left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow P - Z arrow Gün Zileli arrow Gün ZİLELİ-KARANLIĞIN ÖTESİNDE
Tuesday, 22 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Gün ZİLELİ-KARANLIĞIN ÖTESİNDE Yazdır E-posta
Yazar Ahmet KÜLSOY-BİRGÜN   
Thursday, 24 September 2009

RESMİ TARİHİ BİREYSEL GERÇEKLİK BİLE YIKABİLİR

1960’lı yıllardan bu yana politika/edebiyat dergilerinde yazıları çıkan ayrıca TİP, FKF ve Dev-Genç örgütlerinde çalışan ve birçok kez hapis yatan Gün Zileli 12 Eylül’e kadar aktif politika ve edebiyat sahnesinde yer aldı.
12 Eylül’den sonra, TİKP davası dolayısıyla aranan ve on yıl kaçak yaşayan Zileli o yıllarda daha çok Mehmet Gündüz takma adıyla teorik yazılar yazdı. 1990 yılının başında yurt dışına çıkıp İngiltere’de siyasi mülteci olarak yaşamaya başladı. Bu yıllarda, roman yazdı ve İngilizceden Türkçeye kitap çevirdi. Amargi, Sosyalizmin Sorunları, Yeni Zamanlar, Birikim, Apolitika, Ateş Hırsızı, Uç, İmlasız, Kitap-lık, Virgül, Koxüz, Öteki İsviçre, Açık Gazete, Özgür Üniversite gibi dergi ve internet sitelerinde ağırlıklı olarak kitap eleştirisi yazıları yayımlandı.
Zileli son olarak Jan Valtin’in ‘Karanlığın Ötesinde’ adlı 1920’lerin yükselen hareketi Nazizm ve karşısına aldığı Komünizm savaşının dip notlarını içeren kitabı çevirdi. Zileli ile kitabı ve dönem tarihi üzerine konuştuk.

»Önce size şunu sorayım... Böylesi kapsamlı bir kitabı çevirmeyi neden göze aldınız? Neydi sizi bu kitabı çevirmeye sevk eden?
Kitabın üst başlığındaki ‘Bir Alman Komünistinin Komintern ve Nazizm Anıları (1918-1938)’ yazısı sanırım yeterince açıklayıcı olacaktır. Sovyetler Birliği’nin 1920’li ve 1930’lu yılları benim alanımdı zaten. Hitler Almanya’sı da çok ilgimi çekerdi eskiden beri. Bu kitap, bu iki ilgi alanıma tam denk geldi. Müthiş yıllardı...

 

 

»Neydi o yıllar ve ne açıdan?
Şubat’ta başlayıp ekim’de Bolşeviklerin iktidarı ele geçirmesiyle sona eren Rus Devrimi, dünyada yeni bir çağı başlattı. Bolşevikler içerde devrimi bastırdılar ama proleter devriminin sloganları tüm insanlığa umut verdi, genç radikaller kitleler halinde dünya devrimci hareketinin ana akımı haline gelmiş komünizmin saflarına aktılar. Komintern, o zamana kadar görülmemiş ölçüde büyük ve güçlü bir dünya örgütü haline geldi. Komintern’in en güçlü örgütü Alman Komünist Partisi’nin 6 milyon seçmeni, 1 milyon üyesi vardı.
1920’li yılların sonunda büyük bir reaksiyon hareketi olarak Nazizm yükseldi. Komünizmle Nazizm karşı karşıya geldi. Neredeyse tüm dünya tarihi o yıllarda bu iki büyük akımın çatışmalarıyla belirlenir oldu. Sovyetler Birliği’nin dünya devrimini temsil ettiğine inanan genç radikallerde büyük bir ‘dünya devrimi’ hedefi vardı. Efsanevi yıllardı. İnsanlar her türlü fedakârlığı göze almışlardı. Ne yazık ki, sonunda büyük bir hayal kırıklığı ile sonuçlanan bir fedakârlık. Birçoğu, uğrunda ölüme gittikleri Sovyetler Birliği’ni yöneten Stalinist diktatörlük tarafından kırıma uğratıldı. Bu kitap da bunu anlatıyor zaten...

»Evet, sanırım Valtin’in karısı Firelei de bu genç radikallerden biri...
Firelei büyük bir karakter. O, gerçek samimi devrimciyi temsil ettiği kadar, aşkı da temsil ediyor. Aşkının peşinden büyük bir yolculuğa çıkıyor, Nazilerin elinde ölümle sonuçlanan bir yolculuk. Hiç beklenmedik bir şekilde Valtin kurtuluyor ama Firelei ölüyor.
Valtin, o zamanki dogmatik devrimciliğin tipik temsilcilerinden ama diğer GPU ajanlarından farklı olarak vicdanını kaybetmemiş. Zaten anarşist Bandura ile bu yüzden arkadaş ve sonunda bu yüzden tasfiye edildi.
Firelei ise daha farklı. O, örgüt mensubu bir devrimci değil başlangıçta. Ama tüm iyi niyetiyle emekçilerin kurtuluşu davasına inanıyor. Fakat örgüt için özgürlüğünü feda etmek istemiyor. Bu yüzden Komintern onu benimsemiyor. ‘Sıradan’ görüyor. Anlatılan öykü, bizim de yaşadığımız birçok şeye öylesine benziyor ki...
»Kitapta çok sayıda ünlü Komintern liderinin adı da geçiyor. Anlatılanlardan ve sizin düştüğünüz biyografik dipnotlardan, çoğunun Stalin’in 1930’lu yıllardaki büyük temizlikleriyle ortadan kaldırıldığını öğreniyoruz. Dimitrov’u da yakından tanıyor Valtin. Hatta bir yerde, “Yine buram buram parfüm kokuyordu” diyor Dimitrov için. Bunlar, bizim bugüne kadar bildiğimiz Dimitrov tablosuna ters düşer gibi...
Ben Valtin’e inanma eğilimindeyim. Çok dikkat ettim. Örneğin kendisini bile bile Nazilerin kucağına, ölüme yollayan ve gerçekten hayatını mahveden Ernst Wollweber’e (daha sonraları, Alman Demokratik Cumhuriyeti’nde, ünlü Stasi gizli polis örgütünün başkanlığını da yapmıştır bir süre) bile mümkün olduğunca objektif davranmış. Onun olumlu yanlarını da gerçeğe sadakatle, net bir şekilde koymuş.
Örneğin Naziler iktidara geldikten sonra tüm Alman Komünist Partisi önderliği ülkeden kaçtığında Wollweber’in Almanya’da kalıp o zor koşullarda partiyi toparlamaya çalışmasını övgüyle anlatmış. Dolayısıyla Dimitrov hakkında anlattıklarının yalan olması için bir neden göremiyorum. Çünkü Dimitrov Valtin’e hiç kötü davranmıyor, bütün sahnelerde Dimitrov iyi bir önder gibi gözüküyor. Ama öyle şeyler var ki, Valtin bunları da anlatmaktan çekinmemiş, iyi de etmiş. Örneğin Arthur Samsing olayında Dimitrov’un takındığı tipik Stalinist-bürokrat tutum. Ayrıca Naziler karşısında Dimitrov’un hiç de anlatıldığı gibi yiğitçe davranmadığı ve GPU’nun tehditlerinden çekinen Nazilerin ona ayrıcalıklı mahkûm muamelesi yaptığı gerçeğini bize aktardığı için Valtin’e şükran borçlu olmalıyız. Tarih böyle bir şey işte. Ne kadar resmi tarih yazılırsa yazılsın biri çıkar, örtbas edilen bir gerçeği bireysel olarak ifade eder. Hiçbir şey çarpıtılmış haliyle kalmıyor...

»840 sayfalık bu destansı anlatım öyle sanıyorum ki, Türkçe okuyucunun gündeminde uzun yıllar kalacaktır. Valtin’in denizciliği de cabası. Kitabı okurken, denizcilerin, kaptanların haberi olsa kim bilir bu kitap onları ne kadar sarsardı diye düşünmekten kendimi alamadım.
Evet, aynı şeyi ben de düşündüm. Valtin’in denizciliği babadan geliyor üstelik. Tüm dünyayı gemilerde kaçak yolculuk yaparak dolaşmış biri. Kitapla birlikte biz de tüm dünyayı dolaşıyoruz.

»Satıştan umutlu musunuz?
Çok değilim. Bu tür kitaplar ‘çok satanlar’ listesine girmez, dolayısıyla okuyucusu da kısıtlıdır. Girmesin zaten, öyle bir listede görsem çevirdiğim kitaptan kuşkuya düşerdim. Dünyanın her yerinde kitap okuyucularının yüzde 95’i piyasa tarafından manüple edilir. Bu kitap yüzde 5’in kitabı. O yüzde 5’e ulaşırsa amacına ulaşmış demektir.

»Umarım. Teşekkürler...
Sağ olun.

Jan Valtin, Karanlığın Ötesinde, Çev: Gün Zileli, Kibele Yayınları, Temmuz 2009

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Gün ZİLELİ-KARANLIĞIN ÖTESİNDE ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right