakın olduğumuza işaret ediyor. Devrimciler, özgürlükçü sosyalistler, devletin resmi ideolojisinden ve her türden milliyetçi eğilimden azade sosyal demokratlar, yıllardır eşitlik ve özgürlük mücadelesini farklı kulvarlarda sürdürmüş olan Alevi hareketinden ve Kürt muhalefetinden çeşitli isimler, emek hareketinin yükünü çekmiş emekçiler, düşün dünyamızı zenginleştiren akademisyenler, yazarlar, bugüne dek hiçbir örgütlü yapıda yer almamış yüzlerce insanla birlikte yoğun bir seferberlik havasında çalışıyor. Ülkede yaşanan bütün siyasal ve sosyal gelişmelerin altını ısrarla çizdiği o büyük ihtiyacı, kitlesel bir sol partiyi ete kemiğe büründürme yolunda yeni adımlar atılıyor.
Evet, henüz yolun başındayız, taşı henüz atmadık. Ama içine girilen seferberlik havasının kendisi bile kurbağaları ürkütmeye yetiyor belli ki...
Ezop diline gerek yok; kastım TKP ve onun “kudretli” ismi Kemal Okuyan’dır. Belli ki Okuyan, çok rahatsız solda yeni bir merkez oluşturma çabalarından. ABF Genel Başkanı Ali Balkız’ın kitlesel sol parti çalışmalarına destek verdiklerini açıklamış olması Okuyan için bardağı taşıran damla olmuş, bu meseleyi konu ettiği yazısında (1) “düzen solcularına izin vermeyeceğiz” diye gürlemiş.
Düzenin solcusu...
Düzen solcuları demiş Okuyan, peki kimdir bu “düzen solcuları”? Kapitalizme ve onun “küreselleşme” adı verilen yeniden yapılanma stratejisine esastan itirazı olanlar; bu itirazlarını somut mücadele pratikleriyle ortaya koyanlar; eşitlikten, özgürlükten, barıştan ve demokrasiden yana olanlar; “başka bir dünya, başka bir Türkiye mümkün” diyerek resmi ideolojiyle aralarındaki tüm bağları koparanlar, kısacası bu yeni sol partinin girişimcileri midir düzen solcuları? Kuşkusuz hayır...
Peki kimdir o halde bu düzen solcuları?
Mesela resmi ideolojiyle pek bir örtüşen bir politik yönelime sahip olan ve bu tavrını “Cumhuriyet’in 85 yıllık çok değerli yürüyüşü” (2) yollu cümlelerle ilan-ı aşka dönüştürenler olabilir mi düzen solcuları?
Yahut Genel Kurmay Başkanı’nın anti-demokratik açıklamalarına karşı getirilen eleştirilerde sevgili komutanını savunabilmek için göğsünü siper eden; buna politik kılıf uydurabilmek için “Sol bütün devlet memurlarına siyaset ve örgütlenme özgürlüğü ister… Başbuğ sussun diyerek Türkiye özgürleştirilemez” (3) yollu herzeler sayıklayanlar olabilir mi düzen solcuları?
Ordu severliği ifrata vardırıp geceleri kabusunda “kollarındaki ay - yıldızı sökülmüş çocuklar” (4) görerek kan ter içinde uyananlar olabilir mi peki düzen solcuları?
Ya da kongre zabıtlarında “yurtseverlik teması yeni politik olanaklar açacaktır” (5) kararları yer alan ve o gün bu gündür Perinçekgillerin ayak izlerine basarak yürümeyi marifet belleyen politik olanak avcıları olabilir mi bu düzen solcuları?
Bu ulusalcı ordu-severliğe teorik kılıf uydurabilmek için Komünist Manifesto’yu tahrif etmekten dahi kaçınmayanlar (6) olabilir mi mesela bu düzen solcuları?
Memlekette düzen solcusu aramaya başlayınca, bütün emareler Kemal Okuyan ve partisine işaret ediyor. Tuhaf!
Kitlelere abaküs hesabıyla bakmak...
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı’nın solda yeni bir merkez oluşturacak kitlesel bir sol partiye verdiği destek pek rahatsız etmiş Okuyan’ı. “Karpuz değil, çuval değil, sandık, sepet, balya değil... Alevi kitlelerden söz ediyorlar!” (7) diyor öfkeyle.
Peki kimdir bu Alevi kitlelere karpuz muamelesi yapanlar? Yıllardan bu yana demokratik Alevi örgütlülüklerinde yer alanlar, Alevi toplumunun demokratik talepleri için mücadele edenler, bu uğurda ilçe ilçe, il il toplantılar düzenleyen, mitingler yapan, eylemler örgütleyenler mi? Kuşkusuz hayır.
Kim o halde bu Alevi toplumuna karpuz, çuval, sandık, sepet, balya gözüyle bakanlar?
Alevi toplumunun demokratik taleplerini seneler boyunca fark edemeyip, 8 Kasım günü on binlerce Alevi “eşitlik” talebiyle alanları doldurduğunda şaşkınlık içinde “herkes farkında olmayabilir ama bugün (yani 2009 sonunda, nihayet!) Alevilik dinsel ve kültürel kalıpların çok ötesinde siyasal bir olgu haline geldi” (8) diyenler olabilir mi acaba Alevilere sepet gözüyle bakanlar?
Demokratik Alevi muhalefetinin yıllar boyunca büyük bir sabır ve inançla sürdürdüğü mücadeleyi ancak alanları dolduran on binlerle birlikte fark ediverip, sanki bugüne dek zaten öyle değilmiş gibi “Alevilik bu noktadan sonra Türkiye’nin ileriye doğru bir atılımına katacağı enerjiyle anılmak durumundadır” (9) buyuranlar olabilir mi Alevilere sandık gözüyle bakanlar?
Bu iki satır yazıyla ellerini ovuşturarak Cumhuriyet’in resmi ideolojisine göğsünü siper etmiş yurtsever partisinin koridorlarını dolduracak Alevi yurttaşları beklemeye girişen “politik olanak avcıları” olabilir mi Alevilere balya gözüyle bakanlar?
Alevi toplumuna karpuz, çuval, sandık, sepet, balya gözüyle bakanları aramaya başlayınca, bütün emareler Kemal Okuyan ve partisine işaret ediyor. Tuhaf!
Siyasal mücadele mi dediniz?
Aleviler’in TKP’ye “politik olanak” sağlamak yerine gerçek bir sol odak yaratmaya dönük çalışmalara katılmayı yeğlemiş olmasının paniğiyle olsa gerek, Okuyan özürler üretmeye de girişmiş. Onur Öymen’in Dersim katliamını öven ve bugün de toplumsal sorunlar karşısında izlenmesi gereken doğru taktik olarak Dersim’de yaşananları örnek gösteren tavrı karşısında içine düştükleri sus pus halini şöyle açıklıyor örneğin: “Onur Öymen’e ve CHP’ye hiçbir sempati ve yakınlığımız olmadığından fazla ses etmemiştik.” (10)
Siz hiç siyasetin sempati ve yakınlık duyduklarınızla dövüşme sanatı biçimindeki bir tanımına rastladınız mı? Siyasetin böyle yapıldığını göreniniz, duyanınız, bileniniz var mı? Meğer Kemal Okuyan’ın meşrebinde siyaset, sempati ve yakınlık duyulanlarla didişmekten ibaretmiş!
Oturduğu düzen solculuğu penceresinden Alevi kitlelere balyaya, sepete, çuvala bakarmış gibi bakan ve “yeni politik olanakların” hülyalarına dalan Kemal Okuyan’ın bu tatlı hülyaları ansızın bozuluverince pek sinirlenmiş belli ki.
“İzin vermeyeceğiz” diye haykırıyor yazısında. Kemal Okuyan’ın meşrebinde siyaset “izin almak/izin vermek” denkleminden türetilen bir “iş” olabilir belki ama, unuttuğu belki de hiç bilmediği şey şudur: Devrimciler, bu ülkenin eşitlikten ve özgürlükten yana onurlu ve cesur insanları, siyaset yapmak için ne düzenden, ne de o düzenin kapıkulu askerliğine soyunmuş olanlardan izin almazlar!
Solun uzunca bir süredir ideolojik-politik önderlikten yoksun olması, güçlü bir politik çıkışın bir türlü gerçekleştirilememesi, kitlesel bir odağın yaratılamaması gibi nedenlerle oluşan boşlukta bir süredir “solculuk” yapmakta olanlar durumdan rahatsız. Solun yıllardır nadasa bırakılmış topraklarını devrimciler eşitliğin, özgürlüğün, barışın ve demokrasinin boy vermesi için büyük bir inanç ve kararlılıkla sürmeye başlayınca yeniden; o toprakları kendisine mesken tutmuş ayrık otlarının paniklemesinden daha doğal ne olabilir ki zaten.
Daha yolun başındayız, mücadele yalnızca devam ediyor!
Dipnotlar:
(1) http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kemal-okuyan/alevi-partisi-20994 (2) http://www.tkp.org.tr/basin-aciklamalari/yeniden-cumhuriyet-mutlaka-sosyalizm (3) http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kemal-okuyan/basbuga-suc-duyurusu-18636 (4) Aydemir Güler, Milliyet Gazetesi, 16 Ocak 2005 (5) http://www.tkp.org.tr/konferans2004 (6) http://www.turnusol.biz/public/makale.aspx?id=298&pid=4&makale=S%FDn%FDf%20ba%F0%FDms%FDzl%FD%F0%FD (7) http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kemal-okuyan/alevi-partisi-20994 (8) http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kemal-okuyan/alevi-mitingi-20285 (9) http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kemal-okuyan/alevi-mitingi-20285 (10) http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kemal-okuyan/alevi-partisi-20994
|