"Sevgili karım ve değerli yoldaşım Nur Sürer'in öncülük yaptığı "Özgürlük ve dayanışma içi seslenin" adlı sitenin faaliyete geçtiğini öğrenmiş bulunuyorum. Cezaevi görüşünde kendisine ilettiğim sonsuz teşekkürlerimi, burada sizlerin huzurunda da bir daha tekrarlamak isterim.
Siz sevgili arkadaşlarımın yazmış olduğu dayanışma mesajları mektuplarla bana sürekli olarak iletiliyor. Tanıdığım ve tanımadığım herkese göstermiş oldukları dayanışma ve kardeşlik için teşekkürlerimi sunuyorum. Yüksek ahlaklı ve yiğit insanlarımızın bu mesajlarının, benim mütevazı hayatım içinde tarihi tanıklık olarak da büyük değer taşıdığını bilmenizi isterim. Özellikle kendi isteğim ve kararımla ülkeme dönüş yaptığım 1993 Eylül'ünden sonra, acılar ve karalamalarla yoğrulmuş onaltı yıllık süreçte, karşıma çıkarılmış inkarcılığın ve şark kurnazlığının hoyratlığı ve belkemiksizliği altını çizmiş olduğum tarihi tanıklık olgusuna olan ilkesel bağlılığımı daha da derinleştirmiştir. Bu açıdan özellikle beni tanıyan arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunarım.
Şubat 2009 tarihinde, cezaevine girmeden önce Ankara Sanat Tiyatrosu'nda düzenlenen basın toplantısında beni uğurlamaya gelen arkadaşlarıma şöyle seslenmiştim: " Ben devrimciyim. En büyük özelliğim, en iftihar ettiğim özelliğim, bağımsızlığımdır ". Bana göre bu kısa cümle bütün 68 ve 78 kuşağının mücadele hayatının altındaki sırrı anlatan ve ana meşruiyet, masumiyet damarımızın niteliğini ortaya koyan bir ifadedir. Devrimci mücadelenin bütün süreçlerinde bu ilkeye bağlılığımız tartışılmaz biçimde ortaya konulmuştur.
Devrimci gençlik mücadelesinden gelen bu iki kuşak; yakın tarihimizde bir yandan, Babil çağından kalma bürokratik ve militarist şark devletçiliği uygulamaları ve fikriyatıyla yani kadrocu zihniyetle diğer yandan da, son duruşmada bütün ekonomik-siyasal gidişata damgasını vuran egemen güçle mücadele ede ede yürümüşlerdir. Sosyal ilişkileri bakımından ikiz kardeş karakteri sergileyen bu iki zümrenin, yıllardır başarı ile götürdükleri " sinir savaşı " ortaoyununda hiç tereddütsüz anlaştıkları tek nokta devrimcileri yok etme planları olmuştur. 12 Mart ve 12 Eylül uygulamaları bu planların tarihi belgeleridir.Bütün bu zulüm ve yok etme uygulamalarına rağmen, gençlik yıllarından tenıdığım akademisyen bir yazar arkadaşımız devrimci birikim için, önem verdiğim şu tespiti yapıyor: " Peki ama o yıllarda solda siyaset yapmış onca gencin çabasının bugün hiç mi izi kalmadı dersiniz? O günlerde kendi çıkarlarını hiç düşünmeden, okuyayım da adam olayım çok para kazanayım, çok iyi yaşayayım demektense gördüğü yoksullara, adaletsizliklere ve eşitsizliklere karşı tavır alma ihtiyacını hisseden o gençlerin bütün düşleri ve duyguları yok olmuş gitmiş olabilir mi?
Doğrusu ben onların çabalarının, duygularının ve hayallerinin bugünün Türkiye'sinin vicdanını şekillendirdiğini düşünüyorum. Eşitliğe, kardeşliğe, adalete ve birlikte yaşamaya herşeyden ve herkesten fazla sahip çıkan o günün gençlerinin duygu dünyalarının da, hayal dünyalarının da bugünün Türkiye'si üzerinde belki de iktidardan daha etkili olduğunu düşünüyorum ".
Şimdi ben cezaevinde; devrimci birikimimize, bizim için ar olan onur olan, 71 sürecinde şehit düşmüş devrimci öncü arkadaşlarımın anılarına, 78 kuşağının acılarına ve yiğitliğine, beni her koşulda yalnız bırakmayan aileme ve sevgili arkadaşlarıma layık biçimde yaşamaya gayret ediyorum. Bunun böylece bilinmesini isterim. Gerisi elle gelen düğün bayramdır.
Sevgili karım Nur siteye yazdığı kısa mesajında " En kısa zamanda evine dönmeni bekliyorum " diyor. Geçen günlerde çok sevdiğim eski bir arkadaşım, yoğun işlerinden başını kaldırıp üç-beş günlüğüne bir sahil kasabasına giderken; eski bir bahriyeli olarak denizlere benden de selam söyle diye yazmıştım. Cevabı muhteşemdi. " Denizler selamını almıyor abi, seni istiyorlar " dedi. Benim için deniz hep özgürlüğün ve hayallerimin sembolü oldu. O istedikten sonra fazla söze ne hacet.
Sevgili Nur; beylerin, paşaların hayatıma koydukları şu anki sınır 70 yaşımda bitiyor. Bilmeni isterim ki direneceğim ve o yaşta da olsa mutlaka geleceğim, beni bekle. Sonra unutma, eskiden Bağdat bizdeydi ve yanlış hesap Bağdat'tan döner deniliyordu. Şimdi Bağdat hem bizde değil hem de Amerikan haydutu orayı tarumar etti. Bakarsın, gök kubbenin altında yine yanlış hesapların dönebileceği bir şehir ve hukukçular çıkar karşımıza, belli mi olur.
Hepinize selam, sevgi ve saygılarımı yolluyorum. Şimdilik hoşçakalın. "
SARP KURAY