left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow P - Z arrow Can Şenses arrow AÇILIMLAR, GÜVERCİNLER, ŞAHİNLER VE SOL
Tuesday, 22 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
AÇILIMLAR, GÜVERCİNLER, ŞAHİNLER VE SOL Yazdır E-posta
Yazar Can ŞENSES   
Monday, 24 August 2009



Abdullah Gül 15 Mayıs tarihinde Suriye gezisi sonrası “Kürt sorununda tarihi bir fırsat vardır fırsatı kaçırmamalıyız” demişti. Akabinde bu söyleminin içini dolduramadı. Sorulan sorulara doyurucu cevaplar veremedi. Bir süre tartışıldı ve konu askıya alındı. Şimdi bir hafdadır AKP Hükümetinin girişimleriyle, başlattığı tartışmalarla, İçişleri Bakanı’nın ziyaretleriyle, İmralı’dan  gelecek Öcalan’ın yol haritası beklentisiyle, partiler arası atışmalarla, sorun Sezen Aksu’ya kadar geniş bir yelpazede alabildiğine tartışılmaya başlandı.
 
Nasıl adlandırılırsa adlandırılsın ister Güneydoğu ister, Kürt sorunu ülkemiz için her zaman bıçak sırtı bir konu olmuştur. Bu coğrafyanın tarihi arka planında aslında sorunun kökeni yatmaktadır.1921 Anayasası’nın Kürtlere özerklik sunduğu hep iddia edilir. Evet, bu anayasanın 11–21. maddeleri şuralar eliyle özerk yönetim sistemini getirmektedir. Mustafa Kemal: Milletimizin bugünkü idaresi, hakiki mahiyeti ile bir halk idaresidir. Ve bu idare tarzı, esası danışma olan şûra idaresinden başka bir şey değildir. Ruslar buna Sovyet idaresi derler."

Kürtlerde bölgelerinde kendi kendilerini yöneteceklerini düşünmüşlerdir.1924 Anayasasında ise bu maddeler yer almamışlardır. Cumhuriyet ilan edilmiş. Özerkliği çağrıştırabilecek bir yönetim biçiminden tamamen uzaklaşmak istenmiş. Yurttaşlık kavramı ön plana çıkarılmış ve üniter devlet yapısı sağlamlaştırılmaya çalışılmıştır. Yazar Özdemir İnce’ye göre Değişiklik, "Devlet Sosyalizmi"ne giden anayasal yolu kapatmak için yapılmıştır. Tabiî ki Kürtler ve onların adına zaman zaman sözcülük yapan kesimler bu maddelerin çıkarılışından hoşnut olmamış 1924 Anayasasını ve sonraki anayasaları ve çıkarılan kanunları antidemokratik bulmuş, Kürt kimliğinin yok edilmek istendiğini söylemişlerdir.
Ayrıca bu sorun tartışılacaksa anayasal çerçeve dışında, Kürt feodalizmi, emperyalizmin coğrafyadaki oyunları, toprak reformu, yoksulluk, geri kalmışlık gibi birçok mesele gündeme getirilmeli hiçbiri göz ardı edilmemelidir. Tarihteki Kürt isyanları nedenleri ve sonuçlarıyla ele alınmalıdır. Doğu’daki ilk isyan 1806 tarihinde başlamıştır.1937’deki Dersim isyanı en kanlısı ve en çok akılda kalanıdır.
O yıllardan günümüze kadar sorun zaman zaman alevlenmiş hiçbir zaman çözülememiş; Ama PKK ayrılıkçı terör örgütünün kuruluşuyla başka bir boyuta geçmiştir. Türk ordusuyla savaşan bir güç vardır artık ortada. Ve bu düşük yoğunluklu savaş Türkiye’mize pahalıya mal olmuştur. Kırk bin insan ölmüştür. Askerlerimiz, öğretmenlerimiz, güvenlik güçlerimiz… Köyler boşaltılmış, ormanlar yakılmış, dağa çıkan örgüte katılan gencecik Kürt kızları ve delikanlıları da telef olmuştur. Faili Meçhul cinayetler artmıştır. Mayından ayağı kopan yaralanan askerlerimiz,  yüreği yanık analar, babalar, psikolojisi bozulmuş bir yığın insan, yoksulluk, devletle örgüt arasında sıkışmış baskı gören bölge halkı… Acıları ezberimize aldık gülmeyi unuttuk uzun bir süre. ABD’nin Bop kapsamında Irak’ı işgal edip Kuzey Irak’ta kendisine yakın bir özerk yönetim oluşturması oradaki otorite boşluğu sonrası Öcalan’ın yakalanmasından sonra azalan saldırılar yeniden artmış. Ordu da sınır ötesi harekâtlara devam etmiş çözümsüzlük yine kaderimiz olmuştur.
 
 Şimdi çözüm deniyor. Çözümün altında neler var? Çözülecek mi, partiler ne diyor? Neler konuşuluyor. Bunları irdelemekte fayda var.
 
ABD Obama’yı başkan seçtiğinde bir politika değişikliğine gitti. Çok radikal değişimler olarak kabul edilmese de Bush yönetimi kadar saldırgan bir tutum izlemeyeceği açıktı. Irak’ta işleri bitmek üzereydi. Klasik böl, parçala yönet kanlı oyununu oynamıştı. Başkan Obama TBMM’de konuştu. Ermenistan sınırını yeniden çizin dedi. Ekümenliği kabul edin dedi. En büyük vurgusu da Kürt sorununaydı. . Çünkü ABD çıkarları artık hır gür istemiyordu. Sam Amca Bağdat’ta, Felluce’ de binlerce insanı katlettikten sonra oraya hakim olmuş demokrasi(!) getirmiş artık çekilmeliydi. PKK’lı Karayılan Le Monde gazetesindeki röportajında konuya değindi. Özetle bölgedeki enerji kaynaklarının, petrolün nakli ve de Amerikan ordusunun sağ salim bölgeden çekilebilmesi için bir barış havası esmesi ve de silahların en azından ABD yeni bir politika belirleyene kadar susması gerekmekteydi. İşte hükümeti harekete geçiren bu gelişmelerdi. Öcalan 1919 lara, barışa kardeşliğe yaptığı vurgulara geri döndü. Bölünmeyi istemediklerini söyledi. O da tarihi bir fırsat yaratıldığını kamuoyuna duyurdu. AKP görüşmem dediği DTP ile görüştü. Akp’ye yakın gazetecilerle toplantılar yapıldı. Siyasi partiler kendi Kürt politikalarını, yol haritalarını yayınlamaya başladılar. Şehit aileleri temkinli ve tedirgindi. Devlet Bahçeli’ye gün doğmuştu. Esip gürlüyordu. MHP katılığını devam ettiriyordu. Geçmişte Kürt raporu hazırlayan o zamanın SHP’si nin Genel Sekreteri Baykal’a gelince rapora sahip çıkar görünse de açılıma temkinli yaklaşıyor, eleştiriyor. Sendikalar, demokratik kitle örgütleri hükümetten somut bir şeyler bekliyorlar kimisi destek veriyoruz diyor, kimisi de bölünme tehlikesiyle karşı karşıya kalacağımız tezini savunuyor.
 
Türkiye çok önemli bir dönemece girmiştir. Bu sorunu daha sakin ve tansiyonu düşük bir şekilde akılcı yaklaşımlarla geçmişteki hatalardan ders çıkararak çözebilecekken ABD AKP ve Türkçü ve Kürtçü şahinler ( MHP Bahçeli ve DTP içindeki Emine Ayna ve benzerleri) ortamı gerdiler. Kuşkusuz bir görelim bu açılımda neler varmış diyenlere hak vermek mümkündür. Ama bu çok önemli konunun eleştirdiğimiz ABD AKP BOP çizgisine bırakılmadan, bu topraklardan fışkıracak çözüm önerileriyle, barışçı planlarla ekonomik, sosyal, kültürel, hukuksal adımlarla esenliğe çıkarılması en büyük dileğimizdir. Sol üzerine düşen görevi yerine getirmelidir. AKP’nin hatalarına dur diyecek hep sahada olacak Sol partilere İhtiyaç vardır. CHP ve Baykal bekle gör politikası izleyemez. Bu süreç Tayyiplere, Güllere, Barzanilere bırakılamaz. Sol her zaman olduğu gibi net çizgisini çizmeli.En geniş uzlaşmacı ve de sorun çözücü sonuçlar çıkması için uğraşılmalıdır.Solun ve insanlığın en büyük derdi,  Özgürlük, kardeşlik, eşitlik olmuştur. Her şeyin temeli budur. Kardeşlik mutlaka birlikten karışmadan geçer. Ayrışmadan değil! Siyasal, ekonomik sosyal kültürel ne kadar özgürlük varsa uygulanmalı bunları engelleyen yasalar özenle kaldırılmalıdır. Akıllı güvercinler getirecektir kardeşlik ortamını! Saf güvercinler, şovmen güvercinler sorunları bilemez, çözemez. Son günlerde manşet oldu basında! Sezen Aksu Erdoğan’ı telefonla arayıp destek verirken hiç irdeledi mi acaba? Kendine demokrat olduklarını. Barış getirecek Başbakan’ın bir Amerikan Gazetesine makale yazıp:
Irak'ta savaşan ABD'li kahraman bay ve bayan askerlere, en az zayiatla ülkelerine mümkün olan en kısa zamanda dönmeleri arzusuyla dua ediyoruz."  dediğini.
 
Sezen Aksu biliyor mu ABD oyunlarını? Biliyor mu dönen dolapları. Yılmaz Erdoğanlar, Sezen Aksular sovmen güvercinlik yaparken Tarık Akanlar, Müjdat Gezenler, Yavuz Bingöller daha bilimsel yaklaşarak temkinli davranıyorlar sol düşüncenin şüpheci ve sorgulayan yanını üzerlerinde taşıyarak akıllı güvercinler oluyorlar. Biliyoruz ki daha çok tartışacağız. Akla hayale gelmedik hiç benimsemeyeceğimiz çözümler ortaya atılacak. Provokasyonlarla kaotik ortamlar yaratmak isteyenler olacak! Ama sakin olacağız. Madem bir sürece girildi, gereğini yapacağız.
 
Bu meseleyi bir günde çözemeyiz. Ama artık bu kanı durdurmak zorunda olduğumuzu biliyoruz. Bu topraklarda eşit, özgür bireyler olarak yaşamak en büyük dileğimiz!  Silahların susması, yoksulluğu nasıl yeneriz? Gerici, feodal kalıntıları nasıl temizleriz? gibi soruları yeniden sormaya başlamamıza yol açacaktır. Üniter devlet yapısında barış içinde yaşayacağımız günler için şimdiden özlem duymaya başlayalım. Türkiye Cumhuriyeti bunu yapacak güçtedir. Kendi barışımızı kendimiz sağlayacağız. Birileri dayatmadan, birileri zorla, kendi çıkarları için suni bir şekilde barıştırmadan! Ne diyor Âşık İhsani kulak verelim.
 
                             Şura doğu, şura batı demeden
                             Güvercinler salacağız yakındır!
 
 
 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar
Hepimizin arzusu bu savaşın bitmesi. Artık kan akmaması. Gencecik insanların ölmemesi, beden ve ruhlarının bu savaş nedeniyle yara almaması. Ne dağa çıkarak, ne de askerde şehit düşerek.. Emek vererek, üzerine titreyerek, kendilerine ve insanlığa yararlı kişilikler yetiştirmek için çabaladığımız çocuklarımız için bu sürecin, daha başlangıcında ölümle noktalanmaması en büyük dileğimiz. Ben bir anne, bir insan olarak bu savaşı kim bitirirse bitirsin, alnından öpmeye hazırım. İdeolojisini, politikasını beğenmeyebilir onaylamayabilirim. Burada göstereceği samimiyet, en sağlıklı çözümü bulma çabası, siyasi işbirliğine açık olması vb. önem taşıyor benim için. Şu ana dek açılımın içi doldurulamadı maalesef. Ama bu tartışmaların önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Bu açılımın içi de ilgili kesimlerle yapılacak tartışmalarla doldurulmalı diye düşünüyorum. Artık herkes biliyor ki bu sorun kanla çözülmeyecek, bu sorunun çözümü demokratik yollarla olmak zorunda. Sezen AKSU'ya gelince sonuna kadar katılıyorum ona. Bir anne olarak bir vatandaş olarak bu savaşın bitirilebilmesi umuduyla arıyor başbakanı. Olanağım olsaydı ben de arar, attıkları bu adımın önemini ve devamına dair umut etmek istediğimi iletmek isterdim.
Gönderen Tülin DEMİRSOY on Wednesday, 09 September 2009 at 4:06


 1 
Sayfa 1 / 1 ( 1 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: AÇILIMLAR, GÜVERCİNLER, ŞAHİNLER VE... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right