|
Dünyaya, yaşadığım ülkeye daha iyi gözlerle bakmak, tüm paranoyalarımdan sıyrılıp, geçmişi unutup, sabah yepyeni bir güne uyanmak istiyorum. Araba klaksonlarına aldırış etmeden kahve suyumu koyuyorum, yanına da bir sigara iliştiriyorum. Camdan bakıyorum caddenin tam ortasına bir araba park etmiş, araç sahibi alış veriş için bakkala girmiş,ardında biriken araçların sahipleri ona sinirlenmiş korna çalıp küfür ediyorlar. Tamam, bakkalın önünde boş yer var ama işi acele galiba adamın. Ne gerek bunca gürültüye? ÇAT! Su ısınmış ısıtıcı haber veriyor. Fokurdama sesi devam etmekte. Neyse, keyfimi bozmuyorum uygar insanlarız, uygar toplumuz konuşarak hallederiz. Küfürlere kötek sesleri ekleniyor pencerenin dışında, sıcak su fincana kavuşuyor. Sigaranın dibi geliyor ama külü soğumuyor daha. Sessizlik. Araç sahibi biraz darp edilerek aracına çabuk binmesi sağlanıyor, işte yardım severlik. Trafik açılıyor herkes rahatlıyor her şey yolunda. Gazeteleri almadan önce şöyle bir televizyona bakmak gerek eee kahvenin yanına katık lazım. Haber bulmak ne mümkün herhalde memlekette ve dünyada her şey yolunda. Amerika Irak’tan özür dileyip askeri kuvvetleriyle birlikte çekilmiş olmalı. Keza aynı davranışı İsrail Filistin’e karşı sergilemiştir. Fransa başlayan ayaklanma sona ermiş direnişçilerin istekleri yerine gelmiş olmalı. Kuzey Kore’ye uygulanan ambargo bitmiş, dünya barışı için silahsızlanma antlaşması yapılmış ve nükleer olsun olmasın tüm silahlar imha edilmiş olmalı habere rastlayamıyorum. Her kanalda bir kadın programı 5 dakika deşifre etmekte zorlandığım –ki decoder aygıt kullanmaktayım- bağırış çağırışlar,5 dakika göbek havalarıyla geçmekte program. Evlenmek için eve kapanmış insanlar birinci olmuşlar, ayrılmak üzerelermiş ayrılmamaları için tekrar eve kapanmışlar bu dert buymuş. Başka kanalda mağdur olan kadınlar acılarını anlatıyor, kocalar yerlere vuruluyor, konu komşu, dünür akraba kim varsa her şeyi anlatıyorlar telefondan stüdyodan tempo tutuluyor. Demek ki mazlumun yanında sonuna kadar varız hem medya olarak hem de birey olarak. Bütün her yerde kadınlar. Konuk onlar, sunucu onlar, izleyenler onlar. Anlaşılan bu 8 MART çok kalabalık geçecek. Bütün yurtta sanırım rekor bir katılım olacak. Bu kadar KADIN SESİ olduğuna gör meydanlar inim inim inletilecek. İşte çok seslilik işte demokrasi derken kahvem bitti. Şimdi hazırlanıp sokağa çıkma vakti, gazeteleri alıp poğaça ve çayla güzel bir sabah keyfi. Evdekinin üzerine tatlı niyetine anlayacağınız. Cihangir Firuzağa kahvesi dopdolu cıvıl cıvıl. Ağaçların altında musalla taşının hemen yanındaki kahve entelektüelden, oyuncudan, yönetmenden, yazardan çizerden, tanıdık simalardan geçilmiyor. Anlaşılan Şemdinli olayları, çocuk yuvalarındaki insanlık dışı uygulamalar, AB kriterleri, başbakanın seyahatleri, kifayetsiz muhalefet, içki yasağı, İstanbul’da yapılacak olan kuleler ve onun getirileri götürüleri vs gündem konusu. Cahil kalmamak gerek, olaylar hakkında biraz daha bilgi sahibi olayım diyerek hemen gazetelere dalıyorum. Eklerinden ancak 10 dakika sonra kurtulup geri kalanına göz gezdiricim ama herkes milli maçı konuşuyor. Herhalde geç kaldım gündem değişmiş benim düşündüklerim çoktan konuşulmuş ve çözüme ulaşmıştır. Havada bir seferberlik ve linç havası var. Ben bu kokuyu bir yerden hatırlıyorum ama nereden? Gazetelerin uzunca sarı sayfalarını, reklam bölümlerini geçiyorum bu seferde kim kiminle kim kimi nerede faslı gerçek haberlere ulaşmamı engelliyor ya da gerçek haber yok ben beyhude uğraşıyorum. Tabi ya evde de aynısı olmuştu demek ki her şey yolunda. Ama arkada Kurtuluş Savaşı hazırlığı devam ediyor birazdan Misak-ı Milli sınırları yeniden belirlenecek. Yahu şu gavurlardan çektiğimiz nedir? Bir rahat huzur vermiyorlar ki bilgimiz, görgümüz, birikimimizle dünyaya hakim olalım zaptedelim. Avrupa’ya da almamak için bin bir mazeret gösteriyorlar. Yok efendim eğitim seviyemiz düşükmüş yok işkence ve gözaltları varmış yok açlık sınırında gezen kişi sayısı fazlaymış yok Kürt, ermeni vs azınlık sorunumuz varmış falan filan. Yürüyün arkadaşlar diyesim geliyor içimden Edirne’den girip yıllarca kapısından döndüğümüz Viyana’dan çıkalım. Bir çay aynına da illaki sigarayla gazetelere göz atmaya devam. Ülkemin seçkin kalemleri her konuda bilgi sahibi oldukları gibi futbol konusunu da hiç kimselere bırakmayıp –ki milli bir dava bu- köşelerinden hem maçın analizini yapmışlar hem de buraya gelecek olan İsveçlilere göz dağı vermekten geri kalmamışlar. Geri kalan haberler işkenceden yargılanan polislerimiz serbest bırakılmış, eylem yapan memurlara ve kadınlar gününü kutlayan kadınları coplatan Emniyet amiri terfi almış. İşte adalet işte görev aşkı. Gerisi önemsiz haberler kapkaç olayları artıyor, tüketici ürünlerine zam gelmiş, emekçiler yine beklemedeymiş, milletvekili maaşlarına yılbaşından sonra düzenleme gelecekmiş. Yuh be kardeşim tabi bekleyeceksin başbakanımız gelsin seyahatten haka dansından sıyrılsın hakka uygun alacaksınız hakkınızı. Bakın daha vekillerimiz kendi maaşlarını bile yılbaşına bırakıyorlar. Hak ettiklerini çok altında ücret almalarına rağmen sesleri çıkmıyor ama bizler mızırdanmaktan başka bir şey yapmıyoruz hani vatandaşlık bilinicimiz hani dayanışmamız. Sanki öldük açlıktan, memlekette yok yok ki her türlü mal mevcut isteyen istediğini alsın. Sinir stres yok bugün. Ayaklar açılsın gözler güzellik görsün bu mutlu günde. Beyoğlu’na çıkmak gerek bin bir insanın buluştuğu İstanbul’un belki de koca ülkenin tek kültür mabedine. Her yerde olursa ne anlamı var ki tek bir yerde olması daha iyi. Şimdi doğuya götür tiyatroyu sinemayı operayı baleyi kim seyredecek seyretmek isteyen gelsin İstanbul’a her şeyi devletten bekliyoruz aman kılımızı kıpırdatmayalım incilerimiz dökülmesin. Benim amacım da bu sinemalara tiyatrolara bakmak belki de bütçeyi aşarak ufak tefek alış veriş yapmak. İlk sokaktan girip göbeğine dalıvereyim istiklal caddesine ama kazı var her yer çamur deryası. İkinci, üçüncü, dördüncü ………………………… onbeşinci sokakta da aynı manzara girmek çok zor. Demek ki belediyem olağanüstü çalışıyor gerçi bir ay oldu ama olsun. Demek ki ihaleyi alan firmanın iş gücü bu kadar yoksa iş yavaş yürüsün daha fazla para kazanalım derdi yoktur. Şimdi eminim herkes “ne çirkin manzara, buraya turistler de geliyor, rezalet vs” diyecektir. Bizim için yapılıyor bunlar kardeşim bizim için. Yoksa yılbaşı geliyor aman kimse Beyoğlu’na çıkmasın eğlenmesin diye değil. Ben üzerime düşeni yapıyorum çamurlarımı temizliyorum herkes böyle yapsa sorun olmayacak biraz sabır ya! Güneşli güzel günler bizleri bekliyor. Kitapçıya zor da olsa girmeyi başarıyorum ama o da ne? İşte olmuş sonunda olmuş. Bugünleri de gördüm ya artık ölsem de gam yemem! Ama AZ SONRA!!! |