left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Friday, 10 February 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
AYIPTIR,ZULUMDUR, GÜNAHTIR Yazdır E-posta
Yazar ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU   
Sunday, 15 November 2009
 

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in TBMM Genel Kurulunda "demokratik açılım" konusu üzerine yaptığı konuşmada "Dersim Katliamı" ile ilgili sarfetttiği sözlerinden dolayı tepki gösterdi. Açıklamada şu görüşlere yer verildi:

* “Evlad-ı Kerbelayık, Bihatayık, Ayıptır, Zulümdür, Günahtır.”

* Ülkenin iç sorunları, devletlerarası savaş usulleri ile çözülemez!

* CHP demokrasinin mi? Yoksa katliamların mı? Yanındadır! Bilmek İstiyoruz!   


 

10 Kasım 2009’da TBMM’de “Demokratik Açılım” konusu görüşülürken, CHP’yi temsilen söz alan ve meclis kürsüsünden konuşan Onur Öymen’in söyledikleri, CHP’nin demokrasiden ne kadar uzaklaştığını bizlere bir kez daha göstermiştir.

Onur Öymen, bu konuşmasında Kürt sorununun; “Dersim sorunu” gibi çözümlenmesini öneriyor ve diyor ki; “Kurtuluş Savaşı’nda, Şeyh Sait İsyanında, Dersim isyanında, Kıbrıs’ta analar ağlamadı mı? Kimse ‘analar ağlamasın mücadeleyi durduralım’ demedi” demekte ve dolaylı olarak ta Kürt sorunun 1938 deki gibi, Dersim’de yapıldığı gibi çözülmelidir. Önerisinde bulunmaktadır.

1937-1938’de Dersim’de yapılan katliamı, yaşanan vahşeti hala yaşayan canlarımız anlatmaktadır. Bellekler hala tazedir. Laç deresinin nasıl cesetlerle doldurulduğunu, Munzur suyunun günlerce kan kırmızı aktığını, kurşuna dizilenleri, kurşunla ölmeyenlerin süngülerle nasıl vahşice katledildiklerini anlatır dururlar.

Dersim katliamının üzerinden 72 yıl geçmesine ve yaşanan acıların, sürgünlerin, trajedilerin varlığına rağmen, bu gün bu çağda dahi CHP’yi temsilen söz alan Onur Öymen’in; sanki başkaca hiçbir çözüm yokmuşçasına dolaylı olarak da olsa hala katliamı önermesi ve savunması tüylerimizi diken diken etmiştir.

Ülkemizin doğusunda 25 yıldır yaşanan “düşük yoğunluklu savaş”ta; yitirdiklerimiz yetmedi mi? Ekmeğimize, aşımıza, kardeşliğimize göz koyanlar! Bunca acı yetmedi mi?

Dersim katliamını “Demokratik Açılım”ın tartışıldığı bir ortamda, çözüm diye önerenler! Çözüm için emsal gösterenler! Size sesleniyoruz!

Ülkemizin sınırları içinde yaşanan sorunları; Ulusal Kurtuluş Mücadelemiz olan Kurtuluş Savaşı ile devletlerarası savaş konumunda olan Kıbrıs çıkartması ile kıyaslayanlar! Ey çağın gerisinde kalanlar! Size sesleniyoruz!

Dersim’de bırakın bizim analarımızın ağlamasını, ölülerinin yasını tutmasını, çıplak bedenleri sarmalarına dahi izin verilmemiştir! Ey anaların ağlamasını normal görenler! Size sesleniyoruz! 

Alevilerin oylarıyla yıllardır o meclis kürsüsünde oturanlar!

Dersim Piri Seyit Rıza’nın, ardılı olduğu Pir Sultan gibi idam sehpasında; “Evlad-ı Kerbelayık, Bihatayık, Ayıptır, Zulümdür, Günahtır.” dediği gibi

CHP demokrasinin, hak ve özgürlüklerin mi? Yoksa katliamların mı? Yanındadır. Bilmek İstiyoruz!

CHP sözcüsünün TBMM’de “Demokratik Açılım” konusu görüşülürken, 1938’de Dersimde yaşananları anımsatması, katliam önermekten başka bir şey değildir. 1938 Dersim katliamının örnek gösterilmesi karşısında CHP’nin suskunluğu ne anlama gelmektedir. Demokrasiden, cumhuriyetten, hukuk devletinden yana olması gereken ana muhalefet partisinin, Alevilerin katledildiği bir katliamı örnek göstermesi, hatta önermesi kabul edilemez. Onur Öymen sözlerini geri almalı ve Alevi toplumundan derhal özür dilemelidir.

Daha dört gün önce İstanbul Kadıköy Meydanında 500.000 kişinin “Ayırımcılığa Karşı Eşit Yurttaşlık Hakkı” talep ettiği bir eylemlilik sürecinden sonra, CHP sözcüsünden gelen bu sözler manidardır.
 
Alevi toplumu, kendisine yönelik hiçbir saldırıyı unutmamıştır, bunu da unutmayacaktır.

Kamuoyunun bilgisine saygı ile sunulur.

Ali BALKIZ
Genel Başkan"
 

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar
BİR ACAYİP SOL

1999 seçim sonuçlarının açıklandığı gece yoğun bir panik trafiği yaşamıştık. Telaşlanılmayacak gibi de değildi aslında. Fırsat buldukça karşımıza satırla dikilen faşistlerin partisi iktidar ortağı olmuştu.

Ama ilerleyen günlerde kaygılarımız boşa çıkmıştı. Bozkurtlar, merkeze yakınlaşan partilerinin lideri Devlet Bahçelinin itidal çağrılarına nispeten uymuşlardı.

Ama bu sükûnet çok sürmedi. Ülkücülerden boşalan cepheye çok ilginç bir ekip ikame edildi.

Bunlar da selefleri gibi savaşçılarını motive etmek için Türk bayrağı sallıyorlardı. Tıpkı onlar gibi, tüm fraksiyonları bir potada eritip hepimizi PKKlı ilan ediyorlardı. Hira Dağı kadar Müslüman değillerdi ama Tanrı Dağı kadar Türktü bunlar da. Tek farkı vardı solculara saldırmaya memur edilmiş bu yeni kişiler; solcuydular!!??

Evet, İşçi Partisi çevresinde örgütlenenlerden bahsediyorum. Tarih dikkatinizi çekiyor değil mi? Bugün Ergenekon Örgütüyle bağları ortalığa saçılmış bu grup, darbe tertiplerinin şekillendirildiği 1999da yeni rolleriyle sahnede acemiliklerini atıyorlardı.

Komprador değil ulusal sol ilerleyen yıllarda, özellikle de AKPnin iktidara geldiği 2002 genel seçimlerinin ardından, sufle almadan sahne alacak kadar profesyonelleşmişti.

Gençlik örgütlenmeleri üniversitelerde solcuları ve Kürt gençleri tepeliyor; akademisyenleri kürsülerde Ermeni soykırımı iddialarını hedef tahtasına oturtuyor; Doğu Perinçek gibi başbuğları da kimi zaman apoletli kimi zaman da apoletsiz müttefikleriyle mahkeme kapılarında ya da İsviçrelerde aydın taşlıyorlardı. Açık açık orduyu göreve çağırmaktan, insanları hedef göstermekten çekinmiyorlardı.

Hülasa, bölünmelere karşın aralarında Kürt, sol ve İslâm düşmanlığının yanında darbecilikte de tam bir konsensüs sağlayan kızıl elmacılar dünya sol literatürüne büyük katkılar yaptı.

Ergenekon soruşturmasıyla kolu kanadı kırıldı gibi görünen bu cephenin radikallerinin son icraatı, geçtiğimiz günlerde düzenlendikleri bir mitingdi. Demokratik açılım kapsamındaki eve dönüşleri protesto eden Atatürkçü ve milliyetçi solcular nümayişlerinde çığlık çığlığa şu sloganı attılar:

Dağa çıkanı da, dağa çıkartanı da dağdan indireni de, hepsini asacağız!

Mitinglerinin davetiyesi de kapağında kanlı urgan olan Türk Solu dergisiydi.

Bir süre önce, Che bereli, Atatürk rozetli, Deniz Gezmiş parkalı kara gömleklilerine Kürtlerle konuşmayı, Kürt yemeklerini yemeyi ve hatta doğu ezgilerini dinlemeyi yasaklayan bu güruhun fütursuzluğu, bugün yalnızca dar bir grup tarafından açıkça onaylanıyor gibi görünüyor. Ama ne yazık ki bu görüntü gerçeğin yansıması değil, yansımanın gerçeği. Zira yol yordam bilen ve Türk Solunun radikalleri kadar açık sözlü olmayı politikadan bihaber olmak sayan çok geniş bir kitle, bu aklıevvellerle pek çok konuda hemfikir.

Laik, çağdaş ve ilerici ahalinin radikal ulusalcılara zaman zaman verdikleri tepkiyse, uluorta Çişim geldi diyen çocuklarına, Yavrum biraz terbiyeli ol. Öyle söylenir mi hiç, ayıp diyen ebeveynlerden farklı değil.

Ay kanlı urgan hiç şık değil yani dediklerine bakmayın siz. Milliyetçilerin oylarını paylaşamadıkları MHPye İktidardayken asmadınız fazla konuşmayın diye çemkiren yine onlardı.

İrticayla Mücadele Eylem Planı resmen doğrulandığı halde peki peki peki niçün ama niçün şimdi diye soranlar; otuz yıl sonra gelen barışı kutlayan kardeşlerinin mutluluğundan huylananlar; Devlet Rizede de yatırım yapmıyor ama onlar dağa çıkmıyor diye serzenişte bulunanlar Türk Soluna niçin kızsınlar ki?

Toplum mühendisi darbecilerin bu sol görünümlü faşistlere bel bağlamalarının en önemli nedeni de, söz konusu grubun dillendirdiği söylemlerin, antidemokratik emellerine teşne olacak toplumun geniş bir kesiminin duygularına tercüman olduğunu bilmeleridir.

Aranızda durumu benim kadar vahim bulmayanlar varsa, çevrelerindeki en yakın Cumhuriyet okuruna, militan bir CHPliye ya da ne bileyim Türkiyeye özgü Komünist Partisi üyesine başvursun. Türk Solunun adını anmadan, savundukları görüşler hakkındaki yorumlarını sorsun. Söz konusu derginin tirajının niçin bu kadar az olduğuna dair şaşkınlığı geçince bir daha konuşuruz.

Hal bu dostlar. Kerinçekler-perinçsizler içerde diye fazla rehavete kapılmayın. Unutmayın, kendileri içerde ama zihniyetleri ana muhalefette.
Gönderen Ş.Fethi Sancar on Sunday, 22 November 2009 at 8:41


 1 
Sayfa 1 / 1 ( 1 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: AYIPTIR,ZULUMDUR, GÜNAHTIR ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1910
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 4829532
Syndicate
 
left
Top! Top!
right