|
Türkiye’nin Ortadoğu’daki yeni misyonunu anlamak için Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun son iki haftalık gezilerine bakmak yeterli olacaktır.;
1 Eylül ; Bağdat, Şam, Lefkoşa hattında Ahmet Davutoğlu tam bir “sürpriz” yapıyor. Ermenistan’la yeni bir dönem için bir protokol imzalanacağını açıklıyor.
“Türkiye Cumhuriyeti Azerbaycan’ın aleyhine olacak hiçbir adım atmaz, izin vermez. -Sınırlar tanınacak? -Bu diplomatik ilişkinin başladığı anlamına gelecek? -Karşılıklı tarih komisyonu başta olmak üzere komisyonlar kurulacak.ve çalışacak? -Karabağ konusu için çalışılacak.Attığımız bu adım Kafkasya’ya getirmek istediğimizi yeni düzenin adıdır. - Bu düzen içerisinde sınırların kalktığı, ekonomik ilişkilerin yoğunlaştığı, karşılıklı bağlılıkların arttığı bir vizyon vardır. Biz Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki meseleye de bu vizyondan bakıyoruz. - Burada amaç kalıcı ve kapsamlı bir barıştır. -Bugün herkesin barış için elini taşın altına koyma günüdür. Biz bu açıklamayla ortaya çıkan atmosfer ışığında uluslararası toplumu Azeri Ermeni ihtilafının çözümüne katkıda bulunmaya çağırıyoruz. “
3 Eylül Perşembe günü başlayacak 2. tur Kıbrıs müzakereleri öncesinde Davutoğlu KKTC’de Talat'ın Türkiye'nin kendilerinin yanında olmaması durumunda yalnız kalacaklarını söylemesi üzerine ; “Her şeyden önce Türkiye Cumhuriyeti devleti ve 72 milyon Türk arkanızdadır.Ama bir şey daha sizinledir.O da insanlık vicdanıdır.Çünkü hiçbir insanlık vicdanı, sadece kendini korumaktan ibaret olan bir mücadele sonrasında en temel insan haklarından mahrum edilen bir halkın karşısında olamaz” dedi. Davutoğlu, “adada ya anlaşma, ya kalıcı bölünme ya da başka bir modelle mutlaka çözüm olacağını “ söyledi. Lefkoşa’da KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın ofisine doğru giderken, Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni telefon açıp, “Jetleriniz uçağımızı taciz etti” diyor.Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun yanıtı, “Sayın Bakan ben şu anda Kıbrıs’tayım.Çözümü konuşuyoruz.Hadi siz de gelin Ada’da bir çay içelim.Bunları konuşalım” oluyor. 5 Eylül’de Davutoğlu, Stockholm'de AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn ile bir araya geldi. AB dönem başkanı İsveç'in başkanlığında yapılan AB Dışişleri Bakanları Gymnich toplantılarına katılmak üzere Stockholm'de bulunan Davutoğlu'nun, kaldığı otelde görüştüğü Rehn'e, daha önce bir araya geldiği Britanya, İtalya ve Belçika dışişleri bakanlarına olduğu gibi, Irak ve Suriye gezileri, Türkiye'nin Ermenistan ile yürüttüğü görüşmeler, demokratik açılım ve Kıbrıs konularında bilgi veriyor. Görüşmelerde, Türkiye’deki reformlar, TBMM’de kurulan Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun çalışmaları, TRT 6’nın yayınları, Kıbrıs ve enerji konuları üzerinde duruldu. Son zamanlarda Avrupa’da Türklere yönelik işlenen cinayetler de gündeme geliyor. Özellikle İngiltere, İtalya ve Belçika’nın Türkiye’nin AB’ye üyeliği konusunda büyük destek verdiği, bu ülkeyi temsil eden üç bakanın da “Avrupa’da herhangi bir olumsuz açıklamanın Türk kamuoyunda katlanarak büyüdüğü ve daha olumsuz bir görüş yayıldığı” kanaatinde olduğu belirtilmiş.
7 Eylül günü Davutoğlu ve beraberindeki 14 kişiden oluşan heyet, resmi bir ziyaret için Gürcistan'ın başkenti Tiflis'e gidiyor. Davutoğlu ; Gürcistan'da iç huzurun sağlanması ve bu ülkenin karşı karşıya kaldığı sorunların barışçıl yöntemlerle çözülmesinin büyük önem taşıdığını belirterek, bu bakış perspektifiyle, Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ünal Çeviköz'ün, kendisinin Gürcistan ziyaretinin ardından Abhazya'yı ziyaret edeceğini bildiriyor. 8 Eylül Avrupa liği Reform İzleme Grubu’nun (RİG) 17’inci Toplantısı için bugün Trabzon’a gelecek Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Rahip Andrea Santoro’nun öldürüldüğü Santa Maria Katolik Kilisesi’ni de ziyaret edecek. Rahip Santoro, Şubat 2006’da dua ederken o zaman 17 yaşında olan Oğuzhan Akdin tarafından silahla vurularak öldürülmüştü.
8 Eylül Davutoğlu, Arap Birliği dışişleri bakanları toplantısına katılmak üzere Kahire'ye gidiyor.. Arap Birliği dışişleri bakanları toplantısı, önceki dönem başkanı Sudan'ın açılış konuşmasıyla başlayacak, daha sonra yeni dönem başkanı Suriye'nin Dışişleri Bakanı Muallim konuşacak. Toplantıda, Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da birer konuşma yapacak.Davutoğlu, akşam Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim'in vereceği iftara katıldıktan sonra Ürdün'e geçecek. Davutoğlu;” Türkiye`nin Ortadoğu’da hiçbir ülkeyle rekabet halinde olmadığını söyledi. Bölgedeki hiçbir gelişmenin diğerinden ayrı düşünülemeyeceğini, dolayısıyla kendilerinin bölge ile direkt ilgili olduklarının “altını çizen Davutoğlu, ” Lübnan’daki olay, Irak`ı, Irak`taki gelişme İran`ı, İran`daki bir gelişme ise Ortadoğu barış sürecini rahatlıkla etkileyebilmektedir.” diye konuştu. Türk dış politikasının “ herkes için güvenlik, siyasi diyalog ve karşılıklı ekonomik bağımlılık ekseninde kurulu olduğunu ifade eden Davutoğlu, Türkiye`nin Ortadoğu`nun bir kriz bölgesi olmaktan çıkmasını arzuladığını da” söyledi. “Arap Birliği üyesi ülkelerle 2002`de ticaret hacminin 8.5 milyar dolardan geçen yıl beş kat artarak 37 milyar dolara çıktığını da belirten Davutoğlu, müteahhitlik firmalarının geçen yıl aldığı ihalelerin toplamının da 10 milyar dolara ulaştığını “söyledi. Davutoğlu, “Arap ve Körfez ülkelerini Avrupa, Orta Asya ve Kafkaslara bağlayacak bölgesel ulaşım ağlarının geliştirilmesine özel önem verdiklerini “ de belirtti. Davutoğlu, Ortadoğu ‘daki gelişmelerin Türkiye`yi yakından ilgilendirdiğini belirterek, “Sadece bölge halklarıyla olan tarihi, kültürel ve sosyal yakınlığımız değil, bu gelişmelerin Türkiye`ye olan doğrudan veya dolaylı etkileri de bizi bölge meselelerine odaklanmaya mecbur kılmaktadır. Bu çerçevede, bölgede kalıcı barış ve istikrarın tesis edilmesi, dış politikamızın öncelikli hedeflerinden birini oluşturmakdadır “ diye konuştu. Ortadoğu`da güvenlik sorununu vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti: “Türkiye, Ortadoğu`da refah ve işbirliğinin hüküm sürmesini arzu etmektedir. Çok boyutlu, ön alıcı, yapıcı ve geleceğe dönük politikalarımızla hem yakın bölgemizde hem de daha geniş çevresinde güvenlik, istikrar ve refahın gelişimine ve kültürel kalkınma sürecine katkı sağlamak için çaba göstermekteyiz. Ortak risk ve tehditlerden karşılıklı çıkar ve yarara dayalı işbirliği zeminleri yaratmak ve böylece bölgeyi çatışma ve buhranların kısır döngüsünden çıkarıp istikrar ve refah alanına dönüştürmenin, tüm bölge ülkelerinin ortak amacı olması gerektiğine inanıyorum. “ Türkiye`nin dış politikasının temel hareket noktasının, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi olduğunun altını çizen Davutoğlu, dış politika vizyonunu ana başlıklarla özetlerken, herkes için güvenlik, siyasal diyalog ve karşılıklı ekonomik bağımlılık başlıklarını öne çıkardı. Ortadoğu`daki her bir olayın tüm bölge ülkeleri etkilediğini anlatan Davutoğlu, Türkiye`nin kapsamlı ve tüm bölge açısından bütünlük arzeden bir politika izlediğini vurguladı. Filistin sorununa da da değinen Davutoğlu, tek bir Filistin devletinin kurulmasıyla sorunun çözüme kavuşturulmasından yana olduklarını söyledi.Filistin sorununda son aşamaya geçilmesi gerektiğini dile getiren Davutoğlu, şöyle konuştu: “ Geçici sınırlar, geçici tedbirler, sınırlı egemenlik gibi kavram ve yaklaşımlar kabul edilebilir değildir. 1967 sınırları içinde Filistin devleti biran önce kurulmalıdır. Bizlerin yanısıra ABD, Avrupa Birliği ve Rusya başta olmak üzere uluslararası camianın bu yönde yapıcı politikalar ortaya koyması ve kararlılık göstermesi, bu amaca süratle ulaşılması bakımından elzemdir. Gazze’de yaşanan insanlık trajedisinin yaraları hala sarılmamış, oradaki kardeşlerimizin acıları halen dindirilememiştir.Abluka kaldırılmalı, bölgenin yeniden imarına daha fazla vakit keybedilmeden başlanmalıdır. Bu trajediye seyirci kalınmaması sadece Filistinli kardeşlerimize değil, insanlığa karşı da borcumuzdur.” Irak konusuna da değinen Davutoğlu, güvenlik alanında elde edilen kazanımlar siyasal adımlarla desteklenmediği sürece, Irak`taki güvenlik durumunun kırılganlığını koruyacaklarını inandıklarını bildirdi. Konuşmasında Körfez güvenliği ve Yemen`deki çatışmalar ve istikrarsızlığı gündeme getiren Davutoğlu, Türkiye ile Arap Birliği ülkeleri arasında 2002 yılında 8.5 milyar dolar olan ticaret hacminin 2008 yılında 5 kat artarak 37 milyar dolara ulaştığını vurguladı. “Komşularla sıfır sorun politikası” izlediklerini belirten Davutoğlu, Arap Birliği ülkeleriyle işbirliğine ve birlikte çalışmaya sonuna dek açık olduklarını sözlerine ekledi. Türkiye`nin Suriye ile Irak arasındaki arabuluculuk çabaları sürüyor. Kahire`de Arap Birliği ve Türkiye`nin arabuluculuğuyla bir araya gelen Irak ve Suriye dışişleri bakanları, diyalog görüşmelerinin sürdürülmesi konusunda anlaşmaya vardı. 10 Eylül Davutoğlu, ziyarette bulunmak üzere Ürdün'ün başkenti Amman'a geldi. Mısır'ın başkenti Kahire'de dün yapılan Arap Birliği dışişleri bakanları toplantısına katılan Davutoğlu ve Ürdün Dışişleri Bakanı Nasır Cevde, aynı uçakla Amman Havalimanına geldi. 12 Eylül Christer Asp'ın, AB ülkeleri büyükelçilerinin de katılımıyla düzenlediği iftar yemeğinde, Davutoğlu dış politika gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor..
Edinilen bilgiye göre, demokratik açılıma devam edileceğinin altını çizen Davutoğlu, terör örgütü PKK ile mücadelenin de önemine işaret etti. Bu çerçevede AB desteğinin önemine vurgu yapan Davutoğlu, bunun en önemli boyutlarından birinin Avrupa'daki finansmanın kesilmesi olduğunu belirtti.AB sürecine ilişkin de konuşan Davutoğlu, enerji faslının açılmamasının rasyonel olmadığını ifade etti. Kıbrıs konusunda da kritik bir döneme girildiğini belirten Davutoğlu, bu konuda AB'den adil olmasının beklendiğini kaydetti. Davutoğlu, Kıbrıs konusundaki fırsatların değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çekti. Ermenistan ile normalleşme süreci hakkında da bilgi veren Davutoğlu, Azerbaycan-Ermenistan ve Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde normalleşmede eş zamanlı çaba gösterilmesi gerektiğini söyledi.Davutoğlu, yemekte ayrıca Irak-Suriye arasındaki sıkıntıların giderilmesi için yapılan çabalar hakkında da büyükelçileri bilgilendirdi. 13 Eylül Davutoğlu İran’da Ahmedinejad, Davutoğlu ile görüşmesinde, bölge ülkeleri arasındaki işbirliğinin yine bölge halkları için istikrar, huzur ve kalkınma anlamına geldiğini söyledi. Ahmedinejad, “büyük ve zorba güçlerin zayıflamaya başladıkları bir süreçte” bölge ülkeleri özellikle de İran ve Türkiye arasındaki ilişkilerin gelişmesini “zorunlu” olarak değerlendirdi. Türkiye ve İran'ın birbirlerinin dostu ve kardeşi olduğunu vurgulayan Ahmedinejad, “İran ve Türkiye'nin gelişmesi, iki ülke halkının, bölgenin ve dünyanın yararınadır” dedi. Ahmedinejad, iki ülke arasında başta enerji olmak üzere tüm alanlardaki ilişkilerin daha da gelişmesi gerektiğini bildirdi. Davutoğlu da iki ülke arasındaki işbirliği potansiyelinin oldukça fazla olduğunu belirterek, “İran ve Türkiye ilişkilerinin gelişmesi günümüz şartlarında zaruridir” diye konuştu. Ahmedinejad'ı, yeniden cumhurbaşkanlığı görevine seçilmesinden dolayı kutlayan Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yazılı mesajını da Ahmedinejad'a iletti. Bu arada Davutoğlu'nun, İran Meclis Başkanı Ali Laricani ile de görüştüğü öğrenildi. Davutoğlu'nun, yarın da İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri ve Nükleer Başmüzakereci Said Celili ve diğer yetkililerle biraraya gelmesi bekleniyor. Davutoğlu Muttaki ile yaptığı görüşmede , ”Türkiye ve İran olarak iki ülkenin bulunduğu coğrafyanın güvenlik havzasına dönüşmesine büyük önem veriyoruz” dedi. İki ülke arasındaki sınırın dünyadaki en eski sınırlardan biri olduğunu belirten Davutoğlu, ”Türkiye ve İran çok köklü tarihi arka plana dayanan güçlü ilişkilere sahiptir” dedi. Davutoğlu, iki ülke arasında karşılıklı saygı esasına ve içişlerine karışmama ilkesinin temel prensip olarak güçlü bir biçimde yerleştiğini bildirdi. Davutoğlu, ikili ilişkilerle ilgili birçok konuyu masaya yatırdıklarını ve işbirliğinin geliştirilmesi konusundaki kararlılığı teyit ettiklerini söyledi. ”İkili ilişkiler bağlamında çok geniş kapsamlı bir işbirliği alanı mevcuttur” diyen Davutoğlu, ”Güvenlikten ticarete, ulaştırmadan enerjiye, kültürden ticarete o kadar farklı alanda o kadar çok potansiyel var ki görüşmesi saatlerce sürecek bir ortak gündemimiz var” diye konuştu. ”Başta teröre karşı mücadele olmak üzere her tür güvenlikle ilgili konularda güvenlik birimlerimiz arasında gittikçe artan ilişkilerden büyük memnuniyet duyuyoruz” diyen Davutoğlu, ”Özellikle terörle mücadele konusunda önümüzdeki günlerde taşıyacağı önem dolayısıyla bundan sonra da güvenlik birimlerimiz arasındaki ilişkilerin daha da yoğunlaşmasına karar verdik” dedi. İki ülkenin ekonomik alanda da büyük bir işbirliği olanağına sahip olduğunu belirten Davutoğlu, ”Türkiye ve İran coğrafyası birarada düşünüldüğünde bu coğrafya Hint Okyanusu’ndan Akdeniz ve Karadeniz’e, Orta Asya;dan Güney Avrupa;ya uzanan en doğru coğrafyadır. İki ülkenin işbirliği sadece iki ülkeyi biraraya getirmekle kalmayacak, ulaştırma, ekonomi ve enerji alanında Asya ile Avrupa arasındaki en doğrudan koridoru da oluşturacak” diye konuştu. İki ülke arasındaki ticaret hacminin son yıllarda küresel krize karşın 11 milyar dolara çıkmış olmasından büyük bir memnuniyet duyduklarını belirten Davutoğlu, bu rakamın kısa sürede 20 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini, ticaretin arttırılması için çalışmalara hız verilmesini kararlaştırdıklarını söyledi. İran ile enerji alanındanki işbirliğini de gözden geçirdiklerini, yapılması gerekenleri ele aldıklarını belirten Davutoğlu, kültür ve turizm konsunda da çok büyük potansiyel olduğununa bir kez daha tanık olduklarını ve bu konudaki çalışmaları da gittikçe artıracaklarını bildirdi. Davutoğlu, ”Sınırımızın halklarımız arasında ayrılık değil, kaynaştırıcı ve birleştirici bir sınır olması için geçişlerin kolaylaştırılmasına yönelik ortak çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi. ”Bölgesel konularda ise iki ülkeyi doğrudan ilgilendiren çok sayıda bölge var. Ortadoğu, Kafkasya, Körfez, Afganistan. Birçok konu var ki Türkiye ve İran’ın ortak alanıdır” diyen Davutoğlu, ”Dost ve komşu Irak’taki gelişmeleri yakından izledik. Bu kritik dönemde Irak’a bütün komşular gibi İran ve Türkiye’nin de destek olması gerektiğini bir kez daha teyit ettik” diye konuştu. İran’ın nükleer programı çerçevesinde ortaya çıkan gelişmleri de gözden geçirdiklerini ifade eden Davutoğlu, ”Türkiye’nin bu konulardaki tutumu açıktır. Bütün bu konularda çözümün diplomatik yolla ve karşılıklı saygı esası içinde gerçekleşmesi gerektiğini, bölgesel ve küresel barışı ilgilendiren her konuda mutlak anlamda bir ortak işbirliği ortamının sağlanması gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda İran ile birlike çalışmaya devam edeceğiz” dedi. ”Biz küresel enerji güvenliği ve enerji arzının çeşitlendirilmesi babında İran enerji kaynaklarının küresel enerji akışı içinde hakettiği yeri almasına büyük önem veriyoruz” diyen Davutoğlu, ”Bu, Asya ve Avrupa arasında en önemli enerji köprülerinden birini oluşturmaktadır” ifadesini kullandı. ”İran, Türkiye için hem çok önemli komşu ve dost bir ülke hem de büyük bir ekonomik potansiyel ihtiva eden bir ortaktır. Tüm komşularla olduğu gibi İran ile de en kapsamlı ekonomik ilişkileri geliştirmek istiyoruz” diyen Davutoğlu, bunun da bölge ve dünya ekonomisine bir katkı sunacağı düşüncesinde olduklarını kaydetti. ”Aslında bütün çabamız yeni yaptırımlarla İran’ın büyük potansiyelinin dünya ve bölge ekonomisinin dışında tutulmasına engel olmaktır. Dolayısıyla Türkiye, İran’a yönelik herhangi bir yeni yaptırım olmaması, eski yaptırımların da ortadan kaldırılması için üzerine düşen ne varsa yapmaya hazırdır. Bunun gerçekleşmesi için başta nükleer programı olmak üzere bütün sorunların barışçıl yolla ve diyalogla çözümü konusunda Türkiye, elinden geleni bundan sonra da yapacaktır. Çünkü bu konu sadece İran ile Batı ve diğer ülkeler arasındaki bir ilişki olmasının ötesinde Türkiye’nin de çıkarlarını ilgilendiren bir konudur. Biz önümüzdeki dönemde karşılıklı anlayış içinde yaptırımların olmayacağı bütün imkanların barışçı şekilde kullanılacağı ve sorunların diyalogla çözüleceği bir ortamın sağlanması için çaba sarfedeceğiz. Yaptırımların olması ihtimalinden daha çok şu anda zihnimiz yaptırımların olmaması için neler yapılması gerektiği konusuna yoğunlaştırmış durumdayız. Bunun için Türkiye, dost ve kardeş İran nezdinde elinden gelen tüm çabayı göstermeye devam edecektir.” İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Mutteki de iki ülke arasında her alanda işbirliğinin geliştirilmesine çalıştıklarını söyledi. Terör örgütü PKK ve PJAK’a karşı mücadelede Türkiye ve İran’ın işbirliğinin açık olduğunu belirten Mutteki, iki ülke arasındaki dostluk sınırının teröristlerce kullanılmasına kesinlikle izin verilmeyeceğini bildirdi ve ”İran ve Türkiye’nin bölgede radikalizm ve terörizmle mücadeledeki kararlılık ve azmi son yıllarda önemli sonuçlar vermiştir” diye konuştu. Nükleer enerjiyle ilgili son öneri paketlerini bilgilendirme açısından Davutoğlu’na verdiğini belirten Mutteki, ”Nükleer enerji elde etme hakkımız konusunda Türkiye’nin desteğini her zaman yanımızda hissettik” dedi. Enerji alanındaki işbirliğine de değinen Mutteki, ”Türkiye, bu bölgedeki enerjinin Avrupa’ya transferindeki en ciddi seçeneklerden biridir” dedi. İran ve Türkiye arasındaki dostane ve kardeşçe ilişkilerin önemini vurgulamaya gerek olmadığını belirten Mutteki, iki ülke arasındaki ilişkileri dönemsel ve taktiksel olarak değerlendirilemeyeceğini bildirdi. Her alanda ilişkilerin geliştirilmesinin gündemde olduğunu ifade eden Mutteki, ”İki ülkenin potansiyeli dikkate alındığında ilişkilerimizin stratejik olduğu ortaya çıkar” diye konuştu. Mutteki, iki ülkenin cumhurbaşkaları Abdullah Gül ve Mahmud Ahmedinejad’ın bu yıl içinde görüşmelerinin gündemde olduğunu da sözlerine ekledi. Davutoğlu’nun tüm temasları sonrasında sık sık Hillary ile telefon görüşmeleriyle raporlama yaptığını da unutmamak gerek. |